İnanç Özgürlüğü Platformu'ndan Tezkereye Hayır! Protestosu

02.10.2014 17:32
İnanç Özgürlüğü Platformu'ndan Tezkereye Hayır! Protestosu
Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu, TBMM'nin önünde "Sınır ötesi Harekat"a izin veren tezkereyi, protesto etmek amacıyla bir basın açıklaması yaptı.

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu, Aralarında Ankara Özgür-Der'in de bulunduğu bazı Sivil Toplum Kuruluşları ile birlikte TBMM'nin önünde "Sınır ötesi Harekat"a izin veren tezkereyi, protesto etmek amacıyla bir basın açıklaması yaptı.

Basın açıklamasını İHH Ankara Temsilcisi Mustafa Sinan, kısa bir açılış konuşmasıyla başlattı. Mustafa Sinan, Ortadoğu'nun Müslüman halkına yıllardır kan ve gözyaşı akıtmaktan ABD önderliğindeki batılı ittifak güçleri şimdi de IŞİD'i bahane ederek yeni bir süreç daha başlatmış durumdadır. Türkiye'yi de yanına çekmek için baskı uygulayan ABD'nin bu oyununa TBMM gelmemeli ve tezkereyi bu haliyle asla geçirmemelidir. Türkiye kendi güvenliğini korumak adına birtakım tedbirler alabilir. Ancak ABD'nin oluşturmak istediği tuzağa asla düşmemelidir. Biz ülkemizde yabancı askerlerin Müslüman kanı akıtmak üzere konuşlandırılmasını istemiyor buna karşı direnişimizi her platformda sürdüreceğimizi ilan ediyoruz. Hepinize teşekkür ediyorum diyerek konuşmasını tamamladı.   

Mustafa Sinan'ın Konuşmasından sonra Özgür-Der Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Dursun Söz aldı.

Yusuf Dursun konuşmasında, bu güne kadar Ak Parti Hükümeti'nin gerek İslam coğrafyasında,  gerekse Dünyanın diğer bölgelerinde Müslümanlara ve insanlığa yönelik herhangi bir sebeple meydana gelen zulümlere karşı genelde onurlu bir tavır sergilediğini, Esat rejiminin Suriye halkına uyguladığı zulüm, işkence ve katliamlara karşı neredeyse tek başına bir mücadele yürüttüğünü ifade etti. Yusuf Dursun, Ak Parti Hükümeti'nin IŞİD'in son bir kaç aydır Irak ve Suriye topraklarını bir kısmını işgal ederek terör estirmesi üzerine Irak'tan ve Suriye'den Türkiye'ye sığınan yüz binlerce insana kapılarını açtığını ve bu sığınmacılara insani duyarlılık gösterdiğini ifade ederek bunun takdire Şayan olduğunu ve halkın da desteğini alan bir girişim olduğunu söyledi.

Yusuf Dursun,  konuşmasına şu tespitlerle devam etti: Afganistan ve Irak’ın işgalcisi, Yemen’den Somali’ye kadar İslam coğrafyasında devam etmekte olan insanlık suçlarının faili, Siyonist vahşetin baş destekçisi ABD Irak’tan sonra Suriye’de de katliam yapmaktadır. IŞİD’in ilerleyişini durdurma gerekçesiyle işbirlikçilerinin de katkısıyla denizden ve havadan Suriye topraklarına bomba yağdırıyor. ABD gerçekleştirdiği saldırılarla daha önce Irak’ta taifeci-mezhepçi güçleri desteklediği gibi, şimdi de Beşşar Esed diktatörlüğünün ömrünü uzatma çabasında olduklarını ifade ederek konuşmasına şöyle devam etti: Suriye’de direniş güçlerini hedef alan Amerikan saldırıları üç yılı aşkın bir süredir devam etmekte olan yalanları açığa çıkarmış, sahtekârların maskelerini düşürmüştür. Tüm bu süre boyunca Suriye halkının karşı karşıya kaldığı vahşeti sona erdirmek için kıllarını kıpırdatmayanlar, bırakın mazlumlara destek vermeyi, uyguladıkları silah ambargosu ile Suriye halkını savunmasız bırakmışlardır ve açıkça diktatörlük rejiminin arkasında olduklarını göstermişlerdir. Geçtiğimiz yıl Doğu Guta’da gerçekleştirdiği kimyasal katliamdan sonra “kırmızı çizgilerimiz aşıldı” iddialarıyla Esed rejimine tehditler savurarak günü kurtaran ABD, direniş güçlerine karşı sürdürdüğü çok yönlü baskı stratejisini askeri saldırılarla bir üst aşamaya taşıyarak safını açıkça belli etmiştir dedi.

Yusuf Dursun, İşgalci-sömürgeci varlığıyla ve İslami hareketlere karşı açık düşman kimliğiyle tescillenmiş olan  ABD’nin bu coğrafyada Müslüman halklardan, mazlumlardan yana asla bir tavır geliştirmesi söz konusu değildir. ABD ve onunla birlikte hareket eden Batılı güçler ve bölgedeki işbirlikçilerinin temel kaygısı ve hedefi Irak’ta da Suriye’de de statükoyu korumaktır. Oysa bu zalim statüko Müslüman halklar için esareti, zulmü ve işgali temsil etmektedir. Bu süreçte Türkiye, emperyalistlerin IŞİD saldırganlığını önleme adı altında sergiledikleri bu ahlaksız ve adaletsiz kampanyaya mesafeli tutum alarak Müslüman halkların güvenini kazanmış, saygıdeğer bir konuma oturmuştur. Her ne gerekçeyle olursa olsun küresel haramilerin politikalarına alet olmama tutumunu sürdürmek zorundadır. Müslüman halkların beklentileri bu olduğu gibi, onur ve adalet de bunu gerektirir. Türkiye, topyekun Suriye direnişini hedef alan Amerikan saldırganlığına hiçbir yolla ve hiçbir biçimde destek vermemelidir, veremez! Suriye’de 4. yılına yaklaşan sistematik zulümlere, katliamlara göz yumanların insanlıktan, barıştan söz etmeye haklarının olmadığının altını çiziyoruz. Türkiye İslam ümmetini yaralayacak hiçbir operasyonda yer almamalı, bilakis bu tür saldırılara karşı mazlumdan yana tutumunu sürdürmelidir. Geçmişte defalarca görüldüğü üzere emperyalist güçlere yanaşarak elde edilebilecek tek şeyin işbirlikçilik utancı ve zillet olacağını bir kere daha hatırlatıyor TBMM'de oylamayı bekleyen tezkerenin bu bilinçle ele alınmasını ve reddedilmesini bekliyoruz diyerek sözlerini bitirdi. 

Daha sonra basın açıklamasına geçildi. Basın açıklamasını İHH Ankara Temsilciliğinden Zeynelabidin Özkan Okudu.

ankara-201401002-01.jpg

ankara-201401002-02.jpg

BASIN AÇIKLAMASI

Dünyanın terörist başı olan Amerika’nın eli kanlı katil askerlerini topraklarımızda istemiyoruz.

İçinde yaşıyor olduğumuz coğrafyaya dair emperyalist ülkelerin hesapları yine kan ve gözyaşı üzerine çalışıyor. Başta ABD olmak üzere Avrupa ülkeleri kan krizine girmiş yarasalar misali çırpınıp durmakta, mazlum insanlar üzerine yağdıracağı ölümlere dair planlar yapmakta, kurmayı planladıkları kirli ittifaklar eli ile cinayetlerine meşruiyet kılıfı geçirmeyi de ihmal etmemektedirler. Bu manada Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerine baskılar yapılmakta ve bölgeyi kan gölüne çevirecek askerler devşirilmeye çalışılmaktadır.

