STK'lar 'Karlıova Olayları' Raporunu Açıkladı

06.08.2011 01:54
STKlar Karlıova Olayları Raporunu Açıkladı
Bingöl'ün Karlıova İlçesi'nde 1 korucunun öldürülmesinden sonra çıkan olaylarla ilgili ÖZGÜR-DER, MAZLUM-DER, Diyarbakır ve Bingöl Baroları ile İHD tarafından yapılan inceleme tamamlandı.

Bingöl'ün Karlıova İlçesi'nde Taşlıca Köyü Korucubaşı Hacı Alan'ın öldürülmesinden sonra çıkan olaylarla ilgili İHD ÖZGÜR-DER, MAZLUMDER, Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Barosu ile İHD Bingöl Şubesi ve Bingöl Barosu tarafından yapılan inceleme tamamlandı.

Diyarbakır Barosu Genel Sekreteri Avukat Devrim Barış Baran, Bingöl Barosu Genel Sekreteri Avukat Hanifi Budancanamak, İHD Bingöl Şube Başkanı Nihat Aksoy, İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Mehmet Raci Bilici, Mazlumder Diyarbakır Şube Başkan Yardımcısı Avukat Mustafa Sarıhan ve Özgürder Diyarbakır Şube yöneticisi Emin Altun'dan oluşan heyet, 1 Ağustos günü Karlıova İlçesi'ne giderek 28 Temmuz'da meydana gelen ve Hacı Alan adlı bir korucunun öldürülmesinden sonra çıkan olaylarla ilgili araştırma ve inceleme yaptı. Heyet, 4 gün süren incelemesini rapor haline getirerek kamuoyuna açıkladı.

Diyarbakır Barosu'nda yapılan bir basın açıklamasıyla kamuoyuna açıklanan raporun tümü;

OLAY  : Bingöl ili Karlıova İlçesinde 28.07.2011 tarihinde Korucu başı Hacı ALAN'ın öldürülmesi sonrasında maktulün akrabaları ve korucular tarafından ilçede 4 saat boyunca; 18 işyerine,  1 eve, BDP İlçe Başkanlığına ve Belediye Başkanlığına yönelik yapılan silahlı saldırı olayı.  

AMAÇ Bu saldırılar nedeni ile, mağdurlar, mağdur yakınları,  varsa görgü tanıkları ve resmi yetkililer ile görüşmek, araştırma ve incelemeler ile elde edilen bilgiler sonunda rapor hazırlamak, raporu ilgili ve yetkili kurum ve makamlara göndererek maddi gerçeğin açığa çıkarılmasına katkıda bulunmak, kamuoyunun gerçek bilgiye ulaşmasını sağlamak, faillerin bulunması ve haklarında gerekli soruşturmanın başlatılmasını talep etmek amacıyla bir insan hakları heyeti oluşturulmuştur.

HEYETİN OLUŞUMU : Heyet, Diyarbakır Barosu Genel Sekreteri Av. Devrim BARIŞ BARAN, Bingöl BAROSU Genel Sekreteri Av. Hanifi BUDANCANAMAK, İHD Bingöl Şube Başkanı Nihat AKSOY,  İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Mehmet Raci BİLİCİ MAZLUMDER Diyarbakır Şube Başkan Yardımcısı Av. Mustafa SARIHAN ve ÖZGÜR-DER Diyarbakır Şube yöneticisi Emin ALTUN'dan oluşmuştur.

HEYET GİRİŞİMLERİ : Heyet, 1 Temmuz 2011 tarihinde Bingöl il merkezinde görgü tanıkları, mağdurlar, BDP Bingöl Milletvekili İdris BALUKEN ve Bingöl Valisi ile görüşmüş, daha sonra ise Karlıova ilçesine giderek, olay yeri, vatandaşların yaşadıkları durumlar ve saldırı gerçekleşen işyerleri ve evlerin iç ve dışında incelemelerde bulunmuş, birçok tanık, mağdur  ve yetkililerle görüşmüş, görgü ve beyanlarını almıştır. İnceleme ve araştırmanın büyük bir kısmı heyet üyeleri tarafından fotoğraf ve video çekimi ile kayıt altına alınmıştır. 

