Kadın ve Erkeğin Tokalaşması Haram mı?

29.01.2012 11:37
Kadın ve Erkeğin Tokalaşması Haram mı?
Kadın ve erkeğin tokalaşması üzerine bir analiz.

Nuray KAYACAN; artık bazı kesimlerce -hoş görülmemesinin arka planı irdelenmeden- meşru hale getirilen kadın-erkek tokalaşmasını yorumluyor:

Tokalaşmak Haram mı?

Hani derler ya kanayan bir yaraya parmak basmak amaçlı diye, bu tokalaşma mevzusu benim ve sanıyorum İslami duyarlılığı olan her bireyin başının belası, içinin sıkıntısı, yukarısı bıyık aşağısı sakal mevzulardan biri.

El vermesen karşındakini mahcup ettiğini düşünür, için ezilir; versen inancına aykırı hareket ettiğini düşünür, sürekli tövbe bozan bir günahkâr gibi suçluluk duyar, Rahman’dan utanırsın.

İşin Ehli Ne Der, Ne Söyler?

Her fıkhî konuda bilgisine danıştığım, saygıdeğer hocam Hayrettin Karaman bu konuda şunları söylemektedir:

Peygamberimizin, kadınlarla -bey'at yaparken- el ele tutmadığı şeklinde bir bilgimiz var. Bu, haram kıldığını göstermez; O'nun her "terk"i; yani bir şeyi yapmaması nehiy (yasaklama) manasına gelmez. Yasak ve haram olduğuna dair başka delillere ihtiyaç vardır. Peygamberimizin ve sahabenin yaşlı kadınlarla musafaha (tokalaşma) yaptıkları biliniyor (Kâsânî, Bedâyi', Beyrut, 1997, C.V, s.495 vd.). Fıkıhçılar "kadınla erkeğin musafahası" konusunu "kıyas" ile hükme bağlamışlar ve şöyle demişlerdir: "Kadınların el ve yüzleri avret değildir, bunlara şehvetsiz bakılabilir. Ama dokunmak şehvet celbi bakımından daha etkilidir, bu bakımdan avret yerine bakmaya ve dokunmaya benzer; bu sebeple dokunma caiz olmaz." (Kâsânî, s.489). Bu gerekçeye göre, âdeten (yaygınlaştığı ve alışıldığı için) şehvetin söz konusu olmadığı durumlarda ele dokunmak (musafaha) caiz olmalıdır.

Saygıdeğer Hayrettin Karaman hocamın bu konudaki yorumuna katılıyor muyum, hayır katılmıyorum… Ne kadar etkin, yetkin, âlim bir fıkıhçı dahi olsa İslam uleması (en azından akl-ı selim olanlar) bu tür çetrefilli mevzularda kişinin danışma, okuma ve araştırmalarının ardından mutmain olduğu, aklına ve vicdanına sineni uygulaması şerhini düşerler. Bu noktada en yetkin danışma mercii olarak gördüğüm Karaman hocama katılamayacağım.

Şehvetle Yaklaşılmıyorsa Caizmiş!

Mantık yürütelim hep beraber: Tamam diyelim ben kendimden eminim ama bu iki taraflı bir eylem. Bir erkek veya bir bayan karşı taraftan nasıl emin olabilir ki? Hocam sanırım erkek bakış açısıyla fetva veriyor. Bir erkek olarak ben böyle bir hissiyata sahip değilsem, karşımdaki bayan hayli hayli değildir diyor. Peki, biz ne yapalım, karşımızdakinden nasıl emin olalım? Karşı tarafın ne hissettiğini nereden bileceğim? Şöyle mi demeliyim: Af edersiniz bana karşı bir şey hissetmeniz olası mı, ona göre elimi vereceğim!

Kadına El Uzatmak Nezaketsizliktir…

Nezaket kurallarına göre tokalaşmak için bayan hamle yapmalıdır. Öyle bodoslama el uzatmak kibar beyefendilere yakışır bir tavır değil. Çatal solda, bıçak sağda gibi olmazsa olmaz kaideler arasında. Ki aksi dahi olsa açıkça söylüyorum: Ben Örtülü Bir Bayanım, Elinizi Uzatmayın.

Yüce Rabbimiz İsra sûresinin 32. âyetinde şöyle buyurmaktadır:

“Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, apaçık bir çirkinliktir ve kötü bir yoldur.”

Bu âyet zinayı yasaklamanın yanı sıra zinaya yaklaştırıcı eylemleri de yasaklamaktadır.

 “Şüphesiz Allah, Âdemoğlunu zinaya eğilimli olarak yaratmıştır. Hiç şüphesiz bu eğilim onu kuşatacaktır. Gözlerin zinası bakış, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası sözdür. Eller zina eder, ellerin zinası yapışıp tutmaktır. Ayaklar da zina eder, onların zinası yürümektir. Ağız da zina eder, onun zinası da öpmektir. Nefis umar ve ister...” (Ebu Davud, Nikah 44; Buhari, İsti’zan 12.)

İslâm Bilginlerinin Bir Bölümü…

İslâm bilginlerinin bir bölümü, cinsel haz gayesi gütmeyen tokalaşmaların cinsel telezzüz amaçlı tokalaşmalar gibi haram olduğu görüşündedir.

Peygamberimiz Hz. Muhammet’le biatlaşan Ümeyme bint-i Rukeyke isimli kadın şöyle anlatıyor:

- Bir kadın topluluğu ile birlilikte biatlaşmak üzere Hz. Peygambere geldim… Elinizi uzatınız da size biat edelim, dedik. Şöyle buyurdular:

- Ben kadınlarla tek tek tokalaşarak biatlaşmıyorum. Yüz kadına söylediğim söz bir kadına söylediğim; bir kadına söylediğim söz de yüz kadına söylediğim söz gibidir.

Diğer Bir Fetvaya Bakalım, Ali Rıza Demircan Hocamız Ne Der:

Cinsel amaç gütmeyen tokalaşma temelde helâldir, abdesti de bozmaz. Fakat harama yol açabileceği için mücbir bir sebep olmadıkça sakınılmalıdır. Özellikle kadınlarımız ileri derecede kaçınıcı bir duyarlılık göstermelidir. (Neden özellikle kadınlarımız?) Ancak nefislerine güven duyan veya yaşadıkları seküler toplumda, takdir haklarını kullanarak içinde bulundukları durumu, tokalaşmayı gerektirici; koruyucu veya manevi yarar sağlayıcı bir neden olarak değerlendiren mümin kadınlar ve erkekler ise İslâm adına asla yerilmemelidir. Hiç şüphesiz huzurunda sorgulanarak niyetlerimize ve amellerimize göre yargılanacağımız otorite yalnızca Allah’tır.

Hz. Âişe annemizin, Peygamberimizin biatlaşma sırasında hiçbir kadınla tokalaşmadığını açıklayan sözleri de haramlılık delili olarak algılanamaz… Zira emredici veya yasaklayıcı bağımsız buyrukları ile pekiştirmedikçe Peygamberimizin uygulamaları bağlayıcı hükümler oluşturmaz, yalnızca geçici tercihlerini yansıtır.

Peygamberin suyu kaç nefeste içtiğine kadar taklit eden yaklaşımların yanında, böylesi mühim bir konuda bu onun özel tercihidir, bizi bağlamaz yaklaşımı ne kadar anlamlı? Namazı nasıl ve ne şekilde kılacağımızı onun sünnetinden öğrenirken, kadınlara el vermemesini neden özel tercihi sayıyor ve gayr-i müekked sünnet hükmüne istifliyoruz! Nasıl da işimize geleni alıp, gelmeyeni ulu orta terk ediyoruz. Harama yaklaştırıcı davranışlardan ve şüpheli durumlardan kaçınılması mümin olmanın şiarı değil mi?

Saygı Duymayı Öğrensinler

Bakışımızı kaçırmamızı, işveli konuşmamızı ve hatta yürüyüşümüzde ölçülü olmamızı emreden Furkan’a uyuyorsak şayet, topla gel manasında tokalaşmayı tartışmayı bile manasız bulmaktayım. Biz Müslüman’ız ve onların da bizim inancımıza saygı duyması gerekir. Çifte standartlı kâfirler, bizi de çifte kavrulacak münafıklar yapma gayretindeler… Biz İslam’a teslim olanlardanız; onların dinine, örfüne, geleneğine, ananesine uymakla mükellef değiliz.

Yaşasın Gezerken Kayboldum kitabımda, Tayland bölümünde değinmiştim. Dünya çapında saygı duyulan, Nirvana’ya erme umuduyla tüm çağdaş(!)ların koştur koştur gittikleri, günü yogo serenomineleriyle karşıladıkları, Dünya sosyetesinin gözbebeği Budistlerde de kadın erkek teması yasak. Onlara saygı duyan cenah, neden İslam’a çifte standart geliştirmekte... Onların saygısızlığına neden“siz daha iyi bilirsiniz” diyerek el veriyoruz.

Hey Gidi Hey…

Yıllar yıllar önceydi… Gericiliğimizden gocunmadığımız zamanlardı. Yobazlığımızla mutlu mesut yaşardık. Saflar böyle girift değildi. O zamanlarda bu tokalaşma seromonileri kafamı kurcalardı. Kızlı erkekli gruplar karşılaştıklarında erkekler tokalaşırken, kızları toka+yanaklardan öpmelerine hiç anlam veremezdim, hala verememekteyim. Kim koydu bu kuralları, birbirimizi yerken oluşturduğumuz muhalif kimliğimiz bu tür adetleri neden es geçmekte. Heyhat nerede o eski tavizsiz, takva yarışında olduğumuz yıllar?

Elini Veren Kolunu Kaptırır!

Göz görür ama dokunmak fiili bir eylemdir. Mukayese edilmesi bile abesken, gözlerimizi bile çevirmemiz gerekir ayetine binaen, tokalaşma ayeti yok diyerek boşluk doldurmaca oynamak komik ötesi. Hele ki bizim cenahın da karşı cenahla yarışırcasına örtülü, açık ayırmaksızın Allah ne verdiyse bayanlara el uzatması da neyin nesi! Deliye dönüyorum. Bir Müslüman bana el uzattığı zaman “Hani bacındık, ne ayaksın sen!” demek istiyorum. Konformistsiniz öyle mi! Yeterin ama her yerin kalıbına girmeyin; kalıbınızın adamı olun bir kere de. İmitasyon çağdaşlığınız üzerinizde sakil durmakta. Müslüman’sanız kurallarınızı belirleyin, safınızı seçin, çizginizin dışına çıkmamaya gayret edin. Bakın zeminler çok kaygan, hemen kayıveriyor ayaklar. Bir bakmışsınız hooppp karşı taraftasınız. “Kâfirleri dost edinmeyin.”ayetine kulak verin. Takva zırhıyla kuşanmayanlar, “Bozgunculuk yapma, uyumlu ol” oklarıyla vurulmaktalar. Çok kanlar döktük bu komplike yaşam şartlarında. İç içe geçtik ama nedense bize uyan yok, uyum uyum uyar olduk dinimizi yok sayanlara.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
sevgi
01 Şubat 2014 Cumartesi 22:39
22:39
mahçup etmek olmasaydı eli tutmmak daha münasip olurdu ama hocamı n dedikleri mantıklı
Mehmet Sucu
06 Mart 2013 Çarşamba 17:53
farklı bi bakış
yazınız için Allah razı olsun , Allah'ımız ayetinde zinaya yaklaşmayın diyor.. peki bu ayeti biraz açmamız gerekmez mi? mesela erkek nefsinin tetikleneceğini bildiği halde elini verirse evet zinaya yaklaşmış oluyor. ama nefsinden emin vaziyette verirse hiç bir şehvet-i duygu hissetmezse ki bunu en iyi kendisi bilir. işte o zaman zinaya yaklaşmamış olur. bayanın içini bilemeyiz. doğrudur. lakin bilmekte zorunda mıyız???? bu onun sorunudur , onun zinasıdır.. erkekler bence dediğiniz gibi asla ilk el uzatan olmamalı , hatta çekimser tavırlar sergileyerek karsıdaki bayana bu tutumunu hissettirmelidir. bence bu olaya 2li değil tekli bakmalıyız.. ve bence en makbulü ne tokalaşmamaktır. lakin buna kesin haramdır hükmü vermek büyük risktir.. toplumsal çerçevede malesef tokalaşmak durumu oluyor.. geleneksel algı böyle bir tutumu mevcutlaştırdı..
esen kalınız.
mehmet ünver
06 Temmuz 2012 Cuma 14:57
bir soru
eğer asıl konu niyetse yani içimizdekiyse dokunmamız içimiz rahat dokunmamız neden haram olsun? İnşallah günaha girmiyorumdur çünkü fazla bilgim yok. Ama şunu diyebilirim. El sıkışırken inanın ki hiçbir zaman şehvet duygum kabarmadı. Az kişi hariç kabaracağını da zannetmem. Ha karşımdakinden emin değilsem mi ne yapacağım. Günahı boynuna deyip yoluma bakacağım..
raşit ölmez
01 Şubat 2012 Çarşamba 00:28
niyet
islamda kolaylık esas dır niyet onemlı tokalasmak zorundaysanız tokalasmak gerek ama tokalasmamak gerekirse tokalisılmaz burda durumu gozetmek onemli yanlis anlasilmalarada maal vermemek gerek hassas davranilmali.

birde gunumuzde haramlara okadar yakınızkı bu kadar kucuk seylerden once daha cok konu var bence daha oralarda deyiliz bence
Abdullah Furkan
31 Ocak 2012 Salı 16:45
Garipsenecek olan değişken mantıklar
Yazıyı birileri garipsemiş... Şaşırmadım... Kıble sorunu yaşanıyor toplumumuzda... Değişken kıbleler zikzaklar çizdiriyor insana...

Daha düne fıkhı küçümseyen arkadaşların fıkhi fetvalara önem vermesi ilginç...

Fıkhi kaidelerle alınan cevabın akli izahatlerle değerlendirilmesi garipsenmiş... Makale sahibinin sorduğu soruya aldığı cevapla yetinmesini istemiş...

Sünnetin mütevatir boyutunu gözardı edip, ayetlerin açık illetlerini ıskalayanlar kendilerine görüş sorulanların bağımlılıklarını gözardı etmektedir.

Ali rıza demircan oğlu Misbahın Beyoğlu belediye başkanı olarak sanatçı!, yazar, gazeteci vb... bayanların ellerini sıkmasını (hatta daha ileri rahat bir ilişki)açık bir şekilde haram demesi zor.

Birilerinin karaman hocasınında yazı köşesinin sahiblerinin hanımları ile beraber rahat yaşamlarını, yurtdışı yurtiçi elçi temsilci tüm karşı cinsle sayısız toka ve muhabbetlerini nasıl eleştirebilir ki...

Ayrıca Liberal bir gazete olduğunu haykıran ve magazin ekleri ile islamcı kesime yeni bir hayat tarzı sunan eğilimlerin sahiplerinin eleştiriside cesaret ister...

Bu kadar fıkhi fetva arayanlara sultandan ve sermaye sahiplerinden bağımsız olan ilim erbaplarının kararlarına danışıp, aldıkları karar ile yetinmeyi denemeyi tavsiye ederim.

Ayrıca mazeretler çok ilgincime gidiyor. "Karşı tarafı mahçup etmek, günümüz şartları, Sapıkmıyız, yerel örf vb..."

Kişi Allah'a ve helali olan eşine karşı mahçup olmayı düşünmeli, günümüz şartlarını değil Allaha karşı sorumlu olunan tavırlar önemsenmelidir. Sapıkmıyız deyip işi hafife alanlar, herhalde Rabbimizin yarattığı kullarını daha iyi tanıdığını, yarattığı kullarının zaaf ve yönelişlerini daha iyi bileceği gözardı ediyorlar.


“Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, apaçık bir çirkinliktir ve kötü bir yoldur.”
Zehra
31 Ocak 2012 Salı 00:03
az yavaş..
Bülent Şahin ve Ali Haydara katılıyorum, aklımıza geleni söylemek kolay da biraz fıkhetmek,düşünmek,olaya paldır küldür dalmamak lazım.. Tokalaşmıyor ve selamı yaygınlaştırmaya çalışıyoruz ama el insaf..
"El uzatanlar birbirinin üstüne saldırmaya hazır birer yaratık,tokalaşan hanım da "çifte kavrulmuş münafık"..
Yani bazen örfün çözümleri Kuran diyen bizlerin toyluğunu açığa çıkarıyor ya pes!diyorum.
Takva yarışından anladığımız bu mu? O kadar basit diğil bacım, o kadar basit diğil.
ömer yıldız
30 Ocak 2012 Pazartesi 16:52
akıl
eğer bir iş nasla sabitse bu fiile uyulduğu takdirde "karşındakini mahcup ettiğini" düşünmek, tebliğe engel olduğuna zannetmek nasıl bir iman haşa siz Allah ve Rasulunden daha mı akıllısınız veya Allah ve Rasulü tebliğe engel işler mi çıkartıyor önümüze.
madem nas'lara bakmıyorsunuz zayıf diyorsunuz. akıl yürütüyorsunuz
"Bakmak (bile) haram olunca, işveli konuşmak (bile) haram olunca, tokalasmak daha buyuk haram olur" demiş arkadaş herkes kendine baksın tokalaşdığı zaman neler hissediyor.
hilmi alpay
30 Ocak 2012 Pazartesi 15:45
''sapık müslümanlar''oh ne ala
''Bir Müslüman bana el uzattığı zaman “Hani bacındık, ne ayaksın sen!” demek istiyorum''
yazınızın çelişkili oluşu bir tarafa
özellikle bu cümleniz izaha muhtaç
YAKUP YUSUF
30 Ocak 2012 Pazartesi 14:32
Nezaket de önemli.
"Bu tokalaşma problemi öncelikle müslüman kadından ziyade müslüman erkekler için sıkıntı. Bilhassa iş dünyası içinde yerli yabancı, islami hassasiyet taşımayan şirket,banka vs. çok fazla çalışan kadınla muhatap olmak durumunda kalınıyor." Kalpleri ancak ALLAH'ın bildiğini unutmamak kaydıyla.Ayrıca tokalaşmadan önce pervasızca işlenen haramları seyretmek daha vahim olsa gerek.
YUSUF ÇAĞLAR
30 Ocak 2012 Pazartesi 14:29
Çetin bir konu...
Tamam müslüman bayanlar biliyorlar takvalı bir kişi olarak el uzatmıyorlar.Bir kısım bayanlar da bizleri tanıdığı için el uzatmıyorlar.Tokalaşma hamlesi göstermiyorlar.Ben de bayanlarla muhatap olduğumda tanıştığımda el uzatmıyorum.Ancak islamı bilmeyen (takvayı bilmeyen) , kötü niyeti de olmayan bayanlar tanışma esnesında tokalaşmak için el uzattıklarında bu tutuma kayıtsız kalmak ne kadar hoş bir durum olur.En azından bu KAYITSIZLIĞIN NEDEDİNİ GÜZEL BİR USLUPLA ANLATMAK ÜZERİMİZE VACİP OLMALI.Zira önyargılı tutumlara sebep oluruz.
Fikri
30 Ocak 2012 Pazartesi 12:52
Elini Veren Kolunu Kaptırır
Karşı cinsler eğer birbirlerine el uzatacak kadar yakınlaşmışsa zaten birbirleri ile samimi oldukları açıktır.
Müslüman erkek ve müslüman kadınlar birbirine ne kadar yakınlaşabilir?
Yakınındakilere mahremlik kurallarını uygulayıp, en özel fotoğraflarını sosyal paylaşım sitesinde eş dost ile paylaşan, aman beni kimse aşırı görmesin hesabından incelen ve karşı cinsle tokalaşmaya rahmet okutacak derecede kibarlaşarak yakınlaşan Müslüman görünümlü kadın ve erkekler.

Hocaya sormuşlar WC de sakız çiğnemek caizmidir? Cevap vermiş caizdir ama biri görürse sizi kötü bir şey yiyor zanneder.

Haramlara düşmemek kadar, mekruhlardan uzak durmak ta önemli. Ömer Bitlis kardeşin dediği gibi davranışlar kimliğimizi belirler. Özellikle küfrün şubesi laikperestlerin yaptıkları hareketlerden uzak durmalıyız.
ömer bitlis
30 Ocak 2012 Pazartesi 11:12
Kimliktir...
Yazarı tebrik ediyorum yazısından dolayı... Verilen fetvalardan tokalaşmanın haram olmadığı çıkarılabilse bile İslami Kimliğimizle uyuşmayan bir tavırdır karşı cinsle tokalaşmak... Sadece tokalaşmak değil helal olsa bile (Ör: Kot giymek, sakal kesmek, kravat takmak vs vs...) kimliğimizle uyuşmayacak, bizi onlardan (kafirler, müşrikler, vurdumduymazlar...) ayırmayacak haraketlerden kaçınmalıyız... Her hal ve hareketimizle diğerlerine muhalif olmalı, direnişi yükseklerde tutmalıyız...
Bülent Şahin Erdeğer
30 Ocak 2012 Pazartesi 10:46
Analizin analizi
Yazıyı garipsedim. Bunun bir çok sebebi var. Öncelikle makaledeki kavramlar birbirine karıştırılmış. Fıkhi bir soru ve cevabı Fıkhi kavramlar savruşturularak "analiz" edilmeye çalışılırsa ortaya başı sonu ve başlığı uyumsuz bir çalışma çıkar.

Tokalaşma meselesinin birden çok boyutu var. Nass'a dayanan dini boyutu, kültürel boyutu gibi... Hangi açıdan bu ameli değerlendireceğiz? Bir şeyin nass'ta mübah oluşu onun illa da yapılmasını gerektirmez. Yani Helal/Mubah ile Örfe göre sakıncalı/mekruh arasında kişiler içtihad ederler. Ya da başka bir deyişle Bir şeyin haram olmaması onun illa da yapılacağı/emr olacağı anlamına da gelmez. Fıkıhta örf te/ maruf olan da delildir.
Bu açıdan örneğin kimi gıdaların toplumun kültürüne/örfüne göre tiksindirici olması o gıdalardan kaçınılmasını beraberine getirir. Ancak bu durum o gıdaları evrensel biçimde haram kılmaz... Çünkü Dinde helali haramı Allah koyar...

Tokalaşma konusunda "haram" hükmü sorarsanız Karaman hoca doğal fıkhi kaideler sonucu olarak size "haram değildir" diyecektir. Siz hem Fıkıh ehline bir soru sorup sonra aldığınız ilmi cevabı fıkhi kaidelerle değil "kendi mantığınızla" (ne demekse) eleştirdiğinizde bunun ilmi bir değeri olmaz. Bu sadece sap ile samanı karıştırmaktır.
Bir şeyin haram olmaması ile kültürel/örfi olarak kaçınılması gerektiği iki ayrı kategoridir çünkü.

