1. HABERLER

  2. ÇEVİRİ

  3. Filistinli bir tutukluya toplu tecavüz eden İsrailli askerler artık askeri göreve geri dönebilir!
Filistinli bir tutukluya toplu tecavüz eden İsrailli askerler artık askeri göreve geri dönebilir!

Filistinli bir tutukluya toplu tecavüz eden İsrailli askerler artık askeri göreve geri dönebilir!

Gazze'den gelen Filistinli bir tutukluya toplu tecavüz eden askerlerin sadece serbest bırakılmakla kalmayıp, aynı zamanda övülmesi göreve geri dönmeleri, İsrail toplumunun insanlıktan uzaklaşmasının bir başka dip noktasına ulaştığını gösteriyor.

23 Mart 2026 Pazartesi 20:24A+A-

Jonathan Ofir’in Mondoweiss’de yayınlanan yazısını Barış HoyrazHaksöz Haber için tercüme etti.


16 Mart Pazartesi günü, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz bir grup İsrailli askerle bir araya geldi ve onlara “sistemin kendilerine yaptığı haksızlık” nedeniyle özür diledi; ayrıca IDF’ye bu askerleri derhal göreve iade etme talimatı verdi.

Söz konusu askerler, Gazze'de bir Filistinli tutukluya toplu tecavüz eden askerlerdi. Katz'ın onlarla görüşmesinden sadece bir hafta önce, yeni atanan İsrail Askeri Başsavcısı (CMA) Tümgeneral Itay Ofir tarafından açılan dava kapatıldı ve askerler tüm suçlamalardan aklandılar.

Katz Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Adalet yerini buldu ve tüm bu kara bulut sizden ve aile üyelerinizden kaldırıldı. Selefinin aksine, teröristleri değil askerleri koruma politikası izleyen yeni Askeri Başsavcının kararını takdir ediyorum” dedi. “Güvenlik birimlerine ve IDF'ye, sizin uygun ve istediğiniz şekilde göreve dönüp bu büyük zafere katkıda bulunabilmeniz ve bunun bir parçası olabilmeniz için harekete geçmeleri talimatını verdim.”

Katz, tecavüzle suçlananları kutlayan en son İsrailli siyasetçiydi. Geçen hafta davanın kapanmasının ardından Başbakan Binyamin Netanyahu bir tebrik açıklaması yayınladı:

“‘Sde Teiman olayı’ olarak bilinen ve İsrail’i dünya çapında eşi benzeri görülmemiş bir ölçekte karalayan, Force 100 savaşçılarına yöneltilen kan iftirası sona ermiştir.

En azılı düşmanlarımızla karşı karşıya kalan IDF savaşçılarına karşı suç niteliğinde yürütülen bu davanın düşürülmesinin bu kadar uzun sürmesi akıl almaz bir durumdur.

İsrail Devleti, kahraman savaşçılarını değil, düşmanlarını avlamalıdır. ”

Toplu tecavüz, İsrail’de bir skandaldı; zira Ağustos 2024’te, en kötü şöhretli işkence kampı olan Sde Teiman’daki güvenlik kamerasından çekilmiş, toplu tecavüzü gösteren bir video sızdırılmıştı. Sde Teiman, İsrailli B’tselem’in yine 2024 tarihli ‘Cehenneme Hoş Geldiniz’ başlıklı raporunda belgelendiği üzere, geniş bir işkence kampları ağının parçasıdır. Köpeklerin de kullanıldığı toplu tecavüz, bu Filistinli rehinelerin katlanmak zorunda kaldıkları sistematik işkencenin bir parçasıdır. Görüntülerle ilgili davada, mahkûmun anüsüne sokulan keskin bir nesneyle rektumun yırtılmasına ek olarak, kaburga kırılması ve akciğer delinmesi gibi şiddetli dayaklara dair adli tıp kanıtları da yer alıyordu.

Ancak İsrail’i sarsan skandal, halkın bu acımasız ve iğrenç suça öfkelenmesinden kaynaklanmıyordu. Hayır, skandal, birisinin bu suçu gün ışığına çıkarmaya çalışmasından kaynaklanıyordu.

