HABER HATTI
Yorum-Analiz
ÖZGÜR-DER
ANKET
Haksöz-Haber'de en çok ziyaret ettiğiniz bölüm hangisidir?
Haksöz Okulu
Haberler
Köşe Yazarları
İktibaslar
Forum

Haksoz haksöz

ARAMA
3 Milyon Kg Domuz Eti Nerede Satılıyor?
22.10.2008 15:20
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
 
Domuz çiftliklerinde yılda 3 Milyon kg civarında et üretiliyor. Dinen yasak olmasına, yemek kültürümüze aykırı bulunmasına rağmen neden domuz cazip bir konu? Tüketicinin domuz üretiminin nerede kullanıldığını bilmek hakkı... Konunun önemine binaen Timeturk’un yaptığı haberi ve Mustafa İslamoğlu’nun 2005’te Yeni Şafak’ta yazdığı makaleyi iktibas ediyoruz:

Gaziosmanpaşa Hacımaslı köyü domuz çiftliği'nin suları ve katı atıkları 300 metre mesafedeki Sazlıdere Barajına akıyor. Baraj on milyon kişinin su ihtiyacını karşılıyor. Çiftlikte 5 bin domuz var.

Türkiye'deki domuz çiftliklerinde yıllık 3 milyon kg. civarında et üretiliyor. Bu rakam neredeyse kırmızı et üretiminin yarısı. Üretilen domuzlar otellere, yemek fabrikalarına ve marketlere 'kıyma' şeklinde satılıyor. Domuz etini Salam, sosis olarak da piyasaya sürmek en sık kullanılan yöntem.

'Dinen yasak olmasına, yemek kültürümüze aykırı bulunmasına rağmen neden domuz cazip bir konu?'

Çünkü domuz yetiştiriciliği kârlı bir iş. Domuz üretken bir hayvan. Cinslerine ve yaşına göre yılda bir, iki, bazen de üç kez ve her batında 15-20'ye kadar varan yavru dünyaya getirebiliyor. Bir domuz yılda iki kez doğum yapsa, her batından 10 yavru yaşasa, 20 sene yaşayan bir domuzun 400 yavrusu oluyor. Ve dahası yeni doğmuş bir domuz 4-5 ayda 100 kiloya kadar çıkabiliyor.

Normal şartlarda evcil bir domuzun yüzde 30'u yağ olarak ayrılabilmekte iken bu rakam bazen yüzde 50'yi bulabiliyor. Yani 150 kg'lik bir domuzdan 75 kiloluk yağ elde edilebiliyor. Bu da dana ya da koyuna göre tercih edilmesinde önemli bir etken.

Beslenmesi kolay, cam dışında -leş dahil- her şeyi yiyebiliyor. Her domuz da ortalama 80-100 kiloya ulaştığı zaman kesiliyor. Kaba bir hesapla sadece bu çiftlikten yılda yaklaşık 1 milyon kg. et çıkıyor.

Bu etlerin hangi kanalla, nerelere satıldığı meçhul. Diğer çiftlikler de göz önüne alındığında Türkiye'de yaklaşık 3 milyon kg domuz etinin piyasaya değişik yollarla sürüldüğü ortaya çıkıyor.
Türkiye'deki toplam kırmızı et tüketiminin de 6 milyon kg. olduğu göz önüne alınırsa tablonun vahameti daha da netleşiyor. Kilosu 1 ile 3.5 milyon lira arasında satılan bu domuz etlerinin ağırlıklı olarak kıyma, sucuk, salam ve sosis olarak satıldığı dile getiriliyor. Çiftlik çalışanlarından İsmail Türk'ün verdiği bilgiye göre kesilen etler toplu olarak büyük otellere, yemek fabrikalarına kıyma ve sosis gibi ürünler olarak satılıyor.

Domuz konusunda herkes topu başkasına atıyor. Bu noktada tüketicinin yapması gereken Şeyi Çevre Sağlık Il Müdürlüğü Gıda ve Çevre Kontrol Şubesi Müdürü İrfan Yılmaz özetliyor; - Piyasadaki etleri denetlemek mümkün olmuyor." 

Türkiye'de Domuz Çiftlikleri, Kesimhaneleri ve Kullanma Yerleri

GİMDES derneğinin araştırmasına göre, Bugün ülkemizde ne acıdır ki 80'nin üzerinde domuz çiftliği faaliyet göstermekte. Ülke coğrafyasında dağılımı ise şöyle: Eskişehir, Çorum, Kastamonu, Manisa, Isparta, Kayseri, Mersin, Bilecik, Erzincan, Adana, Denizli, Bursa (Karacabey, Ertuğrul köy, Hançerli Köy, Çınarlı Köy) Burdur, Gökçeada, İzmir (Menemen, Kısıklı Köyü) Balıkesir, Afyon (Emirdağ), Kütahya, İstanbul (Arnavutköy, Ayazağa, Acımaşlı köyü, Habibler, Kemerburgaz, Beykoz, Terkos, Cendere, Halkalı, Polonezköy, Zeytinburnu, Çorlu) vs.

Bu çiftliklerde yılda 1 milyonun üzerinde domuz, kesimhanelere gitmektedir. Kesimhanelere gelince, bir çoğu sucuk, salam, sosis imalat hanelerinin bünyesinde bulunmakta bir kısmı kaçak kesimhanelerde, çok azı da Belediyelerin kontrolünda olan kesimhanelerde kesiliyor. İstanbul'da Sütlüce Belediyesinin kesim hanesi en meşhurlarındandır.

Kesimhanelerde kesilen domuzlar daha sonra nerelere gidiyor? Etler ve yağlar sucuk, salam, sosis fabrikalarına, otellere, tatil köylerine, büyük, küçük marketlere, büfelere, iç yağları sabun fabrikalarına, ilaç fabrikalarına, kozmetik imalatına, bazı margarincilere; kıllar fırça imalatçılarına; işkembe, bağırsak, ciğer gibi sakadatları kozmetik ve ilaç sanayiine, göz ve bazı iç organları hastahanelere; bazı artıklar yem sanayiine; deriler dericilere dağıtılmaktadır.

İşte böyle yılda 1 milyondan fazla kesimi yapılan domuzun her eczası hayatımızın çeşitli kademesinde farkına varmadan, bilgimizin dışında karşımıza çıkabilecek durumdadır. Ve bunu kontrol edecek, müslüman halka bildirecek hiçbir resmi ve sivil merci bulunmamaktadır. Sucuk, salam, sosis ürünlerinde etiketlerinde kullanılan katkı ve yardımcı maddelerin hangi hayvan cinsine ait olduğu yazılması kanuni bir zorunluluk olmasına rağmen, etiketleri de bu bilgileri bulmak mümkün olmamakta. Hatta sosisler etiketsiz bile satılabilmektedir.

Sosis, salam, sucuk imalathanelerine gelince; bunu kontrol etmek hemen hemen hiç mümkün değildir. Çünkü bunu aleni yapan çok az firma var. Çoğu bu işi bile bile ve gizli yapıyor.

DOMUZ ÜRETEN İMALATHANELER

1.            Şişli'de Foti-Onur-Fomar

2.            Ayazağa'da Çerkezo-Sifko imalathaneleri

3.            Ayazağa'da Adela

4.            Gourmet

5.            Arnavutköy yakınlarında Karlıbayır mevkiinde Marmara salam imalathanesi

6.            Pepço, Şütte, Artem, İdeal, Özarzum imalathaneleri

Bu imalathaneler gibi ülkemizde 100'ün üzerinde imalathane var. Bu imalathanelerde markalı, markasız, etiketli, etiketsiz, domuz eti ve yağı katılmış çeşitli salam, sosis, sucuk ve jambon üretilmekte ve maalesef bunlar müslüman halka yedirilmektedir. Sadece İstanbul'a günlük giren domuz eti miktar 30-40 ton civarındadır. Bu etlerden yapılan ürünleri gayri müslümler değil, bilerek veya bilmeyerek müslüman inancına sahip vatandaşlar tüketmektedir.

"Türkiye'de Domuz Gerçeği" Kitabının yazarı Reşit Haylamaz'ın bir imalathanede karşılaştığı Şişli Belediyesine mensub görevlilerle yaptığı bir söyleşide şu ifadelere yer veriliyor:

Yazar -Nasıl buldunuz?

Görevli-Sağlık açısından gerekli şartları yerine getirmişler.

Yazar -Üretimde domuz kullanılmasına ne diyorsunuz?

Görevli-O mesele bizi ilgilendirmiyor. Görevimizin dışında.

Hayır efendim, müslüman tebanın reyleri ile işbaşına gelen belediyelerin ve onların görevlilerinin domuz katılmış sucuk, salam, sosis, jambon üretimi yaparak, etiketinde dahi belirtmeye lüzüm görmeden, müslüman tabaaya haberi olamadan yedirmeye kalkma olayı, mutlaka görevinin içinde olmalıdır. Bütün dünyada böyledir. İnsanları alenen ve sürekli olarak aldatma ne zamandan beri görev dışı kabul ediliyor?

İslam inançları kesinlikle domuz eti tüketimini yasaklıyor. Bu sebeple Halkının çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede tüketicinin inançlarına aykırı bir tüketim mamülünün bilgisi dışında satılmaması gerekiyor. Tüketici soruyor; Türkiye'de her yıl kesilen 1 Milyon domuz nerede kullanılıyor?

Mustafa İslamoğlu'nun 14 Kasım 2005'te Yeni Şafak gazetesinde yazdığı makale:

Helal gıda meselesi / Mustafa İslamoğlu

Sokaktaki insan önemini yeterince kavramasa da, "helal gıda" meselesi, Müslümanların en önemli sorunlarından biriydi. Çünkü, inançlarının kendileri için çizdiği "helal-haram" çizgilerini korumak, Müslüman olmalarının boyunlarına yüklediği bir vecibeydi.

Fakat bunu nasıl yapacaklardı? Çünkü Müslüman bireyler teker teker gıdayı denetleyemezlerdi. Bu iş kurumların işiydi. Müslümanlar da hassasiyet derecelerine göre, şüpheli gıdalardan uzak durma yolunu tercih ettiler. İslami hassasiyeti olmayan firmaların gıda ürünlerini almadılar. Müslümanların bu hassasiyetini istismar edenler de çıktı. Onların sırtından haksız rekabete girişen de. Hatta, İslam'a hasım olan sermaye sahiplerinin, iş para kazanmaya gelince, nasıl haram karışığı mallarını helal diye pazarladıklarına şahit oldular. Müslümanların helal gıda ile beslenme hassasiyeti yeni sektörler doğurdu. Açgözlüler, bu sektörlerde suyun başını tutmak için, "Kalitesini arama, helal ya, ona bak" mantığıyla iş kotardılar.

Yani, Anayasa'sında "sosyal" olduğu yazılan bir devlet, en temel görevlerinden birini, (gıdayı halkının inançları açısından da denetleme işini) sırf İslam'a olan tanıdık tavrından dolayı yerine getirmiyordu. Yahudi azınlığa tanınan helal gıda (koşer) yeme hakkı, Müslüman çoğunluktan esirgeniyordu. 

Resmi ideolojinin dine karşı aldığı hasmane tutumdan dolayı, devlet, gıda konusundaki İslami hassasiyetleri bunca yıldır görmezden geldi. "Müslüman mahallesinde salyangoz satmak" deyimini bilmeyeniniz var mı? Bu deyimi üreten bu toprakların insanı, Müslüman mahallesinde değil haram gıda, şüpheli gıda satmakta bile bir gavurluk bulurdu. İslami hassasiyetlerin göz ardı edildiği dönemlerde, Müslüman mahallesinde salyangoz satanlara gün doğdu. Onlara kimse, kaşının altında gözün var diyemedi. Hatta teşvik gördüler, taltif gördüler.

Müslümanlar aleyhine işleyen bu süreç, sonunda Müslüman mahallesinde domuz satma noktasına gelip dayandı. Gıda konusunda hassasiyet sahibi bir derneğin de başkanı olan, işin uzmanı bir okurumun haftalar önce bana yolladığı bir mesaj, bu ülkede "gıda terörünün" sadece "hijyenle" sınırlı olmadığını, bu terörün bir de "dînî" boyutu olduğunu, bakın nasıl ortaya koyuyor:

"Gaziosmanpaşa Hacımaşlı köyü domuz çiftliğinin suları ve katı atıkları 300 metre mesafedeki Sazlıdere Barajı'na akıyor. Baraj 10 milyon kişinin su ihtiyacını karşılıyor. Çiftlikte 5 bin domuz var. Türkiye'deki domuz çiftliklerinde yıllık 3 milyon kg. civarında et üretiliyor. Bu rakam neredeyse kırmızı et üretiminin yarısı. Üretilen domuzlar otellere, yemek fabrikalarına ve marketlere "kıyma" Şeklinde satılıyor. Salam, sosis de piyasaya sürme yöntemlerinin en sık kullanılanı. Neden domuz? Peki ama dinen yasak olmasına, Türk yemek kültürüne aykırı bulunmasına rağmen neden domuz cazip bir konu? Çünkü domuz yetiştiriciliği kârlı bir iş. Domuz üretken bir hayvan. Cinslerine ve yaşına göre yılda bir, iki, bazen de üç kez ve her batında 15-20'ye kadar varan yavru dünyaya getirebiliyor.Bir domuz yılda iki kez doğum yapsa, her batından 10 yavru yaşasa, 20 sene yaşayan bir domuzun 400 yavrusu oluyor. Ve dahası yeni doğmuş bir domuz 4-5 ayda 100 kiloya kadar çıkabiliyor. Normal Şartlarda evcil bir domuzun yüzde 30'u yağ olarak ayrılabilmekte iken bu rakam bazen yüzde 50'yi bulabiliyor.Yani 150 kg'lık bir domuzdan 75 kiloluk yağ elde edilebiliyor. Bu da dana yada koyuna göre tercih edilmesinde önemli bir etken. Beslenmesi kolay, cam dışında her şeyi -leş dahil- yiyebiliyor. Her domuz da ortalama 80-100 kiloya ulaştığı zaman kesiliyor. Kaba bir hesapla sadece bu çiftlikten yılda yaklaşık 1 milyon kg. et çıkıyor. Bu etlerin hangi kanalla, nerelere satıldığı meçhul. Diğer çiftlikler de göz önüne alındığında Türkiye'de yaklaşık 3 milyon kg. domuz etinin piyasaya değişik yollarla sürüldüğü ortaya çıkıyor. Türkiye'deki toplam kırmızı et tüketiminin de 6 milyon kg. olduğu göz önüne alınırsa tablonun vahameti daha da netleşiyor. Kilosu 1 ile 3.5 milyon lira arasında satılan bu domuz etlerinin ağırlıklı olarak kıyma, sucuk, salam ve sosis olarak satıldığı dile getiriliyor. Çiftlik çalışanlarından Ismail Türk'ün verdiği bilgiye göre kesilen etler toplu olarak büyük
otellere, yemek fabrikalarına kıyma ve sosis gibi ürünler olarak satılıyor. Bu ve benzeri çiftliklerden resmi olarak beş firma domuz satın alıyor.."

Bu firmaların ismini vermeme mevzuat müsait değil. Şu kadarını bilin ki, bu firmaların en büyük müşterileri arasında, ilk sıralarda, Türkiye'nin anlı-şanlı market zincirleri de var. Bu zincirler bu ülkenin en büyük guruplarına ait. Şimdi gel de domuza iki çift laf et. Bu gurupları karşında bulursun. Onlara reklamlarla göbeğinden bağlı olan medya bu işe nasıl el atsın? Gördüğünüz gibi "gıda terörü"nün bu yanı, zülfü yare dokunduğu için hassasiyet sahibi olsun olmasın, tüm medya tarafından sükutla geçiştiriliyor. Maalesef yasalar da buna çanak tutuyor. Sizin anlayacağınız, tam da Nasreddin Hoca'nın "Bu nasıl memleket böyle, taşları bağlayıp köpekleri salmışlar" dediği türden bir durum yani.

Ey millet! Bu ülkede, kırmızı et tüketiminin yarısı kadar domuz eti üretiliyor. Soru şu: Bunları kim pazarlıyor, kimlere pazarlıyor? 

"Helal gıda" standardının gündeme gelmesiyle "Gıdaya da Din Karıştı" (sanki gıdaya karışmayan din varmış gibi) manşeti atan basının, bu geç kalmış teşebbüsü, "Şeriat düzeni için atılmış bir adım" olarak nitelendiren sol siyasinin, kimin değirmenine su taşıdığı, şimdi daha iyi anlaşılmıyor mu?

Soru şu: Bu ülkede, haramilerin ve haramzadelerin haramı savunma hakları kadar, Müslümanların helal yeme hakları yok mu? (Yeni Şafak – 14 / 11 2005)

Haksoz haksöz

Bookmark and Share
YORUMLAR
Toplam 6 Yorum
Onur Yaman
14 Ekim 2009 Çarşamba 00:59
Sucuk Fiyatları
kimseyi suclama gibi bi niyetim yok. ancak dediğim sözler yerine gitsin yeter. arkadaslar hepimiz kahvaltılık ürünler almak için dışarı cıkıyoruz. bakıyoruz ki .. sucugun kilosu 35 lira ... sucugun kilosu 4.5 lira kangalı da 1.25 lira..... etin kilosu zaten 16-17 lira yahu sucuk nasıl 4.5 lira olur??? bu ete baharat katılıyor işleniyor dolduruluyor işçiliği var, var oglu var fiyatı etin kilo fiyatı olan 17 liradan daha yuksek olması gerekirken dusuyor 4.5 liraya. diyorlar ki %70 hindi eti tavuk eti falan filan. Allah askına soruyorum yediğiniz sucukta tavuk eti tadını alan bir vatandaş varmı nolur cıksın soylesin nolur.. bir sucuk firması "hayvanın bir nefesinden faydalanmayız" diyor. yani artıgına kadar öğütüp piliç etli sucuk diye onumuze suruyorlar. devlet mi denetliyor? devletin haberi varmı diye bi sorun kurban olayım.
yıldırım
15 Kasım 2008 Cumartesi 23:01
hatalı rakkamlarla ilgili açıklama
yılda 6 milyon kg kırmızı et üretilmiyo
3 milyon ton kırmızı et üretiliyo yani 3 milyar kilogram
arkadaş ya hesap bilmiyo yada.....
misafir(almanya)
24 Ekim 2008 Cuma 03:48
konu yeterince bilinmiyor
slm.Allahin selami hidayete tabi olanlarin üzerine olsun.halkimiz kanatimce bu konuda fazla bilgisi yok.onlar gelisigüzel her kasaptan rahatlikla et alabiliyorlar.sanirim yine is islami hassasiyet sahiplerine düsüyor.bu konuda kamuoyu olusturmak lazim.halkimizi bilinclerdirmek lazim.ben inaniyorumki bu konuda halkimiz gerekeni yapacaktir.herkonuya duyarli olmasalarda konu domuz eti yeme veya yememe konusu olunca is degisir.avrupada hic dini vecibelerini yerine getirmeyen insanlarimiz bile bu konuya oldukca duyarlidirlar.vesselam.
A. Reşit EKŞİ
23 Ekim 2008 Perşembe 15:40
TAVUĞU PAZARDAN ALIP KESMEK
Pekçok müslüman "Allahın adının anılmadığı eti yememek için" yıllardır ısrarla kendi aldıkları hayvanları kesiyor ve kırılgan müslümanlara aldırmadan ikram edilen etleri de yemiyorlar. Zaman yine onları haklı çıkardı. Bunda diretenlerin kursağına bilmeden de olsa haram lokma girmemiş oldu. "Zan ile birşey haram olur mu?" diyenler bu kötü akibetden kurtulamamışdır. Takvayı seçenlere musibet ya az geliyor ya da gelmiyor... Bu ülkede bu pisliklerin düzelmesi için elbette mücadele verilmeli...Ancak bu mücadele neticeye ulaşıncaya dek müslümanların et tüketiminde o takva yolunu seçmesi gerekiyor... Yoksa keferenin kendini düzeltmesini bekleyene dek ölüm biz gelir çatar. Kırmızı et tüketiminde 5 müslüman bir araya gelse rahat bir koyun alıp paylaşabilir. Pazarlar da da canlı tavuk mevcut. Tabi takva biraz zahmet istiyor. Ama takvasızlığın sonucu da galiba her kırmızı et de (mesela kıymada) bazen % 33 oranında domuza yakalanmak. Eğer yine de et alınacaksa mecburen az çok islami hassasiyeti bilinen firma ve kişilerden almak. Allah yardımcımız olsun....
İrfan...
22 Ekim 2008 Çarşamba 20:12
Skandal ve Feceat
Domuz eti konusu insan fıtratını bozmaya ve başörtüsü yasağı gibi Allah’ın sınırlarını çiğnemeye kalkışan müstekbirlerin pis bir tezgahı.

Soru infial uyandırıcı: Türkiye’de kırmızı et tüketimi 6 milyon kg. Domuz üretimi ise 3 milyon kg. Halkın yarısı domuz eti mi yiyiyor. İhracat 0.5 milyon tonu bile geçmiyor. Peki bu domuzlar nereye gidiyor?

Bu konu Deniz Feneri olayında yaşanan yolsuzluk ve soysuzlukları binlerce kez aşan büyük bir skandal. Ve bu halkı istismar eden, aldatan domuzcuların skandalı AKP Hükümeti Döneminde yaşıyor. AKP’nin Maliye, Ticaret, Sağlık, İçişleri gibi konuyla ilgilenecek bir çok Bakanlık elinde.

AKP bu yolsuzluğu niçin deşifre etmiyor. AKP’ye yakın dini cemaatler AKP yönetimini bu domuz skandalıyla ilgili niçin sıkıştırmıyor. İslamoğlu ve Timeturk, Deniz Feneri’ndeki yolsuzluğa nispetle binlerce kez haddi aşan bu skandalla ilgili verdikleri bilgiler doğruysa bu tam bir fecaat. Niçin susuluyor. Bu konu ile ilgilenmek ve tavır almak, kampanya düzenlemek gene sadece Özgür-Der’in üstüne mi kalacak..
Haluk
22 Ekim 2008 Çarşamba 19:45
Domuz eti kullandığını açıklamayan tesisler
Haksız bir rekabete neden olup, halkımızın iğrendiği et ve yağ ürünlerini bilgilendirmeden kullanıyorlarsa,
Bu tesisler ifşa edilmelidir.
Ya da çıksınlar ortaya adam gibi; biz üretimde domuzlardan ürünler, parçalar kullanıyoruz, işine gelen alsın desinler.
Bu tesisler, Tarım Bakanlığına rağmen üretime devam edebiliyorsa, tesisler ifşa edilince halkımızın büyük çoğunluğu muhtemelen, o tesislerin hiçbir ürününü kullanmayacaktır ve kontrol mekanizmasının güvenilirliği de tartışmaya açılacaktır.
Bu tesislerde çalışanlar da sorumludurlar ve bile bile yanlışa alet olmamaları gerekiyor..
DİĞER HABERLER
04 Eylül 2010
DÜŞÜNCE PLATFORMU
PANO
İKTİBASLAR