HAKSÖZ-HABER
Yaşadığımız çağın değerleri aşağılama ve itibarsızlaştırma adına kullandığı en büyük araçlardan biri, tepkileri alaya almak ve "Bundan ne olacak?" diyerek ahlaksızlığı normal görmektir. Çıplaklığın ve hedonizmin yaygınlaşmasında bu metodun ne kadar işlevsel olduğunu hep beraber müşahede etmekteyiz.
Şimdi ise bu durumun bir üst modeline geçildi. Bu hâli ahlaksızlığı normalleştirmekle kalmayıp, adeta örnek alınacak bir davranış gibi sunma.
Son bir yıl içerisinde kendileri teşhir etme dışında hiçbir vasfı olmayan "Manifest" adlı kız grubu, adeta birer kahraman gibi sosyal medyanın her yerinde önümüze çıkıyor.
Yoğun reklam çalışmaları ile grup içi kavgalardan çekememezlik hikâyelerine kadar suni gündemler üretilerek sürekli bir görünürlük elde ediliyor. Bu sahte gündemlerle de sanki herkes bu fahşa ürünü grubu dinliyor ya da takip ediyor gibi bir hava estiriliyor.
Bu gruba karşı en ufak bir ses çıkarmak ise sahte hesaplar tarafından itibarsızlaştırma söylemleriyle bastırılıyor ve bir sosyal medya linci söz konusu oluyor.
Çorum Belediye Başkanı bunun en son örneklerinden biri oldu. “Bu grubu şehrimize almayacağım” demesi üzerine kendisine karşı sosyal medya üzerinden bir linç kampanyası düzenlendi.
Bu baskı belirli bir yaşın üzerindeki insanlar için çok bir anlam ifade etmese de genç nesil üzerinde ciddi bir toplumsal algı oluşturuyor. Bu baskı nedeniyle grubu sevmek, şarkılarını dinlemek ve konserlerine gitmek bilinçsiz bir güdüyle gayet kabul edilebilir bir hale bürünüyor.
İçinde hiçbir anlam bütünlüğü olmayan, sadece tekrarlayan garip kalıplardan ibaret şarkılara adeta ruhunu teslim edercesine akın eden bu kitle, dikkat edilmediği takdirde temiz gençleri de içine çekebilecek yapay bir atmosfer oluşturuyor.
Şimdi bu grubun erkek muadili olan, toplasan üç gün müzik icra etmiş duayen (!) sanatçıları da sanki hep hayatımızdaymış gibi hızlıca piyasaya sürüldü. Normalde ekmek almaya göndermekten imtina edeceğimiz tipler özellikle lise çağındaki erkek çocuklarına birer rol model olarak sunuluyor.
Uzun süredir hedonist arzuları Müslümanların yaşadığı baskılarla kıyaslayan; "başörtüsüne de iç çamaşırına da özgürlük" diyerek ahlak ile ahlaksızlığı bir tutan bu zihniyet sinsice sapkınlığı normalleştirmeye devam ediyor.
Bu yapay atmosferin normalleşmemesi adına bunlara tepki göstermek ve ses çıkarmak daha da önem kazanmakta.
Önemsiz gördüğümüz, ciddiye almayı dahi kendimize yakıştıramadığımız bu tipleri ve bu tarz gündemleri basitleştirmemeliyiz. Hükümet de şimdiye kadar pek bir sağlıklı adım attığı görülmeyen Kültür Yolu gibi etkinlikleri baştan kurgulayarak toplumun önüne rol model olarak olmasa da en azından yozlaştırmayan insanları koymalı!