MAZLUMDER Genel Merkezi, heyet çalışmalarına kolaylıklar sağlanması ve olayın meydana geldiği yerlerin yetkilileriyle görüşmeler yapmak üzere 01.08.2011 tarihinde yazı ile Bingöl Valiliği, Karlıova Kaymakamlığı, Karlıova Cumhuriyet Başsavcılığı, Karlıova Emniyet Müdürlüğü ve Karlıova Belediyesi nezdinde randevu talebinde bulunulmuştur.

HEYETİN OLAY YERİNE GİDİŞİ VE YAPTIĞI GÖRÜŞMELER : Heyet, Bingöl iline, 1 Ağustos 2011 günü saat 10:30'da varmıştır. İlk etapta baştan sona kadar yaşanan olaylarla ilgili girişimlerde bulunan BDP Bingöl Milletvekili İdris BALUKEN ile görüşülmüş, beyanları alındıktan sonra Karlıova'dan Bingöl Merkeze gelen bir kısım mağdur ve görgü tanıkları ile görüşülmüştür. BDP Karlıova İlçe Başkanı Şemsettin ÖZEN ile can güvenliği olmaması nedeniyle yüz yüze görüşülememiş ancak kendisiyle telefonda görüşülmüş ve beyanı alınmıştır.

Aynı gün öğleden sonra saat 13.30'da Bingöl Valisi ile görüşme yapılmış, beyanları alınmış ve kendisine heyetin Karlıova ilçesine gideceği konusunda bilgi verilmiş, heyet zaman kaybetmeden yola koyulmuş saat 15.00 sıralarında Karlıova İlçesine varmıştır. Heyet burada saldırı olaylarının gerçekleştirildiği ev ve işyerlerinde incelemelerde bulunmuş oralarda görgü tanıkları ve mağdurlar ile görüşmüştür.

Heyet ilçede üç saatten fazla incelemelerde bulunmuştur. Görüşmeler geniş tutulmuş, delil olabilecek her şey fotoğraflanmaya, kayıt altına alınmaya çalışılmıştır.

Heyet, ilçede bulunduğu süre boyunca,  özellikle güvenlik şube polisleri tarafından kordona alınmış,  bu kuşatılmışlık içinde çalışmalarını yürütmek zorunda kalmıştır.

Heyet, aşağıda belirtilen şahıslarla yaptığı görüşmeleri olduğu gibi aktarmaktadır:

Lütfü KARABAĞ : Korucu vurulduktan sonra ilk önce askerler ilçe merkezinde dağılmaya başladılar. Tahminen 5-10 dk sonra korucular ile beraber sivil giyimli kişiler silahla her tarafı taramaya başladılar. Ben hemen amcaoğlum Murat KARABAĞ'ın evine sığındım. Pencereden çevreye bakmaya başladım. Amcaoğlunun dükkânı olan PARİS GİYİM önünde iki koruyucuyu gördüm. Bir tanesini tanıyorum. Adı. Behçet ALAN 'dır. Hacı ALAN'ın yakın akrabasıdır. Her ikisi de dükkânın camlarını kırmaya başladılar. Ellerinde benzin bidonu vardı. Bu bidondaki benzini dükkanı boşaltmaya başladılar. Onları koruyan bir adet polis ve askeri araç olarak da bilinen Akrep adı verilen araç vardı. Dükkânı ateşe verdiler. Ben o sıra sığınmış olduğumuz iki amcaoğlunun evinden hortumla beraber çıktım. Çıkan ateşi söndürmek için tam dükkânın önüne geldiğimde 5-10 korucu ve sivil giyimli polis beni dövdü. O sırada arkamda Rukkoş  (Rukiye)  KARABAĞ vardı.  Beni döven korucular arasında Behçet ALAN vardı.  Sivil polisleri şu ana kadar hiç görmemiştik. Beni dövmeleri sonucunda sırtımdan yaralandım.  Beni dövdükleri zaman kendimden geçtim. Daha sonra onlar beni bıraktılar. Beni kurtarmaya gelen akrabalarımı polis engellemeye çalışıyordu.  O sırada korucular arasında 4-5 kişi havaya çok sayıda silahla ateş ediyorlar. Dükkânın tamamı yandı. Yaklaşık 500 milyondan fazla zarar gördük.

Amcamın oğluna ait olan PARİS GİYİM'de çıkan Yangını söndürmeye gelen itfaiyeyi engelledi.  İtfaiye 5 dk mesafede olmasına rağmen müdahalesini polis engellemiş. Korucularla beraber polisler beni dövdükten sonra korucular gitti. Orada polisler kaldı. Bir taraftan dükkânımız yanmış bir taraftan da her yerden silah sesleri geliyordu. Can güvenliğim tehlikede olduğu için hastaneye gidemedim. Daha sonra beni de akrabalarım hastaneye götürdüler

Akrabalarım beni devlet hastanesine götürdüler. Doktor bana kim seni dövdü diye sordu? " Askerler, Polisler ve Korucular " dedim. O da sırtıma baktı ve beni film çektirmek için sevk etti.

Bu olayı gerçekleştiren koruculardan hiç kimse gözaltına alınmadığı halde Kardeşim Rıza KARABAĞ ise polis tarafından bizlere hiçbir açıklama yapılmadan sadece, savcılığa götürmeleri gerektiğini söyleyip onu gözaltına alındı.  Kardeşim gözaltına alındığı sırada evimiz çok ayrıntılı bir şekilde arandı. Bir şey bulunmadı. Çünkü bir şey de yoktu.

Şemsettin ÖZEN (BDP İlçe başkanı ) 0530 324 23 75 (can güvenliği olmadığı için telefonla kendisiyle görüşme yapılabildi.)

Olay geçen Perşembe yani 28 Temmuz 2011 günü saat 16:00 - 16:30 sıralarıydı. Ben partiden çıktım iş yerine doğru gittim. Partinin arka tarafında bir kahve vardı. Oraya vardım. Bingöl Eski İl Başkanı Mahmut BOZAN, İHD Bingöl Şube Başkanı Nihat AKSOY ile Gönük köyünden Hacı Bedri ve birkaç köylü ile beraber oturduk. Çay içtik. O arada 3 el silah sesi duyduk. Millet ile beraber ben de dışarıya çıkıp sesin geldiği yere doğru koşmaya başladım. Çevrede bulunan vatandaşlara ne oldu diye sordum? "Yukarıda bir korucu vurulmuş dediler." O sırada bir kısım korucular benim iş yerime taraf küfretmeye başladılar. Ondan sonra ben hemen parti binasının karşısında bulunan kasaba girdim. Kasapta bana korucular her yerde seni arıyorlar dediler. "Bende partiye gittim ve kapıyı kapattım. Aradan yaklaşık 10 dk. sonra partiye saldırı gerçekleşti. Çok sayıda silah atıldı. O anda ben çatıya çıktım. Daha soran Fikret ALAN bir panzer ve çok sayıda polis ile beraber parti binasını bastılar. Korucu Fikret ALAN (sesinden kendisini çok iyi tanırım) birine (tahminen üst düzey bir yetkili olması gerek)  "sen mutlaka bize İlçe Başkanını teslim edeceksin" dediğini buna karşılık O da "sen korucuları al ve buradan çık ben sana bunun sözünü veriyorum."  dediğini işittim.

Daha sonra partiye Yasin ALTUN adlı bir vatandaş geldi.  Evi hemen partinin yapışığında olması nedeniyle ve evin zarar görmesini engellemek maksadıyla binanın yakılmaması için yalvardı. Ancak kabul etmediler ve parti binasını yakmaya başladılar.  Ben o sırada gizliden çatıda onları izliyordum. Onlar çakarken parti binası alev aldı. Ben, onlar gittikten sonra ertesi gün Cuma namazına kadar yaklaşık 24 saat boyunca çatıda sessizce bekledim. Çünkü kapıda bekleyen polislere güvenim kalmamıştı. Onlar beni koruculara teslim edebilirlerdi.

Daha sonra ben Bingöl Milletvekili İdris BALUKEN' i aradım. "Ben patinin çatısındayım" dedim. O da birkaç arkadaşı gönderdi. Beni bulunduğum yerden onlar aldılar. Daha sonra BDP heyeti ALTAN Bey, İdris Bey ve Filiz KOCALİ ile beraber evime ve işyerime gittik. Evimin ve işyerimin tamamen yakılıp talan edildiğini gördük.  Benim yanan iş yerimde 100.000 TL'ye yakın zarar olmuş ve evim yakılmış içindeki eşyalar taranmıştı.

Ben şu an dahi Fikret ALAN ve korucuların ailesinden çok sayıda tehditler almaktayım. Sağdan soldan insanlardan duyduğum kadarıyla  "Onu yakaladığımız yerde kesin öldüreceğiz, sağ bırakmayacağız"  şeklinde çevreye haber vermişler.

Ben Karlıova kaymakamına güvenmiyorum. Bu olay olduğu sırada hiçbir şekilde müdahale etmedi. Ben çatıda bulunduğum sırada bir vatandaşın kaymakama kaymakam bey bunlar ilçemizi dağıttılar talan ettiler böyle olmaz dediğini duydum. Kaymakamda ona aynen ''Sen bilmiyor musun devletin bir görevlisi öldürüldü. Haberin var mı? dedi. Vatandaşta ona "kim vurdıysa gidin onu yakalayın halktan mı hesap soracaksınız?" dediğini duydum. 

Şu an benim can güvenliğim yoktur. Bu nedenle bir yerde sığınmak durumundayım.  Ancak Dün benim babam ve kardeşimin evi Karlıova' da ki jandarmalar tarafından aranmış illa gelip teslim olacak demişler. 

KARLIOVA BELEDİYE BAŞKANI FERİT ÇELİK: Ben olay tarihinde Antalya' daydım. Perşembe günü yani 28 Temmuz saat 6 da beni aradılar saldırının gerçekleştiğini söylediler. Korucular 4x4'lerle mahallelere dalıyorlar, belediyenin önüne geliyorlar, Başkanı bulup öldüreceğiz diyorlar. Ben olayı duyduğum sırada hemen kaymakamı aradım. Kaymakam telefonuma cevap vermedi. Hemen akabinde yüzbaşını da aradım. Telefonu meşgule aldı. Ne o ne de kaymakam benimle görüşmediler. Bunun üzerine ben de zaman geçirmeden valiyi aradım o olayın olduğu yere intikal ettiğini söyledi. Benim arkadaşlar duyduğum kadarıyla söylediği anda intikal etmiş ancak olaylar durmamış. Ben olayın olduğu günün hemen akabinde Karlıova' ya gelmek istesem de arkadaşlar tarafından can güvenliğim olmadığı gerekçesiyle engellendim.

Bu sabah ben zararların tespiti ve tutanakları için Karlıova emniyet müdürlüğünü aradım. Kendisinden bu tutanakları istedim. O da bana  "koruyucu öldürmeseydiniz" dedi. Ben -kim öldürmüş- diye kendisine kızdım. 

Bu gün ilçe kaymakamı ile görüştüm. Bana neden beni basına bu şekilde haber ettirdiniz. Diye tepki gösterdi. Biz bugün olayları çıkaranlar hakkında savcılıkta suç duyurusunda bulunduk.

Karlıova halkı korucuların yapmış olduğu bu olaylar nedeniyle çok tedirgindirler. Ayrıca bu olayları gerçekleştiren korucular hakkında şu ana kadar hiçbir gözaltı işlemi yapılmamasına rağmen şu an halk gözaltına alınmaktadır. Şu an göç yok ama halk da bir çekingenlik var. Şu an itibariyle 6 kişi gözaltında

HURİNAZ AZAK : Olay günü tahminen saat 16.00 idi. Silah sesi geldi. İlkin çocuklar belki torpil attılar diye kalkmadım. Birkaç dakika sonra çok şiddetli silahların patladığını gördüm. Kapıları kapatıp evde kaldım. Yerel kıyafetli iki tane kadın 1 tane de resmi giyimli Korucu geldi. Evi aradılar ben karşı daireye geçtim 4-5 dakika sonra geldim iki tane normal giyimli kadın komşumun evini de aradılar. Bir süre orada durduktan sonra gittiler. Onlar gittikten 2-3 dakika sonra binayı taramaya başladılar çok sayıda silah ateşlediler. Bizim evde olduğumuzu bilmelerine rağmen evi taradılar o sırada Nevzat iş yerindeydi ondan sonra birkaç arkadaştan yardım istedim. Ben polis memuruna ulaşmak için camdan baktım ancak bulamadım daha sonra iki arkadaştan yardım istedik onlar geldiler bizleri aldılar bu güne kadar ne emniyetten ne de savcılıktan bizim ifadelerimiz alınmadı. Eşim belediye meclis üyesidir binayı tarayanlar tamamı 60- 70 kişi vardı. Çok korktuk şu an can güvenliğimiz yoktur. Çocuklar halen uyuyamıyorlar.

HATİCE ÇELİK : Olay günü tahminen saat 16.30 sıralarıyla eve gitmek için oturduğumuz binanın önüne geldiğimde orada çok sayıda polis memuru vardı. Eve çıktığımda Hurinaz da oradaydı.  Yengem ve misafiri ile beraber 4 çocuk daha vardır. Binamıza ateş edildiğini işittik. İlk önce korkudan dışarı çıkamadık. Ancak daha sonra yardım istemek için balkona çıktık. O anda polisi gördük "yardım edin"  diye bağırdık.   Polis bize baktı ancak müdahale etmedi daha sonra bir korucu aşağıya inin yaya yürüyün dedi.  Polisler resmen binayı koruculara teslim ettiler. Korucular çok rahat davrandılar bizleri gördükten sonra 2 kadın 3 erkek biri korucuydu. Bize kapıyı açın evi kontrol edeceğiz dedi. Kadınlar içeriye girdiler. İçlerinde çarşaflı olan kadın yengemi iterek dövdü evi baştan aşağı aradılar onlar gittikten sonra binayı taramaya başladılar. Bizler kapı aralarına sığındık daha sonra amcamın oğlu ve arkadaşı gelerek bizi aldılar. Oradan ayrıldık. Bir gün sonra sabah saat 07:00'da geldim iki tane polis arabası binamızın önünde gördüm.

BİNGÖL VALİSİ MUSTAFA HAKAN GÜVENÇER:  Ölene Allah rahmet eylesin failler ve fail yardımcılarının yakalanması için çalışmalar yürütülüyor.  Özellikle devletin bilerek veya isteyerek ihmalde bulunması akla gelmemesi gerekir.

Yakılan sadece bir dükkan var. Olaylar başlı başına çok büyük öncelikle korucunun öldürülmesi olayı çok büyük bir vaka, sonuçta her iki olayda ilçe için çok büyük riskti, ancak kaymakam ve güvenlik güçlerinin dirayeti sayesinde olay ucuz atlatıldı. Olayın büyümesini engellemek amacıyla çalışmalar yürütülüyor varsa bir kusur bu sadece bir takdir hatasıdır. Gelişen olaylar Kaymakam Beyi, çok hırpaladı. Ben kaymakam beyin sorumluluğunu almaya hazırım. Kaymakam bey genç bir arkadaştır. O sorumlu bir insan ve mülki idare amiridir. Sorumlu olduğunun bilincindedir. Sebebi ne olursa olsun bir olayın sorumlusu küçük ölçekle kaymakam büyük ölçekle benim sorumluluğum vardır. Orda genel huzur bozulmuşsa onu sağlamaya hazırız. Olay neticesinde 1 işyerinin tamamen yakıldığı 17 işyerinin tamamen tahrip edildiği,  1 binanın kurşunladığı, BDP İlçe Binasının ve BDP İlçe başkanının evinin yakıldığı Belediye Binasının tarandığı tespit edildi.

Ben olayı öğrendiğim anda harekete geçmeme rağmen helikopter geç kalktığından dolayı tahminen 2 saat sonra ilçedeydim. Kanaatim korucular özellikle öldürülen korucunun ailesi ve yakınları hukuk dışı olarak bu taşkınlığı yaptılar. Bizim çabamız korucuların ilçeye daha fazla zarar vermemeleri yönündeydi. Takviye birlikleri ve benim tek çabam sadece faili yakalamak değil, insanların ölmelerini engellemekti.

Korucular hakkında idari soruşturma başlatmayı düşünüyoruz. Ancak henüz başlatmadık. İdari soruşturma bize kalmaz muhtemelen İçişleri Bakanlığı tarafından yapılır. Bir Valinin orada olmasına rağmen olaylar halen devam etmiştir. Ben gittiğimde tüm amirlerle görüşürken beni İdris Bey (BALUKEN) aradı ben ona bir şey yok dedim. Ama 5 dakika sonra İdris Bey beni tekrar aradı.  İlçe Başkanının evinin yandığını söyledi. Polis panzerleriyle yangına müdahale ettik.  Daha sonra itfaiye geldi ve müdahale etti. 

İdari olarak korucuların silahlana el koymadık. Olayın suç olduğu açık, ancak soruşturma sonucunda failler bulunduğunda alınacak. Kesintilerle beraber 3 saat süreyle korucuların bu taşkınlığı devam etti. Uzun vadede olayın farklı yöne gitme durumu var. Olaya dengeli olarak yaklaşmak gerekir.

Olay, ilk andan itibaren iyi niyetle müdahale edilmesine rağmen bazı hatalar sebebiyle eksiklikler ve kusur olabilir. Ancak kötü niyetli değildi. Olay sırasında korucu vuruluyor ve yere düşüyor. Henüz yaralı yerdeyken korucular sağa sola bir tepki koyuyor. Korucular failin kaçma istikametine doğru hareket ediyorlar.

Ben yasa gittiğimde korucu aileleri bana sürekli yazıklar olsun size sahip çıkmadınız, bizim gösterdiğimiz yere doğru hareket etmediniz, biz kimler olduğunu biliyorduk neden onlara saldırmadınız gibi çok sayıda sitemde bulundular.

Ben bütün sorumluluğu alıyorum. Bundan sonra bu tür durumlar olmaması için ne gerekiyorsa yapacağım.

BDP MİLLETVEKİLİ İDRİS BALUKEN: Olay günü Tunceli de bir etkinlikteyken bana haber geldi. Bunun üzerine programımı iptal ederek Bingöl iline geldim burada il valisiyle telefonla görüşme yaptım, valiyle yapmış olduğum görüşme neticesinde valinin olay yerine intikal ettiğini öğrendim. Valiyle yapmış olduğum görüşmede vali bana olayların kontrol altında olduğunu şu an ilçenin sakin olduğunu söyledi. Ancak 5 dakika sonra partimin ilçe binasının yandığı haberini aldım ve bunun üzerine tekrardan valiyi aradım. 'Hani olaylar kontrol altındaydı' dedim. O da bana yangın olayının doğru olduğunu beyan etti. Sonraki gün inceleme için Karlıova ilçesine gittim. İlçe de yetkilerle ve mağdurlarla görüşme yaptım. Yapmış olduğum görüşme neticesinde olayın korucular tarafından yapıldığını ve güvenlik güçleri ve yetkililerin buna göz yumduğu kanaatine vardım. Özellikle parti binamız ve üyelerimiz hedef haline gelmiştir. Olayları yapanlara karşı idari bir soruşturma açılarak, silahlarına el konulması talebimiz kaymakam tarafından reddedilmiştir. Olayları yapanlara karşı ne adli ne de idari bir soruşturma açılmıştır. Olaya neden olanlar hakkında hiçbir soruşturma yapılmamasına rağmen olaylarda mağdur olan şahıslara karşı işlem yapılıp gözaltına alınmıştır.

