Görünür olmanın ince çizgisi: Riyâ

Görünür olmanın ince çizgisi: Riyâ

Bildane Kurtaran, görünürlük çağında insanın yaptığı amelin kimin için olduğunu sürekli sorgulaması ve insanların alkışı yerine Allah’ın rızasını gözetmesi gerektiğini ifade ediyor.

İnsanlar Desinler İnsanlar Görsünler Diye...

Bildane Kurtaran / Doğru Haber

İnsanlar “Aferin, bravo.” desinler diye; insanlar “Şöyle meziyetli, böyle marifetli.” bir profil görsünler diye…

Eee…

Peki ya sonrası?

Yarın âlemlerin Rabbi’nin karşısına çıkıldığında ve “Sen bu ameli kimin için ve hangi amaçla yaptın?” diye sorduğunda ne cevap verilecek?

Şurası muhakkak ki katışıksız, yalnızca Allah’ın rızasını gözeterek amelde bulunmak, insanın nefsiyle mücadelesini gerektiren zor bir imtihandır. Hele ki artık neredeyse her şeyin gözler önünde yaşandığı, görünür olmanın hayatın bir parçası hâline geldiği bir zamanda.

Yüce vahiyde ölçü net...

“Hâlbuki onlara, dini yalnız Allah’a has kılarak, O’na kulluk etmeleri emredilmişti.”
(Beyyine, 98/5)

Peki, her şeyin görünür olduğu bir çağda görünür olmak başlı başına yanlış mıdır?

Elbette değildir!

Gerekiyorsa olmalıdır da… Bir hayra vesile olmak, faydalı bir bilgiyi paylaşmak, güzel bir örneklik ortaya koymak için yapılan görünürlük elbette hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır.

Ancak buradan şunu ifade etmek gerekiyor:

Görünür olmak, beraberinde çok ciddi bir manevi disiplin, nefis terbiyesi ve tezkiyesi gerektiriyor.

Zira bu denklemde insanın ruhu, fırtına önünde incecik bir dal gibi titremeye, şekil almaya, savrulmaya ve belki de kırılmaya açık hâle gelebiliyor.

Bu sebeple bir paylaşım yapılırken, bir iyilik anlatılırken, bir başarı görünür kılınırken insanın kendi içine dönüp sorması gerekiyor..

“Ben bunu gerçekten niçin ve kimin için yapıyorum?”

Çünkü mesele sadece ne yaptığımız değil, niçin ve kimin için yaptığımızdır.

Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Artık kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, salih amel işlesin ve Rabbine kullukta hiç kimseyi ortak koşmasın.”
(Kehf, 18/110)

İşte burada özümüzü, niyetimizi korumak için Rabbimize bol bol sığınmak; istiğfar etmek; kendimizi muhasebe etmek ve murakabe bilinciyle hareket etmek güzel bir korunma yolu olacaktır.

Zira hiçbir insan, kendisini riyâdan müstağni görmemelidir.

Öyle ya, Allah Resûlü ﷺ dahi riyâdan sakındırmış ve şöyle buyurmuştur:

“Sizin için en çok korktuğum şey küçük şirktir.”
Sahâbîler, “Ey Allah’ın Resûlü! Küçük şirk nedir?” diye sordular.
“Riyâdır.” buyurdu.
(Müsned-i Ahmed)

Bu, üzerinde durup düşünülmesi gereken insanı titreten bir ikaz değil midir?

Bugün rızayı İlahi için yaptığımız bir iyiliğin, söylediğimiz etkili ve güzel bir sözün, ortaya koyduğumuz örnek bir amelin insanlara sunulması mümkün. Fakat insanların görmesi ile insanların görmesini ve nefsimizi tatmin için alkışlarını istemek arasında ince bir çizgi vardır.

Bazen insan, farkına varmadan, Rahman’ın gölgesini teğet geçip, ameline alkışın gölgesini düşürebiliyor.

Bu sebeple mevzu görünür olup olmamak değil; görünürken kalbin kime dönük olduğu ve niyetin halis olmasıdır.

Son zamanlarda bu gibi hatırlatmalar kimisi için çok cazip gelmeyebilir. Malum, dünya gündemi yoğun. Daha güncel, daha hareketli ve daha “keyifli” meseleleri okumak, gündem yapmak çok daha cazip gelebilir.

Ama biz, önce kendi nefsimize; sonra da okumak ve gündemine almak isteyenlere naçizane bu hatırlatmalarda bulunmuş olalım.

Çünkü insanın zaman zaman durup kendi duruşuna, niyetine, kalbine bakması da büyük bir ihtiyaçtır.

Rabb’imiz bizleri ihlâs üzere istikamette daim ve kaim kılsın.
Amellerimizi yalnızca kendi rızası için yapabilmeyi ve yaptıklarımızı yine kendi rızası için muhafaza edebilmeyi nasip etsin...

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir