Nuh´u da hatırla. Hani o önceleri bize yalvarmıştı da biz de duasını kabul edip onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık. Enbiya / 76
Bu ayet ayrıntıya girmeden yalnızca Hz. Nuh’un kıssasına çok kısa bir işaretten ibarettir. Bu olay, “daha önce” yani İbrahim ve Lût’tan önce meydana gelmişti. Bilindiği gibi yüce Allah, karısı hariç, Hz. Lût ve ailesini kurtarmıştı. Nuh kavmini de Tufan göndererek yok etmişti. Bu “büyük bir afetti.” Hud suresinde Tufan detaylıca anlatılmaktadır.
Hz. İbrahim ve Hz. Lut´dan önce Nuh aleyhisselamın, kavmine Peygamer olarak gönderilmiştir. Nuh aleyhisselam kavmini dokuzyüz elli sene dine davet etmesine rağmen ona iman etmemişler ve onu çeşitli şekillerde yalanlamışlardır. Kavminin iman etmesinden ümidini kesen Nuh aleyhisselam, kavmi aleyhine Allah Teala´ya şöyle yalvarmıştır: "Nuh şöyle dedi: "Rabbim, kavmimi gece gündüz yılmadan imana davet ettim." "Davetim onları senin yolundan daha da uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramadı." "Doğrusu ben, bağışlaman için onları ne zaman imana davet ettiysem, onlar, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, beni görmemek için elbiselerine büründüler. İnkârlarında ısrar ettiler ve büyüklendikçe büyüktendiler..."
Allah Teala Nuh Aleyhisselamın bu dualarını kabul ederek onu, kavminin yaptığı kötülüklerden korumuş, bütün yeryüzünü sular altında bırakarak Nuh aleyhisselamı yalanlayanları boğmuş Nuh´u ve gemisinde bulunanları da kurtarmıştır. Âyet-i kerime özet olarak bu olaylara işaret etmektedir.
TABERİ TEFSİR
Râzî, bu ayet-i kerîmeyi açıklarken özellikle şu hususlara dikkat çeker:
1- Râzî, ayette geçen "Daha önce" (mîn kablü) ifadesinin, Hazreti Nûh’un bu duayı İbrahim ve Lût (a.s.) gibi adı geçen diğer peygamberlerden çok daha önce yaptığını gösterdiğini belirtir.
Duanın Mahiyeti: Nûh (a.s.) kavminin helakı için yaptığı duayı Nûh Sûresi 26. ayette geçen "Rabbim! Yeryüzünde kafirlerden hiç kimseyi bırakma!" bedduasına bağlar.
Duadaki İncelik: Nûh (a.s.) bu bedduayı hırsından veya şahsi bir kininden dolayı yapmamıştır. Yüzyıllar süren tebliğine rağmen kavminin asla iman etmeyeceğini ve gelecek nesillerini de saptıracağını kesin olarak anladıktan sonra (ilahi bildirimle) yapmıştır.
2- Ayette geçen "el-Kerb’il-Azîm" (Büyük Felaket/Büyük Sıkıntı) terkibi hakkında Râzî iki temel izah sunar:
Tufan ve Boğulma Tehlikesi: Dünyadaki bütün inkârcıları yok eden ve eşi benzeri görülmemiş o devasa tufan felaketi.
Kavminin Eziyetleri: Hazreti Nûh'un 950 yıl boyunca kavminden gördüğü ağır hakaretler, alaylar ve fiziki eziyetlerin yarattığı ruhi baskı ve darlık.
Allah Teâlâ, Nûh (a.s.) ve beraberindeki müminleri hem inkârcıların eziyetinden hem de tufanda boğulmaktan kurtarmıştır.
3. "Ailesi" (Ehli) İfadesinin Açılımı
Râzî, ayette geçen "kendisini ve ailesini (ehlini) kurtardık" cümlesindeki "ehl" kelimesini iki anlamda ele alır:
Öz Ailesi (Nesebi): Ona iman eden aile fertleri (iman etmeyen oğlu Kenzan tufanda boğulduğu için bu kapsama girmez).
Manevi Ailesi (Din Kardeşleri): Râzî’ye göre peygamberlerin gerçek ailesi, kan bağı olanlar değil, ona iman eden ve yolundan giden müminlerdir. Dolayısıyla gemiye binen bütün müminler Hazreti Nûh’un "ehli" hükmündedir.
Özetle Râzî'nin Vurgusu:
Allah Teâlâ, zor zamanlarda kendisine samimiyetle iltica eden, sabırla sabreden peygamberlerin duasını karşılıksız bırakmaz. Nûh (a.s.) örneğinde olduğu gibi, uzun süren imtihanların ardından gelen mucizevi bir necat (kurtuluş) ihsan eder.
TEFSİRİ KEBİR

