
A‘râf ehlinin zalimlerle aynı safa düşme korkusu
A'râf burçları, sadece terazisi kilitlenmiş çaresiz ruhların dehşet çığlığını değil; yeryüzünde hakkın şahidi olmuş peygamberlerin, şehitlerin ve faziletli müminlerin mutlak ilahi kudret karşısındaki o asil ve derin tevazusunu da barındırır.
MURAT KAYACAN / HAKSÖZ HABER

Gözleri cehennemliklerin tarafına çevrildiği zaman, "Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile birlikte kılma!" derler.(el-A`râf 7/47)
Günümüz insani, bakışlarını dilediği yöne çevirebilme, görmek istemediği üzücü olaylara gözlerini kapatıp kendine steril ve sahte gerçeklikler inşa edebilme gücüne sahip olduğu yanılgısıyla hayatını sürdürür. Kendi iradesiyle şekillendirdiğini sandığı bu konforlu körlük, A’râf sûresinin 47. ayetinin sarsıcı sahnesiyle âdeta çer çöp olur. Varlık sahnesinin o en keskin gözetleme kulesinde, a’râfta bekleyenler, ontolojik bir sarsıntının tam merkezindedir. Ayet, orada bekleyenlerin, iradelerinin ellerinden alındığı, bakışlarının kendi seçimleri olmaktan çıkıp mecburi bir yüzleşmeye dönüştüğü o korkunç anı anlatır. İnsanın dünyadaki en büyük kibri olan “görme iradesi”nin sıfırlandığı ve yarım kalmışlığın ağır bedelinin idrak edildiği bu an, asrımız insanının ahlaki kayıtsızlığına yöneltilmiş sarsıcı bir ikazdır.

