1. HABERLER

  2. HABER

  3. Başka değişiklikler...
Başka değişiklikler...

Başka değişiklikler...

Ersin Çelik, CHP'nin "başörtüsü yasası" hakkından yapılan Anayasa çağrısından sonra CHP'lilerden gelen tepkileri değerlendiriyor.

06 Ekim 2022 Perşembe 10:25A+A-

Ersin Çelik / Yeni Şafak

Başka değişiklikler

Yazının başlığını CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’den aldım. Kemal Kılıçdaroğlu’nun içinde başörtüsü ifadesi geçmeyen yasa düzenlemesi çıkışına karşı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa değişikliği hamlesi yapınca siyasi hava bir anda değişti. Kemal Bey’in gece yarısı sosyal medyasından yayınladığı videoların etkileşimini siyasi başarı görenler bir kez daha yanıldı.

Muhalefet bir süredir sosyal medyada seri gündemler oluşturunca, “video izlenmelerinin seçmene, paylaşım ve beğenilerin de sandıkta oya dönüşeceği” heyecanına kapılmış durumda.

Oysa Erdoğan gibi siyasi bir dehayı, kendisinin de ifade ettiği gibi “ömrünü verdiği” başörtüsüne özgürlük mücadelesinde köşeye sıkıştırmaya kalkışmak CHP’yi büyük bir çıkmaza soktu.

Bu çıkmazın ne olduğunun yanıtını da Özgür Özel verdi. Erdoğan’ın başörtüsü konusunda “gelin çözümü yasa değil Anayasa düzeyinde sağlayalım” çağrısına CHP adına olumsuz karşılık veren Özgür Özel, “desteklememek için Anayasa değişikliği önerip başka değişiklikler için fırsat kolluyorlar” dedi.

Sadece “başka değişiklikler” ve “fırsat kollama” bahaneleri üzerinden gidecek olursak; CHP’nin sokulduğu, iktidarın ise Türkiye’yi çıkarmak istediği “çıkmaz sokağı” konuşabiliriz.

“Başka değişiklikler” neler olabilir mesela? Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasa çağrısı yaptığı konuşmasında, “kadının ve erkeğin birlikteliğinden oluşan aile” vurgusu da yaptı.

Tam olarak şu cümleyi kurdu: “Kadının ve erkeğin birlikteliğinden oluşan aile kurumumuzu da güçlendirerek geleceğimize güvenle bakmamızı sağlayacak ilave değişiklikler de yapalım.”

Erdoğan’ın bu önerisini bundan sonra çok fazla konuşacağız. Yeni Anayasa çalışmaları sürecinde çıkacak tüm tartışmalar, siyasi kavgalar ve başta Avrupa Birliği olmak üzere uluslararası baskıların tek nedeni olacak. Abartmadığımı yeni Anayasa çalışmalarında göreceğiz. Hatta ilk tepkiler gelmeye başladı bile. Gazeteci Nevşin Mengü’nün “anti LGBTİ yasası yükleniyor” paylaşımını da başlayacak yeni siyasi ve sosyolojik tartışmanın ilk cümlelerinden biri olarak kayıtlara geçirebiliriz.

Cumhurbaşkanı önceki akşam yaptığı konuşmada da değinerek, “sapkın akımlar küresel güçlerin teşviki ile günden güne yayılıyor. Aile müessesesinin tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar büyük saldırı altında olduğunu görüyoruz” dedi.

Bizim mevcut Anayasa’mızda ise ailenin korunmasıyla ilgili bir “açık” var. Erdoğan’ın dünkü sözleri de mevcut Anayasa’nın 41. Maddesi’ne denk düşüyor.

Ağustos ayında, Türkiye’de lezbiyen olduklarını ilan eden iki kadının çocuk sahibi olduklarını ve bu “yeni aile tipi” ile sosyal medyalarından yayınlar yaptıkları gündeme gelmişti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da inceleme yapmış ve lezbiyen ilişki yaşayan kadınlardan birinin bebeğin annesi, diğerinin de halası olduğunu tespit ettiklerini açıklamıştı. Yani her şey “görünürde” yasaldı. Çünkü Anayasa’nın 41. Maddesi şöyle diyor: “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.”

Dikkat ederseniz Anayasa’daki aile tanımında “erkek” ifadesi geçmiyor. Mesela “eşler arasında” deniliyor, “ananın ve çocukların korunması” vurgusu yapılıyor ama “erkeğe” ya da “babaya” değinilmiyor.

Bu köşeden bir kez daha aktardığım yeni tip aile örneğinde de görüldüğü gibi homoseksüel ilişki yaşayan iki kadının Türkiye’de çocuk sahibi olup, “aile” kabul edilmesinin önünde hukuki bir engel yok. Aileyi temelden sarsacak, “yeni aile tiplerini meşrulaştıracak” bu açığı ortadan kaldırmak için de Anayasa değişikliği yapılmalı.

CHP, “başka değişiklikler” diyerek kapıyı kapattı. Tartışmanın nereye evirileceğini gördüler de diyebiliriz. Ancak mutlaka bir müzakere zemini oluşacaktır. CHP “başka şeyleri” görmek isteyecektir.

Lakin Anayasa’yı değiştirmek için AK Parti ve MHP’nin oyları yetmiyor. Değişiklik için 400 oy gerekiyor. Seçim öncesi pek mümkün değil ama referandum için de en az 360 oya ihtiyaç var. AK Parti, MHP ve BBP’den oluşan Cumhur İttifakı’nın Meclis’te 337 sandalyesi var. Bu dağılımda Anayasa değişikliği için muhalefetin destek olması gerekiyor.

Cumhur İttifakı’nın sandalye sayısı yetersiz ama Erdoğan’ın Anayasa hamlesi ile muhalefet bloğundaki bazı partiler pozisyonlarını gözden geçirmek zorunda kalabilirler.

Bu arada şunun altını çizeyim iktidarın çalışmalarına başladığı Anayasa değişikliğini sadece LGBT dayatması ve eşcinsellik propagandalarının önüne geçilmesi ve ailenin güçlendirilmesi açısından değerlendirmek doğru olmaz. Tek sorun bu konu değil elbette. Ancak henüz dillendirilmese de en büyük sorun olduğunu hep söylüyorum, söylemeye de devam edeceğim.

Bu nedenle de Türkiye’de dün itibariyle sadece bir Anayasa değişikliği sürecine girilmedi. Bütün dünyada politik baskılama, ticari ekosistem ve nesilleri dönüştürmeye dönüşen eşcinsellik yayılmacılığına karşı verilecek politik mücadelenin fitili ateşlendi. İstanbul’da yapılan büyük aile yürüyüşüne gösterilen ilgi, sivil tepkinin sesinin yüksekliği kamuoyunun beklentisini de ortaya koydu. Türkiye’nin Amerika ve Avrupa ülkelerinde olduğu gibi; aileyi ortadan kaldıracak, çocukların henüz 3-4 yaşlarında cinsiyet değiştirmeye zorlandığı çıkmaz bir sokağa sokulmak istendiğini halk da halkın güç verdiği iktidar da gördü. Buradan geri dönüşü olmaz.

HABERE YORUM KAT

2 Yorum