
“Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık”
Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, Tur'un sağ yanını size vaat ettik ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik.

Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, Tur'un sağ yanını size vaat ettik ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik. (Taha: 80)
Allah Teala bu âyet-i Kerimede, İsrailoğullarına vermiş olduğu büyük nimetlerden bir kısmını hatırlatıyor ve onların, hak yoldan ayrılmamalarını istiyor. Allah teala, İsrailoğullannı en baş düşmanları olan Firavun´un zulmünden kurtarmişir, Allah Teala, Firavun´un helak olmasından sonra Hz. Musa ve İsrailoğullarına, Tûr dağının sağ tarafında Hz. Musa ile görüşüp onunla konuşacağını ve Tevrat´ı vereceğini vaadetmiştir.
İsrailoğulları tehlikeli bölgeyi aşmışlar, kurtulmuş olarak “Tur dağı” bölgesine varmışlar, Firavun ile askerlerini boğulmuş olarak arkada bırakmışlardı. Düşmanlarından kurtuluşları henüz taze bir olaydı, onu deminki gibi hatırlıyorlardı, henüz üzerinden fazla bir zaman geçmiş değildi. O halde bu olay burada sıcağı sıcağına gündeme getirmenin amacı onu tarihin arşivine geçirmek, bu arada yüce Allah’ın kendilerine yönelik somut nimetlerini hatırlatarak onlara bu nimetleri bilmeye ve şükür ile karşılamaya yöneltmektir.
İsrailoğullarının Mısır’dan çıkışlarından kırk gün sonra Tur dağına gelmesi emredilmişti. Burada bir hazırlık döneminden sonra yüce Allah ile buluşarak kendisine kutsal “Levhalar”da yeralan İsrailoğulları halkı için düzenlenen hukuk ilkeleri vahyedilecekti. Çünkü Allah bu halk için Mısır’dan göç ederek geldiği “Kutsal Topraklar”da yerine getireceği önemli bir görev belirlemişti.
FİZİLALİL KUR’AN
İşte Zemahşerî’nin bu ayete dair tefsirindeki temel vurgular:
1. Düşmandan Kurtarılma Nimeti
Zemahşerî, ayetin başındaki hitabın İsrailoğulları'nın geçmişteki atalarına yönelik olduğunu, ancak o günkü muhataplara da bir hatırlatma amacı taşıdığını belirtir.
Düşman: Buradaki düşmandan kasıt Firavun ve ordusudur.
Kurtuluş: Zemahşerî, denizin yarılması ve Firavun’un boğulması mucizesine atıfta bulunarak, bu kurtuluşun sadece fiziksel bir hürriyet değil, aynı zamanda Allah’ın kudretinin bir tecellisi olduğunu vurgular.
2. Ayetin "Tur'un sağ yanını size vaat ettik" kısmında Zemahşerî, mekanın kutsiyetine ve seçilmişliğine dikkat çeker:
Vaat: Bu vaat, Hz. Musa ile yapılan münacat ve Tevrat’ın indirilmesi sürecidir. Zemahşerî’ye göre bu, manevi bir nimettir; yani onlara doğru yolun (hidayetin) kapılarının açılmasıdır.
3. Kudret Helvası ve Bıldırcın (Men ve Selva)
Zemahşerî, Tih çölünde mahsur kalan İsrailoğulları’na sunulan bu rızıklar üzerinde durur:
Emek Vermeden Gelen Rızık: Bu nimetlerin en büyük özelliği, insanların bir ekin ekme veya avlanma zahmetine katlanmadan, doğrudan ilahi bir lütuf olarak önlerine gelmesidir.
Men (Kudret Helvası): Zemahşerî bunu, şafak vaktinde ağaçların üzerine düşen, bal gibi tatlı ve beyaz bir madde olarak tarif eder.
Selva (Bıldırcın): Akşamları üzerlerine sürü halinde inen, yakalanması kolay ve lezzetli bir kuş türü olduğunu belirtir.
Özetle: Zemahşerî'ye göre bu ayet, insanın nankörlüğüne karşı Allah'ın sonsuz lütfunu hatırlatan bir "nimetler dökümü" niteliğindedir. Bu kadar mucizevi desteğe rağmen sapanların mazeretinin kalmadığını vurgular.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ







HABERE YORUM KAT