1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. KOCAELİ

  4. Başörtüsü Eylemleri Devam Ediyor
Başörtüsü Eylemleri Devam Ediyor

Başörtüsü Eylemleri Devam Ediyor

Başörtüsüne özgürlük platformlarının başörtüsüne özgürlük talebiyle düzenledikleri basın açıklaması eylemleri devam ediyor. Bu hafta yapılan eylemlerden ayrıntılar...

A+A-

KOCAELİ'DE 295. BASIN AÇIKLAMASI

Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekkülleri Platformu tarafından düzenlenen başörtüsüne özgürlük eylemi İzmit İnsan Hakları Parkı, Özgürlük Meydanında, yoğun yağmura rağmen yaklaşık 50 kişilik bir grup tarafından gerçekleştirdi. Basın açıklamasını platform adına Çetin Tahtacı okudu.

Basın açıklamasının tam metni:

295.hafta Kocaeli İnanç Özgürlüğü Platformunun basın açıklamasına hoş geldiniz.

10 Aralık tarihi İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin kabul edildiği ve uygulamaya koyulduğu tarihtir. İnsan onurumun gözetildiği bir dünya için herkesin insan olmasından dolayı var olan haklarının korunması için Birleşmiş Milletlere üye devletler tarafından ilan edildiği bir tarihtir.

Fakat ne yazık ki dünyada ve ülkemizde insan haklarına yeterince önem verilmemektedir. Devletlerin silahlanmaya ve savunmaya harcadığı paralar, insanlığın daha çok fakirleşmesine eğitime, sağlığa ve beslenmeye daha az harcama yapılmasına neden olmaktadır. İnsanların kendi elleriyle fütursuzca yaptıkları silahlar yüzünden insanların yaşam hakları ellerinden alınmaktadır. NATO'nun aldığı füze kalkanı projesi ile insanlık bir defa daha tercihini iyi yönde kullanamamıştır..

2010 yılı içersinde insanlık adına en kötü olay Gazze'ye İnsani yardım getiren konvoya yapılan saldırıydı. Ortadoğu'da gücü elinde bulunduranlar kendinden olmayanları ezmeye ve insan onurunu çiğnemeye devam etmektedirler. Buna seyirci kalanlar da insanlık suçuna ortak olmuşlardır.

Kendi elimizle yaşanabilir dünyamızı kirletmeye devam etmekteyiz. Denizlerimiz, sularımız petrol atıklarıyla, kimyasal atıklarla kirletilmekte insanların çevre ile olan bağı koparılmaktadır. Hızlı ve plansız şehirleşme ile insanın toprak ile dostluğu sekteye uğramaktadır. İnsan olarak temiz ve yaşanabilir bir çevre hakkı elimizden alınmaktadır.

Bir yandan insanlar fazla kilolardan kurtulmak için para harcarken, Afrika'da ve dünyanın değişik yerlerinde açlık ve susuzlukla insanların yaşam hakları adaletin, ekmeğin adil bir biçimde dağıtılmamasından kaybetmektedirler. BM yaptığı araştırmada açlık çeken insanların sayısının 1 milyardan fazla olduğu belirtilmiştir.

Başörtülü kadınlara yapılan ayrımcılık üniversitelerde toplumsal bir uzlaşma  ile çözümlenmiş olmasına karşın hala kamusal alan ve farklı laiklik tanımlamasıyla kadınların iş hayatında ve siyasetteki ayrımcılıkları devam etmektedir.

Hasta haklarının korunması yönünde özel hastaneler ve üniversite hastanelerinde de hasta hakları ve hasta hakları kurulları ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmalı. Vatandaşların haklarını arayacağı ilgili hasta hakları birimleri kurulmalı ve kurullar aktif olarak çalıştırılmalıdır.

İnsanlar hakkını özgür bir biçimde şiddet içermeden, başkasına zarar vermeden arayabilmelidirler. Bunu yaparken hiçbir şekilde baskıya ve şiddete maruzda bırakılmamalıdırlar. Şiddet ne hak arayan için ne de görevi insanların güvenliğini sağlamak olan kolluk kuvvetlerinin işi olmamalıdır.

Doğuda ve batıda yaşayan insanların İslam kardeşliği çerçevesinde kucaklaşmalı, birbirlerinin hallerini anlayarak barış içerisinde yaşamayı gerçekleştirmek için çaba sarfetmelidirler. Türkiye Ceylanları ve Seraplarını bir daha kaybetmemelidir.

Türkiye'nin de üye olduğu AİHM'e başvuran ülkeler sıralamasında 2.olması ve alınan aleyhte kararlarda %86'sında mahkum edilmesi ülkemiz adına çok iç açıcı bir durum değildir. Refarandumda alınan kararla Anayasa Mahkemesinde bireysel başvuru hakkının getirilmesi önemli olmakla beraber Yüksek Mahkemeden sonucunu alamayan yine AİHM'e gidecektir. Önemli olan bu sürece varmadan insan haklarını en üst düzey standarda çıkartarak ihlallerin oluşumunu engellemek olmalıdır. Bununda yolunun kısmi anayasa değişikliği ile değil insan hakları standardını en yüksek düzeyde koruyan ve gözeten bir mutabakat metni olan yeni bir sivil anayasa ile sağlanabileceğini düşünmekteyiz.

İnsan hakları ihlallerinin yaşanmadığı, insan onurunun gözetildiği bir dünya ve Türkiye temenni ediyoruz.

 

KONYA'DA 170. BASIN AÇIKLAMASI

Konya İnanç Özgürlükleri Platformları tarafından düzenlenen başörtüsüne özgürlük eylemi 170. Haftasına girdi.

Basın açıklamasının tam metni:

Rahman, Rahim, Allah'ın adıyla

Allah yolunda öldürülenlere "Ölüler" demeyin, zira onlar diridirler, Fakat siz bunun şuurunda değilsiniz. (Bakara Suresi 154. Ayet)

Mavi Marmara gemisi üzerinde pek çok spekülasyonlar bırakarak geri geliyor. Bir özgürlük mücadelesinin sembolü haline gelen bu geminin adı, Gazze ile, direnişle özdeşleşiyor.  Güvertesini şehit kanlarının ıslattığı, o kanlarla bereketlenen Mavi Marmara'nın özgürlüğü umudumuzdur ki, Filistin'in ve Mescid-i Aksa'nın da özgürlüğünün başlangıcı olur.

Mavi Marmara olayları sonrasında, hükümetin üst düzey yetkililerinin yaptığı açıklamalar, insanlar arasında Türkiye – İsrail ilişkileri açısından sevinçle karşılanmıştı. Hükümet yetkilileri gürlüyorlar, büyük tehditler savuruyorlardı. Geçen zaman bu tehditlerin birer siyasi argüman olduğunun, içeriğinin boş ve arkasında durulamayacak sözler olduğu ortaya çıkmıştır. İsrail'e tanınan süreler çoktan geçti… Hükümet hala lafı eveleyip gevelemekte ve Mavi Marmara ile bozulan ilişkileri düzeltebilmek için fırsatlar kollayıp ortamlar oluşturmak arayışında… diplomatik ve siyasal yollarla, halkların tepkisini çekmeden, durumu idare etmek istemekte…

Hükümet ve yetkilileri şunu bilmeli ki: Halkımızın hafızasının yokluğuna olan inançları halkımızın Mescid-i Aksa ve Filistin davasına gösterdiği hassasiyetle boşa çıkacak ve halkımız sözlerinde durmayanları ve onların unutkanlığına güvenerek, halkımızın değerlerini ve hassasiyetlerini siyasi menfaatler uğruna hiçe sayanları affetmeyecektir. Hükümet bir an önce gerekli adımları atmalı, verdiği sözleri yerine getirmelidir.

Mavi Marmara şehitlerinin ailelerine tazminat ödenmesi ve İsrail'in özür dilediğinin kabullenilmesi istenilmekte. Şehitlerimizin ailelerinin bu öneriyi reddederek şehitlerimiz Kudüs'ün ve Filistin'in özgürlüğü uğruna şehit oldular, bundan başka bir bedeli asla kabul etmeyeceğiz tavrını göstermeleri onurlu ve takdire şayan bir durumdur. Kendilerini tebrik ediyor, onurlu mücadelelerinde yanlarında olduğumuzu ifade ediyoruz.

Uluslararası alanda siyasal rant için özür ve tazminat taleplerine bulunmak ne acımızı hafifletecek ne de şehitlerimizin uğrunda canlarını verdikleri kazanımları getirecektir. Hükümet ve İsrail şunu bilmeli ki şehitlerimizin kanına paha biçilemez. Onların mükafatı Rableri katındandır.

Gerçekleştiği günden beri özgürlük sevdalılarının mektebi olan direniş yolcularının büyük öğretmeni İmam Hüseyin'in zalim otoriteye karşı kıyamının yıldönümünde bulunduğumuz şu günlerde, şanlı öğretmenimizin kıyamını ve mücadelesini anladığımızı, zulmün değişik versiyonlarla devam ettiği dünyamızda, dersimize çalışıp, ödevimizi yerine getireceğimizi ilan ediyoruz.

