"Andolsun, bundan önce de İbrahim'e rüşdünü vermiştik"

"Andolsun, bundan önce de İbrahim'e rüşdünü vermiştik"

Andolsun, bundan önce de İbrahim'e rüşdünü vermiştik ve biz onu (doğruyu seçme yeteneğinde olduğunu) bilenlerdik. Enbiya / 51

Dosya:Enbiya 51.png

Andolsun, bundan önce de İbrahim'e rüşdünü vermiştik ve biz onu (doğruyu seçme yeteneğinde olduğunu) bilenlerdik. Enbiya / 51

Arapça (rüşd) kelimesinin anlamı çok geniştir ve doğruluk, hakla bâtılı ayırdetme kabiliyeti anlamına gelir.

"Andolsun İbrahim'e doğru yolu bulma kabiliyetini (rüşd) vermiştik".: "O'nun yanlışla doğruyu ayırmada gösterdiği yetenek (rüşd) kendi çabasının bir sonucu değildi, onu biz lütfetmiştik."

"Biz onu biliyorduk": "Biz onun peygamberliğe layık olduğunu biliyorduk, bu nedenle onu bu göreve atadık." En'am Suresi, 124. ayete göre ".... Allah elçiliğini kime vereceğini daha iyi bilir." Bu Kureyşlilerin şu itirazına bir cevap niteliğindedir: "Allah, bizden hiç bir üstünlüğü olmadığı halde neden bu adamı, Muhammed'i peygamber olarak seçti?" Bu itiraza şu şekilde cevap verilmektedir: "Aynı itiraz, halkı tarafından Hz. İbrahim'e de yöneltilebilirdi, fakat biz onun yeteneklerini biliyorduk. Bu nedenle onu peygamber olarak seçtik."

Evet İbrahim (a.s) gündem yapılıyor. Muhakkak ki biz daha önce İbrahim’e de rüştünü verdik. İbrahim’i rüşte ulaştırdık. Rızaya ve cennete ulaştıran yolu, hak yolu gösterdik ona. Kitabın, vahyin yönlendirmesine tabi kıldık onu. Çünkü biz onu bilenlerden idik. Ona Rüştü, hakkı bâtıldan, iyiyi kötüden ayırt edebilme gücünü verirken, Biz onun buna lâyık olduğunu biliyorduk diyor Rabbimiz. İşte Allah’ın kutlu elçisi İbrahim (a.s) Allah’ın lütfuyla, rüştle Allah ın elçilik görevini hakkıyla yerine getirdi.

BASAİRUL KUR’AN


Zemahşerî Enbiyâ sûresi 51. ayeti derin bir şekilde ele alır.

​1. "Rüşd" Kavramının Açıklanması

​Zemahşerî, ayette geçen "rüşd" (doğru yolu bulma, olgunluk, hidayet) kelimesi üzerinde önemle durur:

​Zamanlama (Daha Önce): Ayetteki "Daha önce" ifadesini iki şekilde yorumlar. Birincisi, Musa ve Harun’a Tevrat verilmeden (veya onlardan) önce İbrahim’e de bu olgunluğun verildiğidir. İkincisi ise, İbrahim’e daha akıl baliğ olduğu ilk dönemlerde, çocukluğunda bu kavrayışın bahşedilmiş olmasıdır.

​Akıl ve Tevhid: Zemahşerî, buradaki "rüşd"ü, İbrahim’in aklını ve basiretini kullanarak daha peygamberlik verilmeden önce bile putların ilah olamayacağını anlaması, Allah’ın varlığını ve birliğini idrak etmesi olarak açıklar.

​2- ​Ayetin sonundaki "Biz onu biliyorduk / tanıyorduk" (وَكُنَّا بِهِ عَالِمِينَ) kısmı için şu tahlilleri yapar:

​Liyakat: Allah’ın İbrahim’i çok iyi bildiğini, onun temiz fıtratına, hidayete ve peygamberliğe ne kadar layık olduğuna vakıf olduğunu belirtir. Yani ona verilen bu rüşd ve peygamberlik rastgele değil, onun bu cevheri taşıdığının Allah katında bilinmesi sebebiyledir.

​Övgü ve Tazim: Bu ifade, Hz. İbrahim’i yücelten ve onun Allah katındaki yüksek mertebesini gösteren bir ta’zim (saygı/övgü) ifadesidir.

​3- ​Bir belâgat ustası olan Zemahşerî, ayetin dizilimindeki edebi inceliklere dikkat çeker:

​Ayette Hz. İbrahim’in rüşdünün Allah’a nispet edilmesi (آتَيْنَا - Biz verdik), ona verilen değerin büyüklüğünü gösterir.

​Ayetin üslubunda, Mekke müşriklerine karşı gizli bir tariz (taşlama) vardır: “Siz atalarınızın yolundan körü körüne gidiyorsunuz ama bakın İbrahim daha çocukken bile aklını kullanarak rüşde ermiş, atalarının putperestliğini reddetmişti.” mesajı verilir.

​Özetle; Zemahşerî el-Keşşâf'ta, Hz. İbrahim'in taklitçi değil, daha ilk andan itibaren aklını, fıtratını ve basiretini kullanarak hakkı bulan, Allah'ın da onun bu temiz ve layık halini ezelden bildiği muazzam bir şahsiyet olduğunu vurgular.

EL KEŞŞAF TEFSİRİ

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir