1. HABERLER

  2. İSLAM

  3. KUR'AN

  4. "Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik"
"Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik"

"Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik"

Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik. Enbiya 11

07 Haziran 2026 Pazar 07:08A+A-

      Dosya:Enbiya 11.png

 

Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik. Enbiya/11

 

Ayette geçen “kasame” kelimesi en sert şekilde kırıp geçme hareketlerini ifade etmektedir. Zalim beldelerin üzerine azabı, onlar hakkında verilen kesin hükmün şiddetini, dayanılmaz felâketin kırıp döken gölgesini yaymaktadır. Toplumlar yerle bir edilmiş darmadağın edilmişler.

“Arkasından başka halklar ortaya çıktı.”

Felaket hem yurtları hem de o yurtlarda kalanları kırıp geçirir, yok eder. Ama yeniden inşa etme, yeniden var etme, önce insanlardan başlar, onlar da yurtları yeni baştan onarırlar. Ancak bu gerçeğin bu şekilde sunulması, kırıp geçme ve yerle bir etme operasyonunun dehşetini daha bir arttırmaktadır. İşte tasvir yöntemi uyarınca ifadeden algılanması istenen anlam budur.
   

FİZİLALİL KUR’AN


Zemahşerî’nin bu ayete dair el-Keşşâf'taki analizi üç ana kelime ve edebi unsur etrafında şekillenir:

​1. "Kasm" (قَصْم) Kelimesinin Seçimi ve Şiddeti

​Zemahşerî, ayette geçen ve "kırıp geçirdik / helak ettik" şeklinde çevrilen "kasm" fiili üzerinde hassasiyetle durur. Arap dilindeki nüansları ortaya koyarak şu mukayeseyi yapar:

​Kasm: Bir şeyi, organların veya parçaların eklem yerlerinden tamamen ayrılacak, un ufak olacak şekilde en şiddetli haliyle kırmak demektir. Tam bir parçalanmayı ve geri dönüşü olmayan bir yıkımı ifade eder.

​Fasm (فَصْم): Bu da kırmak demektir ancak bütünüyle koparmadan, parçalamadan çatlatmak veya hafifçe kırmak anlamına gelir.
​Zemahşerî, ayette bilinçli olarak fasm yerine kasm tercih edilmesinin, Allah’ın o zalim toplumlara olan gazabının ve cezalandırmasının ne kadar dehşetli, şiddetli ve kökten yok edici olduğunu göstermek için seçildiğini belirtir.

​2- ​Ayet metninde "zalim olan memleket" (karyetin kânet zâlimeten) ifadesi geçer. Zemahşerî, burada bir edebi sanat (mecaz) olduğunu söyler:

​Asıl zalim olan ve cezayı hak eden, fiziksel olarak binalardan ve topraktan ibaret olan "memleket" (karye) değil, orada yaşayan halktır.

​Burada "mahal" (mekan) zikredilmiş fakat "hâl" (o mekanda bulunan insanlar) kastedilmiştir. Dil biliminde buna aklî mecaz veya istiâre denir. Memleket, adeta canlı bir varlık gibi "zalimlik" sıfatıyla nitelenerek, oradaki toplumsal çürümenin ve zulmün tüm şehre/yurda sirayet ettiği vurgulanmıştır.

​3. "Kem" (كَمْ) Edatının Çokluk İfade Etmesi

​Ayetin başındaki "kem" {كَمْ} edatı, Arapçada "nice, ne kadar çok" anlamına gelen ve çokluk bildiren bir edattır. Zemahşerî, bu edatın kullanılma amacının, tarih boyunca ilahî yasayı (sünnetullah) çiğneyen ve zulümde ısrar eden sayısız topluluğun aynı akıbete uğradığını hatırlatmak olduğunu belirtir. Bu, aynı zamanda Mekke müşriklerine ve kıyamete kadar gelecek tüm zalimlere bir gözdağı ve ibret uyarısıdır.

​Özetle Zemahşerî; Allah'ın zalimleri aceleyle değil, mühlet vererek ama vadesi dolduğunda bir daha bellerini doğrultamayacakları şekilde (kasm fiiliyle) kökten cezalandırdığını; onların yerine ise yepyeni, sıfırdan başka toplumlar (kavmen âharîn) inşa ettiğini belâgat kurallarıyla ispat eder.
   

EL KEŞŞAF TEFSİRİ

Rabbim günümüzdeki zalim beldeleri de kahru perişan etsin yerlerine de müslümanları kaim etsin inşaAllah.

HABERE YORUM KAT