
“Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da: "Gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz" dediler.” (Enbiya:64)
Evet onlar nefislerine döndüler. Çünkü Allah’ın elçisi gerçekten onları can alıcı noktalarından yakalamıştı. İbrahim (a.s)’in bu akılları erdirici sözünden sonra kendilerine gelip akıllarını kullanmaya, kalpleriyle tefekkür etmeye başladılar. Ve kendi kendilerine dediler ki gerçekten siz zalimlerin ta kendilerisiniz.
İçinde bulundukları durumun saçmalığını, şu heykellere yönelik kulluğun zulüm oluşunu, ilk kez basiretlerini açıp düştükleri komik durumu düşünmeleri; içinde yüzdükleri zulmü görmeleri iyi bir iyilik belirtisiydi.
Ama bu sadece bir parıltıydı ve arkasından yine her tarafı koyu bir karanlık basmıştı.
TABERİ TEFSİRİ
Zemahşerî bu ayetin tefsirinde özellikle şu üç temel noktaya vurgu yapar:
1- Zemahşerî, buradaki "kendi içlerine dönme" ifadesini derin bir mecaz ve psikolojik durum tespiti olarak yorumlar:
Akl-ı Selîme Dönüş: Hz. İbrâhim’in (“Ağzı laf yapmayan, konuşamayan şu büyük putunuza sorun!”) şeklindeki sarsıcı cevabı, topluluğu bir anlık gaflet uykusundan uyandırmıştır. O güne kadar körükörüne taptıkları putların acziyeti yüzlerine vurulunca, taklitçi düşünceyi bırakıp kendi akıl ve vicdanlarına başvurmak zorunda kalmışlardır.
İnsan, cahiliye ve taassup dalgınlığındayken hakikati göremez; ancak İbrâhim’in güçlü mantık kanıtı (hüccet) karşısında çaresiz kalıp duraksadıklarında zihinleri durulmuş ve kendileriyle baş başa kalmışlardır.
2. "Siz Hakikaten Zalimsiniz" İtirafı ("İnnekum entumu'z-zâlimûn")
Ayette geçen bu cümlenin kime söylendiği hususunda Zemahşerî iki muhtemel izah getirir:
Birbirlerine Söylemeleri: Topluluktaki kişilerin birbirlerine bakarak "Cansız, konuşamayan, kendini bile korumaktan aciz nesnelere tapıp kulluk etmekle ve onları tanrı edinmekle asıl zalim/haksızlık eden bizleriz" demeleridir.
Kendi Kendilerine İtiraf Etmeleri: Kişinin kendi nefsini muhatap alarak "Aklı olmayan şeylere ibadet etmekle kendi kendimize zulmetmişiz" şeklinde vicdani bir özeleştiri yapmasıdır.
Zemahşerî, buradaki "Zulüm" kavramını adalet zıttı olarak, yani "bir şeyi koyulması gereken yerin dışına koymak" (ibadeti/kulluğu layık olmayan puta yöneltmek) şeklinde açıklar.
3. Hakikatin Anlık Parlaması ve Sonraki İnat:
Zemahşerî, bu ayetin devamındaki (65. ayet) "Sonra yine eski kafalarına/ezberlerine döndürüldüler" ifadesiyle bağlantı kurarak şu ince nükteli tespiti yapar:
Hakikat o kadar berrak bir şekilde ortaya çıkmıştır ki, şirk koşanların vicdanı dahi bunu reddedememiş, kısa süreliğine de olsa hakikati itiraf etmek zorunda kalmışlardır. Ancak taklit, kibir ve atalar dini baskısı galip geldiği için bu uyanış kalıcı olmamış; hemen ardından tekrar inatlarına dönmüşlerdir.
Özetle
Zemahşerî'ye göre Enbiyâ 64, mantıklı ve sarsıcı bir delilin (hüccet) batılı nasıl çaresiz bıraktığının ve insanın baskı/cehalet bulutu kalktığında vicdanıyla baş başa kaldığında hakikati kabul etmek zorunda kalacağının belagat dolu bir tasviridir.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.