1. HABERLER

  2. İSLAM

  3. KUR'AN

  4. "Dedi ki: 'Bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin va'di geldiği zaman, O, bunu dümdüz eder'"
"Dedi ki: 'Bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin va'di geldiği zaman, O, bunu dümdüz eder'"

"Dedi ki: 'Bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin va'di geldiği zaman, O, bunu dümdüz eder'"

Dedi ki: "Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin va'di geldiği zaman, O, bunu dümdüz eder; Rabbimin va'di haktır." (Kehf/98)

06 Ocak 2026 Salı 08:14A+A-

فَمَا اسْطَاعُٓوا اَنْ يَظْهَرُوهُ وَمَا اسْتَطَاعُوا لَهُ نَقْبًا ﴿٩٧﴾

97- Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne de onu delmeye güç yetirebildiler.

قَالَ هٰذَا رَحْمَةٌ مِنْ رَبّ۪يۚ فَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ رَبّ۪ي جَعَلَهُ دَكَّٓاءَۚ وَكَانَ وَعْدُ رَبّ۪ي حَقًّاۜ ﴿٩٨﴾

98- Dedi ki: "Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin va'di geldiği zaman, O, bunu dümdüz eder; Rabbimin va'di haktır."

Öyle bir sed yapıyor ki Ye'cuc ve Me'cüc’e karşı herkesi âciz bırakacak bir seddi bu. Demir kütleleri var onları eritiyor sonra da daha sağlam olsun diye bugünün tekniğini bile şaşırtacak biçimde onun üzerine erimiş bakır döküyor. Artık  Ye'cuc ve Me'cüc onu ne aşabildiler ne de ondan bir delik delebildiler. 

Peki acaba bu set nerededir? Bu set; düzen bozanlarla, düzenleri bozulanların arasındadır. Kur’an bize böyle anlatıyor, başkasına ne gerek var? Nerede olduğu denmiyor bakın. Anlıyoruz ki fiziksel olarak böyle bir set var, ama ben onun nerede olduğunu bilmiyorum. Tıpkı Musa Hızır kıssasının nerede geçtiğini, mağara ashabının nerede yaşadığını bilmediğim gibi.

Öyleyse bu set, bizim kafa düzenimizi, aile düzenimizi, hukuk düzenimizi, ekonomik düzenimizi, hayat düzenimizi bozanlarla bizim aramızda olan bir settir. Ve biz böyle düzen bozucular karşısında, müfsitler karşısında mutlaka Allah'ın kitabına koşmak, peygamberin sünnetine müracaat etmek zorundayız. 
     BASAİRUL KUR’AN 

“Zülkarneyn: "İşte bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin tayin ettiği zaman gelince onu yerle bir eder; Rabbimin verdiği söz gerçektir" dedi.”

Zülkarneyn kendi elleriyle gerçekleştirdiği bu büyük işe baktığında şımarmıyor, büyüklüğe kapılmıyor. Güç ve bilginin verdiği coşkuyla kendinden geçmiyor, zaferiyle sarhoş olmuyor. Tam tersine yüce Allah’ı anıyor, ona şükrediyor. Yüce Allah’ın başarmasını sağladığı bu iyi işi, ona bağlıyor.  İşi bütünüyle ona bırakıyor. Kıyamet gününden önce tüm dağların, engellerin ve setlerin un ufak olacağına, yeryüzünün engebesiz dümdüz bir yüzeye dönüşeceğine ilişkin inancını duyuruyor.

Kuşkusuz Zülkarneyn, iktidarını iyi işler uğruna, yapıcı yönde kullanan hükümdarın güzel bir örneğidir. Yüce Allah, onu yeryüzüne egemen kılmış, her türlü sebebe sarılma imkânını eline vermişti. O da yeryüzünün doğusuna ve batısına seferler düzenlemiş ama zorbalık yapmamış, büyüklük taslamamıştı. Gerçekleştirdiği fetihleri, maddi kazanç için bir araç olarak kullanmamıştı. Fertleri, toplumları ve ülkeleri sömürmemişti. Fethettiği ülkelerde yaşayan insanlara köle muamelesi yapmamıştı. O ülkelerin halklarını, kendi amaçları ve ihtirasları uğruna kullanmamıştı. Gittiği her yerde adalet dağıtmıştı. Geri kalmış ilkel toplumlara yardımcı olmuş, hiçbir karşılık beklemeden düşmanlarını kovmuştu. Yüce Allah’ın kendisine bahşettiği güç ve iktidarı, yeryüzünün kalkınması, insanların ıslahı, haksızlığın bertaraf edilmesi ve hakkın gerçekleşmesi uğruna kullanmıştı. Sonra yüce Allah’ın kendi elleriyle gerçekleştirdiği bütün iyilikleri yüce Allah’ın rahmetine ve lütfuna bağlamıştı. Gücünün zirvesinde olduğu bir sırada bile yüce Allah’ın gücünü, ululuğunu en sonunda O’na döneceğini unutmamıştı.

Zü'l-Karneyn kıssası burada son buluyor. Gerçi bu kıssa da "Mağarada Uyuyanlar" ve "Musa ile Hızır" kıssaları gibi, Mekke'li müşriklerin Peygamber'i (s.a) sınamak için sordukları sorulara bir cevap olarak anlatılmıştır; ama Kur'an bu kıssayı kendi amaç ve gayesi doğrultusunda kullanmış ve şöyle demek istemiştir: "Ehl-i Kitap'tan şöhretini işittiğiniz Zü'l-Karneyn sadece bir fatih değildi, o aynı zamanda tevhide, öldükten sonra dirilmeye inanan bir mümindi; adalet ve cömertlik ilkeleriyle hareket ediyordu. O, sizin gibi geçici mallara aldanan ve kendini üstün gören cimri bir insan değildi."
     TEFHİMUL KURAN

HABERE YORUM KAT

4 Yorum