BİNGÖL İLİ VE KARLIOVA İLÇESİNDE YAPILAN RESMİ GÖRÜŞMELER:

1-Bingöl ValisiMustafa Hakan GÜVENÇER MAZLUMDER Genel Merkezi tarafından yapılan fakslı randevu başvurusuna valilik tarafından olumlu yanıt verilmesi üzerine Bingöl Hükümet Konağına giden heyet üyeleri, Vali ile yaklaşık 30 dakikalık görüşme yapılmış, bilgisine başvurulmuş kendisi heyete tüm sorumluluğun kendisine ait olduğunu ve sorumluluğu üstlendiğini beyan etmiştir

2-Karlıova Belediye Başkanı Ferit ÇELİK: MAZLUMDER Genel Merkezi tarafından yapılan fakslı randevu başvurusuna Belediye Başkanı  tarafından olumlu yanıt verilmesi üzerine heyet Belediye başkanı ile görüşmüş, kendisin beyanları alınmıştır.

3-Karlıova Kaymakamı Mehmet Ali ÖZTÜRK Heyet üyelerinin kendisiyle görüşmelerini sağlamak maksadıyla MAZLUMDER genel merkezi tarafından daha önceden randevu almak istemelerine cevaben kaymakamlık kamuoyuna dönük bir bilgi veremeyeceklerini ve açıklama yapamayacaklarını belirterek heyetin görüşme isteği geri çevrilmiştir.

4-Karlıova Cumhuriyet Başsavcısı Hatice Seval ARSLAN: MAZLUMDER Genel Merkezi tarafından yapılan fakslı randevu başvurusuna karşın dosyanın Bingöl'e gönderildiği gerekçe gösterilmek suretiyle talep reddedilmiştir.

5- Karlıova Emniyet Müdürlüğü: MAZLUMDER Genel Merkezi tarafından yapılan fakslı randevu başvurusuna karşın dosya hakkında görüşmeye yetkili olunmadığı gerekçe gösterilmek suretiyle talep reddedilmiştir.

HEYETİN YAPTIĞI TESPİTLER:

1- Gerek resmi yetkililer gerekse olay tanıkları ve mağdurlarından alınan beyanlardan olayı gerçekleştirenlerin öldürülen korucu Hacı ALAN'ın akrabaları ve korucu arkadaşları olduğu ve bunun resmi yetkililer tarafından bilindiği,

2- Korucular tarafından gerçekleştirilen saldırıların yaklaşık olarak 4 saat sürdüğü,

3- Korucular tarafından gerçekleştirilen saldırı olayının olduğu yere saat 17.00'de Bingöl Valisi'nin gitmesine rağmen yine de saldırıların yaklaşık olarak 2 saat daha sürdüğü,   

4- Saldırıları gerçekleştiren korucuların, özellikle BDP yöneticileri ve BDP'ye oy veren kimi esnaf ve vatandaşları hedef aldığı,

5- Korucular tarafından yapılan bu saldırılar neticesinde 1 İşyerinin tamamen yakıldığı17 İşyerinin ciddi şekilde hasar gördüğü, BDP İlçe binasının ve BDP ilçe Başkanının evinin yakıldığı, Karlıova Belediyesinin taşlandığı ve zarar gördüğü,

6- Korucuların saldırıları gerçekleştirdikleri sırada kendilerine güvenlik güçleri tarafından herhangi bir müdahalenin yapılmadığı ve korucuların 4 saat boyunca ilçenin kontrolünü ele geçirdikleri,

7- Saldırıyı gerçekleştiren korucuların kimler oldukları aşağı-yukarı belli olmasına ve yetkililerin de bunu çok iyi bilmelerine rağmen bu güne kadar hiçbiri hakkında bırakın adli soruşturmanın açılmasını idari soruşturma dahi açılmadığı ve tehlikeli olmalarına rağmen silahlarına da el konulmadığı,

8- Korucular tarafından saldırı olayının gerçekleştirildiği sırada hiçbir müdahale olmaması ve silahlarının ellerinden alınmamasının halk üzerine ciddi bir tedirginlik ve moral bozukluğu yarattığı bu durumun halen sürdüğü gözlemlenmiştir.

9- Ayrıca kentte yaşayan sivil vatandaşların can güvenliklerinin olmadığı tespit edilmiştir.

KANAATİMİZ:

Başta olayın mağdurları ile tanıklar ve resmi mercilerle yapılan görüşmelerde olayın korucu başı Hacı ALAN 'ın öldürülmesi sonucunda akrabaları ve aynı köye mensup oldukları yetkililer tarafından bilinen korucular tarafından yapılmış olduğu; olayın, geçmişteki örneklerle birlikte değerlendirildiğinde asıl etkenin bir "devlet otoritesine/erkine" bel bağlayıp hukuk dışına çıkma arzusunun ürünü olduğu kanaatine varılmıştır.

Heyet, güvenlik güçlerinin, korucular tarafından Karlıova ilçe merkezinde ev, işyeri, BDP parti binasına ve Karlıova İlçe Belediyesine ve en önemlisi vatandaşlara yönelik 4 saat boyunca yapmış oldukları saldırıları sadece izlemekle yetinmiş olduğu ve hiçbir müdahalede bulunulmamış olduğunu tespit etmiştir.

Bingöl Valisi ile yapılan görüşmede, valinin, her ne kadar kendisinin tüm sorumluluğu aldığını beyan etse de, saldırı olayının gerçekleştiği sırada koruculara müdahale etmeyen; başta Karlıova ilçe Kaymakamı ve delilleri toplamaya dahi gitmediği ve çoğu delili güvenlik güçlerinden temin ettiği iddia edilen Cumhuriyet Savcısıyla beraber saldırılara karşı seyirci kalan ve adeta ilçe halkını korucuların insafına terk eden güvenlik güçlerinin en hafif tabirle ağır kusurları mevcuttur. 

SONUÇ:

Olayın çok vahim olduğu anlaşılmıştır. Bu olayların bir daha yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınması çok hayatidir. Bu yönleriyle;

1- Başta olayı gerçekleştiren korucular hakkında Adli ve İdari soruşturmanın bir an önce başlatılması, korucuların açığa alınarak silahlarına el konulması,

2- Saldırıların başladığı ve devam ettiği sırada müdahale etmeyerek olayların büyümesine neden olduğu iddia edilen yetkililer ve güvenlik güçleri hakkında gerekli adli ve idari soruşturmanın başlatılarak bu durumun açıklığa kavuşturulması,

3- Olaylarda zarar görenlerin zararlarının zaman geçirilmeksizin hemen tazmin edilmesi,

4- En önemlisi bu ülkede kanayan yara durumunda olan ve birçok hak ihlaline neden olduğu gözlemlenen koruculuk sistemin derhal kaldırılması gerekmektedir.

MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi
ÖZGÜR-DER Diyarbakır Şubesi

İHD Diyarbakır Şubesi
İHD Bingöl Şubesi
Diyarbakır Barosu
Bingöl Barosu 

  • Yorumlar 6
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim