1. HABERLER

  2. HABER

  3. ANALİZ

  4. Hamaney’in ‘Devrimin İkinci Aşaması’ Bildirisi
Hamaney’in ‘Devrimin İkinci Aşaması’ Bildirisi

Hamaney’in ‘Devrimin İkinci Aşaması’ Bildirisi

Adem Yılmaz, İran’da yayınlanan ‘Devrimin İkinci Aşaması’ bildirisi üzerinden değerlendirmelerde bulunuyor.

13 Aralık 2019 Cuma 07:46A+A-

Adem Yılmaz’ın Karar gazetesinde yer verilen yazısını (13 Aralık 2019) ilginize sunuyoruz:

Hamaney’in İkinci Aşama Bildirisi: Muhteva ve Etkileri

İran’ın dini lideri Ali Hamaney, 13 Şubat 2019’da devrimin 40. yılı kutlamaları münasebetiyle özelde gençlere genelde ise tüm İran halkına hitap eder şekilde ‘Devrimin İkinci Aşaması-The Second Phase of the Revolution’ isimli bildiri yayınladı. Devrim yıllarını ve Irak savaşı dönemini tecrübe etmemiş gençlere hitaben metnin giriş kısmında tarihsel bir anlatı sunan bildiride bilim, maneviyat ve ahlak, dış politika, adalet, yolsuzluk ve ekonomi gibi ara başlıklarla genç nesle yönelik tavsiyeler yer alıyor. Dini lidere ait resmi web sitesinde yayınlanan bildiri metninin içeriğiyle uyumlu olarak Hamaney ile birlikte yürüyen doktor, mühendis, besic milisi, din adamı ve sporcu gibi çeşitli meslek gruplarından gençlerin bulunduğu görsel yer alıyor. Öte yandan “maksimum baskı” siyasetiyle artan ABD yaptırımları ve İran-ABD arasındaki olası savaş ihtimalini güçlendiren bölgedeki gerilimle birlikte okunduğunda bu bildiri daha da anlam kazanıyor. Bu yazıda Hamaney’in dile getirdiği özeleştirilerini inceledikten sonra ‘Devrimin İkinci Aşaması’ parolasıyla Yargı ve Devrim Muhafızları Ordusu’nun tepe isimlerinde yaşanan değişikliklerin İran’ın iç ve dış dengelerine etkisini ele alacağız.

Hamaney’in özeleştirileri:

Devrim başarısız mı oldu?

Devrimin İkinci Aşaması bildirisi genç nesle yönelik tavsiyelerle birlikte devrimin 40 yılının muhasebesi olması açısından da önem arz ediyor. Ayetullah Hamaney bildiri metninde mevcut rejimi Pehlevi dönemiyle mukayese ederek idealize etmeye çalışsa da satır aralarında bazı özeleştiriler de yer alıyor. Devrimin 40 yılda vardığı sonucu bilmek adına sistemin bir numaralı isminden geldiği için bu eleştiriler daha da anlam kazanıyor. Nitekim bildiri metninin henüz başlarında ifade edilen “İslam Cumhuriyeti hatalarını düzeltmeye hazırdır” cümlesi devrime dair hataların ilk ağızdan kabulü demek oluyor. Peki, ne tür hataları bulunuyor devrimin? Bildirinin ilerleyen kısımlarında ekonomi, adalet ve yolsuzluklar hakkında çeşitli özeleştirilerin devam ettiğini görmekteyiz. 1-

1-Adalet

Hamaney’in gençlere kılavuz olması maksadıyla nasihatlerle birlikte devrimin geçirmiş olduğu serüveni de aktardığı bildiride değindiği konulardan birisi de adalet. Hamaney, her ne kadar devrimi birçok açıdan sitayiş etse de adalet bahsinde yaptığı yorum şu şekilde:  “Bu ifadem adaletin tesisi için çaba sarf edilmediği anlamına gelmesin ama adaletin işleyişinden razı değilim.”

“İslami devrim” olarak isimlendirilen ve İran’da 40. yılını doldurulan yönetim sisteminin liderinden gelen “adaletin işleyişinden razı değilim” ifadesi devrimin en temel değeri olan “adalet” konusundaki başarısını sorgulamaktadır. Nitekim İran’da adaletin işleyişi hususunda fikir edinmek için Ağustos 2019’da verilmiş iki ayrı hukuki kararı örnek verebiliriz: Eşi Mitra Ostad’ı silahla vurarak öldüren ve kısas (idam) cezasına çarptırılan İran eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve eski Tahran Belediye Başkanı Muhammed Ali Necefi nakdi teminat karşılığında serbest kalmıştı. Paylaştığı video görüntüsünde zorunlu örtünmeyi eleştiren İranlı kadın hakları aktivisti Saba Kord Afshari “türbanını çıkararak fuhşun yayılmasına sebep olmak” ve “devlet karşıtı propaganda yapmak” suçlamalarıyla 24 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

2- Ekonomi

Ayetullah Hamaney’in eleştiride bulunduğu alanlardan bir diğeri de ekonomi. Bildiri metninde iktisadi meselelerdeki en önemli dezavantajları ekonominin petrole olan bağımlılığı, bütçe planlamasındaki hatalar ve devlet kurumlarındaki israf olarak sıralayan Hamaney, ekonomi politikalarındaki istikrarsızlığın bedelinin genç işsizlik ve düşük gelir şeklinde ödendiğini ifade ediyor.”

“Ekonomi alanındaki zayıf performans ülkeyi içten ve dışardan zora sokuyor. İç zorluklar aşılırsa dış zorlukların tesiri olmayacak. Dışardan gelen zorluklar temel olarak ekonomik yaptırımlar, iç zorluklar ise yapısal problemler ve yönetimin kusurlarından ibaret” ifadelerini kullanan Hamaney, ekonomi politikalarının başarılı olmadığını kabul ettiği bildiri metninde somut bir çözüm önerisi de sunmuş değil. Hamaney’in ekonomi alanındaki istikrarsızlığa yönelik getirdiği bu eleştiriler yaklaşık 8 yıl önce ilan ettiği direniş ekonomisi doktrininin de başarısız olduğu anlamına geliyor. Nitekim İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ABD yaptırımlarının da etkisiyle ülke ekonomisinin 1980-88 arasındaki Irak savaşı döneminden daha kötü bir noktaya geldiğini belirtmişti.

3-Yolsuzluklar

Pehlevi rejimi ve birçok ülkeyle mukayese edildiğinde İran’daki yolsuzluk oranının çok az olduğunu dile getiren Hamaney “mevcut halin de kabul edilecek bir durum olmadığını” söylüyor. Hamaney İran’ın yolsuzluklar konusunda diğer birçok ülkeden daha iyi durumda olduğunu dile getirse de resmi veriler bunun tersini söylüyor. Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün her yıl yayınladığı “Yolsuzluk Algı Endeksi” verilerine göre 2019 yılında 180 ülke içinde 138. sırada yer alıyor. Nitekim İran İçişleri Bakanı Abdurrıza Rahmani Fazli de yolsuzluk ve kara para aklama faaliyetlerinin İran siyasetini kirlettiğini belirtmişti. Ayetullah Hamaney’in gerek adalet gerekse de ekonomi ve yolsuzluk konularındaki özeleştirileri 40. yılını geride bırakan İran devriminin ilk ağızdan değerlendirilmesi açısından önem arz ediyor. Siyasi sistemlerin iki ana direğinin ekonomi ve adalet olması hasebiyle bu eleştiriler devrimin başarısı konusunda da ipucu verebilir. Hamaney’in şu ifadesi de devrimin dünü ve bugününü değerlendirmekte bize yardımcı olabilir: “Açıkça söylemek gerekirse şu ana kadar olanlar ile olması gerekenler arasında derin bir boşluk var.”

Bildiriyle bağlantılı olarak gerçekleşen görev değişiklikleri

Devrimin İkinci Aşamasının yayınlanmasından kısa bir süre sonra bu bildiriyle bağlantılı olarak kritik görev değişiklikleri yaşandı. Bunlardan ilki Yargı Erki’nin başına İbrahim Reisi’nin getirilmesiydi. Reisi’nin yeni göreviyle ilgili açıklama yapan Hamaney, bu değişikliğin devrimin ikinci aşamasına yakışık kaldığını vurguladı. İran dini lideri Hamaney’in talebesi ve hemşehrisi, radikal din adamlarından Meşhed cuma imamı Alem’el-Huda’nın damadı olan Seyyid İbrahim Reisi Sâdât, 1960 yılında Meşhed’de dünyaya geldi. Yargı erkinin başına getirilmeden önce İran’ın en büyük ve en prestijli iktisadi ve kültürel teşekkülü olarak görülen İmam Rıza Vakfı’na başkanlık yapan ve bu görevi sebebiyle “Horasan Valisi” olarak anılan İbrahim Reisi, Kum kentinde aldığı medrese eğitimiyle dinî sahada, yargı alanındaki kademeli yükselişiyle de bürokraside seçkin bir konuma sahip. Bir diğer önemli görev değişikliği ise Devrim Muhafızları Ordusu’nda gerçekleşti. Devrimin İkinci Aşaması ile bağlantılı olarak DMO’nun başına Hüseyin Selami getirildi. Selami yeni görevi ile alakalı yaptığı “Devrim Muhafızları Ordusu, Devrimin İkinci Aşaması döneminde rol oynama kapasitesine sahip olmalı” açıklamasıyla söz konusu bildiriye atıfta bulunmuştu. Bildiri özeleştiriler dışında muhteva anlamında yeni bir şey söylemese de yargı ve ordunun tepe isimlerindeki değişimlere etkisi itibariyle İran’ın iç ve dış dengelerine dair mesajlar taşıyor/barındırıyor. Dış dengelere olan etkisi ABD yaptırımlarıyla birlikte artan gerilimin savaşa evrilme ihtimaliyle ilişkilendirilebilir. Kısacası Hamaney, yargı ve ordudaki atamalarla zor zamanlara hazırlık yapmış olabilir. Nitekim 20 yaşında iken katıldığı İran-Irak Savaşı’nda 8 yıl boyunca cephede bulunan Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Hüseyin Selami’nin Hamaney’den aldığı ilk talimat şu şekilde: “Devrim Muhafızları Ordusu’nu her yönden güçlü ve her alanda hazırlıklı hale getir.”

Seleflerine göre dış meselelerle daha ilgili olan ve politik duruş sergileyen Reisi, bu yönüyle de yeni görevinde dikkatleri üzerine çekebilir, İran’ın batıyla yaşadığı gerginlikte adından sıkça söz ettirebilir. Ocak 2018’de Lübnan’a gerçekleştirdiği ziyaretinde Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ile görüşen Reisi, Hizbullah komutanlarıyla İsrail sınırının sıfır noktasında görüntü paylaşmıştı. Devrimin İkinci Aşaması bildirisi ile bağlantılı olarak yapılan atamaların iç dengelere olan muhtemel etkileri de önem arz ediyor. Bu noktada Hamaney’in kendisinden sonraki yeni devrim liderine zemin hazırlığında olduğu söylenebilir. Nitekim yargı Erki Başkanlığı’na getirilen İbrahim Reisi, Devrim Rehberliği için ismi geçen adaylardan biri. Hamaney’in bu yeni görevlendirme ile hemşerisi ve talebesi Reisi’yi ön plana çıkardığı düşünülebilir.

Reisi’nin başta Kasım Süleymani olmak üzere Devrim Muhafızları Ordusu’nun birçok komutanı ile yakın münasebetinin bulunması da Hamaney’e halef olacağı yönünde yorumlanıyor. Öte yandan İran Meclisi’nden yaklaşık 200 milletvekilinin Reisi’yi yargının başına atama kararından ötürü Hamaney’e teşekkür mektubu yazmaları Reisi’nin siyasiler nezdindeki etkisine de işaret ediyor. Özetle Reisi’nin Yargı Erki Başkanlığı, Hamaney sonrası dini liderliğe hazırlık için atılmış bir adım olabilir. Öte yandan Devrim Rehberliği için konuşulan isimlerden birisi de Hamaney’in oğlu Mücteba... Hamaney’in Devrimin İkinci Aşaması bildirisi ve yargı ile ordudaki kritik atamalarla Mücteba’nın çevresini güçlendirmeye çalışması uzak bir ihtimal değil. Sonuç olarak Hamaney mevcut bildiri sonrası gerçekleştirdiği atamalarla yeni dönemin proaktif olması için kendisine yakın isimleri kritik kurumların başına getirdi. İdeolojik sürekliliği sağlamak isteyen Hamaney, iç ve dış dengeleri gözeterek yeni bir aşamaya geçmiş durumda.

HABERE YORUM KAT

1 Yorum