Konuyla ilgili ayrıntılı bir çalışmayı ilgilenenlerin okumasını tavsiye ederim: "Kadınlar İle Tokalaşmanın Haramlığını Bildiren Hadislere Semantik Bir Analiz"
http://www.ahmet-keles.com/akademik/makaleler/Tokalasma_semantik_analiz.pdf

Sonuç olarak makale bir soru sormuş başlığında: Haram mı? diye cevabını da almış "Haram değildir ama örfi olarak kaçınılmalıdır/tercih edilmemelidir" diye. Geri kalanı ise şahsi tercihlere/o durumdaki içtihada kalmıştır...
ertuğrul
30 Ocak 2012 Pazartesi 09:07
el
Hayrettin Karaman, Ali Rıza Demircan ve yorumculardan Ali Haydar kardeşim isabet etmiş.
ismail yurdakok
30 Ocak 2012 Pazartesi 08:54
Ahram-ul haram
cok guzel ifade etmis sayin yazar. Bakmak (bile) haram olunca, işveli konuşmak (bile) haram olunca, tokalasmak daha buyuk haram olur.
Abdullah Furkan
30 Ocak 2012 Pazartesi 03:23
Ne güzel iş
Ne güzel iş Kur'an'da yazmıyor ki gerekçesine sığınmak... Hani o kur'an temel ilke ve presiplerin kitabıydı. Bizlere Şahsiyetimizi oluşturacak ruhu verirdi. Herşey Kur'an'da var mı ki sorularına gülerek ikna edici cevap verirdik.
İmtihanlarla karşı karşıya kaldığımızda sapır sapır dökülüp, bir de güzel uygun kılıflar diktik.

Sigara ve nargile buluşmaları ile gençlerimiz gecelerini dolduruyor -
Nargile cafelerde kızlı erkekli gruplar beraberce ha ha hu hu sohbet ve muhabbet ediliyor. ....
İşimiz gereği!!! uzatılan mahrem eller sıkılıyor...
İşimi gereği vazgeçilmez faiz kurum kartları ceplerde yerini alıyor...
vb....
Haram değil ki Kur'an da yazmıyor... Ne güzel bir bahane
Nerede kaldı kulluk, nerede kaldı kimlik, nerede kaldı takva ve nerede kaldıı imtihan ve hesap bilinci Allah aşkına...

Oğulları ve patronları siyasi rütbeler alan hocalar tabii ki onları her daim haram işlemiş olduklarını ilan edebilir mi? Hatta onların değil eşlerinin de protokolde 5-10 dk 'da onlarca sıktıkları ellerin sakıncalı olduğunu söylemeleri beklenemez ki...