Görüntülerin o dönemde eski Askeri Başsavcı Tümgeneral Yifat Tomer-Yerushalmi tarafından sızdırıldığı ortaya çıktı. Tomer-Yerushalmi tutuklandı ve nihayetinde Kasım ayında istifa etmeyi tercih etti. Bu istifa, İsrail siyasi camiası için bir nimet oldu; Savunma Bakanı Israel Katz, boşalan göreve Itay Ofir’i hızla atadı. Ofir (bu yazarla herhangi bir akrabalık bağı bulunmamaktadır, bu arada), beklentileri karşıladı. Dava artık kapandı.

Ofir, hukuk eğitiminin yanı sıra Givati Tugayı'nda eski bir muharebe askeri ve Negev Tugayı'nda yedek subaydır. Katz, Ofir'in göreve başlama töreninde, “IDF askerleri halkın güvenini kazanmalı ve bu nedenle Askeri Başsavcılık da halkın güvenini kazanmalıdır” dedi. “Ciddi hataları düzelterek, derslerimizi çıkararak ve bunları uygulayarak bu krizle yüzleşeceğiz. Ancak o zaman IDF'nin her şeyden çok ihtiyaç duyduğu güveni yeniden kazanabiliriz. Bu büyük krizi, Askeri Başsavcılık Ofisi'ni yeniden inşa etmek ve yeniden düzenlemek için bir fırsata dönüştüreceğinize eminim.”

İsrail’in davayı kapatma gerekçesi

Bu suçla ilgili “soruşturmanın” başından beri bir maskaralık olduğu açıktır; özellikle de davanın süresince iktidar çevrelerinin bu tecavüzcüleri nasıl övdüğü göz önüne alındığında. Yine de, Ofir’in kararını meşrulaştırmak için öne sürdüğü hukuki gerekçeleri incelemekte fayda var.

Ofir’in gerekçeleri, kanıt temeli eksikliğini ve davanın ele alınışıyla ilgili “usul sorunlarını” – özellikle de davanın basına sızması ve medyada tartışılması – vurgulamaktadır.

Delil temeli konusunda, işkence gören Filistinli tutuklunun şu anda Gazze’ye geri dönmüş olmasına ağırlık vermektedir:

“Ekim ayında, güvenlik tutuklusu kaçırılan İsraillilerin serbest bırakılması planı kapsamında Gazze Şeridi’ne serbest bırakıldı. Bu yeni durum, delil temelini önemli ölçüde değiştiriyor ve iddianamenin önemli kısımlarının ispatını zorlaştırıyor”.

Yani tutuklu şu anda Gazze’de. Ofir, Gazze’yi doğum belgelerine kadar kontrol eden ve Filistinlilerin cep telefonlarını arayarak evlerinin bombalanmak üzere olduğunu haber verebilen İsrail’in, bu kişiyle iletişime geçemediğini iddia ediyor. Tıbbi kayıtlar davanın bir parçası olmasına rağmen, iddialarını kanıtlamak artık “zor” hale gelmiş durumda. Ofir, “bir yandan davadaki delil materyali sanıklarla ilgili ciddi ve endişe verici bir tablo ortaya koymuş olsa da”, ne yazık ki “delil tablosu karmaşık” olduğunu kabul ediyor.

Ofir ayrıca videonun “sanıklara atfedilen suçlamaların tartışmasız bir resmini yansıtmadığını” iddia ediyor. Bu delilin tıbbi kayıtlara ek olarak mağdurun ifadesiyle desteklenmesi de yardımcı olmuyor gibi görünüyor.

Video sızıntısı konusunda Ofir, “bu olayların” bir kez daha “adil yargılanma hakkını ve herhangi bir ceza yargılamasının merkezinde olması gereken adalet ve hakkaniyet duygusunu önemli ölçüde zedelediğini” belirtiyor.

Bu, askerleri adaletten korumak için yapılan açıkça çaresiz bir girişimdir. İronik bir şekilde, “adaletten korunma” ifadesi, sanıkları adalet sisteminden korumak anlamında kararda defalarca kullanılmıştır. Bu, tam da Katz’ın mesajında yer alan düşünceyle aynıdır – IDF askerleri savunulmalı ve korunmalıdır, aksi takdirde teröristlerin tarafında yer almış oluruz.

Tecavüzcüleri öven bir toplum

Ancak bu sadece hukuki bir mesele değil, toplumsal bir meseledir. İsrail toplumunun şu anda hangi noktada olduğunu anlamak için, bu davayı 2016’daki Elor Azarya cinayet davasıyla karşılaştırmak yine yerinde olacaktır — o davada, sıhhiyeci asker, zaten hareket kabiliyetini yitirmiş bir Filistinli şüpheliyi, yakın mesafeden başından vurarak infaz etmişti. Sde Teiman tecavüzü gibi, Azarya'nın bariz suçu da videoya kaydedilmişti. Yoldaşlarına göre yaptığı şey “defalarca” gerçekleşmiş olsa da, o “çürük elma” rolünü üstlenecek ve bu da sistemin masumiyetini kanıtlayacaktı. Azarya'nın davası bir aldatmacaydı ve dokuz aylık hapis cezasının ardından sonunda bir kahraman gibi karşılanarak evine döndü.

Ağustos 2024'te, Sde Teiman davasının haberleri İsrail'i sararken, ben hâlâ Azarya davasında olduğu gibi sembolik bir şeyin bu davanın sonucu olacağına inanıyordum – uluslararası halkla ilişkiler adına sembolik bir hafif ceza. Bu, eski Askeri Savcı Yifat Tomer-Yerushalmi'nin niyetiydi. Videoyu sızdırmasının nedeni, videonun sızdırılmaması halinde davanın kapanacağını düşünmesiydi. Bu yüzden, bu kadar açık bir davada adaletin bir parça da olsa sağlanmasını sağlamak istedi. Ancak bu, sonunda aleyhine döndü ve şimdi kutlanan şey, planının bozulmuş olması. Medyanın bazı kesimlerinde şimdiden yıldızlar gibi kutlanan tecavüzcüler, sözde haksız çektikleri sıkıntılar nedeniyle şimdi daha da büyük destek görecekler.

İsrail toplumu, yurtdışındaki yoğun hasbara çabalarına rağmen, eskisi kadar uluslararası halkla ilişkilere ilgi duymuyor gibi görünüyor. Soykırımcı eğilim o kadar güçlü ki, medeni görünme endişesinin bile önüne geçiyor.

Netanyahu, İsrail’i karalayanın davanın kendisi olduğunu düşünüyor. Ama hayır – İsrail kendini karalıyor, elinde değil. Başka bir deyişle – bu davanın kapanması ve bunu kutlayan yorumlar, İsrail’in gerçek yüzüdür.

Bu, tüm İsrailli işkencecilere güçlü bir mesaj gönderiyor: tecavüz yasaldır.

Azarya davasının ardından İsrailliler, “Azarya etkisi” adında popüler bir terim yarattılar; bu terim, Azarya’nın yargılanmasının, askerlerin Filistinlilere ateş etmekte tereddüt etmelerine neden olan talihsiz bir caydırıcı etki yarattığını ima ediyor.

Sde Teiman davası ise başka bir etkiye sahip. Davanın kapanması, tecavüzün yasal, izin verilen ve belki de hoş karşılanan bir şey olduğunu gösteriyor – Savunma Bakanı Katz’ın dediği gibi, o “zalim canavarlara” karşı. Katz’ın selefi Yoav Galant, onları “insan hayvanlar” olarak nitelendirmişti. Bu zalim ve canavarca insan hayvanlara tecavüz edenleri yargılamak gibi iyi bir fikre kapılan herkes, sonuçlarına katlanmak zorunda kalacak.

İsrail toplumunun insanlıktan uzaklaşması bir başka dip noktaya ulaştı ve Filistinliler için hala en tehlikeli dönem devam ediyor. Düşünün bir – o tecavüzcüler Sde Teiman’a ya da işkence zindanları sistemindeki herhangi bir başka hapishaneye geri dönüp “cehenneme hoş geldiniz” diyeceklerdir.

 

* Jonathan Ofir, Danimarka'da yaşayan İsrailli müzisyen, orkestra şefi ve blog yazarı / yazar.

HABERE YORUM KAT