
Suriye’nin Lübnan’a müdahale planı oldu mu?
Siyonist işgalcilerin bilfiil devam eden saldırıları karşısında dilleri tutulan bu tiplerin, Suriye’yle ilgili hayali bir plan üzerinden iftira kampanyası başlatılması üzerine “Lübnancılık” damarları kabarıyor.
AHMET VAROL / YENİ AKİT
Son günlerde Suriye’nin ABD hesabına Lübnan’a bir müdahalede bulunması için kendisine teklifte bulunulduğu ya da Suriye’nin bazı taleplerde bulunarak böyle bir operasyon teklifinde bulunduğu ancak taleplerinin yerine getirilmemesi üzerine vazgeçtiği yönünde bir dedikodu gündeme geldi. Bu konu Türkiye medyasında biraz konuşulduysa da çok fazla gündem oluşturmadı. Ama Arap medyasında epey bir tartışma konusu oldu.
Bu konudaki iddiaları Suriye Devlet Başkanı Ahmed Eş-Şara kesin olarak reddetti ve konunun kamuoyuna yanlış yansıtıldığını, Suriye’nin Lübnan’da askeri çatışmanın bir unsuru olmayı değil bu ülkenin güven ve istikrarı için çalışmayı tercih edeceğini dile getirdi. Hizbullah lideri Naim Kasım’ın açıklaması da Şara’nın açıklamasını teyit eder nitelikteydi. O da ABD’nin, Lübnan’a müdahale etmesi için Ahmed Eş-Şara’ya baskı yaptığını ama onun bunu kabul etmediğini dile getirdi.
Ne var ki Lübnanlı bazı medya mensupları ve yorumcular, aslında Şara’nın bizzat kendisinin böyle bir operasyon teklifinde bulunduğu fakat taleplerinin karşılanmaması sebebiyle girişmediği yalanını ağızlarında geveleyip durdular. Lübnanlı tanınmış bir siyasi yorumcunun Şara’nın, iddiaları yalanlamasının boşuna olduğu, operasyon teklifini bizzat kendisinin yaptığı ama isteklerinin kabul edilmemesi sebebiyle vazgeçtiği iddialarını içeren bir video kaydını internetten izlediğimde garibime gitmişti. Bu yorumcu kendince Lübnan’ın bağımsızlık ve özgürlüğüne önem verdiğini vurgulamaya çalışarak İsrail’in operasyon düzenlemesiyle Suriye’nin operasyon düzenlemesi arasında bir fark olmayacağını söylüyordu.
İşin ilginç yanı ise siyonist işgalcilerin bilfiil devam eden saldırıları karşısında dilleri tutulan bu tiplerin, Suriye’yle ilgili hayali bir plan üzerinden iftira kampanyası başlatılması üzerine “Lübnancılık” damarları kabarıyor ve Suriye yönetimini hedef alan medya saldırısında koroya katılmayı kahramanlık zannediyorlar. Oysa ortada fiili bir durum olmadığı gibi sözü edilen operasyonla ilgili söylentileri destekleyen bir gelişme de olmamış.
Böyle bir söylentinin gündeme getirilmesine neden olan gelişmenin aslı ise ABD’nin kirli bir hesabıyla ilişkili. Suriye’de özgürlük mücadelesinin sürdüğü dönemde, Lübnan’dan Esed rejimine destek için çok sayıda milis güç gönderilmiş olması karşısında Suriye’deki mevcut yönetimin intikam peşinde olabileceğini ümit eden ABD, Lübnan’a bir operasyon düzenlemesi karşılığında yüklü miktarda modern silah ve askeri teçhizat verme teklifinde bulunuyor.
Bu teklife karşı Ahmed Eş-Şara yönetimi de siyonist işgal rejiminin Golan Tepeleri’nden, Şebaa Çiftlikleri’nden tamamen çekilmesini (Şebaa Çiftlikleri’nin önemli bir kısmının Lübnan’a ait olduğunu belirtelim) ve Dürzi ayrılıkçı militanlara desteğini de sonlandırmasını şart koşuyor.
Ama Şara’nın amacı; “Siz bu şartları yerine getirirseniz ben de operasyonu başlatırım” demek değil. Onun bunda iki önemli amacı vardı: Birincisi, önlerine kabul etmeyeceklerini kesin olarak bildiği şartlar koyarak planın önünü tıkamak ve böylece teklifi doğrudan değil dolaylı yolla reddetmekti. İkincisi de kendilerinin buralarda işgalci olduklarını ve Dürzi ayrılıkçı örgütler vasıtasıyla Suriye’yi karıştırmaya devam ettiklerini, dolayısıyla kendileri hem Suriye’nin hem de Lübnan’ın topraklarını işgal etmeye ve bu ülkeleri karıştırmaya devam ederken Suriye’den böyle bir talepte bulunma hakları olmadığını kendilerine hatırlatmaktı.
Neticede işgalci siyonist rejim şartları baştan reddetmiş ve böylece plan bozulmuştur. Ne var ki işgalci siyonist rejim ve onu himaye eden ABD, bu konuyu piyasaya sürerek Suriye yönetiminin itibarını zedelemeye; bunu başarabilmek için de manipülasyon amaçlı dedikoduların üzerine balıklama dalan ve kendilerini “siyasi yorumcu” diye piyasaya süren adamlarından da istifade etmeye çalışmışlardır. Oysa oyuna gelen Ahmed Eş-Şara değil bu tür dedikodularla kafaları karıştırmaktan haz alan sözde yorumculardır.


HABERE YORUM KAT