Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Yazarın Tüm Yazıları >

Açı farkı

01 Nisan 2013 Pazartesi 07:33A+A-

Cuma günü Bingazi’ye geldik. Yine 40 kişiydik yaklaşık. Ulustan Ümmete doğru yürüyüşümüz sürüyor.

Daha ilkgünden bir sürprizle karşılaştık. Hem Türkiye, hem de Libya vatandaşı bir avukat Türkiye’nin devrimin ilk günlerindeki NATO’nun havadan müdahalesini engellemesinin kendileri için hayati bir tehlike oluşturduğunu, neyse ki, 2 saat farkı ile hava harekatının başladığını ve Kaddafi’nin Bingazi’yi haritadan silmek üzere başlatacağı hava harekatının önlendiğini söylüyor ve ekliyor: Türkiye’nin endişesini anlıyoruz.. Türkiye Kaddafi’nin diktatörlüğünden kurtulup, bunu fırsat bilen batılıların kontrolüne girmesini engellemek istiyordu. Bunu da başardı..

Bazı gerçekler dışarıdan görüldüğü gibi değil. Allah dilerse kafirler eliyle dahi dinine hizmet ettirebilir..

Dün Sunusi ailesinin ileri gelenleri ile, Ömer el Muhtar’ın yakınları ile görüştük. Mesela, biz Kaddafi’nin Ömer el Muhtar’a saygısından o filmi yaptırdığını düşünüyoruz, onlar ise Kaddafi’nin Ömer el Muhtar’ı direniş günlerinde, Kaddafi’nin rolünü bir köy imamı seviyesine indirgeyerek onu küçültmeye çalıştıklarını ama, filmin bambaşka bir etki yaptığını söylüyorlar.. Hatta Ömer el Muhtar’ın Libya’nın işgali ile sonuçlanan başarısız bir direniş olduğu imajının verilmek istendiğini söylüyor.. Oysa biz ondan bambaşka şeyler anladık. Allah o filmin anlamını değiştirdi ve Kaddafi eliyle hizmet ettirdi.. Mesaj filmi de, Mustafa Kemal’in Mehmet Akif’e, Hamdi Yazır’a Kur’an tefsir ettirmesi ya da Riyazüssalihin’i yayınlatması gibi bir şey. Öyle anlattılar..

Bir takım arkadaşlar hala, her şeyin arkasında İsrail ve ABD’yi arıyor.. Şeytanın varlığı günah işlememizin gerekçesi olamaz. Onlar Şeytanın askerleri. Ama biz biliyoruz ki, Şeytan ve onun askerleri Allah’ın müttaki kullarına bir şey yapamaz..

Nasıl bir akılsa bu, Esad’ı aklıyor, Mursi’yi mahkum ediyor.. Nuseyri diktatörlüğünün cinayetlerini görmüyor, İhvanı Müslimin’i ABD’nin işbirlikçisi, emperyalizmin uşağı olarak görebiliyor.. Bu zihnin 2 temel sorunu var, ABD ve İsrail’i, batıyı o kadar çok gözünde büyütüyor ki, arkasında hiç bir şey görmüyor.. Bunlar her yerde ve her zaman varlar ve herşeye onlar hükmediyorlar.. İkinci yanılgı ise Müslümanlar beceriksiz, iki yüzlü, akılsız, hatta hain, işbirlikçi sufli, beceriksiz, kaba insanlar..

Batılılar güçlü, ama kadiri mutlak değiller. Kadiri Mutlak olan Allah! Kaldı ki onlar tepe takla gidiyorlar, İslam dünyası, İslam ümmeti hızla toparlanıyor. Ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi anlamda çok hızlı büyüme olunca bir sürü sorun da yaşanıyor.. Bu kadar hızlı büyüyünce fire de veriyoruz. Torpil de var, rüşvette, ahlaki zaaflar da. Ama tek gerçek bu değil ki.

Bana çok garip gelen bir başka konu, İran ya da Suriye’nin Rusya ile stratejik işbirliğini anlayışla karşılayanların, Türkiye’nin batı ile ilişkisi konusunu sorun etmeleri. İran’la Almanya arasında da özel ilişkiler var, Çin’le de.. Bu da aynen İhvan/Nuseyri tercihi gibi bir şey. İslami bir kimlikle İhvana karşı Nuseyri tercihinin, Kılıçdaroğlu’nun “Ergenekon’un avukatlığı” gibi, CHP ve İP çizgisinde bir “Baas avukatlığı”nın mantığını anlamak bana çok kolay gelmiyor..

İhvan ya da AK Parti’ye duyulan öfkenin, suçlamanın arkasındaki asıl sebep ne olabilir bilmiyorum. BOP diyorlar. BOP başlamadan bitti. Bu günkü bölge devletlerinin sınırları nasıl çizildi, rejimlerini kim tayin etti, iktidarlarını kim o halkın başına bela etti biliyoruz.. Bu işin sorumlularının değişen şartlara göre sınırları yeniden çizme, rejim değişikliği ve yönetici kadroların belirlenmesi ile ilgili planları da biliniyor. Baas rejimi de bunların eseri değil mi? Değişim gerçekleşmezse, aynı efendinin atadığı iktidarda kalacak. Değişim için ise BOP çerçevesinde eş başkanlık sözkonusu idi. Türkiye ABD’nin Türkiye’yi bir “sıçrama tahtası” olarak kullanmasına izin vermedi. “Oltaya takılan balık” olmadığımızı gösterdi ve zaten BOP da 2. yılında bitti. Bölge halkları da “One minute” “Mavi Marmara” sonrası, kimi ülkelerde din gayreti işle, kimi ülkelerde vicdani bir ayaklanma ile diktatörlüklere isyan etti..

Ne garip değil mi? Türkiye’yi ve Mısır’ı devre dışı bırakırlarsa, bölge batının müdahalesine daha açık bir hale getirilecek. Güya batıya karşı çıkanlar, aslında sakın batının değirmenine su taşıyor olmasınlar..

Bana sorarsanız gelişmeler doğru yönde, ileri doğru. Zor bir süreçte ilerliyoruz.. Bir sürü sorunlarımız var. Bunlar içinde en yorucu ve cansıkıcı olanı ise, ötekilerin düşmanlıkları değil, kimi dostların engelleme ve eleştiri sınırını zorlayan tavırları gibi sanki!

Bingazi’den selam.. Ben Bingazi’den vazgeçmedim.. Burada Ömer Muhtar’ın torunlarına, “Siz eğer İstanbul’dan vazgeçti iseniz, yazıklar olsun” dedim.. Kucaklaştık!

“Ulustan ümmete” yolculuğumuz devam ediyor.

Selam ve dua ile..

YENİ AKİT

YAZIYA YORUM KAT