23 Mayıs 2012 Çarşamba
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Özgür-Der: Savaş Tamtamları Aklın Sesini Bastırmasın!
16 Ağustos 2011 Salı 14:45

Özgür-Der: Savaş Tamtamları Aklın Sesini Bastırmasın!

Özgür-Der: "Bu ülkede yaşayan insanların milliyetçiliğin kirli, zehirli atmosferinden kurtarılması için savaş tamtamları değil, kardeşlik ve adalet vurguları öne çıkartılmalıdır."

PKK’nın şiddet eylemleri ve Başbakan Erdoğan’ın Ramazan sonrasına ilişkin sert mesajları hakkında bir açıklama yapan Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, “karşılıklı yükseltilen savaş tamtamlarının aklın ve vicdanın sesini bastırmasın” çağrısında bulundu.

İşte Özgür-Der Genel Merkezi’nden yapılan açıklamanın tam metni:

SAVAŞ TAMTAMLARI AKLIN ve VİCDANIN SESİNİ BASTIRMASIN!

16 Ağustos 2011

Türkiye on yıllardır süregelen inkâr ve şiddet politikaları neticesinde kan ve gözyaşı beldesine dönmüş bir ülke. Kürt sorunu kaynaklı çatışmalar yüzünden pek çok şeyini, belki en önemlisi de aklını yitirmiş bir ülke gerçeği var önümüzde. Ve şimdi, son dönemlerde siyasal alanda yaşanan birtakım gelişmelerle birlikte toplumun geniş kesimlerinde çözümsüzlük duvarlarının aşılmaya başlandığına dair beklentilerin geliştiği bir sürecin ardından bir kere daha savaş rüzgârlarının fırtınaya dönüştüğü bir ortam belirginleşmekte. Gelişmeler yeniden karanlık bir tünele doğru sürüklenildiği izlenimini doğurmaktadır.

PKK’nın provokatif eylemleriyle tırmandırdığı ve toplumun geniş kesimlerinde çaresizlik ve öfke duygularını kışkırtan bu sürecin, Başbakan’ın “Bıçak kemiğe dayandı!” sözleriyle yeni ve tehlikeli bir aşamaya ulaştığı görülüyor. Başbakan’ın Ramazan sonrasına dair tarih vererek vurguladığı ifadeleri kısa bir süre sonra ülkenin yeniden “operasyon ve çatışma sarmalı”na sürükleneceğinin işaretlerini veriyor.

Enteresan olan, böylesi bir gelişmenin hiçbir biçimde sorun çözücü, ilerletici olmayacağının herkes tarafından bilinmesidir. Başbakan, tırmanan PKK eylemliliğinin ardında ülkeyi kanlı bir iç savaşa sürükleme hesabının olduğunu söylemektedir. Bu durumda yapılması gereken şey bu oyunu bozmak olmalı değil midir? Tam tersini yapıp savaş tamtamlarını daha da yükseltmek mantıklı değildir. Bu noktada Başbakan’ın Ramazan hassasiyetinin, toplumun bütün kesimlerine yönelik ortak bir mesaj olarak kardeşlik, barış ve merhamet vurgularının gayet anlamlı olduğunun altını çizmekte yarar var. Ne var ki, bu mesajın Ramazan ile sınırlı kalmaması, genelleşmesi ve hâkim siyasi tavra dönüşmesinin önemi ve gerekliliği de izahtan varestedir.  

PKK ve siyasi uzantılarının da yaşananları doğru yorumlaması ve mantıklı hareket etmesi şarttır. Görünen o ki, milliyetçiliğin kirli, zehirli atmosferinin giderek daha derinden solunması neticesinde her geçen gün biraz daha adeta nihilist bir ortama sürüklenmeyi getiren eylemlerin doğurduğu açmaz fark edilmemektedir. Somut bir talebe dayanmayan ve her gün Anadolu’nun yoksul aile ocaklarına ateş düşüren eylemler; cinayetler, mayınlamalar, adam kaçırmalar şeklinde gelişen saldırılar sadece kini, nefreti ve çözümsüzlüğü derinleştirmektedir.

Gelinen aşamada herkes çatışmanın daha da boyutlanmasına yönelik söylem ve eylemlerden uzak durmalıdır. PKK eylemlerini durdurmalı ve çatışmasızlık ortamını kalıcı kılmak için tüm silahlı unsurlarını ülke dışına çıkartmalıdır. Hükümet de çatışmayı derinleştirmeye yönelik yaklaşımlar yerine hem Kürt sorununa hem de PKK sorununa yönelik adil ve barışçıl çözüm politikalarına odaklanmalıdır. Siyaset zemini güçlendirilmeli ve sorunların çözümüne yönelik çabalar, öneriler ve politikalar en geniş biçimde müzakereye açılmalıdır.  

Bu ülkede hâkim devlet siyaseti kardeşlik ve adalet zeminini sistematik bir biçimde tahrip etmiştir. Bu tahribat karşılıklı tırmandırılan milliyetçilikler eliyle daha da beslenmiş, geliştirilmiştir. Ramazan barış ikliminin yeniden yeşertilmesi için bir fırsat olarak görülmeli ve bu ülkede yaşayan insanların milliyetçiliğin kirli, zehirli atmosferinden kurtarılması için savaş tamtamları değil, kardeşlik ve adalet vurguları öne çıkartılmalıdır.

ÖZGÜR-DER

 

YORUMLAR ( Toplam 15 yorum)
Arzu
-------
26 Ağustos 2011 Cuma 01:40
Bekes kardese: yazdigim yorumumu daha dikkatli okursa ikrcilik degil bilakis tam tersini anlatmaya calistigimi görecek. Benim yorumuma ek olarak Furkan AK kardesimizin yorumu tam isabet olmus. Örnegin burada Almanyada almanca dil kursalrinda kendini tanittigin halkada, Lazida Egeliside Türkiyeden geliyorum diyor ama Kürt kardeslerimiz "Türkiyeden geliyorum ama Kürdüm " diyor, ben orda hic irkimi belirtmezken neden Kürt kardeslerimiz bunu yapioyr. Farkina varmadan belki ama Türklerden daha milliyetci olmus bicogunuz, daha öncede yazdigim gibi, Kürt halkina yapilan zulümü kiniyorum fakat bu artik baska yol almis.
Ölen Türk Askerlere sehitmi diyelim `diyor, Allahu Alem kimin ne niyetle gittigini ne bilelim, hüküm yalnizca Allahindir, bunu Kürtte Türkte böyle bilsin !!!
şuayip güdük
çözüm ne olmalı
21 Ağustos 2011 Pazar 22:48
düşünsel olarak aynı düşünceleri paylaşmakla beraber çözümün sizler açısından ne gibi kalemler oluşturduğunuda öğrenmek isterdik.selamlar
Muhammed NUR
vuran memnun ölen memnun size ne(!)
20 Ağustos 2011 Cumartesi 06:46
Çözümsüzlük üretip kan içen pkk ve devlet içindeki ergenekon ayağı varoldukça ırkçı naralar. savaş tamtamları, kolayca kan dökmeler bir "KISIR DÖNGÜ" olmaya devam edecektir.
yalandan devlet yalandan millet yaşasın çıkar felsefesi işte tüm mesele...
Furkan AK
Ümmet
19 Ağustos 2011 Cuma 15:31
Yıllardır aynı açıklamalar islami camiada bir kesim eksen kayması yaşamış. Türk milliyetçiliğini reddinden farkında olmadan kürt milliyetçiliğini okşayan yorumlar. Belki kendileri bunun böyle olmadığını ifade edecekler ama iletişimde karşıdakilerin seni nasıl anladığı önemli.
erkan aladag
pragmatizm
19 Ağustos 2011 Cuma 00:49
baris mi ! Nasil ? Kardeslik mi nasil? Bundan yuzyil oncesine baktigimizda bu topraklarda 57 ye bolunen bu gun ku islam ulkeleri bir devlet catisi altinda yasamaktaydi cunku o devlet islami ummeti butunuyle koruyan devlet sistemiydi emir ve hukumlerini kurana sunnete ve alimlerin gurusune gore belirleyendi o sistem halkin akidesinden cikan nizamla halki yonetiyodu dolaysiyla halk buna raziydi cunku kendi akidelerinden cikan emirlerdi o devlet sistemi ile yonetiliyodu iste ne zamanki bu halk akidesinden cikan emir ve hukumlerden uzaklasti ne zamanki nizami gayri islami oldu iste ozaman islam ummet batinin oyunu na gelerek akidesinden cikan nizamlari degisti bir butun oln islam ummeti 57 devlet cige bolunup bu devletlerin basina laiklik esasina gore yetisen ajan usak yoneticiler muslumanlarin basina gecirildi ve egitim sistemleri tamaminen degisip butunuyle laiklik akidesi uzere kuruldu ve ummet yavas yavas islami nizamdan uzaklasip laikci demokrat muslumanlar olup akideleriyle celisen devlet sistemleriyle yonetilmeye baslandi ve boylelikle kardeslik duygusu fikri dusuncesi kalmadi cunku ummet tamaminen kapitalist egitim sistemiylle yetistiginden menfaatci bireyci dusunen kapitalist ferdler oldu yane pragmatizm esasina gore yetisti...iste bundan dolayi islam ummetinin akidesiyle celisen devlet sistemiyle kardeslik duygusu olamz eger baris diyosaniz eger kardeslik diyosaniz gelin devlet sistemini islami esaslar uuzere kurun gayri islami olan bu sistemi degistirip yerine islam hilafet devletini kurun ki kardeslik olsun iste ozaman kurdun lazin turkun arabin kalbini gonlunu oylece kazanirsinizz... Aksi halde bu olmadik ca kardeslik olmaz baris olmaz cikarlar olur cikarlar ugruna kurbanlar olurrr....
numan yılmaz
Basın açılaması yanlış anlaşılmış!
18 Ağustos 2011 Perşembe 18:15
Basın açıklaması ne devletin ne de örgütün taraftarlığı değil barış ortamının oluşmasına kim katkı sağlayabilirse onun desteklenmesi şeklinde anlaşılmalıdır. Açıklamada ki temel kaygı savaşın hiç bir şekilde Müslümanlara ve Türkiye halklarına bir fayda getirmeyeceğini ifade etmektir. Bu anlamda bazı yorumcu arkadaşlar, bu mantıkla metne bir daha bakarlarsa iyi olur.
Bêkes
Arzu, Muhammet, Harun'a
18 Ağustos 2011 Perşembe 08:41
"PKK ve siyasi uzantılarının da yaşananları doğru yorumlaması ve mantıklı hareket etmesi şarttır. Görünen o ki, milliyetçiliğin kirli, zehirli atmosferinin giderek daha derinden solunması neticesinde her geçen gün biraz daha adeta nihilist bir ortama sürüklenmeyi getiren eylemlerin doğurduğu açmaz fark edilmemektedir. Somut bir talebe dayanmayan ve her gün Anadolu’nun yoksul aile ocaklarına ateş düşüren eylemler; cinayetler, mayınlamalar, adam kaçırmalar şeklinde gelişen saldırılar sadece kini, nefreti ve çözümsüzlüğü derinleştirmektedir."

yazıdaki bu kısmı görmeyecek kadar köreltmiş sizi milliyetçi duygularınız.

Bir yandan tağuti bir rejim diğer yandan zulüm altındaki bir halkı cahili ideolojiyle kurtarmaya aday bir örgüt. Nasıl davranmak lazım. Ölçünüz adalet olmazsa Kürt Kürt'ü Türt Türk'ü tutar.

Allahtan korkun Dünyanın dört bir yanında yaşanan acılara ağlarken Kürdistan'a hiç ağladınız mı?. Oraya dönük yardımlarınız oldu mu?

Özgür-Der ne yapmalı size göre? Askere şehit mi demeli?, yoksa askeri dağa iten sistememi yüklenmeli. El insaf!
arzu
VASAT....VASAT.....
18 Ağustos 2011 Perşembe 00:42
Harunn ve Muhammet arkadaslarimiza katiliyorum, bu ülkede Kürt halkina yapilan zulüm yüzünden PKK li olmamiz gerekmiyor, hatta Türklügümüzden utanmamizda gerekmiyor, nasilki Kürt Allahin ayetiyse Türkte Allahin ayeti, ama nedense her zamam AMA HERZAMAN ya ifrat yada tefritte takila kaliyoruz, bi yani koruyacaz derken öbür tarafi hepten askida birakiyoruz, yazik, gercekten talihsizlikmi desem, kelime bulamiyorum. Gercekten neden ölen Türk askerlerimiz icin bu derneklerin sesi cikmioyr, malesef olaylari tek tarafli tahlil ediyorsunuz. Kürtlere yapilan haksizligi siddetle kiniyorum ve karsisindayim ama PKK nin yaptigi Kürt halkiyla alakasi yok, burada PKK nin avukatlgini yapmakta ender ve degerli gördügüm Ridvan Abiye hic yakistiramadim. Bu ayni suna benziyor, Almanyada katliama ugrayan yahudilerin cezasini halen simdiki Alman nesil cekio, bizdede Türk isen artik suclusun gibi bi hava olustu, ne zaman vasat olmayi ögrenecegiz yahu??? Kaldiki PKK Partisi BDP neden uzlasma yada Acilim muzakerlerine katilmadi??? Bu konuda Basbakandan cok onlari elestirmeniz daha yerinde olacakti! Tüm imkanlari acipta BDP tenezzül bile etmezken Basbakan herhalde BICAK kemige dayandi demesi hor görülmemesi gerek. Son oylar bile Kürt halkininda ne kadar irkci olabilecegini gösterdi (BDPnin oylari ile). Sanirim artik aliskanlik olmus bastakilerini sürekli elestrimek, ne kadar degismek icin cabasalar dahi.... Bize vasatlik yakisir diyorum.
Selçuk Güren
Nefret Sarhoşluğu
17 Ağustos 2011 Çarşamba 14:20
"Bu dünya ayılacak. Sarhoşlar bilirler, ayılmak için bir ya da iki gece geçmesi gerek. Mahmurluk, çeşit çeşit baş ağrıları geçmesi gerekir, birden olmaz. Bize komşu olan dünya ırkçılıkla, nefretle sarhoş olmuştur. Bunun yok olması gerek, bunun için de zaman geçmelidir."
Aliya İzzetbegoviç
MUHAMMET
EL İNSAF
17 Ağustos 2011 Çarşamba 12:26
Savaş tamtamları aklın ve vicdanın yerini almasın. Bu başlığa EL İNSAF diyorum: 1-) Savaş sonundaki 'Ş' harfinden de anlaşılacağı üzere karşılıklı yapılan, taraflar arasında er meydanına çıkarak icra edilen bir eylem. Eşkiyalık yapan, pusu kuran, mertçe er meydanında olmayan, abd ab vs ülkelere taşeron olan pkk ve onun gönüldaşları er meydanında olamadıkları için taraf olamazlar taraf olamadıkları içinde savaştan bahsedlemez. Savaş kelimesi her ne kadar hoş bir kelime değilse de en azından karşılıklı yapılıyor olması nedeniyle kendi çerçevesinde bir anlam ihtiva etmektedir. 2) Pkk ve diğer törer eylemcilerine karşı ne yapıcaz eli kolu bağlı gel vur, istediğin kadar günahsız 20 yaşında yavrucak öldür, anne babaların ciğerine kor düşür, eşleri dul bırak günahsız bebeleri yetim ama pkk nın suçu yok, Nasrettin hoca misali hırsızın günahı yok 3) Hükümet tüm eleştirilere rağmen olumlu adımlar attı ama terör azalacağına arttı demek ki amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmek, 4) Bu töreristler neden halen dağda haince insan hayatı öldürme üzerine sürülen bedevi bir yaşam sürdürmektedirler, bu bedevi algıyla hangi düzlemde barış, ve de barış kelimesi de sonundaki 'Ş' harfinden anlaşılacağı üzere karşılıklı yapılan bir eylem ama taraf olma cesareti gösterebilecek cesur yürekler değil tuzak kuran hain sineler mevcut.
5) İstersen sulh-ü selamet hazır ol cenge
Bêkes
Haydi Alanlara!
17 Ağustos 2011 Çarşamba 08:49
Barış umudunun yeşerdiği bir süreçte savaşın en koyusundan bahsediliyor. Basın açıklaması çok yerinde olmuş, Allah razı olsun.

Kanın durması için Suriye ve Mısırdan çok kendi iç savaş riskimizi fark edip alanlarda barış sesini yükseltmek gibi bir sorumluluğumuz var.

Ateş bacayı sardıktan sonra sesimizi duyacak kimse kalmaz, duyanlarda bizi şucu bucu diye etiketler...
şinasi yakut
şok şok
16 Ağustos 2011 Salı 22:01
allah razı olsun sayın abim çok önemli tespitleriniz için tv de duyunca şok olduk islami hassasiyetli insanların ramazan ayının müslümanlara rahmet yönünü önümüzdeki onbir ay kazandırmak için olduğunu bilmemesi utanç verici birşey allah cehaletten korusun inşallah allah rahmet versin
Erdal
Baas
16 Ağustos 2011 Salı 20:04
Beşar Esad bir aynadır anlayanlara, bazıları o aynaya bakıp kendilerindeki değişimi gözlemleyebilirler!
HARUNN
pkk vururken özgür-derin sesi çıkmıyor
16 Ağustos 2011 Salı 19:34
gencecik ana kuzuları kafir pkk tarafından katledilirlen özügür-der mazlum-der sus pus ne zaman ki gösterdiği her türlü iyi niyetin boşa kürek çekmek olduğunu anlayan devlet pkk ya toplumun da baskısıyla anladığı dilden konuşmaya başlayacağını açıkladı özgür-derin mazlum-derin pkkyı savunma mekanizmaları harekete geçmeye başladı. şimdiye kadar da hep öyle oldu. asker polis öldürülürse ses yok kınama yok bildiri yok. pkklıların öldürülme başlanacağı anlaşılınca özgür-der mazlum-der barış çağrıları yapıyor savaş tam tamları vijdanın sesini bastırmasın edebiyatları falan filan. deve sırtından eşeği atamaya artık karar verdi. kutlu olsun.
numan yılmaz
Silahlar sussun, savaş bitsin!
16 Ağustos 2011 Salı 16:13
Son süreçte abdullah öcalan ile 3 aşamalı barış için mutabakat sağlanmıştı. Bu süreç savaş ortamının bitmesi için bir umut olarak gözüküyordu. Yalnız Pkk ateşkes ilan etmesine karşın kendisine devletin(askerin) saldırmasını gerekçe göstererek silvan olayı başta olmak üzere jitemvari eylemler ile süreci tepetaklak çevirerek ibreyi savaşa yöneltmiş oldu. Akp'nin tavrı bu minvalde toplumsal baskı ile şekillendi diyebiliriz ama İslami kesimler her haükarda savaşın değil barışın taraftarıdır. Türkiye toplumunun büyükçe bir çoğunluğu mevcut savaş ortamında cahili kirlilik olan milliyetçileğe sıkı sıkı sarılmaktadır. Müslümanların üzerinde konuştuğu bu zemin vahyin mesajının önüne set çekmekte, Allah'ın sözü değil milliyetçiliğin kışkırtıcı,inkar edici dili sürece hakim olmaktadır. O halde yaşadığımız ülkede savaştamtacılığı kimden gelirse gelsin karşı durmalıyız.
KARİKATÜR







Haksoz haksöz