28 Şubat Sakarya’da Protesto Edildi

27.02.2011 17:10
28 Şubat Sakarya’da Protesto Edildi
Özgür-Der Sakarya Şubesi’nin çağrısıyla AKM önünde düzenlenen basın açıklamasında, 28 Şubat darbecilerinin hala yargılanmadığı belirtilerek, kemalist zihniyetle hesaplaşmadan darbe planlarının bitmeyeceği ifade edildi.

Özgür-Der Sakarya Şubesi'nin çağrısıyla, 28 Şubat'ın 14. yıldönümünde AKM önünde toplanan Özgür-Der Sakarya Şubesi üyeleri; 28 Şubat darbecilerinin yargılanmasını ve o süreçte hakları gasp edilen başta başörtülüler olmak üzere herkesin haklarının tazmin edilmesi gerektiğini vurguladılar. Basın açıklamasına başlarken, Şube Başkanı M.Baki KIZILTEPE 28 Şubat ile hala hesaplaşılmadığını ifade etti. Kızıltepe, O süreçte Başbakan olan Necmettin ERBAKAN'ın vefatına ilişkin olarak, kendisine Allah'tan rahmet, yakınlarına ise sabr-ı cemil niyaz etti. 

Açıklamada, askeri vesayet rejimi ve kemalist ideoloji ile hesaplaşmadan militarist bataklığın tamamen kurutulmasının, darbe girişimlerinin sona ermesinin mümkün olmadığı dile getirildi. Özgür-Der Geyve Temsilcisi Mustafa ÖZER tarafından okunan basın açıklamasında; 28 Şubat'ın amacının "İslam'ın hayata dair asıl yüzünü yok etmek, Müslümanları bir korku imparatorluğunun içerisinde iki yüzlü bireyler haline getirmek" olduğu ifade edilerek, post modern darbeye ilişkin şu vurgular ön plana çıktı: "Evet, yarın 28 Şubat'ın 14.yıldönümü. Hukuksuzluğun sorumsuzluğun yıldönümü. Köşe dönmelerin korkunç yolsuzlukların halkın parasını Kemalist elitlerin cebine indirmelerin yıldönümü. Partilerin namlu gücüyle kurdurulmasının yargının dipçikle yönetilmesinin bilimin intihale evrilmesinin yıldönümü."Ordu göreve" "topyekûn savaş" hezeyanlarının yıldönümü. Hırsızlığın talanın vurgunun yıldönümü. Laiklik elden gidiyor diyerek halkın manipüle edilmesinin yıldönümü. Başörtüsü yasağının kesintisiz eğitim dayatmasının katsayı zulmünün başlatılmasının yıldönümü. Evet, tüm bunların yıldönümü yarın.

28 Şubattan on dört yıl sonra bugün 28 Şubatçılar hala yargılanmış değiller. Ellerini kollarını sallaya sallaya halkın arasında dolaşıyorlar. Kimisi holdinglerin başında kimisi gazete köşelerinde kimisi de milletvekilliği zırhına sığınmış durumda.28 Şubat'ta mağdur edilen ezilen on binlerce başörtülünün ahı üzerlerindeyken yaptıklarının cezasını çekmediler."

ÖZER'ın çağrı niteliğindeki şu sözleriyle açıklama sona erdi: "Adalet ve özgürlük yolu darbeye ve darbecilere tepki göstermeyi gerektirir. Adalet ve özgürlük yolu sağcılıktan sığınmacılıktan uzak olmak demektir. Adalet ve özgürlük yolu ezilen tüm halklar ile birlikte Kürtlere sahip çıkmak demektir. Adalet ve özgürlük yolu 31 Martlara, 27 Mayıslara, 12 Martlara, 12 Eylüllere, 28 Şubatlara ve 27 Nisanlara karşı çıkmak demektir. Adalet ve özgürlük yolu, direnmek demektir."

Eylem boyunca; "Darbeciler Halkı Yıldıramaz", "Darbeciler Yenilecek İslami Direniş Kazanacak", "Uyan Diren Özgürleş", "Darbeciler Halka Hesap Verecek", "Tevhid Adalet Özgürlük" ve "Direniş Adalet Özgürlük" sloganları atıldı. "28 Şubat Hukuksuzluğu Yargılansın; Ergenekon Bataklığı Kurutulsun" ve "Zulme Karşı Direniş; Herkes İçin Adalet" pankartları ile "Darbeci Şefler Yargılansın!", "Eğitimde Yargıda Siyasette Sokakta; Militarist Dayatma Son Bulsun!", "Zulme Karşı Direniş Herkes İçin Adalet", "Unutmayacağız!", "Başörtüm Özgür mü? HAYIR!", "28 Şubatçılar Yargılandı mı? HAYIR!" ve "28 Şubat Sürüyor; (D)uyuyor musunuz?" dövizleri taşındı.

 

Basın açıklamasının tam metni ektedir.

 

ADALET VE ÖZGÜRLÜK HALKLARIN UMUDUDUR

Yarın 28 Şubat post modern darbesinin 14.yıldönümü. Bundan tam on dört yıl önce bu ülkede 21.yüzyılın eşiğinde iken Müslümanların hak ve taleplerine karşı korkutma sindirme baskı ve vahşice uygulamalar başlatılmıştı.

Donanmada çöreklenmiş bir grubun öncülüğünde Sincan'da yürütülen tanklar tatbikata veya askeri birliklerine değil halkın üzerine sürülüyorlardı. Tankları yürütenlerin asıl amacı Müslümanları ezmek sindirmek ve hak ve taleplerinden vazgeçirtmekti. Tankları yürütenlerin amacı medyayı da tam teşekküllü olarak arkalarına alarak irtica paranoyasını tüm topluma kabul ettirmek ve islama ve Müslümanlara olan kinlerini kusmaktı. Tankları yürüten darbecilerin amacı başta üniversiteler, başörtülüler ve imam-hatipliler olmak üzere her kesime yönelik baskıcı ve dayatmacı uygulamalarla kendi ikballerini pekiştirirken insanların geleceklerini karartmaktı.

Darbecilerin amacı İslam'ın hayata dair asıl yüzünü yok etmek Müslümanları bir korku imparatorluğunun içerisinde ikiyüzlü bireyler haline getirmekti.

Evet, yarın 28 Şubat'ın 14.yıldönümü. Hukuksuzluğun sorumsuzluğun yıldönümü. Köşe dönmelerin korkunç yolsuzlukların halkın parasını Kemalist elitlerin cebine indirmelerin yıldönümü. Partilerin namlu gücüyle kurdurulmasının yargının dipçikle yönetilmesinin bilimin intihale evrilmesinin yıldönümü."Ordu göreve" "topyekûn savaş" hezeyanlarının yıldönümü. Hırsızlığın talanın vurgunun yıldönümü. Laiklik elden gidiyor diyerek halkın manipüle edilmesinin yıldönümü. Başörtüsü yasağının kesintisiz eğitim dayatmasının katsayı zulmünün başlatılmasının yıldönümü. Evet, tüm bunların yıldönümü yarın.

28 Şubattan on dört yıl sonra bugün 28 Şubatçılar hala yargılanmış değiller. Ellerini kollarını sallaya sallaya halkın arasında dolaşıyorlar. Kimisi holdinglerin başında kimisi gazete köşelerinde kimisi de milletvekilliği zırhına sığınmış durumda.28 Şubat'ta mağdur edilen ezilen on binlerce başörtülünün ahı üzerlerindeyken yaptıklarının cezasını çekmediler.

28 Şubat sona erdi diyenlere sormak lazım. Darbeciler hesap vermeden bu sona erer mi? Başörtüsü yasağı hala devam etmiyor mu? Üniversitelerde göreceli olarak özgürlüğüne kavuşan başörtüsü her alanda şartsız ve koşulsuz olarak özgür kalmadıkça toplumsal barış ve özgürlük ortamı sağlanmış olur mu? İkna odalarının mimarları halka ve dolayısıyla başörtülü kızlara hesap vermeden vicdanlar rahat eder mi?28 Şubat'ın ardından çalınan halkın milyarlarca dolarlık hakkı iade edilmeden haksızlık son bulur mu? Başörtüsü yasağı sebebiyle hayatları karartılan başörtülü hanımların hakları tazmin edilmeden hayatlar normale girer mi?

Tüm bunların cevabını verecek olan şüphesiz ki varlığını bir anlamda 28 Şubat'ın baskı ve dayatmacı politikalarına borçlu olan bugün ki siyasi hükümettir. Hükümetin Balyoz darbecilerine göstermiş olduğu hassasiyeti ve duyarlılığı asıl 28 Şubat'çılara göstermesi gerekir. Çevik Bir caka satarken Çetin Doğan'ı tutuklamak müslümanlar ve adalet ve özgürlük isteyenler için yeterli değildir. Nur Serter ikna odalarından pişmanlık duymadığını rahatlıkla ifade ederken Kemal Alemdaroğlu 28 Şubat'tan değil Ergenekon davasından tutuksuz yargılanırken Kemal Gürüz de yine 28 Şubat'tan değil Ergenekon'dan sorgulanıp bırakılırken bu ülkenin son denemdeki en büyük kanayan yaralarından 28 Şubat ile hesaplaşılmış olunur mu?

Bunun hesaplaşma olmadığını bizler biliyoruz ve Hükümete ve Başbakan'a da hatırlatıyoruz. Hatırlatmak fayda vermez ise kendilerini dev aynasında görenlerin sonlarının ne olduğunu Hükümetin ve Başbakan'ın iyi anlaması gerekir. Kendi halkına adalet ve özgürlük getiremeyenlerin kendi darbecileriyle hesaplaşmaktan çekinip onlarla baş başa görüşmeleri ve bunu halktan gizlemeleri onların sonunun da "mübarek" bir son olabileceğinin işareti olabilir. Bu yüzden Hükümetin ve Başbakan'ın en kısa zamanda yapması gereken şey halkın vicdanında kanayan bu yarayı dindirmek için gerekli adımları atmaktır.

Kemalist rejimin on yıllardır zaten darbelerle ayakta durduğunu anlamak için yakın geçmişe bakmak yeterlidir. Öyle ki her başı sıkıştığında son çare olarak darbeyi gören rejimin tekrardan aynı yola tevessül etmeyeceğini kimse garanti edemez. Genlerinde darbecilik baskı ve dayatma ruh halinde hezeyan ve paranoya uygulamalarında kan ve gözyaşı olan rejimin totaliter yanı onu devrilip giden diktatörlüklerden ayırmayacaktır. Halkların adalet ve özgürlük arayışlarının karşısında hiçbir diktatörlüğün duramayacağı gibi Kemalist rejimin de duramayacağı kaçınılmaz bir gerçektir.

Adalet ve özgürlük yolu darbeye ve darbecilere tepki göstermeyi gerektirir. Adalet ve özgürlük yolu sağcılıktan sığınmacılıktan uzak olmak demektir. Adalet ve özgürlük yolu ezilen tüm halklar ile birlikte Kürtlere sahip çıkmak demektir.

Adalet ve özgürlük yolu 31 Martlara 27 Mayıslara 12 Martlara 12 Eylüllere 28 Şubatlara 27 Nisanlara karşı çıkmak demektir. Adalet ve özgürlük yolu direnmek demektir.

ÖZGÜRDER SAKARYA ŞUBESİ

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim