“Evimin hâlâ ayakta olup olmadığına bir bakabilir misin?” -1

“Evimin hâlâ ayakta olup olmadığına bir bakabilir misin?” -1

Yıllardır Filistin’i uzaktan belgelemeye adayan bir açık kaynak araştırmacısı, Gazze üzerine haber yapma deneyimini değerlendiriyor.

Chris Osieck / New Lines Magazine

1. Bölüm

7 Ocak 2024 tarihinde, Filistinli gazeteci ve Al Jazeera Büro Şefi Wael al-Dahdouh’un oğlu Hamza al-Dahdouh’un kullandığı araca, meslektaşları Mustafa Thuraya, Qusai Salem ve Hazem Rajab’ın da bulunduğu sırada İsrail’in düzenlediği insansız hava aracı saldırısını doğruladım. Bu, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın öncülüğündeki saldırılara İsrail’in soykırım niteliğindeki misillemesinin başlamasından bu yana coğrafi konumunu belirlediğim pek çok şiddet eylemi arasındaydı. Aynı zamanda Ahed ile tanıştığım andı. X üzerinden bana bir özel mesaj göndererek, birçok medya kuruluşunun yanlış bilgi verdiği halde Filistinli gazetecilerin öldürüldüğü tam yeri nasıl bulabildiğimi sordu.

“Refah’a ya da Gazze’ye hiç gittin mi?” diye sordu.

“Hayır, gitmedim,” diye cevap verdim ve şöyle devam ettim: “Ama tüm bunlar yaşanmadan önce hep oraya gitmeyi planlıyordum.”

Ahed’in cevabı hem şaşkınlık hem de hayranlık içeriyordu. “Benim bulunduğum yerden binlerce kilometre uzakta yaşayan birinin, senin kadar Gazze’yi bu kadar iyi bilmesi bana inanılmaz geliyor.”

Zaman geçtikçe Ahed ile iletişimimizi sürdürdük. Onun, Gazze Şeridi’nin merkezindeki el-Mugrağa’daki İslam Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmak için sıkı çalışan genç bir adam olduğunu öğrendim. Üniversitenin kampüsü, Gazze’de kanser hastalarının tedavisine adanmış tek hastane olan Türk-Filistin Dostluk Hastanesi’ne bitişik. Ahed, öğrenimi süresince her gün Refah ile tıp fakültesi arasında bir saat süren yolculuk yapıyordu.

“Biz Refah’lı öğrenciler, günün geri kalanının önemli bir kısmını geçirmek üzere eninde sonunda hepimizin eve dönmek zorunda olması nedeniyle bir araya toplanıyorduk,” diye yazmıştı bana. “İslam Üniversitesi ve El-Ezher Üniversitesi’ne giden otobüslere tek tek biniyorduk. Otobüsler El-Mugrağa’da duruyordu ve biz de tıp fakültesine gitmek için başka bir araca biniyor ya da yürüyerek gidiyorduk. Eve dönüş yolunda ise Refah’a giden neredeyse hiç araba olmuyor; bu yüzden ya 5-6 kişi olarak belirli bir şoförle anlaşıyoruz ya da El-Raşid Sahil Yolu’nda zaten kalabalık olan otobüsü bekliyoruz.”

yazs-1

Ahed tarafından, el-Mugrağa’daki El-Ezher Üniversitesi Sanat ve Beşeri Bilimler Fakültesi’nin önünden geçerken çekilmiş bir fotoğraf. (Ahed/New Lines)

Savaş devam etti, Ahed ile düzenli olarak yaptığım sohbetler de öyle. İsrail, kuşatma altındaki ve işgal edilmiş Gazze Şeridi’ne yabancı basının bağımsız erişimini engellediğinden, açık kaynaklı istihbarat, sahada kendi hayatlarını tehlikeye atan cesur Filistinli gazetecilerden sonra, dışarıdan Gazze’de olup bitenleri yakından ve çoğu zaman neredeyse gerçek zamanlı olarak inceleyebilmenin birkaç yolundan biri oldu.

Ahed, Refah’ın doğusundaki hareketli bir mahalle olan el-Cuneyna’da yaşıyordu. Ailesi aslen Ramla yakınlarındaki kıyı ovasında bulunan ve Filistinli sakinleri 1948’de yerinden edilen bir tarım köyü olan Akir’den geliyordu. El-Cuneyna’da Refah Belediyesi Stadyumu, el-İstikama ve el-İhsan camileri, birkaç okul ve Refah Valiliği’ndeki en büyük mezarlık olan Doğu Mezarlığı bulunuyordu. Mahalle ayrıca, Kerem Şalom sınır kapısından gelen kamyonların kullandığı bir ticaret yolu üzerinde yer alıyordu; bu kamyonlar, Selahaddin Yolu’nu geçip el-Bayuk’tan geçerek Refah’ın doğusuna ulaşıyordu. Mahallenin sokakları, kalabalık nüfusun ihtiyaçlarını karşılayan dükkânlarla doluydu.

yazs-2

Ahed tarafından çekilen, Refah’ın el-Cuneyna mahallesinde, duvarlarda eski Filistin lideri Yaser Arafat’ın resminin görüldüğü bir sokak fotoğrafı. (Ahed/New Lines)

El-Cuneyna’da kayda değer bir kültürel çeşitlilik vardı. Mahalle, kent sakinlerini, tarım ve köy topluluklarından gelenleri ve Bedevileri bir araya getiriyordu; kentsel ve kırsal yaşamın bir karışımıydı. Apartmanlar ve konut kuleleri, mahallenin doğu ve kuzey kenarlarında yer alan tarım arazileriyle bağlantısını koruyan bir yaşam tarzının yanında yer alıyordu. Burada, Gazze’nin güneyindeki Filistin yaşamının çeşitli yönleri bir araya geliyordu.

Al-Cuneyna’nın dışında, Ahed’in hâlâ özlediği yerler var; oysa bu yerlerin özellikle dikkat çekici bir yanı yoktu. “Hâlâ El-Awda kavşağını özlüyorum,” dedi bana. Nedenini sorduğumda, “oradaki hareketlilik”ten ve neredeyse her işime giderken orayı gördüğümden kaynaklandığını söyledi. “O ve El-Nijma,” diye ekledi. “Okula giderken, özel ders öğretmenine giderken, tıp fakültesinden dönerken, alışverişe giderken.”

yazs-3

Refah’taki el-Awda Kavşağı’nın bir görüntüsü. (Ahed/New Lines)

Bu iki kavşak, Refah’ın gündelik coğrafyasının vazgeçilmez unsurlarıydı. El-Awda, Refah’ın farklı bölgelerinden gelen yolların birleştiği, şehrin önemli kavşaklarından birinde yer alıyordu. Bir yol batıdaki Akdeniz kıyısından başlayıp Tel al-Sultan ve mülteci kampı pazarından geçerek el-Awda’ya ulaştıktan sonra doğuya doğru devam ediyordu; diğeri ise güneyden Khirbet el-Adas ve Shaboura mülteci kampından gelip el-Awda’dan geçerek pazara ve Mısır sınırına doğru uzanıyordu. Yakınlardaki el-Nijma, Shaboura ve Refah’ın ticaret merkezi çevresindeki, dükkanlar ve diğer işyerleriyle çevrili bir başka hareketli simgeydi.

Bunlar birer varış noktası değildi. Sadece Ahed’in o kadar sık geçtiği yerlerdi ki, üzerinde düşünmeye pek gerek duymuyordu.

Ahed, Refah’ın diğer bölgelerini birer güzergâhtan ziyade, sadece vakit geçirebileceği yerler olarak hatırlıyordu. Ailesiyle ya da arkadaşlarıyla plaja gittiği günleri ve geceleri özlüyordu. Orada ne yapmaktan hoşlandığını sorduğumda cevabı basitti: “Yüzmek, bol bol yüzmek.”

Devam edecek >>>

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir