1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Açlığın Pençesindeki Suriye Yardım Bekliyor
Açlığın Pençesindeki Suriye Yardım Bekliyor

Açlığın Pençesindeki Suriye Yardım Bekliyor

İki gündür içme suyu da bulamamışlar. Fakat getirdiğimiz malzemelerle değil, bizimle ve yanımızdaki mücahidlerle ilgileniyorlar.

07 Eylül 2012 Cuma 12:38A+A-

İMKANDER Başkanı Murat Özer yardım götürmek için gittiği Suriye’nin Türkiye sınırı yakınındaki semti Atma’dan izlenimlerini sitemiz okuyucuları için yazdı. Evlerini ve her şeylerini terk etmek zorunda kalan Suriyeli çocuk, kadın ve erkeklerin içinde bulunduğu çaresizliği ve zor koşulları yerinde gözlemleyen Özer’in yazısı:

Suriye Halkı Açlığın Pençesinde

Murat Özer / Haksöz-Haber

Beşşar Esed'in diktatörlüğüne karşı 18 aydır özgürlük mücadelesi veren Suriye Halkı bombalar, mermiler ve işkencelerden sonra şimdi de açlığın pençesinde.

İMKANDER Yönetim Kurulu üyeleriyle birlikte gittiğimiz Suriye'de gördüklerimizi anlatabilmek o kadar da kolay değil. Burada, elektrik, su, en temel ihtiyaç maddelerinin hiçbirisi yok. Esed lobisinin medya organlarının iddialarının aksine, yemek ve paradan şımarmış bir halkla değil, yedisinden yetmişine tüm maddi imkanlarını kaybetmesine rağmen, şerefi ve dini için direnen onurlu bir halkla karşılaştık.

Suriye'ye iki yıl önce de gitmiştim. Cilvegözü sınır kapısından geçtikten sonra, büyükçe bir Esed portresi karşılardı sizi. Hama katili Baba Hafız Esed ve şimdi tüm Suriye halkının katili olan Beşşar Esed'in yan yana asılmış resimlerinin yer aldığı o kapıdan geçerek Suriye topraklarına girerdiniz. Aslında bu tabloyu, ulusçu-laik ya da yarı laik halkı Müslüman olan tüm devletlerin sınır kapılarında, devlet dairelerinde, okullarında görebilirsiniz. Bize çok da uzak değil bu manzara. Fakat şimdi, Suriye tarafına geçtiğinizde sizi bu mücrim sıfatlar değil, Kelime-i Tevhid bayrakları karşılıyor. Esed güçleri ağır kayıp verdikten sonra, bu sınır kapısından çekilmişler, her yeri yıkıp arkada bir harabe bıraktıktan sonra. Mücahidler, yıkılan her bir enkazın üzerine bayraklarını dikmişler.

Sınır kapısını Özgür Suriye Ordusu'nun Faruk Tugayları koruyor. Kapının muhafaza birliğinin başındaki Komutan Semir, neşeli ve güleç yüzüyle misafirlerini ağırlıyor. Buradaki askerlerin yaşları çok genç ve çoğu tecrübesiz. Fakat iman ve kararlılık gözlerinden okunuyor. Komutan Semir bize yardımları ulaştırana kadar refakat edebileceğini, fakat istersek yurtdışından gelen bir mücahid birlikle de gidebileceğimizi söyleyince biz de Kafkasyalı mücahidleri görmek istediğimizi söylüyoruz. Telsiz görüşmelerinin ardından yarım saat içerisinde mücahidler bize refakat etmek için geliyorlar.

Kafkasya Emirliği'ne bağlı olarak Suriye halkına yardım etmek üzere Emir Dokko Umarov'un talimatıyla Suriye'ye gelen mücahidleri görünce sevincimizi saklayamıyoruz. Çeçen, Çerkes ve Dağıstanlı mücahidlerden oluşan bu Kafkas Birliği'nde Cezayirli ve Portekizli birer Müslüman da var. Bu askerlerin profesyonel oldukları her hallerinden belli. Tavırlarında ciddiyet ve disiplin var. Bize Atma kasabasında çok sayıda muhtaç durumda insan olduğunu haber veriyorlar. Bu okula kadar bize refakat edebileceklerini söyleyince kabul ediyoruz. Sınırdan 15 km. kadar içeride bir kasaba olan Atma'ya gidene kadar yol boyunca barikatlarla karşılaşıyoruz. Yolları kaya parçalarıyla kapatmışlar. Bu noktalara geldiğimizde yoldan çıkıp ağaçların arasında oluşan dar toprak yola girip, tekrar ana yola bağlanıyoruz. Bu boş barikatların sebebini sorduğumuzda, tankların hızlı bir biçimde ulaşmasını engellemek olduğunu ifade ediyorlar. Esed güçleri bu yol üzerinde çok kayıp vermişler ve Halep'in gerisine kadar çekilmek zorunda kalmışlar. Şimdi, cephe gerisinde kalan bu barikatlarda kimse nöbet tutmuyor.

Atma, sınıra yakın bir kasaba olduğu için Deyr ez Zor, Humus, Hama ve Halep'ten gelenlerin sığınağı olmuş durumda. Bir ilkokul binasına sığınan 1000 kadar yaşlı, kadın ve çocukların çoğunluğunu oluşturduğu sivillerin hali içler acısı. Okulun tüm derslikleri evlere dönüşmüş durumda. Avlu mahşer yeri gibi. Her yer karanlık. Kameramızın flashı da olmasa kimsenin yüzünü göremeyeceğiz. Çocuklar geldiğimizi görünce sloganlarla bizi karşılıyorlar. Tekbirler gökyüzünü inletiyor. Günlerdir hiçbir şey yememişler. İki gündür içme suyu da bulamamışlar. Fakat getirdiğimiz malzemelerle değil, bizimle ve yanımızdaki mücahidlerle ilgileniyorlar. Sürekli olarak, "Allah mücahidleri korusun!" şeklinde slogan atıyorlar. Adeta içinde bulundukları bu zor duruma rağmen, savaşçıların moralini yüksek tutmaya çalışıyorlar. (...)

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ...

 

HABERE YORUM KAT