Cengiz Çandar’dan HDP’ye Son Talimatlar…

30.03.2015 13:18
Cengiz Çandar’dan HDP’ye Son Talimatlar…
Çandar'dan Demirtaş’lı HDP’ye: "7 Haziran’a kadar HDP savaş durumundan barış durumuna geçmelidir. Öyle ki, Türklerden alınacak oylar berhava olmasın, HDP barajı geçip Erdoğan’ın başkanlığını önleyebilsin."

MARKAR ESAYAN'ın yazısı:

Bugün Cengiz Çandar’ın “Buzluktaki Çözüm Süreci” başlıklı yazısını yapısöküme tabi tutalım. Çünkü bir Cengiz Çandar yazısı çoğu zaman Cengiz Çandar’dan fazla bir şeydir.

Çandar Stratim toplantısında bulunduğunu ve Obama’nın düşünce kuruluşu olan Center for American Progress’in Türkiye sorumlusu Michael Werz konuşurken sırası gelmediği halde adama nasıl patladığını anlatıyordu. Çünkü Werz “AKP barışı seviyor ama süreçten hoşlanmıyor” tezine fena halde içerlemişti. Bunca emekten sonra Obama’nın adamının hala AK Parti’nin barışı istediğini söylemesi müthiş moral bozmuş olmalıydı. 

“Hayır!” diye atılmıştı öne, “Washington’da yanlış bir kanaate varılmış. AKP, ‘barışı seviyor, süreci sevmiyor’ diye bir şey yok. AKP, ‘barış süreci’ni seviyor ama telaffuz etmesini seviyor!”
Yani AK Parti barışı sevmiyor.

Sonra Çandar’ı Çözüm Süreci'nin nasıl başladığını anlatırken görüyoruz. Evet, bu süreç Erdoğan gibi güçlü bir liderin sayesinde başlamış, öteki tarafta da Öcalan’ın PKK üzerindeki gücü kilit rol oynamıştı. Ancak heyhat, bu süreç üzerinde anlaşılmış bir takvim üzerinden ilerleyememişti.

Neden acaba? 

Son iki yıldır yoğunlaşan ama toplamda 160’ı bulan reform yasaları yapılmamış, 3 Ocak 2013’ten beri yüzyıla yetecek darbe girişiminden geçilmemiş, 6-8 Ekim’de Demirtaş ve KCK’nın çağrısı ile 52 yurttaş canından olmamıştı. Kandil 8 Mayıs 2013’te söz verdiği çekilmeden vazgeçmemiş, Güneydoğu’da infazlar yapmamış, de facto bir PKK olağanüstü hali uygulamamıştı. Tek suçlu barışı aslında istemeyen hükümetti.

Lakin, Çandar, İzleme Komitesi konusunda hem Erdoğan’ın, hem de Demirtaş’ın açıklamalarını doğru buluyordu. Kadri Gürsel’den alıntıyla (düşünün seviye artık Kadri Gürsel) akil insanlar zaten yandaştı. Buna bağlı olarak (adını telaffuz etmiyor ama) dünyadaki benzer örneklerde olduğu türden ABD veya Britanya’nın olmadığı bir yerli İzleme Komitesi ne işe yarardı ki! Bu manada Demirtaş’ın “İzleme Komitesi kırmızı çizgimiz değil” açıklaması fevkaladenin de fevkindeydi. 

“Aman ha” diyordu Çandar Demirtaş’lı HDP’ye, “Son iki buçuk yıllık taktik değişmiştir.” 7 Haziran’a kadar Demirtaşlı HDP savaş durumundan barış durumuna geçmelidir. Öyle ki, Türklerden alınacak oylar berhava olmasın, HDP barajı geçip Erdoğan’ın başkanlığını önleyebilsin. 

İmralı zabıtlarının niye HDP tarafından sızdırıldığını hatırlayalım. Çünkü Öcalan o zabıtlarda başkanlık sistemine destek verebileceklerini söylüyordu. Çünkü o da sistem değişikliği olmadan vesayetin bitmeyeceğinin farkındaydı.

Öcalan bir de Demirtaş’a “Seni liderliğe hazırlıyorlar, ama ben önlemlerimi aldım” demişti.

Sahi, ABD’sinden Britanya’sına, İsrail’inden Almanya’sına, Guardian’dan Hürriyet'ine neden bir ülkenin bir iç meselesi bu kadar konu olur ki! 

Cevabı Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu versin: “Türkiye’deki sistem parlamenter sistem değil, maalesef vesayet altında ‘parlamenterimsi’ görünen bir sistemdir…”

Yeni de değil, 1838 Osmanlı-Britanya Ticaret Anlaşması teslimiyetinden sonra gelen Tanzimat’tan beri, devlet sistemi Batı vesayetine uygun şekilde format üzerine format yemiştir. Seçkinler ve bürokrasi de bunun bekçileridir. Son formatı dini görünümlü bir cemaat üzerinden yapmaya çalıştılar ama milli bir kayaya, Erdoğan’a çarptı. Son operasyonlarda, Gezi, 17/25 ve 6-8 Ekim’de cemaat, merkez medya ve sözde aydınların ittifakı hiçbir fikir vermiyor mu size?

Zaten Çandar da Demirtaş’ın işlevinin neden değerli olduğunu “Erdoğan’ın başkanlığına karşı olduğunu açıklamakla” açıklıyordu. Burada Çözüm Süreci’nin işlevinin Türkiye’yi kurumsal vesayetten kurtaracak bir kaldıraç olmaktan, vesayeti tahkim edecek bir şekle dönüşmesi gerekiyor ki, Demirtaş bu noktada Öcalan’ın yerine bir bağlantı kayışı olarak Beyaz Türklere, cemaate vd. bağlanıyor. 

Sistem sorununu Erdoğan’ın bir hobisi ve kibri olarak açıklamak, kamuoyunun kafasını karıştırmak için üretilen bir söylem mühendisliği. Türkiye’nin özgürleşme sürecinin ancak Erdoğan’ın üzerinde birikmiş güç yoğunluğunun vesayete kapalı bir sisteme aktarılması ile geri alınamayacak bir noktaya geleceğini, yoksa Erdoğan’ın üzerindeki milli iradenin bir şekilde parçalanması ile karşı devrimin CHP-MHP hükümeti veya CHP’nin el sıkıştığı sömürge valileri ile birkaç ayda tamamlanacağını biliyorlar. 

Demirtaş ya bu tehlikeli işbirliğinde müttefiklerinin gücünü küçümseyerek kullanabileceğini düşünüyor, ya da Kürt kemalizmi üzerinden zaten organik bir zihniyet uyumu var.

Unutmayınız ki, Demirtaş başkanlığı karşısına almasaydı, aynı ittifak şu an HDP’nin barajı geçmemesi için uğraşıyor olacak, sokakları karıştırmak için her türlü dalavereye başvuracaklardı. 

Ki bunların hepsine birden Öcalan “darbe mekaniği” diyor.

Erdoğan ise ihanet…

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim