SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

Anadolu yaylasının derinlerinden gelen seslere kulak vermek..

Birkaç gündür, İstanbul dışındayım.

Bazı İslamî kuruluşların davetleri üzerine, son 3 gündür Adıyaman ve civarındayım. İnşaallah bugün dönmüş olacağım.

Kâhta ilçesinde, İlim Yayma Cemiyeti'nin salonlarında idik, Haksöz dergisinden yazar Hamza Türkmen beyle birlikte..,

*

Bu yöreler son 50-60 yıldır âşina olduğum bölgeler..

Vatandaşlarla yapılan sohbetlerde, insanlarımızın, anlatılanları saatlerce dinlemeleri ilginç.. Politik konuşmaları da dinlemek istiyorlar, ama bizim oralarda bulunuş hedefimiz günlük politik konuların dışında sohbet etmek, halkımızın o yörelerdeki nabzını da tutmaya çalışmaktı..

Erkek dinleyicilerden ayrı olarak, hanımlar için de ayrı bir program düzenlemişti.

Adıyamanlı hanım kardeşlerimizin de o sohbetlerde 3 saati aşkın bir süre boyunca değinilen konuları, özellikle yakın tarihimizden nice acı örnekleri, can kulağıyla dinlemeleri ilginçti..

Bu arada, Kâhta halkının sevdiği ve çalışmalarından memnun olduklarını her vesileyle dile getirdikleri Belediye Başkanı (AK Parti'li) Mehmed Can Hallaç Bey'in de, dün akşam 2 saati aşkın bir süre, konuşmaları dinlediği bir toplantıya da değinmeliyim. Bu arada eklemeliyim, 50 yıl öncelerde gördüğüm küçük Kâhta, bugün neredeyse 80-90 binlere yaklaşan nüfusuyla ve de geçmişe göre, daha düzenli şirin bir ilçe..

Dün öğleden sonra Kâhta çevresindeki Nemrud Dağı çevresine de götürüldük ve Kâhtâ civarında, halkın Cendere Köprüsü dediği ve 2000 yıl öncelerden, Roma İmparatorluğu dönemlerinden ve uluslararası yayınlarda,'Toros ve Fırat arasındaki inançlar ülkesi' diye nitelenen, 'Kommagene' ve de 'Edessa diye anılan tarihî eser ve benzerlerini de gördük.. Gerçekten de görmeye değdi ve değiyor..

Bu vesileyle yöreyle ilgili bazı tarihî bilgileri de verelim: Miladî 11. Yüzyıl'ın sonunda da Gaktaj olarak da bilinen (ve Fırat'ın kollarından olan ve yabancı kaynaklardaki adıyla) Nymphaos Çayı yakınında kurulan Kâhta ve de Arsameia diyarı , Selçuklu Sultanı Kalavun tarafından 1283 yılında, o yöredeki Ermeni beyliklerinden geri alınmıştı. Yöre, Yavuz Selim zamanına kadar mahallî beyliklerin elinde kalmış ve ama 1516 yılında Osmanlı' hâkimiyetine girmişti. Kâhta, Osmanlı'nın zayıfladığı dönemlerde, mahallî Ermeni beyliklerinin eline tekrar geçti, ama, bölgenin ticaret yolları açısından önemi ve vazgeçilmezliği yüzünden mahallî beyliklerle Osmanlı Devleti arasında çekişme ve çatışma bölgesi olmaktan asırlarca kurtulamadı..

*

Kâhta, Anadolu'nun orta halli veya dar gelirli kesimlerinin sembolü olacak özellik ve güzelliklere sahip.. Hele de genç insanların, Müslüman coğrafyaları ve bütünüyle dünya siyaseti ile ilgili konulara kendi çaplarınca yakınlık göstermeleri ve sadece heyecana dayanmayan mâkul yorumlar getirmeleri yarınlara daha bir ümidle bakmaya vesile olabilecek seviyedeydi. Ve tekrar edeyim, burada 3 gün kadar kalışım sırasında edindiğim intibalar, sadece Kâhta ve Adıyaman'a mahsus değil.. Diyebilirim ki, Kâhta, Anadolu'nun çoğu yerleri için de söylenebilecek ve yarınlar için yeni ümid ufukları açmaya müsaid, örnek oluşturan bir yer..

Yaz aylarında tatil yapmak adına, çoğu Yunanistan'ın elinde olan Ege adalarına gitmeyi marifet zannedenlerin telkınlerine veya reklamlarına aldırmadan, Anadolu'yu 900 yüz yıl öncelerdeki adımlarla İslâmlaştıran büyük Müslümanların emaneti olan toprakları ve hatıraları yaşamak imkânına kavuşmaları, tatil yapmaktan beklenenlerin çok ötesindedir. Ve inanıyorum ki, Kâhta, Anadolu'da tek örnek değil..

Dahası, Kâhta'da hele de genç insanlarla konuşmalardan ve onların gözlerinden yansıyan samimî nazarlarından edindiğim intibaları kelimelerle anlatmak zor.. Muhatabım olan gençlerin Kâhta'lı oluşu, benim Karadenizli oluşum ve arada bir soğukluk ne kelime; tam tersine, daha bir sevinç yansıtan nazarlarla el sıkışıp kucaklaşmalarımız, hangi şehir veya ülkeden, hangi ırk, dil ve kavimden olursak olalım, namaz çıkışlarında aramızda oluşan kardeşlik muhabbetinin, ülkemizin ve bölgenin bütün Müslüman halklarının geleceği için, yeni aydınlık ufukların habercisi olduğunu hissetmiş olmanın manevî hazını kelimelerle anlatmak imkânsız..

Ülkemiz halk kesimleri arasında bir takım şeytanî emellerle oluşturulmak istenen soğuklukların soğukluk oluşturmak isteyenlerin emellerine, inşaallah yine ulaşamıyacaklarına olan kanaat ve kalbî duygularımını okuyucularımla paylaşmak istedim..

*

Evet, Kâhta, Anadolu'nun orta halli veya dar gelirli kesimlerinin yarınlara umutla bakışlarının bir sembolü olacak özellik ve güzelliklere sahip.. Hele de genç insanların, Müslüman coğrafyaları ve bütünüyle dünya siyaseti ile ilgili konulara kendi çaplarınca yakınlık göstermeleri ve sadece heyecana dayanmayan mâkul yorumlar getirmeleri yarınlara daha bir ümidle bakmaya vesile olabilecek seviyedeydi.

Ve, tekrar edeyim, burada 3 gün kadar kalışım sırasında edindiğim intiba ve de bilgiler sadece Kâhta ve Adıyaman'a mahsus değil.. Diyebilirim ki, Kâhta, Anadolu'nun çoğu yerleri için de söylenebilecek ve yarınlar için yeni ümid ufukları açmaya müsaid bir yer..

Kâhta, Anadolu'nun orta halli veya dar gelirli kesimlerinin sembolü olacak özellik ve güzelliklere sahip.. Hele de genç insanların, Müslüman coğrafyaları ve bütünüyle dünya siyaseti ile ilgili konulara kendi çaplarınca yakınlık göstermeleri ve görüşler sadece heyecana dayanmayan mâkul yorumlar getirmeleri yarınlara daha bir ümidle bakmaya vesile olabilecek seviyedeydi. Ve, burada 3 gün kadar kalışım sırasında edindiğim intibalar, sadece Kâhta ve Adıyaman'a mahsus değil.. Diyebilirim ki, Kâhta, Anadolu'nun çoğu yerleri için de söylenebilecek ve yarınlar için yeni ümid ufukları açmaya müsaid bir yer..

Yaz aylarında tatil yapmak adına, çoğu Yunanistan'ın elindeki Ege adalarına gitmeyi marifet zannedenlerin telkınlerine aldırmadan, Anadolu'yu 900 yüz yıl öncelerdeki adımlarla İslâmlaştıran büyük Müslüman kahramanlarının aziz ruhlarıyla temasa geçmişçesine , aynı inanç potasında eriyip yekpare bir bir bütün olmanın şuûrunu hissettirmeleri, İslam Milleti'nin geleceği için büyük bir sevinç ve haz kaynağıdır, elhamdulillah..

*

Bu vesileyle, rahmetli Prof. Sabahaddin Zaim hocamızın 1960'lı yılların ilk yarısında ilk resmî vazife olarak burada kaymakamlık yapmasının hatıralarını 60 yıl sonralardan bile anlatılması ve rahmetli aziz dostumuz Prof. Sabri Orman'ın da bu toprakların çocuğu olmasını gururla anlatan Kâhta'lı genç kardeşlerime bu sütundan da, has selâmlarımla..

*

STAR

YAZIYA YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Yazılar
SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL Arşivi