
"Biz onları yemek yemeyen birer ceset kılmadık"
"Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız zikir ehline (bilenlere) sorun.Biz onları yemek yemeyen birer ceset kılmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi."


"Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız zikir ehline (bilenlere) sorun.Biz onları yemek yemeyen birer ceset kılmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi." (Enbiya:7-8)
Peygamberim, senden önce de kendilerine vahiy gönderdiğimiz kişiler insandı. Eğer bilmiyorlarsa sorsunlar Yahudi ve Hıristiyanlara? Sorsunlar akıl hocalarına? Sorsunlar Mûsâ (a.s) bir insan değil miydi? Îsâ (a.s) bir insan değil miydi? Yolundan gittiğini iddia ettikleri İbrahim (a.s) bir beşer değil miydi? Sorun bakalım sizi kışkırtan, size peygambere karşı mücâdele yöntemleri ulaştırmaya çalışan şu kitap ehline.
Sizler insansınız ve peygamber de size kulluk örneği olmak ve sizi gittiğiniz yolun yanlışlığı konusunda uyarmak için gelmektedir. Rabbinizin sizin içinizden sizin gibi yaşayan, sizinle konuşan, sizin problemlerinizi bilen ve her an kendisini örnek alabileceğiniz bir elçiyi seçip göndermesi size merhametinin gereğidir.
Değilse Allah size elçi olarak bir melek gönderseydi, Onunla nasıl diyalog kuracak, nasıl anlaşacak, nasıl örnek alacaktınız? Hoş zaten bu adamların böyle bir kulluk dertleri de, kullukta örnek arama dertleri de yoktu. Zaten bu adamların peygamberi reddetmelerinin altında yatan sebep de işte buydu. Adamlar peygamberi örnek alma, peygamber gibi kulluk yapma, peygamber gibi yaşama derdinden kurtulmak için onu reddediyorlardı. Peygamberi reddederlerken birinci dertleri Allah’ın vahiy göndererek hayatlarına karışmasını reddetmekti.
Biz onları, o elçileri yemek yemez birer ceset kılmadık ve onlar ölümsüz de değillerdi. Onlar da aynen sizin gibi yiyen, içen, doğan, ölen insanlardır. Onların sizden tek farkları bizim kendilerini elçi seçmemiz, kendilerine kendi bilgimizi aktarmamızdır.
BASAİRUL KUR’AN
Zemahşerî yedinci ayetin tefsirinde üç ana nokta üzerinde durur:
Beşerî Peygamberlik Sünneti: Zemahşerî, ayetteki "erkeklerden başkasını" ibaresini vurgulayarak, Allah’ın tarih boyunca hiçbir meleği insanlara doğrudan elçi olarak göndermediğini belirtir. Hz. Muhammed’in insan olması bir istisna değil, aksine ilahi sünnetin (âdetullah) ta kendisidir.
"Zikir Ehli" (Ehlü'z-Zikr) Kimlerdir?: Zemahşerî’ye göre buradaki zikir ehli, Tevrat ve İncil alimleridir (Kitap ehlidir). Müşrikler Hz. Muhammed’e inanmasalar bile, geçmiş peygamberlerin (Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa) melek mi yoksa insan mı olduğunu Kitap ehline sorarak öğrenebilirler.
Akıl ve Bilgiye Atıf: Bir şeyi bilmeyen kişinin, o konuda uzman ve bilgili olan birine danışması gerektiği bu ayetle sabittir. Zemahşerî, müşriklerin körü körüne inat etmek yerine, bilgi sahiplerine başvurarak bu tarihi gerçeği teyit etmeleri gerektiğini savunur.
Zemahşerî sekizinci ayetteki edebi ve kelami incelikleri şöyle açıklar:
"Ceset" (Ceseden) Kelimesinin Anlamı: Zemahşerî’ye göre "ceset", ruhu olmayan veya yemeye, içmeye ihtiyaç duymayan varlıklar için de kullanılan bir ifadedir. Müşrikler peygamberlerin yemeden, içmekten münezzeh, melek gibi varlıklar olmasını bekliyorlardı. Ayet, "Biz onları yemez içmez donuk birer heykel/ceset yapmadık" diyerek bu algıyı yıkar. Geçmiş peygamberler de rızka, yemeğe ve içmeye muhtaç canlı insanlardı.
Ölümsüzlük (Huld) Reddi: Zemahşerî, peygamberlerin dünyada ebedi kalmadıklarını, her insan gibi vakti gelince öldüklerini hatırlatır. Eğer Hz. Muhammed’in insan olması ya da bir gün ölecek olması onun peygamberliğine engel teşkil etseydi, geçmişteki hiçbir elçinin peygamber olamaması gerekirdi.
Zemahşerî, bu iki ayetin tefsirinde; müşriklerin "melek peygamber" beklentisinin hem tarihsel gerçeklerle (önceki peygamberlerin insan olmasıyla) hem de insanlığın hidayeti için gerekli olan "örneklik" vasfıyla çeliştiğini ortaya koyar. Bir peygamberin insan olması, yemek yemesi ve ölümlü olması onun değerini düşürmez; aksine tebliğin doğası gereği olması gereken budur.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ


HABERE YORUM KAT