Hüseyin-î kıyam, mazlumların umudu, zalimlerin korkusu olmaya devam edecektir. ''Her gün aşura, her yer Kerbela'' şiarımız, her direnişçinin Hüseyin'in öğrencisi olduğu bilinciyle capcanlıdır.

Hz. Hüseyin'in bugün buradan ayrılma, seni öldürürler uyarılarına verdiği cevabı, onun öğrencileri olarak bizde tekrarlıyoruz: Bugün ben kıyam etmezsem, mazlum halklar zalimlere karşı nasıl davranılacağını nereden öğrenecekler?

HEYHAT-E MİN EZ-ZİLLEH! ZİLLET BİZDEN UZAKTIR!

İzzetin zillete üstün olduğu, Onurluların tevhid ve adalet mücadelesiyle galip geldiği bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 171. Haftadaaynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah'a emanet ederiz.

 

AKYAZI'DA 201. BASIN AÇIKLAMASI

Akyazı Başörtüsüne Özgürlük Platformu tarafından düzenlenen başörtüsüne özgürlük eylemi 201. Haftasına girdi. Basın açıklamasını platform adına Mahmut Alemdar okudu.

Basın açıklamasının tam metni:

Son günlerde yaşanan öğrenci eylemleri gündemdeki yerini alırken, üniversitelerde eğitim kalitesi de tekrar tartışılmaya başlandı. Düşünce ve ifade özgürlüğünün üniversitelerde bizzat öğrenciler tarafından kullanılması gerekirken, bilim yuvası olarak gösterilen bu kurumlarda ne yazık ki polis kuvvetleri dolaşmaktadır. Gençlerin düşüncelerini usulüne uygun biçimde ifade etmeleri ve eleştiri haklarını kullanmalarından daha doğal bir şey olamaz. Bu yüzden siyasetçiler, öğrenci eylemelerini eleştirirken ölçüyü kaçırmamalı ve temel hak ve özgürlüklere saygı çerçevesinde davranmalıdırlar.

İlk ve orta öğretimde başörtüsü yasağını savunan meclis insan hakları komisyonu başkanı Zafer ÜSKÜL'ün haddini aşan açıklamalarını kınıyoruz. Başörtülü öğrencilerin hangi okullara gidip gitmeyeceğini ÜSKÜL değil, öğrenci ile velisi karar verir.

Üniversitelerde başörtüsü yasağının kısmi oranda hafiflemesiyle birlikte başörtülü kadınların çalışma hakkı ve seçilme hakkı gibi konular önümüzdeki en ciddi hak ihlalleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaklaşan seçimlerde başta iktidar partisi olmak üzere siyasi partilerin başörtülü aday göstermesini istiyor ve destekliyoruz. Ayrıca başörtülü bağımsız adayların da seçime girmesinin bu konuda yaşanan ayrımcılığı gidermek için önemli bir fırsat olduğuna inanıyoruz. Diğer yandan kamu ve özel sektörde başörtülü kadınların niteliklerine göre istihdam edilmesini ve çalışma haklarının engellenmemesini istiyor ve destekliyoruz. Sonuç olarak insan haklarının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ve parçalara ayrılmış bir özgürlük anlayışının insanın saygınlığına gölge düşüreceğini savunuyoruz.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de gündemi değiştiren bir diğer konu ise Wikileaks internet sitesi tarafından yayınlanan gizli belgeler ve bu belgelerde başta ABD olmak üzere küresel güçlerin işledikleri savaş ve insanlık suçlarının bir kez daha ortaya çıkmasıdır. Diplomatik yazışmalardan anlaşıldığı gibi ABD'nin Irak ve Afganistan işgallerinde ve diğer ülkelerde yaptığı askeri operasyonlarda birçok ülke yöneticilerinin ihanetleri de gözler önüne serilmektedir. Açığa çıkan bu kirli ilişkilerden rahatsız olan ABD ve işbirlikçileri Wikileaks sitesi kurucusunu tutuklatmışlardır. Tutuklanan yöneticinin işkence ve kötü muamele görme ihtimali yüksektir ve adil olmayan bir yargılama sonucu uzun süre cezaevinde tutulabilir. İnsan hakları savunucuları olarak Wikileaks yöneticisinin yaşam hakkından kaygı duyduğumuzu belirtiyoruz.

Gelecek hafta cumartesi günü saat 12:30'da buluşmak üzere Allah'a emanet olunuz.

HABERE YORUM KAT