1. HABERLER

  2. ÇEVİRİ

  3. Gazze’de cenaze kaldırıcısı olmak...
Gazze’de cenaze kaldırıcısı olmak...

Gazze’de cenaze kaldırıcısı olmak...

Ölüleri gömmek yeni bir şey değil; ama Gazze’deki 64 yaşındaki cenazeci, savaşın büyüklüğü ve dehşetinden bunalmış durumda.

01 Mart 2024 Cuma 15:00A+A-

7 Ekim'den önce, Ebu Cevad lakaplı Saadi Hasan Süleyman Baraka'nın bir rutini vardı: Sabah namazını kılıyor, kahvaltıda dukkah ve zahterli zeytinyağı yiyor ve ardından palmiye ve zeytin ağaçlarıyla ilgilenmek için Deyr Balah'ın doğusuna gidiyordu. Ekstra bir şey yoktu.

64 yaşındaki adam, İsrail'in Gazze'deki savaşının başlamasından önce, onlarca yıldır yaptığı bir iş olan bir cenaze kaldırıcılığı yapıyordu. 10 çocuk babası ve 116 çocuk dedesi olan Filistinli adam, şimdi ise,

çok uzun saatler çalışıyor ve bir günde tahmin edemeyeceği kadar çok insanı gömüyor.

 

Ebu Cevad, Han Yunus'ta İsrailli bir keskin nişancı tarafından vurularak öldürülen 14 yaşındaki bir çocuğun cesedini gömerken.

Ebu Cevad, Han Yunus'ta İsrailli bir keskin nişancı tarafından vurularak öldürülen 14 yaşındaki bir çocuğun cesedini gömerken.

 

Huzur kayboldu

Ebu Cevad, Gazze'nin merkezindeki Deyr Balah mülteci kampının ilk sakinlerinden biri. Burada eşi ve 104 yaşındaki annesiyle birlikte küçük bir evde yaşıyor.

“Deyr Balah'ın kalp atışı” olarak tanınan, öncesinde sade ve sakin bir hayat sürdüren Ebu Cevad, yaşamını şu şekilde özetliyor:

  • “30 kilo kaybettim, cenazelerimin ardından geceleri uyuyamıyorum ya da yemek yiyemiyorum. Gördüğüm görüntüler... saf korku. Aklımdan çıkmayacaklar. Bu savaş sırasında cenaze işlerinde çalıştığım 27 yıl boyunca gömdüğümden yaklaşık 10 kat daha fazla insanı gömdüm. Bir günde en az 30, en fazla 800 kişi gömdüm. 7 Ekim’den bu yana ise 17 binden fazla kişiyi gömdüm.”

"Mezarlık her gün, sevdiklerinin mezarlarının başında ya da gömülmeyi beklerken ağlayan insanlarla dolu."

"Şimdi hayatım bu. Mezarlıkta sabah 6'dan akşam 6'ya kadar, bazen daha uzun süre çalışıyorum. Kefenler hazırlıyorum, mezarlar yapıyorum, cenaze namazı kıldırıyorum, yas tutuyorum, defnediyorum.”

“Bana yardım eden Han Yunuslu dört yerinden edilmiş adam var. Yaptığımız şey gönüllülüktür, bize para, yiyecek ve yardım teklif edildi ama biz her gün gömdüğümüz şehitlerimize Allah'tan rahmetten başka bir şey istemiyoruz.”

“Cenazelerimizin neredeyse tamamının toplu olması son derece yürek parçalayıcı; bunların çoğunda yok edilen aileler var. Katliam beklentisiyle büyük aile mezarları hazırlıyoruz. Deyr Balah'ta sadece iki mezarlığımız var; biri artık tamamen doldu, diğerinde ise yer kalmadı.”

Ebu Cevad, gönüllü arkadaşlarıyla biriyle “tek kişilik bir mezarı” çevrelerken. Eğer gömülü kişi veya kişilerin kimliği biliniyorsa üstünü bir işaret ile kapatıyorlar; bilinmiyorsa, mezar isimsiz kalıyor.

Ebu Cevad, gönüllü arkadaşlarıyla biriyle “tek kişilik bir mezarı” çevrelerken. Eğer gömülü kişi veya kişilerin kimliği biliniyorsa üstünü bir işaret ile kapatıyorlar; bilinmiyorsa, mezar isimsiz kalıyor.

 

“Bizler ölüyüz”

Kasım ayında kısa süreli ateşkesin başladığı gün Ebu Cevad, çoğu çocuk olmak üzere 800 kişiyi gömmek zorunda kaldığını hatırlıyor:

“Onları parçalar halinde topladık; vücutları o kadar deliklerle doluydu ki, sanki İsrailli keskin nişancılar onları atış talimi için kullanıyordu. Diğerleri ise haşlanmış patates gibi ezilmişti ve birçoğunun yüzünde büyük yanıklar vardı.”

"Bir kişinin vücudunu diğerinden tam olarak ayıramadık ama elimizden gelenin en iyisini yaptık. Muhtemelen 10 metre derinliğinde büyük, derin bir mezar yaptık ve onları birlikte gömdük.”

“Normalde kefenlerine merhumun ismini yazabiliyoruz, yakınları da gelip dua edebiliyor. Ancak bu 800 kişinin kendilerini ziyaret edecek sevdikleri yoktu.”

Anlattığı acı dolu anları hatırlayan Ebu Cevad, yutkunamazken, sevdiklerini gömerken ailelere rahatlık sağlama gibi günlük görevlerini tamamlayabilmek için duygularını neredeyse kasıtlı olarak nasıl kapatmak zorunda kaldığını anlatmaya devam ediyor:

“Benim için öldürülenler hâlâ hayatta ve biz de yavaş yavaş öldüğümüz için ölüyüz. Burada hiçbir yaşam kaynağı yok: su yok, yiyecek yok, elektrik yok, huzur yok, hiçbir şey yok. Bu yaşamak mı?

“Neredeyse her gün sevdiğinin mezarından çıkmayan birini görüyorum. Sırf onların derin kayıplarından dolayı hâlâ ağladıklarını görmek için ayrılıyorum ve geri dönüyorum.”

Gazze’de bir ailenin sevdiklerinin naaşlarını mezarlığa götürmesi bile kolay bir iş değil. Filistinlilerin, beraberindeki naaşlarla birlikte sokağa çıkamadıkları için ölülerini bahçelerine gömdüklerine dair çok sayıda rapor mevcut.

Ebu Cevad, mezarlıkta çalışan gönüllü arkadaşlarıyla birlikte bir başka defin görevini yerine getirirken.

Ebu Cevad, mezarlıkta çalışan gönüllü arkadaşlarıyla birlikte bir başka defin görevini yerine getirirken.

 

  • “Bir ailenin sevdiklerini mezarlığa getirmesi günler, haftalar alır. Bazen yıkılan bir evin enkazından cesetleri çıkaracak hiçbir alet olmadığından, bazen de cesetleri saracak kefen ya da başka bir şey bulamadıklarından.”

“Ailemden 67 kişiyi gömdüm; en zoru da yakın olduğum kuzenlerimdi. Cesetleri telef olmuş, parçalanmıştı. Hiçbirini tanıyamadım.

“Her gün gördüğüm büyük kayıplara ve dehşete rağmen duramıyorum ve asla durmayacağım.

“Bu soykırımı durdurun! Huzurlu bir yaşam istiyoruz. Açlıkla ve savaşla aynı anda mücadele etmek yerine, her gün sağ salim evime gitmek istiyorum.”

Kaynak: Al Jazeera

HABERE YORUM KAT