
İsrail’in inkâr siyaseti bir kez daha sahnede
Abdullah Muradoğlu, İsrail’in Amerikan yetkililerine yönelik istihbarat faaliyetleriyle İran müzakerelerini etkilemeye çalıştığı iddialarının, Washington ile Tel Aviv arasındaki çıkar çatışmasını görünür kıldığını ifade ediyor.
Yeni Şafak / Abdullah Muradoğlu
İsrail yine inkâr etti!
Amerikan medyasında yer alan haberlere göre Pentagon İstihbaratı (DIA) İsrail›in ABD’ye yönelik karşı istihbarat değerlendirmesini en yüksek seviye olan “kritik” düzeye yükseltti. Bu seviyenin ABD’nin düşman gördüğü bazı devletlerden bile daha yüksek olduğu belirtiliyor.
NBC News ve New York Times’a konuşan kaynaklara göre İsrail Trump ve ekibinin İran’la müzakerelerle ilgili olarak kapalı kapılar ardında neler konuştuklarını öğrenmek için gizli dinleme faaliyetlerinde bulundu. Haberlerde üst düzey bir yetkilinin İsrail’in istihbarat faaliyetlerini alışılmadık derecede “agresif” ve “kontrolsüz” olarak tanımladığı belirtiliyordu.
İsrail’in dinlemeye aldığı kişiler arasında Steve Witkoff, Elbridge Colby ve Michael Dimino gibi isimler yer alıyor. Witkoff, Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi. Colby, Politikadan Sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı, Dimino ise Colby’nin Ortadoğu’dan sorumlu başyardımcısıdır.
İsrail’in ABD Büyükelçiliğiyse İsrail’in Amerikan Hükümet yetkilileri hakkında istihbarat toplamadığını savundu. ABD Donanması’nda İstihbarat Analisti olan Jonathan Pollard 1980’lerde suçüstü yakalanmış ve 30 yıl hapis yatmıştı. “Pollard Vakası” Amerikan istihbarat tarihinin en büyük vakasıydı. İsrail uzun yıllar Pollard’ın “Mossad bağlantısı”nı inkâr etmişti.
İsrail’e bavullar dolusu gizli belge aktaran Pollard 2015’de şartlı tahliye edilmiş, Trump’ın ilk döneminin son ayında da İsrail’e gitmesine izin verilmişti. Siyonist milyarder Sheldon Adelson’ın özel jetiyle İsrail’e götürülen Pollard’ı havaalanında Netanyahu karşılaşmıştı.
İran’la müzakereler sürerken ifşa edilen yeni vaka İsrail’in ne kadar pervasız davrandığını gösteriyor. Haberlerde Pentagon raporlarının İsrail’deki ABD subaylarının telefonlarında casus yazılımlar tespit edilmesinden sonra kaleme alındığı kaydediliyor. Rapor’da Colby ve Dimino’nun neden İsrail’in dinleme hedefi haline geldiğinin belirsiz olduğu ifade ediliyordu.
İsrail’in Colby ve Dimino’yu neden hedef aldığı bir sır değil. Trump’ın Colby ve Dimino’yu Pentagon’da kritik görevler için seçtiğinde Siyonistler ve Neoconlar bu iki isim aleyhinde şiddetli bir kampanya yürüttüler. Siyonist yayınlarda İsrail yanlısı Cumhuriyetçiler’in Trump’ın Dimino’yu Pentagon’da üst düzey görevde getirmesinden endişe duydukları belirtiliyordu.
Siyonistlere göre Colby ve Dimino İsrail için “güvenilir isimler” arasında yer almıyorlar. Colby, ABD’nin askerî gücünün Asya-Pasifik’e odaklanması gerektiğini savunan bir stratejinin mimarı. Dimino da aynı görüşte olduğu için Colby’nin politika plânlama ekibinde yer almıştı.
Colby ve Dimino ABD savunması için “önceliklendirici” bir strateji savunuyorlar. Bu stratejide Avrupa ve Ortadoğu(ve İsrail) ABD için öncelikli değil. Trump tarafından göreve getirilmeden önce kaleme aldığı makalelerde Dimino, ABD’nin Ortadoğu’da hayatî çıkarları bulunmadığını, bu yüzden de Irak, Suriye ve Körfez’deki askeri varlığının önemli ölçüde azaltılması gerektiğini savunuyordu. Her iki isim de “izolasyonist” dış politikanın savunucuları olarak görülüyordu.
Haziran 2025’te ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Michael Erik Kurilla ile Colby arasında yaşanan bir gerilim Amerikan medyasına yansımıştı. Haberlerde General Kurilla’nın İsrail’i daha fazla desteklemek amacıyla Asya-Pasifik’ten Ortadoğu’ya güç kaydırılması için girişimde bulunduğu, ancak bu girişimin Colby tarafından dirençle karşılaştığı belirtiliyordu.
Colby ve Dimino Orta Doğu’ya askerî müdahalelere şüpheyle yaklaşan “Önce Amerika” akımının bir parçası olarak da görülüyor. Siyonistler Colby ve Dimino’yu İran politikasında “güvercin” görüşleri savunmakla da itham ediyorlardı. İsrail’in Colby ve Dimino’yu izlemesi Pentagon’da üstlendikleri pozisyonlardan ve savundukları görüşlerden kaynaklanıyor tabii. Siyonistler ve Neoconlar nezdinde İsrail’i önceliklendirmeyen herkes potansiyel düşmandır.
Meslekten diplomat olmayan Yahudi-Amerikalı Steve Witkoff ise Trump’ın damadı Jared Kushner ile birlikte İran’la müzakerelerde yer alıyor. Witkoff da Trump tarafından göreve getirildiğinde Siyonist yayınlarda hedef alınmıştı. Bu yayınlarda Katar’la iş ilişkileri sebebiyle Witkoff’un riskli bir seçim olduğu belirtiliyordu. Witkoff, Trump’ın sır küpü olarak biliniyor.
Trump’ın “bir adım ileri- iki adım geri” niteliğindeki hamlelerinin müzakerelerin mahrem ayrıntılarına vakıf olan İsrail’in karşı hamlelerinden kaynaklandığı anlaşılıyor. İsrail sadece gizli dinleme yapmıyor, elde ettiği bu bilgileri müzakereleri akamete uğratmak için kullanıyor.

HABERE YORUM KAT