“Şer’i Siyaset” kitabının tanıtım yazısı:
"Din ile siyasetin, kitap ile demirin, emanet ile kuvvetin bir araya gelmesi; insanların dünya ve ahiret maslahatlarının korunması için zaruridir. Bu iki alanın birbirinden koparılması ise fertlerin ve toplumların hayatında düzenin bozulmasına, adaletin zayıflamasına ve fesadın yayılmasına sebep olur.
Şer’î siyaset; yalnızca teorik bir kavram değil, şeriatın maksatlarını içinde bulunulan şartlar, imkânlar ve gerçeklikler doğrultusunda hayata geçirme çabasıdır. Bu yönüyle o, hem şeriatı derinlemesine kavramayı hem de zamanın, toplumun ve şartların doğru okunmasını gerektirir.
Rabbânî bir bakış, hükmü yalnızca bilmekle yetinmez; o hükmün hangi şartlarda, hangi maslahatları gerçekleştirecek ve hangi zararları giderecek şekilde uygulanacağını da gözetir. İşte şer’î siyaset, bu basiretin ve sorumluluğun adıdır.
Bu eser; şer’î siyasetin tanımını, kaynaklarını, rükünlerini, maslahat ve mefsedet dengesiyle ilişkisini, liderlik kararlarının mahiyetini ve din ile otoritenin birlikte bulunmasının gerekliliğini ilmî bir çerçevede ele almaktadır.
Geçmişte peygamberlerin, ardından da Raşid Halifelerin taşıdığı bu sorumluluk; bugün de ümmetin birliği, adaletin tesisi ve dinin hayata rehberlik etmesi açısından üzerinde dikkatle durulması gereken temel meselelerden biridir."
“Vasat Yol” kitabının tanıtım yazısı:
"Dinî metinlerin bağlamından koparıldığı, hükümlerin usûlünden ayrılarak yorumlandığı ve tekfir söyleminin giderek yaygınlaştığı bir dönemde, İslâm'ın vasat anlayışını yeniden hatırlatmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Zira tarih boyunca ümmeti sarsan birçok fikrî kırılmanın temelinde, nasların yanlış anlaşılması, usûlün ihmal edilmesi ve din adına yapılan aşırılıklar yer almıştır.
Tarihte Hâricî zihniyetinin doğmasına yol açan metodolojik hatalar, farklı biçimlerde günümüzde de etkisini sürdürmektedir. Bu eser, söz konusu hataların kaynaklarını tespit ederek onları ilmî deliller ışığında değerlendirmekte ve İslâm'ın dengeyi, adaleti ve hikmeti esas alan vasat anlayışını yeniden ortaya koymaktadır.
Kitap boyunca tekfirin mutlak hüküm ile belirli şahsa uygulanması arasındaki fark, tağutu inkâr kavramının doğru anlaşılması, velâ ve berânın şer’î sınırları, siyâset-i şer’iyyenin İslâm hukukundaki yeri, gayrimüslimlerle ilişkilerin usûlü, hükümlerin uygulanmasında maslahat ve kudret ilkesi ile tekfir zinciri gibi çağdaş tartışmalar Kur’an, Sünnet, sahâbe (ra), Selef-i sâlihîn ve Ehl-i sünnet âlimlerinin ortaya koyduğu usûl çerçevesinde incelenmektedir.
Bu eser, yalnızca aşırı yorumları eleştiren bir reddiye değildir. Aynı zamanda İslâm'ın vasat çizgisini, usûlünü ve hikmetini yeniden hatırlatma gayesi taşıyan yapıcı bir çalışmadır. Okuyucuyu sloganlara değil delile, peşin hükümlere değil usûle, ifrat ve tefrite değil istikamet olan vasat yola davet etmektedir."
