23 Mayıs 2012 Çarşamba
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tatvan Özgür-Der: “Akan Kan Dursun!”
29 Eylül 2011 Perşembe 12:11

Tatvan Özgür-Der: “Akan Kan Dursun!”

Tatvan Özgür-Der şubesi son günlerde yoğunlaşan çatışmalardan dolayı, meydana gelen ölümlerin durması ve acil bir barış ortamı sağlanması için basın açıklaması yaptı.

Basın açıklaması üyelerin katılmasıyla dernek binasında yapıldı. Basın açıklamasını dernek adına Haşim ATALAY okudu. Daha sonra M.Ömer TÜRKMEN Kürtçe bir konuşma yaptı. Konuşmasında gerçek bir barış ve kardeşliğin İslami ilkelere ve İslam’ın adalet anlayışının tesis edilmesiyle gerçekleşebileceğini söyledi. Zulüm kimden gelirse gelsin, zalimin karşısında durmanın İslami görev olduğunu, mazlumun yanında yer almanın da imani ve insani bir sorumluluk olduğunu dile getirdi. Konuşmasında Kur’an’ı Kerim’den ayetler örnekler veren TÜRKMEN, barış, adalet ve kardeşlik temennisiyle sözlerini bitirdi.

Basın Açıklamasının Tam Metni:

SİLAHLAR SUSSUN, AKAN KANLAR DURSUN,

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM,

Kürt sorunu Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında gelmektedir. Bu gerçek artık herkes tarafından kabul görmektedir. Sorun, bugünlerde çok önemli bir süreçten geçmektedir. Çatışmalar arttıkça ilgili ilgisiz onlarca insan ölmekte ve ölümler birbirini izlemektedir.

Müslümanlar olarak; İslami ve insani sorumluluklarımızdan dolayı, akan bu kanların durması, çirkin savaşın sonlandırılması ve acil bir barış ortamının sağlanması için “AKAN KANLAR DURSUN” diyerek BARIŞ çağrısında bulunuyoruz.

Bilindiği  gibi 12 Haziran seçimlerinin ardından ortaya çıkan siyasi tablo, Kürt sorununun çözümü konusunda umutları epeyce arttırmıştı. AKParti ve BDP’nin seçimde elde ettikleri başarı bu umudun kaynağını oluşturuyordu. Kürt sorununun çözümü noktasında atılacak adımlar, demokratik açılım söylemleri, yeni anayasa tartışmaları seçim sonrası sorunun çözümü için toplumsal bir mutabakat zemininin oluşmasını sağlamıştı. Ne var ki; Hatip DİCLE’ nin milletvekilliğinin YSK tarafından engellenmesi, KCK operasyonları adı altında yerel yöneticilerin tutuklanması ve aylardır iddianamelerinin bile hazırlanmaması diyalog çabalarının aksamasına ve sonrasında BDP’nin meclis boykotu, Silvan, Ankara, Bitlis, Siirt, Pervari ve Batman’da meydana gelen ölümler, sınır ötesi operasyonlar, özel ordu girişimleri sorunun çözümünü çıkmaza sokarak umutsuzluk meydana getirmiştir. 

PKK tarafından çarşı ortasında vurulan uzman çavuşlar, sabah namazı sonrasında infaz edilen imamlar, gündüz ortası vurulan polisler, polis okulu öğrencilerine yönelik saldırılar, öldürülen genç kızlar, hamile kadınlar ve adı konmamış bebekler, kaçırılan asker ve öğretmenler, basılıp yakılan şantiyeler, haraç vermediği için yağmalanan benzin istasyonları, molotoflanan öğrenci yurtları, basılan öğretmenevleri v.b eylemler toplumda barışa yönelik oluşan umutların yitirilmesine, halklar arasında güvenin azalmasına ve derin güçlerin umutlarının yeşermesine sebep olmaktadır.  

Bölge Müslümanları olarak, hiçbir toprağın, hiçbir bayrağın, hiçbir ideolojinin insan hayatından daha değerli olduğuna inanmıyoruz. Nitekim Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de: ” Kim haksız yere bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış olur.” (Maide-32) buyurmaktadır. Yapılan barış çağrılarının ne kadar önemli olduğunu bu ayet-i kerime yeterince anlatmaktadır. Yine Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Her kim bir mümini kasten öldürürse, cezası içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, lanetlemiş ve büyük bir azab hazırlamıştır.” (Nisa-93) Rabbimizin bu uyarılarını savaşı kızıştıranlara ve  tüm katillere hatırlatıyoruz ve bütün kesimleri  haksızca ölümlere karşı duyarlı olmaya davet ediyoruz . Müslüman  Kürt halkının büyük bir kesiminin hem hükümetin samimi ve adil olmayan tutumundan ve hem de PKK’nin zalimane eylemlerinden rahatsızlık duyduğunu burada ilan etmek istiyoruz.