Kendi oluşturdukları İŞİD gibi örgütleri bahane ederek Müslümanların üzerine ölüm yağdırılacak, Türkiye başta olmak üzere bölge ülkeleri de bu cinayetlere ortak edilecektir. On yıllardır coğrafyamızda özgürlük getirme aldatmacası altında milyonlarca insanın ölümüne sebep olanların terör bahanesi ile yeniden özgürlük getirme istekleri bizleri derin bir endişeye sevk etmektedir. Orta doğu olarak adlandırılan bölgede cereyan eden olayların baş müsebbibi yine batılı emperyalistlerdir. Buradan batılı emperyalistlere seslenerek diyoruz ki; Terör olarak lanse ettiğiniz olaylar sizlerin yaptıkları yanında okyanustaki damla mesabesindedir. Bugün dünyanın dört bir yanında öldürülen her bir mazlumun kanında sizlerin parmak izleri mevcuttur.  İddialı söylemler ardında kurduğunuz madde perest dünya insan soyunun devamı önündeki en büyük tehlike olarak durmaktadır. Bugün ellerinizde bulunduruyor olduğunuz nesnel güç yarın sizleri mazlumlara hesap vermekten kurtaramayacaktır. Zulümleri altında boğulup giden zalim dedeleriniz gibi sizlerde tarih sahnesi içerisinde yok olup gideceksiniz.

Bu manada yapılan baskılar neticesinde hükümet tarafından ulusal güvenliğe yönelik terör tehlikesinin önlenmesi adı altında “Irak ve Suriye’ye yönelik sınır ötesi operasyon düzenleme yetkisini içeren” tezkere bugün TBMM’de oylamaya sunulacaktır.

Mısır’da cunta destekçisi oldunuz, eli kanlı Sisi’ye BM’de meşruiyet kazandırdınız, Suriye’de 200 bin insanın ölmesi hiç umurunuzda olmadı. Ama Suriye’deki kimyasal silahlar İsrail’e karşı kullanılır diye dünyanı ayağa kaldırarak hemen imhasını sağladınız.

Haçlı ordusu (koalisyon güçleri) dünyanın neresine adım atmışsa zulüm, tecavüz, etnik ve dini ayrımcılık hat safhaya çıkmıştır.

Rabbimizin ayeti bizlere şöyle sesleniyor. Onlara: Yeryüzünde fesat çıkartmayın denildiğinde: biz sadece ıslah edicileriz derler.

Teskere için hazırlanan taslak metinde geçen “Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekât ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara yönelik olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması.” maddesi bizleri derin bir endişeye sevk etmektedir.

Ayrıca yine aynı taslak metinin Bakanlar Kurulu prensip kararında yer alan ve genel bir ifade ile terörist unsurlar olarak adlandırılan yapıların muallaklığı bu teskerenin ABD öncülüğünde oluşturulan koalisyon tartışmaları ile gündeme taşınması sebebi ile soru işaretlerini artırmaktadır. ABD yapmış olduğu terör tanımıyla ortaya koymuştur ki; özelde Suriye’de genelde ise tüm yeryüzünde baskı ve dayatmalara karşı çıkan İslami kimlikli her bir şahıs teröristtir. Koalisyon ortaklarının yapacağı hava saldırında İslami gruplar hedef alınacaktır ki bu İslami grupların İŞİD’le hiçbir alakaları yoktur. Bu güne kadar Suriye’de kendi kukla muhalefetini oluşturamamalarını da unutmamak gerekir.

Buradan başta hükümet yetkilileri olmak üzere tüm TBMM üyelerine seslenerek diyoruz ki; tarihi bir ana şahitlik etmektesiniz. Alacağınız kararla tarih sayfalarına ve mazlum vicdanlara ya işbirlikçi eli kanlı katiller ya da izzetli ve onurlu şahıslar olarak geçeceksiniz. Vereceğiniz kabul oyu ile 100 yıl sonra yeniden batılı emperyalist çetelerin kirli çizmeleri ile bu toprakları kirletmelerine ve coğrafyamızda milyonlarca mazlumun kanını akıtmalarına sebebiyet vereceksiniz.

Bu bilinçle diyoruz ki: Oylamaya katılacak milletvekillerinden, dünyanın en acımasız terör şebekesi olan ABD’ye bu ülkenin evlatlarını taşeron yapabilecek bu tezkereye ret oyu verin. Biliniz bizler emperyalistlerin paralı lejyoneri asla olmayacağız.

Son olarak şunu vurgulamak istiyoruz ne İŞİD, ne Amerika, ne de Batılılar Müslümanların birliğini istemezler. Müslümanlar bu birliği ancak kendi dinamikleri ile oluşturabilirler ve kendi çözümlerini kendileri üretebilirler.

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU

HABER: DOĞAN AVŞAR

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim