1. HABERLER

  2. KÜLTÜR SANAT

  3. ETKİNLİK

  4. İslam Coğrafyası Günleri Yarın Sona Eriyor
İslam Coğrafyası Günleri Yarın Sona Eriyor

İslam Coğrafyası Günleri Yarın Sona Eriyor

Mavera Gençlik Hareketi tarafından organize edilen “İslam Coğrafyası Günleri” yarın sona eriyor.

A+A-

17 Eylül’de başlayan ve sekiz gün süren etkinlikte birçok yazar ve akademisyen farklı ülkelerdeki Müslümanlarıın halini anlattı.

İnsanların gündemini Müslüman coğrafyalara çekmeyi planlayan Mavera Gençlik Hareketi’nin bu yıl ilk kez düzenlediği ve bir haftadır devam eden İslam Coğrafyası Günleri yarın sona eriyor.

Sekiz gün boyunca dünya Müslümanlarının yaşamları, verdikleri özgürlük mücadeleleri, tarihleri gibi pek çok konu farklı kişiler tarafından masaya yatırıldı.

Etkinliğin birinci serisi için Libya, Mısır, A.B.D, Hindistan, Pakistan, İran, Bosna ve Çeçenistan gibi sekiz ülke seçildi.

Bu ülkelerde yaşayan Müslümanların durumu, geçmişi ve ülkelerin yetiştirdiği önemli şahsiyetler, otuza yakın akademisyen, yazar ve fikir adamı tarafından anlatıldı. Bu ülkelerle ilgili film ve belgesel gösterimleri yapıldı.



TURAN KIŞLAKÇI MEVDUDİ’Yİ ANLATTI

İslam Coğrafyası Günleri’nde Hindistan Müslümanlarını ve Mevdudi’yi yazar Turan Kışlakçı anlattı.

Kışlakçı, konuşmasına Hindistan'ın medeniyet tarihini anlatarak başladı. Hindistan'da bulunan Hinduizm, Budizm ve Caynizm, Sihlik gibi yerel dinleri tanıtan Kışlakçı, bu dinler hakkında ayrıntılı bilgiler verdi.

İslam'ın Hindistan'a girişi ve yayılışından bahseden Kışlakçı, Hindistan'ın aslında yüzyıllardır bir İslam yurdu olduğunu ancak İngiliz işgali sonrası Müslümanların sistematik biçimde toplumda arka plana itildiğini vurguladı.

Kışlakçı, İslami oluşum ve cemaatlerden de bahsetti. Diobendilik, Ehl-i Hadis, Birelvilik, Tebliğ Cemaati gibi gelenekçi cemaatlerin teori ve pratiklerini anlatan Kışlakçı daha sonra yenilikçi ve ıslahçı İslami ekollerin çıkış seyrini akıcı biçimde anlattı.

Özellikle Nedve'tul Ulemâ ve Şah Veliyullah Dehlevî çizgilerinin bölgede çok önemli alimler yetiştirdiğinden bahseden Kışlakçı, Ebul Kelâm Azâd, Hamiduddin Ferâhî, Emin Ahsen Islahî, Süleyman Nedvî, Muhammed Hamidullah gibi birçok ismin bu ilim ortamında yetiştiğine dikkat çekti.

MEVDUDİ’NİN FİKRİ MİRASI

Moderatörlüğünü Bülent Şahin Erdeğer'in yaptığı daha sonraki oturumda ise Turan Kışlakçı Eb'ul Ala Mevdudi'nin hayatını, eserlerini ve bize bıraktığı fikri mirasını anlattı.

Mevdudi'nin sapkın akımlara karşı mücadele verdiğini belirten yazar, özellikle Sünneti tümüyle yok sayan anlayışlarla Kadıyanilik gibi sapıklıkların etkilerini kırmak için Mevdudinin yazdığı mücadele eserlerinin bugün de güncelliğini koruduğunu belirtti.

Mevdudi'nin İlmî mirasının günkü gençler tarafından iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirten konuşmacı, Mevdudi'nin kitapları ve içerikleri hakkında bilgiler verdi.

Turan Kışlakçı, Mevdudi hakkında atılan iftira ve karalamaların gelenekçi ve modernist kimi çevrelerin çekememezliğinden kaynaklandığını belirtti.



MEHMET ALİ TEKİN: İRAN, SURİYE’NİN YAPTIĞI ZULMÜ DESTEKLEMEMELİDİR

İslam Coğrafyası Günlerinde gündem İran ve İran Devrim Önderi İmam Humeynî idi. Selâm Gazetesi imtiyaz sahibi, gazeteci-yazar Mehmet Ali Tekin, İran Tarihi ve Bugünkü İran hakkında bilgiler verdi.

Mehmet Ali Tekin, "Hz Hüseyin hem Şii kültürde hem sünni kültürde şehadetimizin, mazlumların sembolüdür. Mazlumluğu temsil eder. Kerbela'yı sadece Şia'dan görmek doğru değildir. Ehli Sünnet olduğunu söyleyen kimse Hz Hüseyin’in mazlumiyetini, hakkaniyetini kabul etmeli. Aşura bizim için de, onlar için de aynı şeyi ifade etmelidir. Aşura sadece Şia'nın seronomisi değildir" dedi.

İran’ın, Esed konusunda tutumuna da değinen Mehmet Ali Tekin şunları söyledi “Herkes yanlış yapabilir. Ehli sünnet inancına göre tek masum olan peygamberdir. Onlar yanlış yapmaz, Allah tarafında yönlendirilir.

Yaygın olan şöyle bir tez var. Esed giderse Hizbullah ve Hamas’ın gideceği konusunda düşünceler yaygın. Zalimin işlediği katliamları bunun karşılığı ne olursa olsun Esed desteklenmemelidir. O zaman Suriye’de ölen bu Müslüman kardeşlerimiz sormayacak mı? Benim sırtıma basarak Hamas ve Hizbullah’ı kurtarma lüksünü nereden buldunuz demeyecekler mi bizlere?"

İRAN REJİMİNİN MUHALİFLERE TAVRI DOĞRU DEĞİL

Tekin konuşmasına şöyle devam etti: "2009’da İran’da bir seçim gösterisi olmuştu. Gösteriyi yapanlar göz altına alındı. Buradaki bazı gençler cezaevinde işkenceyle öldürüldü.

İslam’da işkenceyle öldürülme mazeret olamaz. Bir Müslüman İslam devletinde işkenceyle ölümü nasıl tasavvur edebilir? Biz birisinin yanlışlıkla kolunun kırılmasına bile karşı çıkmamız gerekirken bir ülkede işkenceden insanlar öldürülüyorsa o anlayışı sorgulamak gerek..."

Mehmet Ali Tekin, "müslümanları ve mazlumları öldürerek İslam devletine gidilemeyeceğini , suçsuz yere bir insanı öldüren tüm insanlığı katletmek" olduğunu ifade etti.



KAVUNCU: GENÇLİK YILLARIMDA MİLLİYETÇİYDİM AMA HUMEYNİ’YE HAYRANDIM

Seminerin diğer konuşmacısı Araştırmacı-Yazar Burhan Kavuncu, Gençliğin İslami coğrafyasıyla ilgilenmesinden dolayı çok büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade etti.

Kendi gençliğinden örnekler vererek konuşmasına devam eden Kavuncu, gençliğinde ülkücü bir çizgi izlediğini, fakat Humeyni’nin vakur duruşunun kendisini çok fazla etkilediğini dile getirdi.

İman Humeyni’nin İslam’a olan katkılarından bahseden Burhan Kavuncu, Humeyni döneminin uyanış dönemi olduğunu söyledi.

Burhan Kavuncu, sözlerine şöyle devam etti: “İslam topraklarında gerileme başlaması, toprakları sömürgelerin ellerine geçmesi, Müslümanların halifeden kurtuluş beklentilerinin kalmaması insanları bir uyanışa gitmesine sebep oldu. Müslümanlar özgürlük arayışı içerisine giriyor. Despot yönetim yerine, ıslahatçı bir yönetim istedi. Bunun sonucunda ise işbirlikçi devletler kuruldu. Sosyalizm, milliyetçi, kraliyet ailesi gibi bu tür rejimler ortaya çıktı.”

Dinin ibadetle sınırlandırılamayacağını söyleyen konuşmacı, dinin siyaset ve devlet ile ayrılamayacak bir bütün olduğunu dile getirdi. İmam Humeyni’nin amacının İslam’ın ilk dönem saflığına götürmek istediğini; bozulmalara, hurafelere karşı çıktığını belirtti.

HUMEYNİ ZULME KARŞI DURMA BİLİNCİ SAĞLADI

Humeyni’nin devrimi gerçekleştirdikten sonra halkın sorunları ile ilgilediğini söyleyen Burhan Kavuncu sözlerine şöyle devam etti:

“Halkın sorunları ile çok fazla ile ilgilendi. Sağlık, eğitim, mesleki konularda çok fazla önem verdi. Humeyni’nin İslam Kültürüne katkıları da çok fazladır. Humeyni’nin çok güzel bir sloganı vardır. “İbadetimiz siyaset, siyasetimiz ibadettir” Din hayattan, diğer alanlardan çıkarılamaz. Türkiyede’ki Akıncılar da İslam hayatın nizamıdır anlayışı vardı”

Humeyni’nin Şii anlayışında da birçok değişikliğe sebep olduğunu dile getiren Burhan Kavuncu, “Şii anlayışında Mehdiliğin çok büyük bir öneme sahip, hatta Mehdi’nin gelmesi için ne kadar kötülük olursa Mehdi’nin o kadar çabuk gelecek anlayışı var. Usuli ulema bunu eleştirmeye başladı. Mehdiye ordu lazım. Mehdiye hazırlık tam tersi yolla yapılmalı. Mehdiyle birlikte zulüm gösterenlere karşı birlikte hareket edilmeli. Humeyni zulme karşı durma bilinci verdi” dedi.

Kavuncu sözlerine şöyle devam etti: "Yönetim meselesi Velayeti Fakih’e geçti. Bu yönetim anlayışı despotizme karşıydı. Adaletli, salih, ilim sahibi insanlara verilmeliydi. Mevcut yönetimlerin gayri meşru olduğunu, bunlara itaat etmenin caiz olmadığını öngörüyor. Halk daha sonra molla iktidarıyla yönetilmeye başladı.

Mollalar ekonomi, belediye gibi bir çok konuda yetersiz kaldı. Velayeti Fakih anlayışı, eleştirilmeye başlandı. Toplum ıslahı için tabiki alimler öncü olmalı ancak Mollaların her konuda söz söylemesi kabul edilemez duruma geldi. İran aydınları İslami yönetime antisempatiyle bakmaya başladı."

İRAN İSLAM DEVRİMİ İLE ABD ELÇİLİĞİNDE BİRÇOK ÖNEMLİ BELGE ELE GEÇİRİLDİ

"İran İslam Devrimin’den sonra ABD elçiliği ele geçirildi. Bu belgelerde kimleri nasıl ele geçirdikleri, kimi nasıl iktidara getirdiklerinin belgeleri vardı.

Tahran’ı bu iş için merkez olarak kullanılıyormuş. ABD büyükelçiliğinin basılmasından sonra Saddam Hüseyin’i kullanarak İran’a savaş açtı."

MEZHEPÇİLİĞİ ORTADAN KALDIRMAYA ÇALIŞTI

"Humeyni mezhepçiliği her zaman kaldırmak istedi. Şiilerle, sunileri yakınlaştırabilmek için Şiileri, Sunnilerin arkasında namaz kıldırmıştır. Çünkü zalimler bu farklılığı kullanarak halkları ikiye bölmeyi başardılar.

Peygamberin doğuşunu Sünniler ve Şiiler farklı tarihlerde kutlarlar. Şiiler, Sünnilerden beş gün sonra kutlar bu yüzden Humeyni Vahdet haftası olarak kutlamaya başlatmıştı.

Humeyni’nin en büyük amacı mezhep ayrılığına son vermekti. Humeyni aynı zamanda milliyetçiliğe karşı çok ciddi mücadeleler verdi. Müslümanlara, zalimlik varsa buna tavır koymayı emretti."

İRAN İSLAM DEVRİMİNDEN SONRA ZENGİNLER İRAN’ I TERK ETMİŞTİ

"İslamiyette zengin kazansın, zekatını versin, sonra çevresindekilerin ihtiyaçlarının olup olmadığına bakmasın gibi bir anlayışı olamaz.

Humeyni devrimleriyle İran’a bunu getirdi. Devrimden sonra İran’ın bütün zenginleri İran’ı terk etti. Fakat şimdi hepsi geri geldi."

HUMEYNİ SOSYALİZMİN BOŞ OLDUĞUNU BİLİYORDU BUNUN İÇİN ASIL DÜŞMAN ABD'YE İŞARET ETTİ

"Ehli sünnet uleması bile Marksizmi çok büyük tehlike ilan ederken Humeyni bunun tam tersini savunuyordu.

Humeyni ABD’nin yıllar önce büyük şeytan olduğunu, Rusya’daki bolşevizmin tamamiyle kof olduğunu söylüyordu.

Görüldüğü üzere Bolşevizm, komünizm ile yönetilen bütün devletlerin bugün yerini çok farklı yönetim tarzları aldı bile."

HUMEYNİ KADINLARI İSLAMİ MÜCADELEDE ÖNCÜ OLARAK GÖRDÜ

"Humeyni zamanında, kadınlar İslami mücadelede en ön sırada yer almıştı. Normalde sosyal hayatta yer alması caiz görülmüyordu.

İran kadınları devrimin öncüsü olmaya başladı. kadınların devrimde elleri kalaşnikofla mücadele eden fotoğraflarla dolu."



DİLİAPAK: REJİMLER İLE HALKLARI BİRBİRİNDEN AYIRDI

İmam Humeyni'nin şahsiyeti hakkında söz alan diğer konuşmacı ise Gazeteci-Yazar Abdurrahman Dilipaktı.

Humeyni ile ilgili açıklamalarda bulunan Dilipak, Humeyni’nin hiçbir zaman Şiicilik yapmadığını dile getirdi. Her zaman dayanışma istediğini, Müslümanların bütünlüğünü hedef aldığını ifade etti.

Diliapak, "İslam'ı ümmetle sınırlandırmıyordu. Din milliyetçisi asla olmadı. İslamı her zaman yeryüzü ölçekli kullandı. Örneğin İran ile sorunu olduğunda, halkı ayrı yerde tutumayı bildi. Irak'ı bombalayacağı zaman, sivil halkı 48 saat önceden uyardı." dedi.

Humeyni'nin kişiliğine de değinen Dilipak, çok sade bir insan olduğunu, ihtişamdan uzak bir hayat sürdüğünü, en etkili tarafının ise dümdüz sözcü olduğunu ifade etti.

"Humeyni Mehmet Akif'inde böyle bir yapısı vardı. Hikaye anlatır gibi şiir yazardı, Humeyni'de böyleydi, sade bir dili, sade bir kişiliği vardı. Asla güç gösterisinde bulunmazdı."

"İmam Humeyni çok masum bir ifadesi vardı. Hem bu kadar devrimci olacaksın, hem bu kadar masum. Yaptığı tevazu gösterisi değil. Bizlere acılı bir hayatın yaşayışını gösterdi"

BEN BİR SÜNNİYİM AMA HUMEYNİ BENİM İÇİN ÖRNEK ALINACAK İNSAN

Dilipak konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "İmam Humeyni benim için örnek alınacak bir insan. Humeyni çok büyük bir devrim kazandı. Bu devrimi sürdürebilmek için ilk önce Humeyni'yi çok iyi anlamamız gerekiyor.

İran'da şu anda bu devrimi yürütebilecek mi? Bilinmez. Çünkü devrimciler 2'ye ayrılmış durumda. Bir takım devrimci onu yapı olarak görüp, korumak istiyor. Bir takım genç ise yeni devrimlerle Humeyni'nin ruhunu genişleterek devrimler gerçekleştirmek istiyor.

Fakat gençler bu konuda ne yapacaklarını bilemiyorlar. Eğer metodunuz yoksa; ayrışıp, çatışırsınız. Bu yüzden İmam Humeyni usülcülüğüne geri dönülmeli. Metodik, ahlakçı ve yaşadığımız zamanı; doğru okumalı, doğru anlamalıyız.

Humeyni, Kur'an'ı Kerim’in yansımasından bize birer örnek. Humeynicilik yapmıyoruz. Humeyni'nin hayat tecrübelerinden ders çıkarıyoruz."

Dilipak'ın konuşmasının ardından İran'a ayrılan etkinlik günü, İran Sinemasından bir örnek olan "Baran" Filminin gösterimiyle sona erdi.

Haber: On5yirmi5.com / Timeturk

HABERE YORUM KAT