Israrla  “AKAN KANA DUR” diyerek, ülkemizin yeniden yangın yerine dönmemesi, Türk ve Kürt annelerinin yüreklerinin yanmaması ve silahların bir an önce susması için sivil toplum kuruluşlarını, siyasi parti temsilcilerini, kanaat önderlerini ve vicdan sahibi kimseleri çatışan taraflar üzerinde baskı kurmak üzere inisiyatif almaya davet ediyoruz.

Sonuç olarak; taraflar siyaset ve müzakere zeminini baltalayacak tüm tavırlardan kaçınmalıdırlar. KCK operasyonları adı altında tutuklanan belediye başkanları ve siyasiler serbest bırakılmalı, sınır ötesi operasyonlara son verilmelidir. PKK’nin de barışı baltalayıcı silahlı eylemlerini ve sivil katliamlarını durdurması gerekir. Nitekim eylemlerin operasyonları, operasyonların da eylemleri davet ettiği bilinen bir gerçektir. Başbakan ve hükümet çevreleri ile PKK’nin savaş, tehdit ve şantaj dilini kullanmaktan vazgeçmesi gerekir. Hükümet başlattığı açılım sürecinin devam ettiğini somut pratiklerle göstermelidir. Hakların iadesini çatışmalarla orantılı olarak askıya almamalıdır. Kürt sorununun çözümü önündeki tüm yasal engeller ortadan kaldırılmalıdır. Kürt sorunu, silahla değil ancak adaletle çözülebilir.

tatvan-20110929-01.jpg

tatvan-20110929-02.jpg

tatvan-20110929-03.jpg

ÖZGÜR-DER TATVAN ŞUBESİ

YORUMLAR ( Toplam 7 yorum)
Ahmet UZUN
HANGİ KAN DURSUN!...
04 Kasım 2011 Cuma 19:48
öZGÜR-DER in yeri neresi. İyi düşünemiyenler başkalarının gündemlerine hizmet ederler.

Aşağıda açıklanan bir paragrafın kimlerin savunulduğunu ortaya koyması bakımından çok önemli olduğunu düşünüyorum..



Sonuç olarak; taraflar siyaset ve müzakere zeminini baltalayacak tüm tavırlardan kaçınmalıdırlar. KCK operasyonları adı altında tutuklanan belediye başkanları ve siyasiler serbest bırakılmalı, sınır ötesi operasyonlara son verilmelidir. PKK’nin de barışı baltalayıcı silahlı eylemlerini ve sivil katliamlarını durdurması gerekir. Nitekim eylemlerin operasyonları, operasyonların da eylemleri davet ettiği bilinen bir gerçektir. Başbakan ve hükümet çevreleri ile PKK’nin savaş, tehdit ve şantaj dilini kullanmaktan vazgeçmesi gerekir. Hükümet başlattığı açılım sürecinin devam ettiğini somut pratiklerle göstermelidir. Hakların iadesini çatışmalarla orantılı olarak askıya almamalıdır. Kürt sorununun çözümü önündeki tüm yasal engeller ortadan kaldırılmalıdır. Kürt sorunu, silahla değil ancak adaletle çözülebilir.



Olmaz beyler Olmaz... Kürt sorunu yok PKK sorunu var. Kürt sorunu olsaydı hükümet on yıldır bu sorunu çözmeye hazırım diyor ancak PKK ve KCK sırt çevirerek adeta hükümetin bu iyimser ortamını sabote ediyordur..Burada üzücü olanlar müslümanların başkalarının gündemlerien hizmet etmeleridir. (...)
HAS-DER
HASSASİYET
30 Eylül 2011 Cuma 11:21
Tatvanlı kardeşlerimizin göstermiş oldukları bu hassasiyetin sağa sola çekiştirilip,aslından uzaklaştırmak akıl karı değil.Olayı bu bağlamın dışında değerlendiriyor,kardeşlerimi tebrik ediyorum.Savaşın bile namusları vardır.sivil,savunmasız,kadın ve çocukların buna dahil edilmesi nasıl açıklanır......?
sinan tetwani
Kan Dursun
30 Eylül 2011 Cuma 00:57
Yapılan basın açıklamasında emeği geçen herkese teşekkür ederim.Doğal olarak yaşanan son acı olaylar karşısında sessiz kalmak doğru olmazdı.Tatvan Özgür Der bu anlamda kendine düşen sosyal şahitliği yapmak maksadıyla ,tüm iyi niyetini ve barış sever hassaiyetini bu basın açıklamasıyla tekrar dile getirmiş oldu.
Yaşanan kirli oyunlar ve hesaplar yüzünden hergün birileri ölüyor ve anaların yüreği kanıyor.Kurşun adres sormaz.Atılan kurşunların hesabıını yapmayan kım olursa olsun ,eğer atılan kurşun savunmasız,mazlum,silahsız ve sivil bir insanın hayatına mal olursa o kurşunu atanda attıranda suçludur .Özellikle bu kirli savaştan bıkan ,usanan ve barış isteyen bir halka rağmen ,kımin savaş naraları attığı ortadadır.Bu halk, kendine yapılan bu kadar zulmü unutmayacak.Eğer bu halk yaşanan bunca zülmü unutsada,Rabbım zalimlerin yaptığını unutmayacak.
Sakin Allah'ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz zannettmeyın.Allah herşeyden haberdardır ve bilendir.