Bağımsız, hür, istikrarlı ve tutarlı, hatta egemen yapıdan ücretini almayan fakihlere(hocalara) sorun sorularınızı... Şehirleşme ile inanç ve ameller tadil edilmemeli, hayatı inanç ve amellerin kabına sığdırmaya çalışmalı... tabi ne kadar mümkün olabilirse...
Ali Haydar
30 Ocak 2012 Pazartesi 00:59
Çağımız Problemi -2
Bu tokalaşma problemi öncelikle müslüman kadından ziyade müslüman erkekler için sıkıntı. Bilhassa iş dünyası içinde yerli yabancı, islami hassasiyet taşımayan şirket,banka vs. çok fazla çalışan kadınla muhatap olmak durumunda kalınıyor. Eğer cübbeli şalvarlı değilseniz, bide uzun sakalınız falan yoksa, ilk iş pat ellerini uzatırlar, sizde nezaketen gayri ihtiyari tokalaşmak durumunda kalırsınız.Müslüman hanımlardan hayatın içinde iş aleminde bulunanların, tesettürlü olmaları hasebiyle, genelde erkeklerin ellerini uzatmadıklarına sıklıkla şahit olmuşumdur. Gerçi yazar, tokalaşmak için örtülü kadınlara elini uzatan "müslüman" erkeklerin olduğunu belirtiyor ama böyle dangalakların sayısının çok olamıyacağını zannediyorum. Hayrettin Hoca gibi günümüz fıkıhçıların bu konudaki görüşlerine katılmamak mümkün değil.Hayatın doğal akışı içinde bu kadar sık insani münasebetlerin yaşandığı günümüzde, 1000 yıllık fetvalarla amel edilemiyeceği gerçeğini görmek gerek. Bu mesele biraz günümüzde banka, faiz gibi birtakım şüpheli ama kaçamadığmız sorunlu bir durum. Rabbimiz taksiratlarımızı affetsin bize doğru yolunu göstersin
Ali Haydar
30 Ocak 2012 Pazartesi 00:57
Çağımız Problemi -1
İki kardeştiler. Biri köyde çobanlık yapmayı tercih ederek diyordu ki: Bu zamanda şehre gitmek, oranın günahlı hayatına karışmak çok kötü. İyisi mi, ben köyün çobanlığını yapayım, günahlardan uzak kalayım.
Diğeri ise şehre gitti. Bir mahallede küçük bir tamir kulübesi açıp başladı ayakkabı tamirine.
Çoban dağda koyunları, keçileri otlatıyor, hiçbir namazını kaçırmıyor, hiçbir şekilde de nâmahreme nazar etmiyordu. Bütün gün ormanın sessizliği içinde zikirle, fikirle, şükürle yaşayıp gidiyordu.
Bu sebeple de manen bir hayli ilerledi, kerametlere mazhar oldu.
Düşünüyordu ki, kardeşi şehirde bir sürü günah ve nâmahreme nazar ile manen sukût ediyor...
Bir ara ona acıyarak ziyaretinde bulunmayı düşündü. Otlattığı koyunlarından bir miktar süt sağıp bir bez torbaya doldurarak ağzını bağlayıp şehrin yolunu tuttu.
Sora sora bir mahalledeki eskici kulübesinde kardeşini buldu.
Torbadaki sütünü duvardaki bir çiviye asıp oturarak hal hatır sormaya başladı. Bu sırada bir hanım geldi, ayakkabısını çıkarıp topuğunu gösterdi. Kardeşi baktı. Tamir edebileceğini söyledi. Hanım çıplak ayakla beklemeye başladı. Kadın az sonra ayakkabısını giyip giderken ormanda görmediğini gören çobanın zihnindeki temizlik de gitmeye yöneldi. İşte o sırada yukarıdan bir şeyler dökülmeye başladı. Başlarını kaldırıp yukarıya baktıklarında bunun süt damlası olduğunu anladılar. Meğer o anda torbadaki süt de damlamaya başlamış.
Eskici kardeş şöyle bir baktı ve söylendi:
- İnsanlardan kaçarak dağ başında veli olmak kolay şey. Bütün mesele işte bu insanların içinde veli olabilmekte..
Derviş Şırnexi
30 Ocak 2012 Pazartesi 00:22
Tebrik Ederim
İstisnasız her kelimesine katılıyorum...
mertırmaklı
29 Ocak 2012 Pazar 23:01
ehemmi mühime tercih mevzuu
Nuray Hanım'ı, konuyu gündeme taşıdığı için tebrik ve takdir ediyorum; ama görüşüne ve gerekçesine/ muhakemesine rezerv koyuyorum. Şu noktanın göz ardı edilmemesi lazım: Bayanlarla tokalaşmaktan sarfınazar ettiğinizde onalarla diyalog imkanını da önemli ölçüde kaybediyorsunuz. Bu da - belki bazılarına komik gelecek ama, bir ömürlük tecrübeyle söylüyorum- tebliğ imkanınızı çok azaltıyor. Açık hükümlerin bulunmadığı durumlarda, kimse kendini hüküm koyucu konumuna getirmemeli; vebali vardır ve büyüktür. Radikallik, tavizsizlik adına kabalığa/ cehalete prim vermiyelim, derim. Selam hidayete tabi olanlara!
Diğer Haberler
DÜŞÜNCE PLATFORMU
PANO
İKTİBASLAR
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 524 10 28 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim