Mona Ramadan / Middle East Eye
Gazze’deki soykırım başlamadan önce, kuzeydeki Beyt Lahia’da yaşıyordum. Evim, babamı ve kardeşimi öldüren bir İsrail hava saldırısında yıkıldı. Onlar hâlâ evimin enkazı altında gömülü durumda. Onlara layıkıyla bir cenaze töreni düzenleyemedik.
Şu anda ailemle birlikte Gazze’nin merkezindeki Deyr el-Belah’ta yerinden edilmiş durumdayım.
İkinci “ateşkes”in ardından, Ocak 2025’te Filistinlilerin Gazze’nin kuzeyine dönmelerine izin verildiğinde, ben de Beyt Lahia’ya geri döndüm.
Oraya ulaşmak için yaklaşık 13 km yürüdüm, çünkü içimden bir ses bana evimi bir daha göremeyebileceğimi söylüyordu. Ayaklarım kanayacak halde vardım. Umurumda değildi. Sadece kendi gözlerimle görmek istedim, çünkü bunun son kez olabileceğini biliyordum.
Öyle de oldu.
10 Ekim 2025’te başlayan üçüncü sözde “ateşkes”in üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, kendi ailem de dâhil olmak üzere buradaki halk için neredeyse hiçbir şey düzelmedi. İnsanlar hâlâ yıpranmış çadırlarda yaşıyor ve en temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Hâlâ büyük bir keder ve kayıp duygusuyla yaşıyorlar.
İnsanlar, bombalar ve bunların ardında bıraktığı yıkım yüzünden, İsrail saldırılarında hasar gören binaların bazen uyurken bile içinde sığınan insanların üzerine çökmesiyle, sevdiklerini farklı şekillerde kaybetmeye devam ediyor.
Zulümler bununla da bitmiyor. Topraklarımız elimizden alınıyor. İsrail güçlerinin etrafımıza çizdiği “Sarı Hat” her gün biraz daha ilerliyor – buradan 10 metre, oradan 100 metre, sanki kimse izlemiyormuş gibi. Biz izliyoruz.
Çizginin ötesindeki her şey
Kısa bir süre önce, ailem, İsrail ordusunun kontrolü altındaki Sarı Hattın, evimizin enkazının ötesine, Beyt Lahia’nın daha derinliklerine doğru ilerlediğini öğrendi. Artık o bölgeye bakmak bile, İsrail ordusu tarafından hedef alınma ya da ateş altında kalma riski olmadan imkânsız hale geldi.
Bu haberi duyduğumuzda aklımıza hemen evimizin enkazı altında gömülü kalan insanlar geldi: babam ve kardeşim. Onları öldürmek yetmemişti. Artık mezarları da, hattın ötesindeki her şey gibi silinip gitmişti.
Gazze’deki pek çok insan gibi ben de uydu görüntüleri aracılığıyla evimden geriye kalanları aramak zorunda kaldım ve bu, babamı ve kardeşimi bir kez daha kaybetmek gibi geliyor.
Benim için “sarı” kelimesi, hattın gerisinde kalan her şeyi ifade eder hale geldi: terk edilmiş, boşaltılmış, silinmiş evler ve mahalleler. Neyin yok edildiğini görüyoruz ve kanıtların silinmesinin, olanları silmeyeceğini biliyoruz. Hâlâ buradayız. Buna tanık olduk. Hatırlıyoruz.
Evim iki hastanenin arasındaydı: Endonezya Hastanesi ile Kemal Adwan Hastanesi. Endonezya Hastanesi boş duruyor; Haziran 2025’te İsrail askerleri tarafından kapatılmış ve İsrail ordusu yanına bir üs inşa etmiş.
Kemal Adwan Hastanesi ise şu anda Sarı Hat’tan yaklaşık 150 metre uzaklıkta bulunuyor. Gazze’nin kuzeyinde ayakta kalan az sayıdaki hastaneden biri olan bu tesis, defalarca saldırıya uğradı ve Eylül ayında da dâhil olmak üzere hizmetlerini askıya almak zorunda kaldı.
Bir insani yardım gönüllüsü olarak, devam eden bu soykırımın insanların sağlığını ve sağlık hizmetlerine erişimini nasıl etkilediğini yakından gördüm. Sürekli kıtlıkla boğuşan hastanelerde, komplikasyonlarla doğan prematüre bebekler gördüm.
Hayat kurtarmak için ellerinden gelen her şeyi yapan doktorlar gördüm. Çocuklarını tedaviye getirdikleri sırada annelerin gözlerindeki korkuyu ve umudu gördüm.
Nereye gidersem gideyim, oradan yüreğim ağırlaşmış olarak ayrılıyorum. Yerel sağlık çalışanlarının her gün omuzlarında ne tür bir yük taşıdıklarını hayal bile edemiyorum. Yorgun ve kederliler, ama yine de hastalarının yanına gidiyorlar.
Filistinlilere Tıbbi Yardım (MAP) kuruluşundaki meslektaşlarım ve ben, onların yanında duruyor ve elimizdeki kaynaklarla onlara destek oluyoruz. Geri adım atmayacağız. Onları tüm bunlarla tek başlarına başa çıkmaya terk edemeyiz.
Çadırlarda bir kış daha
Yaz sıcağı geçti, ama kış yaklaşıyor. Gazze’nin dört bir yanındaki derme çatma barınaklarda yaşayan yüz binlerce insan, bir başka sert kışla karşı karşıya kalacak. Bu çadırlar zaten yıpranmış durumda ve yaklaşan fırtınalara dayanamayacak.
Yollar ve altyapı tahrip olduğu için çadırların çevresinde yağmur suyu birikecek ve bu da insanların acılarını daha da artıracak.
Hiçbir insan, Gazze’deki insanların yaşadıklarını yaşamak zorunda kalmamalı. Hiç kimse, güvensiz, evsiz, ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetlerine erişimsiz ve yarının ne getireceğini bilmeden yıllarını geçirmek zorunda kalmamalı.
Çocuklar söz konusu olduğunda, bunun bedelini kelimelerle ifade etmek daha da zor. Onlar güvenli bir şekilde dünyaya gelmeyi ve ihtiyaç duyduklarında tıbbi bakım almayı hak ediyorlar. Korkusuzca uyumayı, mutlu bir şekilde büyümeyi ve heyecanla bekleyebilecekleri bir geleceğe sahip olmayı hak ediyorlar.
Üç yıl sonra kendimi tekrar ediyor gibi hissediyorum, ancak insanlar bu şekilde yaşamaya zorlandıkları sürece bunları söylemeye devam edeceğim. Bunlar imkânsız talepler değil. En temel şeyleri istiyoruz: güvenlik, haysiyet, sağlık hizmetleri ve yaşama şansı. Bu gerçeklik haline gelene kadar kendimi tekrar etmeye devam edeceğim.
Gazze’de olanlar öylece silinip gidemez.
Evleri, hastaneleri, sokakları ve bütün mahalleleri yok edebilirsiniz. Yerleri haritadan silebilirsiniz. Ama orada yaşayan insanlara olanları silemezsiniz. Bunu içimizde taşıyoruz. Her kaybı, her yerinden edilmeyi, katlanmak zorunda kaldığımız her anı hatırlıyoruz. Bu anıları hayatımızın geri kalanı boyunca taşıyacağız.
Kendime sürekli soruyorum: Dünya daha ne kadarını görmesi gerekiyor? Sözlerin eyleme dönüşmesi için daha kaç hayatın paramparça olması gerekiyor?
Yeterince açıklama duyduk. Gazze halkının başka bir vaade ihtiyacı yok. Eyleme ihtiyacımız var.
Haklarımıza saygı gösterilmesine ihtiyacımız var. Bu günlük acının sona ermesine ihtiyacımız var. Güvenliğe, haysiyete ve sağlık hizmetlerine ihtiyacımız var. Geri dönebileceğimiz evlere ve bir gelecek inşa etme şansına ihtiyacımız var. Kaybettiğimiz onca şeyden sonra, yaşama hakkını talep etmeye devam etmek zorunda kalmamalıyız.
* Mona Ramadan, Gazze’deki Filistinlilere Tıbbi Yardım (MAP) örgütünün iletişim asistanıdır.