Barış için seslerin yükselmesi dileğiyle tekrar barış istyenlere selam olsun.
osman
TEBRİK
29 Eylül 2011 Perşembe 23:49
tatvanlı kardeşlerimizin göstermiş olduğu duyarlılığı tebrik ediyorum. yapılan cesurca ve adilce açıklamaları korkaklık olarak değerlendiren selami kardeşime de açıklamayı tekrar okumasını tavsiye ediyor ve şunu hatırlatmak istiyorum. Pkk nin yaptığı zalimce katliam ve eylemleri lanetlemek nasıl bir korkunun ürünüdür acaba? Yaşanan ahlaksız ve hukuksuz savaşın tek tarafını görüp diğer tarafı temize çıkarmak ne kadar adil olacak? Kan isteyen zalimlerin, savaşı devam ettirmek isteyen katillerin diliyle konuşup sorunu çözümsüzlüğe iten operasyon ve eylemlerin devam etmesini istemek asla müslümanca bir bakış açısı olamaz. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Her kim bir mümini kasten öldürürse, cezası içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, lanetlemiş ve büyük bir azab hazırlamıştır.” (Nisa-93)
amedttn bir kardeşiniz
Selami kardeşime
29 Eylül 2011 Perşembe 17:31
Müslümanca bir tarzla eleştiriyor ve basın açıklamasını yeterince doğru bulmuyor ve bu tavrın korkudan kaynaklanmış olabileceğini söylüyorsunuz. Sadece basın açıklamasından şu bölümler sizi haksız çıkarmıyor mu? "PKK tarafından çarşı ortasında vurulan uzman çavuşlar, sabah namazı sonrasında infaz edilen imamlar, gündüz ortası vurulan polisler, polis okulu öğrencilerine yönelik saldırılar, öldürülen genç kızlar, hamile kadınlar ve adı konmamış bebekler, kaçırılan asker ve öğretmenler, basılıp yakılan şantiyeler, haraç vermediği için yağmalanan benzin istasyonları, molotoflanan öğrenci yurtları, basılan öğretmenevleri v.b eylemler toplumda barışa yönelik oluşan umutların yitirilmesine, halklar arasında güvenin azalmasına ve derin güçlerin umutlarının yeşermesine sebep olmaktadır." Hükümetin operasonları durdurması çağrısı kürt sorunun silahla çözülemiyeceğine olan inançtan kaynaklanmaktadır. Yoksa ne bölgenin Pkk'ye bırakılması istenmektedir, ne de pkk'ye velevki insan olarak korkularımız olsa bile hak sözü esirgemekteyiz.
Selami
yakışmamış
29 Eylül 2011 Perşembe 15:40
Arkadaşların iyiniyetine kuşku yok, elhamdulillah Müslümanız ve Müslümanlara güveniriz fakat bu bildiride bir şeyler eksik dostlar. Ortaya karışık cinsinden sözler adalete sığmaz. Sivilleri kaçırdılar, sokaktan geçen araba içinde genç kızları vurdular, hamile kadını öldürdüler, bunları kaza diye görenler için Ankara'da caddede bomba patlattılar, Yüksekova'da tek suçu oraya dışarıdan gelmiş olmak olan bir mühendisi karısının yanında vurdular, öğretmenleri kaçırdılar.... Daha sayayımmı? İhtiyaç varmı?
Siz diyorsunuu ki devlet operasyon yapmasın. Devlet o bölgeyi özsavunma güçlerine bıraksınmı , bunu istermsiiniz. değilse bu bildirideki saldırganı efelendiren szöelr ne oluyor? Gerçekten böyle mi düşünürsünüz yoksa korkuyor musunuz? Korkmak kınanancak bir şey değil bilesiniz, bu bölgede yaşayan herkes PKK'nin zalimliğini iyi bilir. sizi düşman gördüğünde çocuğunuzu öldürebiliyor veya evinizi yakabiliyor. Korkmak normal. Ama ne olur, bu söylediğiniz şeyi gerçekten inanarak söylediğinizi iddia etmeyin. Çünkü doğru değil! Çünkü haklı değil. Çünkü müslümana bu kadar saflık yakışmaz.
Sakarya Özgür-Der
Teşekkür
29 Eylül 2011 Perşembe 13:53
Bir coğrafya düşünün ki hergün kan akıyor.Bir coğrafya düşünün ki dost düşman belli değil.Bir "sorun" düşünün ki at izi iti izine karışmış.
Tatvan'lı müslümanların duyarlılığına sonsuz teşekkür.
Her ne kadar kimseye yaranamamak gibi bir paradoksun içine çekilmek isteseler de.
KARİKATÜR







Haksoz haksöz