“Kur’an'a Tarihsel ve Modernist Yaklaşımlar”

22.04.2014 00:04
“Kur’an'a Tarihsel ve Modernist Yaklaşımlar”
Gaziosmanpaşa'da “Kur’an'a tarihsel ve modernist yaklaşımlar” konulu bir seminer gerçekleştirildi.

Gaziosmanpaşa Özgür-Der girişiminin Asır-der ile ortaklaşa düzenlediği,  “Kur’an-a tarihsel ve modernist yaklaşımlar” konulu seminer gerçekleştirildi. Konuyu Bahattin Urlu sundu...

Programda özetle şu konulara değinildi;

Tarihsellik bilgi, değer yargıları ve normların özü itibari ile tekrar edilemez tarihsel bir durumda ortaya çıktığını, tarih içerisinde sürekli değişerek daha mükemmele doğru bir seyir izlediğini savunan görüşleri anlatmak için kullanılan ortak bir terimdir. Metodtan ziyade bir bütün zamanlara hitap edemeyeceği için, her birey tarihi hadiseleri kendi tecrübesi ışığında ve kendi geleceği açısından yeniden yorumlamalıdır.

Vahyin tarihsel bir dil kullandığını, tarihin belli bir dönemindeki inasanın konumu esas alınarak indirildiğini; öte yandan vahye muhatap olan insanlarında tarihsellikten kurtulamayacağı tezlerinden hareketle, belli bir zaman ve mekan diliminde indirildiği için vahyin tarihsel bir durumu dile getirdiğini, dolayısı ile tarihsel olduğunu iddia etmektedirler.

Kur’an-ı anlamada ve tefsir geleneğinde zaman ve mekan unsurları ihmal edilmemiştir. Hatta tarihi arka planının bilinmesi, nuzül ortamlarının tespit edilmesi, muhataplarının ruh hallerinin tanınması, devrin sosyal ve kültürel özellliklerinin kavranması, bunun yanında arap dilinin gramer ve söyleyiş özelliklerine hakimiyet, kur’an-ın doğru anlaşılması için vazgeçilmez bazı esaslar olarak kabul edilmiştir. Ancak bütün bunları felsefi anlamda tarihsellik kavramının içinde değerlendirmek mümkün değildir. Zira tarihsellik kavramı öncelikle bir tamamlanmamışlık durumunu ihtiva etmekte, değişim ve süreç fikrini öngörmekte, sürekli ilerleme ve yeniden yorumlama faaliyetini ifade etmektedir. Bunun yanında tarih üzerinde tasarruf eden bir yaratıcı fikrine, bütün zaman ve mekanı kuşatan vahiy hakikatine sıcak bakmamaktadır.  

Her meselenin kendi mahiyetine uygun metodla ele alınması gerektiğini ifade eden Rene Guenon “Tarihi metodun haklı olarak uygulandığı yerler elbette vardır. Bizim karşı çıktığımız yanılgı, bu metodun herşeye uygulanabilir olduğunun sanılması ve fiilen verebileceğinden başka şeylerinde bu metodla elde edilmek istenmesidir.” Demektedir.

Müslüman zihin üzerinde Aydınlanma düşüncesinin derin etkisinde gündeme gelen “tarihsellik” veya “hermönetik” Kur’an-a ilişkin ortaya çıkan tartışmanın merkezine oturuyorsa bunun açıklığa kavuşmamış bir yöntem olduğu sebebi iledir. Bu iki kavram ayrı kavramsal çerçeveler olsa bile Kur’an-ın anlaşılmasında ve hüküm çıkarılmasında bugüne kadar kullanılan “geleneksel usulden “yani tefsir ve fıkıh usulünden farklı anlama ve okuma biçimlerine dayandıklarından yöntem olarak ikisi bir arada alınabilir.

Fazlurrahman, Muhammed Arkun, Hasan Hanefi, Roger Garaudy, Nasr ebu Zeyd ve Muhammed Abid el Cabiri ve başkalarının pekde itibar ettiği bu “yeni okuma biçimi” henüz yeterince tanımlanmış, çerçevesi çizilmiş ve usul olarak Kur’an-a uygulandığında ne türden sonuçlar vereceği test edilmiş değildir.

Genel anlamda kullanıldığı zaman tarihsellik tarihsel olanın tarihsel bir durumu ifade etmesi anlamın bu durumla sınırlı olması ve bugün için geçerliliğini kaybetmesi demektir. Bir şeyin tarih içinde ortaya çıkması tarih bağımlı tabiatı dolayısı ile tarih üstü ve tarih dışı olmaması demektir.  Buna göre Kur’an-ın tarihselliğinden söz ettiğimizde anlamamız gereken, Kur’an-ın belli bir tarihe ve belli bir tarihsel duruma ait olarak ortaya çıktığı ve hiçbir zaman tarih üstü ve tarih dışı bir anlam bütününe sahip olmadığı hususu iddiasındadır tarihsellik!

Tarihsellik her şeyin tarihe ve tarihsel durumlara göre değişitiğini öne çıkaran varsayımı dolayısı ile ebedi ve evrensel hiçbir öz ve hakikatın olamayacağını zımnen iddia eder ve esasında Aydınlanma ile anlatılmak istenen budur.

Bu anlam düzeyinde tarihsellik aslında tarih icadıdır ve bu iddianın bizzat kendisi, kendi temel varsayımını yalanlamaktadır. Çünkü bu genel geçer bir iddia olarak kabul edildiğinde, bizzat kendisi reddettiği tarih üstü bir gerçeklikve evrensel bir önerme haline gelmiş olur.

Tarihselcilik tümeli tikele, geneli özele, bütünü parçaya, ilkeyi konjektüre ve mutlakı izafi olana bağımlı kılar, onlarla sınırlandırır. İlahi olanı beşeri olana, evrensel ve ebedi olanı tarihsele ve kültüre bağlar. İnsan merkezli bir dünya görüşününe davet etmektedir. Sekülerlik bir kere din içinde iş görecek bir yer ve imkan buldumu, hemen dini dönüştürüp kendi varsayımlarının geçerli olduğu bir forma dönüştürür. Hasan hanefi’nin önerdiği üzere “ teolojinin yerini antropoloji alır, arkasından Allah merkezli bir alem tasavvurundan insan merkezli bir dünya görüşüne geçilmiş olur.

Beşer ürünü hiçbir bilgi mutlaklaştırılamaz, tarihsellik Allah’ın ilminin bir ihsanı olan Kur’an-ı tarihsel bir bağlama indirgeyerek onu da beşerin bilgisi gibi sonlu, sınırlı ve göreceli kılar, bizim bilgilerimizi değil, bunların yanında Kur’an-ın iç hakikatlerini de göreceliğin sınırlarına dahil etmek ister.

Tarihselcilerin iddiasına göre dinin hiçbir ebedi ve evrensel hakikati yoksa ebedi ve evrensel bir doğruluk ve norm da yoktur. O zaman hayatı istediğimiz gibi düzenleyebilirdilediğimiz gibi yaşayabiliriz!

Program katılımcıların soru, cevap ve katkıları ile son buldu. 

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim