‘’İbadet Bilincimiz ve Adanmış Gençlik’’

21.03.2015 21:42
‘’İbadet Bilincimiz ve Adanmış Gençlik’’
Bartın Özgür-Der’in bu hafta konuğu Ramazan Kayan’dı.

Ramazan Kayan hoca cuma namazı sonrası Bartın İHL Camii’nde gençlere  ‘’İbadet Bilincimiz ve Adanmış Gençlik’’ konusunu işledi.

Müslüman gençler olarak İslam dünyasından haberdar olmamız gerektiğini, kardeşliğin, dayanışmanın, yardımlaşmanın ancak bu şekilde farkına varılabileceğini ve ibadet eylemine dönüşebileceğini örneklerle anlattı. Allah’a kul olma yönünde gençlikte kazanılan bilgi, ahlak ve alışkanlıkların önemli olduğunu vurgulayan konuşmacı Rasulullah (s)’ın gençlere büyük önem verdiğini ve İslam’ın genç tebliğcilerle  yeryüzüne yayıldığını ve tanıklaştığını anlattı. Kendisi de Mavi Marmara gemisine katılanlardan biri olan Ramazan Hoca; gemide Siyonist İsrail’in saldırısında şehid olan ve bir genç olan Furkan kardeşimizin samimiyetinden bahsederek Furkan’ın annesine yazdığı cebinden çıkmış mektubunu duygulu bir şekilde anlattı. Müminlerin zalimler karşısında cesaretinden ve dik duruşlarının eylem sahalarında nasıl gerçek oluverdiğini yaşanmış örnekleriyle dile getirdi. İmam Hatip gençliğinin Türkiye’nin geleceğinde oynayacakları rolden ve onların hayatın her alanında sorumluluklarını tanıklaştırmaları gereğinden bahsetti. Sonra gençlere sorular sordu ve doğru cevap verenlere kitaplarından hediyeler verdi. Ramazan Kayan aynı günün akşamı Bartın Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonunda “Kimlik İnşamız ve Sorumluluklarımız” konulu bir konferans verdi. Konferanstan önce ‘’Suriye Direnişi ve İslam Dünyasının Durumu’’yla ilgili bilgiler içeren ve yardım etkinliklerini anlatan kısa bir sinevizyon filmi gösterildi. Ardından Bartın Özgür-Der adına Aydın Kuloğlu dernek faaliyetleriyle ilgili kısa bilgiler verdi. Halka açık faaliyetlerle neyi amaçladıklarını kısaca anlatan Kuloğlu’ndan sonra Şenel Köse tarafından ‘’İnfitar Suresi Lafzı ve Meali’’ okundu. Bartınlıların ailece katıldıkları ve üniversite öğrencilerinin de iştirakiyle gerçekleşen konferansta Ramazan Kayan konuyla ilgili özetle şu açıklamalarda bulundu:

 ‘’Müslüman Kimliğimizi İnşa ve Sorumluluklarımızı İdrak’’ ederken şu 5 ayeti çok iyi kavramalıyız.

1. Allah’ı hakkıyla takdir etmek, Allah’a gereğince kul olmak: Hac Suresi/74  “Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Şüphesiz Allah, güç sahibidir, azizdir.”

Allah’a, O’nun hüküm koyuculuğuna, rabliğine, hayatı tanzim eden, ihata eden kurallar koyan ve her şeyin sahibi O müteal varlığa tam bir teslimiyet. Hesabımızı yaparken, her işimizde Allah’ı gözeterek yapma bilinci. İnsanoğlu, Rabbimizin bizlerin yaratılışında takdir ettiği iki eğilimi (takva ve fucur) ayrıştırmaz ve Allah’a müttakice, hakkını vererek kul olmayı gerçekleştiremezse hayatın akışı gereği imanını tevhid düzleminde bina edemeyecek fücur yoluna sapacak demektir. Zira Rabbimiz Yusuf Suresi 106 ayette “Onların çoğu imanlarına şirk karıştırmadan Allah'a iman etmezler.” buyurmaktadır. Kimliğimizi oluştururken inancımıza dayalı tevhidi duruşumuzu şu iki soruyu cevaplandırarak tanımlayabilmeliyiz: 1. Nasıl bir Allah’a inanıyoruz? 2. İman ettiğimiz Allah’la kurduğumuz kulluk bağımız nedir? Yani “Beni anarsanız bende sizi anarım” ,“Siz benim dinime yardım ederseniz ben de size yardım ederim” , “Siz Allah’ın rızası için uğraşırsanız Allah da sizden razı olur.” ayetleri çerçevesinde bir kimlik sahibi olmak, yaptığımız her işi Allah’a o an hesap veriyor bilinciyle yapmak.

2. Allah’tan hakkıyla sakınmak, muttaki olmak: Ali İmran Suresi /102 “Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin.’’ Tevhidi duruşumuzu takvamızla tahkim etmemiz gerekiyor. İnancımız, eylemlerimiz ve tüm yapıp ettiklerimizde Rabbimize dürüst davranmamız, işlerimizde O’nu atlatmamamız, her daim O’na saygılı olmamız ve tümüyle dürüst olmamız emrediliyor. Hesap yapan değil hasbi olan bir kişilik yani. Tüm işlerimizin merkezinde her şeye hükmeden, yasalar koyan, her şeyin Rabbi olan yüce Allah’ın yer gerekiyor. Hz. Ömer takvayı şöyle tarif etmiştir: “ Takva, dikenli yolda alınan mesafe gibidir: Dikenlere dikkat edeceğiz, üstümüze başımıza dikkat edeceğiz, bastığımız yere dikkat edeceğiz ve Allah’ın rızasını kazanmaya doğru ilerleyeceğiz. Kardeşliği, paylaşmayı, yetime sahip çıkmayı, ölçü ve tartıda hile yapmamayı, sözün en güzelini söylemeyi hep bu hassasiyetle eylemlerimize dönüştüreceğiz.

3. Allah için hakkıyla cihad etmek: Hac Suresi/78 “Ve Allah uğrunda hakkıyla cihad ediniz, O sizi seçti, din hususunda size bir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim’in dininde de böyleydi. O size Müslüman ismini verdi ki, Rasul size karşı şâhid olsun, siz de bütün insanlara karşı şâhidler olasınız, haydi namazı kılın, zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı tutunun. Mevlânız O’dur, O ne güzel Mevlâ, ne güzel Nasîrdir!”  Hakkıyla cihad etmek: Merhametin kriterini Rabbinin ölçülerinden alan, adaleti O’nun emriyle uygulayan, her daim Rabbine şükreden ve yaşadığı her anında hamd ederek, hayatını Hak için O’nun hakikatına göre tanıklaştıran bir cihad anlayışı. İmanına zulüm karıştırmayıp fiillerinde pragmatik olmayan, yalnız Rabbi için mücadele eden bir cihad anlayışıdır; hakkıyla cihad etmek.  Furkan Suresi/ 52 “O halde sakın kafirlerin uzlaşma önerilerini kabul etme; Kur'an'a dayanarak olanca gücünle onlarla mücadele et.” bu ayet Mekke şatlarında inzal olmuştur. Bizim cihad anlayışımızda kafirlerin yöntemleriyle onlara karşılık vermek, doğru olan tavrımızı zulme bulaştırmak, kin dolu davranmak yoktur. Muhammed Biltaci Mısır’daki direnişlerini anlatırken münafıklarla, zalimlerle, darbecilerle mücadelelerinde asla ölçüyü aşmayacaklarını, sabır ve namazla mücadele edeceklerine vurgular yapmıştı ve demişti ki: ‘’Bizim mücadelemiz Mekke şartlarıyla aynıdır. Biz bize zulmedenlere, bizi öldürenlere onların yöntemleriyle mukabele etmeyeceğiz. Örnek duruş ve örnek mücadele sergileyeceğiz. Bizler toplumu ıslah yolunda sabırla metanetle ve uzun soluklu direnişimizle varolacağız. Allah bizi elbette başarıya ulaştıracaktır.’’

4. Hakkıyla tilavet etmek, Allah’ın ayetlerini-kitabını hakkıyla tilavet etmek: Bakara Suresi/121  “Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler onu, hakkını gözeterek okurlar. Çünkü onlar, kitaba iman ederler. Ama her kim onu inkâr ederse, gerçekten zarara uğrayanlar onlardır.”  Toplumumuzda insanlar sevap amaçlı hatimler indiriyorlar ama hayatlarında değişen bir şey yok. Okunan Kuran’ın hakkını vermiyorlar. Okunan Kuran önce yüreklerimizi irşad etmeli sonra yüreğimizden topluma doğru bir yol izlemeli. Hayatımızı vahiyle diriltmeliyiz. Vahiy temelleri üzerinde bir toplum ve bir medeniyet inşa etmeliyiz. Kuran’daki hükümleri eksen alan, Kuran’ı tilavet eden tanıklığımızı eylemleştirmeliyiz.

5. Allah’ın hükümlerine hakkıyla riayet etmek: Hadid/27 “Onların arkasından ardarda diğer elçilerimizi gönderdik, bu arada Meryem oğlu İsa'yı da gönderdik. O'na İncil'i verdik, bağlılarının kalplerine şefkat ve merhamet duygusu aşıladık. Biz onlara ruhbanlığı farz kılmış değildik. Bunu akılları sıra Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için kendileri uydurdular. Buna rağmen onun gereklerini yerine getirmediler. Biz onların inananlarına ödüllerini verdik, fakat çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.”  İsa (as)’a tabi olan Müslümanlar çok büyük sıkıntılar yaşadılar. İnsanlar arasında Allah’ın Kitabının tahrif edildiği, Roma-Bizansın pagan kültürünün Müslümanları tek tek avladığı ve din adamı kılıklı sapmış kitap ehlinin bozuk hezeyanları o dönemin Müslümanlarını çok büyük sıkıntılara uğratmıştı. Bu sıkıntılar karşısında Müslümanlar üç gruba ayrıldılar. İlki; zulme direnelim karşı koyalım ve cihad edelim diyenler. Bunlar direndiler, bir kısmı şehid oldu, bir kısmı dağlara çekildiler ya da zindanlara ve sürgünlere gönderildiler ama dinlerinden taviz vermediler. İkincisi; gizlenelim, cihad edecek gücümüz yok, sayımız da az, tebliğimize devam edelim güçlenince topluma açılırız diyenler. Bu grup daha sonra silikleşmiş önemli bir kısmı dönüşerek izlerini kaybettirmişlerdir. Üçüncüsü ise şu an cihada gücümüz yok, dinimizi yaşamamız gerekiyor, mağaralara çıkalım ve kendimizi ibadete verelim diyenler. Bu kesim münzevileşerek asosyalleşmiş, batıni yorumlara sapmış, bireysel bir algı üreterek dini yaşanılmaz bir hale dönüştürmüşlerdir. Hülasa; İslam ölçüler dinidir. Allah’ın hakkını takdir ederek, kulluğumuzu tüm hayatımıza yayarak, İslami mücadelemizi aşırılıklardan koruyup ölçüyü şaşırmadan; Allah’ın koyduğu kurallarla cihadımızı, çabamızı, tüm ölçülerimizi dizayn etmeli  vasat ümmet olmalıyız. 

ramazan_kayan-20150321-01.jpg

ramazan_kayan-20150321-02.jpg

ramazan_kayan-20150321-03.jpg

ramazan_kayan-20150321-04.jpg

ramazan_kayan-20150321-05.jpg

ramazan_kayan-20150321-06.jpg

ramazan_kayan-20150321-07.jpg

ramazan_kayan-20150321-08.jpg

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim