Yazı yazmak aramıza köprüler kurdu

Yazı yazmak aramıza köprüler kurdu

​​​​​​“We Are Not Numbers” sesimi duyurmamı sağladı ve beni destekleyici bir yazarlar topluluğunun içine dâhil etti.

Mariam Mushtaha’nın We Are Not Numbers’da yayınlanan yazısını Barış Hoyraz, Haksöz Haber için tercüme etti.


“Bir gün, artık sadece bana ait olmayacaksın. Birçok insanın okuyup paylaşacağı bir hikâye derlemesi olacaksın,” diye fısıldamıştım bir zamanlar günlüğüme. Uyumadan önce onu elime alır, rüyalarımı, korkularımı ve anlık düşüncelerimi yazardım.

Orta boyda, siyah kapaklı bir defterdi; kapağı kısmen yırtılmış, sayfaları ise zamanın ve beş kez taşınmanın etkisiyle buruşmuştu. O deftere, yaşadığım Gazze’nin kuzeyinin dış dünyayla sanal bağlantısını kaybetmiş olmasına duyduğum inanamama hissini kaydetmiştim. Bombardımanlar bitmek bilmiyordu. Bazı geceler, ertesi sabah uyanacak mıyım yoksa bir anıya mı dönüşeceğimden emin olamıyordum.

Aylar sonra internet nihayet tekrar çalışmaya başladı. Bağlantıya güvenilemezdi, ancak yine de üniversitem, Gazze İslam Üniversitesi, çevrimiçi derslerin yeniden başladığını duyurdu. Eğitimime devam etmeye karar verdim. Bazen bütün geceyi balkonda, quadkopter’lerin sürekli vızıltısı ve insansız hava araçlarının uğultusu altında, bir ders indirmek için sinyal arayarak geçirirdim.

Elektrik hiçbir yerde yoktu. Güneş enerjisi tek elektrik kaynağı haline gelmişti ve insanların telefon şarj istasyonlarına ulaşmak için uzun mesafeler yürüdüğü manzarası sıradan bir hal almıştı. Herkes gibi ben de telefonumu şarj etmek için orada saatlerce beklerdim. Ancak telefonum tamamen şarj olduktan sonra derslere katılmak ve ders çalışmak için kullanabiliyordum.

Yüz yüze etkileşimin olmaması nedeniyle Moodle, Facebook ve WhatsApp, hocalarımızla iletişim kurmak ve ödevler, sınavlar ve çevrimiçi dersler gibi üniversiteyle ilgili gelişmeleri takip etmek için kullandığımız başlıca kanallar haline geldi. Her dersin kendine ait bir WhatsApp grubu vardı; biz öğrenciler de bilgi paylaşmak, dersleri tartışmak ve üniversiteyle ilgili her konuda birbirimize yardım etmek için kendi gruplarımızı oluşturduk.

Yeni bir arkadaşın cesaretlendirmesiyle

Bu gruplar sayesinde, aynı İngilizce bölümünde okuyan arkadaşım Esra Ebu Kamar ile tanıştım. Üniversiteyle ilgili sohbetlerle başlayan ilişkimiz, kısa sürede gerçek bir dostluğa dönüştü. Bugün Esra, en yakın arkadaşlarımdan biri.

O zaten bir yazardı, oysa benim günlüğümün sayfalarının ötesinde hiçbir deneyimim yoktu. O zamanlar, yazdığım düşüncelerin, hikâyelerin ve anıların bir gün binlerce kişi tarafından okunan hikâyelere dönüşebileceğini hayal bile edemezdim. Sessizliği bozma, dünyaya kırılganlığımı gösterme yeteneğimden şüphe duyuyordum. İngilizcem yeterince iyi değildi ve hikâyelerimin başkalarının ilgisini çekmeyeceğinden endişe ediyordum.

Buna karşılık, Esra yazdıklarını sık sık Facebook ve Instagram’da paylaşıyordu. Yazılarını okur, paylaştıklarını sessizce takip ederdim. Zamanla merakım arttı ve ona, denemelerini farklı mecralarda nasıl yayınlatabildiğini sormaya karar verdim. Acaba benim de anlatacak pek çok hikâyem olabilir miydi? Gazze’deki diğerlerinin de?

“Bunu nasıl başarıyorsun?” diye sordum. “We Are Not Numbers ile başla,” diye cevapladı. “Sana gelişmene yardımcı olacaklar.” Bana nasıl bir sunum hazırlayacağımı ve profesyonel bir e-posta nasıl yazılacağını öğretti. Ayrıca We Are Not Numbers’ın benzersiz bir şey sunduğunu açıkladı. Bu platform, yazarları yazma sürecinin her adımında onlara rehberlik eden profesyonel mentorlarla eşleştiriyor.

İngilizce öğrencisi olarak bu fırsat hemen ilgimi çekti. Bunun, İngilizce becerilerimi geliştirirken dünyanın dört bir yanından deneyimli insanlarla ilişkiler kurmama olanak sağlayacağına inandım. İleri düzey kelime dağarcığını öğrenme, farklı cümle yapılarını keşfetme ve hikâye anlatımına yeni yaklaşımlar bulma gibi zorluklar beni cezbetti.

Yayımlanan ilk öyküm

WANN’a ilk kez Ocak 2025’te bir öykü gönderdim. “Gönder” düğmesine basmadan önce her cümleyi okudum, sonra tekrar okudum; İngilizcemin kulağa garip geldiğine ve okunmaya değer olmayacağına emindim. O öyküm reddedildi. Yine de pes etmedim. Onlara ikinci kez bir hikaye gönderdim. İki gün boyunca gelen kutumu sayamayacağım kadar çok kez yeniledim. Her bildirim kalbimin hızla atmasına neden oluyordu. Sonra e-postamı açtım ve “Yazmaya devam et” yazısını gördüm. O cümleyi bir kez okudum. Sonra tekrar. Günlüğüme fısıldadığım o söz artık imkânsız gelmiyordu. İlk denemem yayınlandıktan sonra nihayet bir WANN yazarı oldum.

WANN aracılığıyla kurduğum ilişkiler, bir yazar ve İngilizce öğrencisi olarak yolculuğumun en değerli hediyelerinden biri oldu.

Özellikle WANN’ın kıdemli editörüne minnettarım; onun yorumları bana bir sahneyi nasıl güçlendireceğimi, daha iyi sorular sormayı ve kendi sesime güvenmeyi öğretti. WANN sayesinde, derinden saygı duyduğum ve hayran olduğum 10’dan fazla mentorla anlamlı ilişkiler kurdum. Bugün bile, onlardan yardım istediğimde, burs bulmaktan İngilizce pratik yapmaya kadar, ellerinden gelen her türlü yardımı sunmaktan asla çekinmiyorlar.

Ayrıca Filistin’e ve özellikle Gazze’ye verdikleri desteği göstermekten de çekinmiyorlar. “Yerinden Edilmeye Karşı İki Yıllık Direniş” başlıklı yazımda birlikte çalıştığım akıl hocam Pam, bir keresinde bana memleketinde asılı olan ve bölge sakinlerinin Filistin’e verdiği desteği ortaya koyan, elle boyanmış bir duvar resminin fotoğrafını paylaşmıştı.

Ayrıca yazar arkadaşlarla sanal dostluklar kurdum; bunların çoğunun daha sonra benim üniversitemde okuduğunu öğrendim. WANN’ın WhatsApp grubunun üyeleri, podcast davetleri, röportajlar ve diğer etkinlikler gibi fırsatları sık sık paylaşıyor.

Ekim 2025’te yapılan ateşkesin ardından insanlar yavaş yavaş sahadaki faaliyetlerine dönmeye başladı ve WANN da yüz yüze etkinlikler düzenlemeye başladı.

Gazetecilerin güvenliği hakkında bilgi edinmek

Mart 2026’da, Toplumsal Kalkınma ve Medya Merkezi tarafından düzenlenen bir atölye çalışmasına katıldım. Atölye, sahadaki gazetecilerin güvenliğine odaklandı ve çatışma bölgelerinde haber yaparken risklerin nasıl değerlendirileceği ve yönetileceği ele alındı. Konu, gazetecilerin mesleki güvenlik ilkeleriydi. Sahada görev yapan herhangi bir gazetecinin karşılaşabileceği durumları ve bunlarla nasıl başa çıkılacağını tartıştık. Örneğin, bir gazeteci, kendisi veya meslektaşlarından herhangi biri yaralandığında ilk yardımın nasıl yapılacağını bilmelidir. Ayrıca, cep telefonunun şarjı bitmesi ihtimaline karşı powerbank gibi ek ekipmanlar da yanlarında bulundurmalıdır.

Bu deneyim bana, yazmanın biz yazarları kelimelerin çok ötesinde bir şekilde birbirimize bağladığını kanıtladı. Bizi sadece paylaştığımız zorluklar aracılığıyla değil, aynı zamanda hayallerimiz ve öğrenme kararlılığımız aracılığıyla da birleştirdi. Hepimiz evlerimizi kaybettik, zayıf internet sinyallerini aradık ve gökyüzünü drone sesleri doldururken hikâyeler yazdık. Hepimizin aynı hayali var: sesimizin mümkün olduğunca çok insana ulaşması, dünyaya anlattığımız gerçeğin bir gün işgalden kurtulmamız için bir bilet haline gelmesi.

Gazze İngilizce köşesi

29 Nisan’da, WANN yazarlarından Said Saloul, “Gazze İngilizce Köşesi” adlı bir topluluk projesini hayata geçirdi. Bu topluluk, yazarları bir araya getirerek fikir alışverişinde bulunmalarını, hikâyeleri tartışmalarını ve ilgi çekici bir ortamda İngilizce pratik yapmalarını sağlıyor. Bu girişim, katılımcıların yalnızca geleneksel öğrenme yöntemlerine güvenmek yerine, etkileşim ve sohbetler yoluyla dil becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmayı amaçlıyor.

Said, öğrenmenin zor bir süreç olmak zorunda olmadığına, aynı zamanda keyifli de olabileceğine inanıyor. Ben de bu topluluğa katıldım ve birkaç kez bir araya geldik. Bu topluluk sayesinde, WANN grubu aracılığıyla topluluğa katılan yazar arkadaşım Shahed EbuAlShaikh ile tanıştım. Shahed, yazmaya olan sevgisi sınırsız olan harika bir insan. Gazze İslam Üniversitesi İngilizce bölümünden soykırım sırasında mezun oldu, ardından dünyayla bağlantı kurmanın bir yolu olarak yazmaya yöneldi.

WANN, yazarları anlamlı dostluklara, ruh ikizlerine ve ulaşabileceğimizi hiç hayal etmediğimiz yerlere götüren bir yol ağıdır. WANN, Filistinlilerin düşüncelerini tüm dünyayla paylaşmalarına ve Gazze ile Filistin’i hiç duymamış kişilere ulaşmalarına imkân tanır.

WANN’ı diğer platformlardan ayıran şey, fırsatların sadece yazmakla sınırlı olmadığı ve sanal ilişkilerin gerçek hayattaki dostluklara dönüştüğü bir topluluk duygusunun var olmasıdır. Bu programın bir parçası olduğum için minnettarım. Bu program bana sesimin önemli olduğunu ve hikâyelerimin okunmaya değer olduğunu öğretti.

Günlüğümü özlüyorum. Onu, son kez yerinden edildiğimiz yer olan Han Yunus’ta kaybettim. Şu anda yanımda olmasa da, aslında kaybolmuş sayılmaz. İçeriği, WANN aracılığıyla paylaştığım hikâyeler sayesinde pek çok insana ulaştı. Keşke ona, fısıldadığım sözlerin gerçekleştiğini söyleyebilseydim.

* Mariam Mushtaha, Gazze İslam Üniversitesi’nde İngilizce çeviri bölümü öğrencisidir. Savaşın getirdiği zorluklara rağmen yazmaya karşı derin bir tutku keşfetti ve yazmayı, deneyimlerini ifade etmek, gerçekliği belgelemek ve anlatılmamış hikâyeleri paylaşmak için bir araç olarak kullanıyor. Yazılarında, çevresindeki insanların dayanıklılığını, acılarını ve umutlarını yansıtmaya çalışıyor. Mariam, bu tür denemeler yoluyla yazma becerilerini geliştirmeye kendini adamıştır. Profesyonel bir yazar olmak ve Gazze halkının sesi olmak hayali kurmaktadır.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir