
Yoksa O'ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: 'haydi getirin delilinizi!’
Yoksa O'ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: 'Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı (Kur'an) ve benden öncekilerin kitapları.' Hayır, onların çoğu gerçeği bilmezler de bu yüzden yüz çevirirler.

Yoksa O'ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: 'Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı (Kur'an) ve benden öncekilerin kitapları.' Hayır, onların çoğu gerçeği bilmezler de bu yüzden yüz çevirirler. (Enbiya: 24)
Hz. Peygambere -salât ve selâm üzerine olsun- çağdaş olanların durumlarını içeren bu Kur’an işte buradadır. Ondan önceki peygamberlerin durumlarına ilişkin bilgiler de orada. Onların getirdiği kitaplarda Allah’ın ortaklarının olduğundan sözedilmiyor. Çünkü bütün dinler tevhid inancına dayanmaktadırlar. Peki evrenin tabiatının reddettiği, geçmiş kitaplarda doğrulayıcı bir kanıtın bulunmadığı bu şirk iddiasını nereden çıkarıyor müşrikler?
İbn-İ kesir bu âyet-i Kerimeyi mealde verildiği şekilde izah ederken Taberi şöyle izah etmektedir: "Yoksa o müşrikler, Allah´an başka, kendilerine bir fayda sağlayacak veya kendilerine herhangi bir zararı dokunacak yahut herhangi bir şeyi yaratacak, onlan diriltip öldürebilecek bir kısım ilahlar mı edindiler Ey Muhammed, onlara de ki: "Eğer iddianızda doğru iseniz buna dair delillerinizi getirin. Benim sezlere Allah katından getirdiğim Kur´an, benimle beraber olan müminlere ait bütün hükümleri ihtiva etmekte, bundan önce geçen ümmetlerin ise çeşitli haberlerini kapsamaktadır. Fakat bu müşriklerin çoğu, söylediklerinden ve yaptıklarından ve yapmadıklarından neyin doğru olduğunu bilmezler. Cahilliklerinden dolayı haktan yüz çevirirler."
Âyet-i Kerime Tevhid inancını telkin etmekte, Allah Teala´ya ortak koşmaktan kaçınmayı emretmektedir.
TABERİ TEFSİRİ
Zemahşerî’nin bu ayete yönelik tefsirindeki temel vurgular ve açıklamalar şunlardır:
1. "De ki: Haydi getirin delilinizi!" (قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ)
Zemahşerî, buradaki "delil" (bürhan) talebinin, müşrikleri aciz bırakma ve savundukları fikrin temelsizliğini yüzlerine vurma amacı taşıdığını belirtir. İslami inancın akla ve delile dayandığını; şirkin ise hiçbir rasyonel veya nakli dayanağı olmadığını vurgular. "Eğer bir iddiada bulunuyorsanız, bunu destekleyecek kesin bir kanıt sunmalısınız, ancak sunamazsınız" mesajı verilir.
2. "İşte benimle beraber olanların zikri ve benden öncekilerin zikri" (هَذَا ذِكْرُ مَن مَّعِيَ وَذِكْرُ مَن قَبْلِي)
Zemahşerî, buradaki "zikir" kelimesini "kitap/şeriat" veya "öğüt/ibret" olarak tefsir eder. Ayetin bu kısmını açıklarken şu iki temel boyuta dikkat çeker:
Zamanlar Üstü Tevhid Birliği: Hz. Muhammed’e (s.a.v.) indirilen Kur'an (benimle beraber olanların zikri) ile geçmiş peygamberlere indirilen Tevrat, İncil ve diğer sahifeler (benden öncekilerin zikri) incelendiğinde, hepsinin ortak paydasının "Tevhid" (Allah'ın birliği) olduğu görülür.
Zemahşerî’ye göre ayet müşriklere şöyle seslenmektedir: "İster günümüzdeki Kur'an'a bakın, ister geçmiş ümmetlerin kitaplarına bakın; tarihin hiçbir döneminde, hiçbir ilahi kaynakta Allah’tan başka bir varlığa tapınmayı meşru kılan tek bir satır bile bulamazsınız."
3. "Hayır, onların çoğu gerçeği bilmezler..." (بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ الْحَقَّ)
Zemahşerî, ayetin bu son kısmında müşriklerin psikolojik ve zihni durumunu tahlil eder. Buradaki "Hakkı (gerçeği) bilmemek" ifadesini, onların cehalette ısrar etmeleri ve taklitçilikleri ile açıklar. Onlar, akıllarını kullanıp delillere bakmadıkları ve atalarını körü körüne taklit ettikleri için gerçeğe karşı körleşmişlerdir.
Zemahşerî'nin belâgatçı yönü burada devreye girer. Onların yüz çevirmelerinin sebebinin "bilgisizlik ve cehalet" olduğunu söyler. Bir insan bir şeyin değerini ve doğrusunu bilmediği zaman ondan yüz çevirir. Onlar da tevhidin hakikatini (bilgiye ve delile dayalı olmadığı için) kavrayamadıklarından, Kur'an'ın davetine sırtlarını dönmektedirler.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ



HABERE YORUM KAT