1. YAZARLAR

  2. MUSTAFA SİEL

  3. Yaşam Tarzına Saldırı Çığırtkanlığı Fırsatçılık mı Yoksa Tezgah mı?
MUSTAFA SİEL

MUSTAFA SİEL

Yazarın Tüm Yazıları >

Yaşam Tarzına Saldırı Çığırtkanlığı Fırsatçılık mı Yoksa Tezgah mı?

05 Ocak 2017 Perşembe 12:09A+A-

Miladi (!) yeni yılın ilk gününün gecesi İstanbul’da Reina isimli (ismini ve varlığını Türkiye halkının göbeğini kaşıyanlar ve dağdaki çobanlar sınıfına giren ekseriyeti gibi ve onlardan birileri olan bizlerin de ilk defa duyduğumuz) bir eğlence mekanına yapılan saldırı, son yıllarda en hunhar terör saldırılarına alışmış olmasına rağmen Türkiye halkını bir kez daha derinden sarstı. Zira yapılan saldırı Türkiye’de ilk defa gerçekleşen türde ve tam anlamıyla insanlık dışı bir saldırı idi.

IŞİD Postuna Girmiş CIA İşi mi?

Seçilen zaman, seçilen hedef, seçilen tetikçi, eldeki kamera görüntüleri ve diğer verilerden anlaşıldığına göre; teröristin tam bir profesyonel ve soğukkanlı bir katil olduğu vakıası ve arkasında bıraktığı izler, saldırının CIA işi yada işbirliği yada yönlendirmesi ile olduğuna dair güçlü karineler ortaya koyuyor.

Her ne kadar genel kanı IŞİD saldırısı olduğu yönünde ve IŞİD’in de bu saldırıyı üstlendiği iddia ediliyor ise de (ki bu tür örgütler işlerinde geldiğinde propaganda amacıyla yapmadıkları eylemleri de üstlenirler zaman zaman), vakıf olduğum kadarıyla mevcut veriler bende saldırının CIA işi olduğunu kanaatini pekiştiriyor.

Her Zamanki Gibi Dökülen Timsah Gözyaşları

Doğrusu saldırının hemen sonrasında İslam düşmanı cepheden yükselen iğrenç yorumlar tiksindirici mahiyette. Öncelikle saldırının yukarıda açıkladığımız argümanlar nedeniyle CIA işi olması kuvvetli ihtimalini hiç dikkate bile almadan direk IŞİD’e ihale etmekle kalmayıp, arkasından bu saldırıyı dolaylı olarak İslamcılara ve Diyanete bulaştırma çabaları gerçekten iğrençti.

Adeta göbek atarak karşıladılar bu saldırıyı, işte işte beklediğimiz fırsat elimize geçti, vur Işid vur ellerin dert görmesin diye için için sevinirken, gözlerinden oluk oluk timsah gözyaşları dökerek atladılar meydana (pardon soysal medyaya).

Tıpkı Reyhanlı Saldırısının hemen ardından harekete geçmelerinde olduğu gibi bu saldırının hemen ardından organize bir şekilde harekete geçmeleri, birilerinin bunların kulağına böyle bir saldırı olacağını ve saldırı olur olmaz hemen harekete geçmeleri gerektiğini fısıldamış olması ihtimalini oldukça kuvvetlendiriyor.

Diyanete Bile Tahammül Edemeyen Bu Güruh Bize Tahammül Eder mi?

Malum Diyanet algısı bizim kesimde genelde olumsuz olup, son yıllarda Diyanetteki gelişmelere rağmen, Diyanetin ve bu olumsuz algının istenilen seviyede değiştiğini söylemek mümkün değil.

Gel gör ki varlıklarını İslam düşmanlığı üzerine bina etmiş bu malum güruh Diyanetin gayet ılıman görüşlerine bile tahammül edemiyorlar. İddia ediyorlar ki, İslamcılar ve Diyanet yılbaşı kutlamalarını hedef alarak Işid’in bu saldırıyı yapmasına zemin hazırlamış. Bu mantığa göre, eğer bizler yılbaşı kutlamalarını eleştirmese imişiz, bu saldırı olmayacakmış.

Üstelik Yıldıray Oğur’un Türkiye Gazetesinde yayınlanan ve Haksöz Haber Sitesince alıntılanan “Laiklerin Cuma Hutbesinden Katliam Çıkarma Hastalığı” başlıklı yazısında tarihi kronoloji ile ortaya koyduğu gibi, Diyanet rejimin en şedit olduğu yıllarda bile yılbaşı kutlamaları, içki ve kumar konusunda, bu yıl verilen hutbeye göre çok daha sert eleştiriler yapmış olması ve bu eleştirilerin her nasılsa! bu yıl ve saldırının hemen ardından keşfedilmiş olması, saldırının hemen ardından yaşam tarzı müdahalesi çığırtkanlığına girişenlerin bu saldırı tezgahının bilinçli birer bileşeni olduğu konusunda ciddi şüpheler oluşturuyor bende.

Dam Üstünde Saksağan Vur Beline Kazmayı

Yaşam tarzına saldırı çığırtkanları o kadar kurnaz plan yapmışlar ki,  yutulmayacağını bildiklerinden, Diyanet ve İslamcıların yılbaşına yönelik eleştirileri IŞİD’i bu saldırıya yöneltti demiyorlar da, bu tenkitler nedeniyle IŞİD saldırıyı İslam adına yapmaya imkan buldu gibi üstün zeka eseri bir suçlamada bulunuyorlar. Ne denir ki, dam başında saksağan vur beline kazmayı sözünden başka.

Velev ki arkasında CIA parmağı olmayıp has ve has IŞİD saldırısı bile olsa, velev ki yılbaşını kutlayanları hedef bile almış olsa, bu durumun İslamcı camialar ve Diyanetle ne alakası var? Gerek Diyanet ve gerekse İslamcı camiaların geçmiş yıllarda bu yılkinden daha sert eleştiriler yapmış olduğu vakıası ortada iken, bunca yıl gıkınız çıkmamışken yeni mi aklınıza geldi yılbaşı kutlamalarına dair eleştirilerin yaşam tarzınıza saldırı olduğu?

Doğrusu yaşam tarzına saldırı korosunu oluşturan bu güruhun, 4 yıldır IŞİD’in en büyük zararı Irak ve Suriye’deki İslamcılarla Müslüman halka verdiğini, dolaylı olarak ta Esed, PKK/PYD ve İran’a alan açtığını görmezden gelerek, bir taşla birkaç tuş vurma kurnazlığı ve/veya tezgahı (yada iyi niyetle yaklaşarak söylersek) fırsatçılığı mide bulandıracak seviyeye ulaştı.

Bir Taşla Birkaç Kuş Vurmaya Çalışanlar

Saldırının arkasında IŞİD’in değil CIA’nın işi (direk, kullanma yada yönlendirme şeklinde olabilir) dair kanaatim bir yana, velev ki IŞİD bile yapmış olsa, bu saldırının İslam ve yılbaşı kutlamaları ile değil, Türkiye Devletinin IŞİD’le yaptığı savaşı akamete uğratmaya zemin hazırlamak için Türkiye halkını birbirine düşürme amaçlı olduğu (en azından en önemli amaçlarından birinin bu olduğu) açıktır. Kaldı ki CIA ile IŞİD’in ortak amacı olan Türkiye’yi Suriye’den çıkartabilmek için iç karışıklık çıkarmak hesabı, bu saldırıda da ortaklaşmalarına sebep olmaktadır.

Türkiye’deki yaşam tarzına saldırı korosunu oluşturan İslam düşmanı kesimin saldırıdan devşirmeye çalıştığı ve saldırıyı yapan odak yada odaklarla kesiştiği temel amaçları, yani esas vurulmaya çalışılan kuş bu. Ama bundan ibaret değil tabii. Aynı zamanda İslamcıları ve Diyaneti hedef alarak, bu kesimlerin İslam’ın onlara yüklediği en tabi görevlerini, yani insanlara hakkı tebliğ etme, emri bil maruf ve nehyi anil münker çabalarından alıkoymaya çalışıyorlar.

ABD Ve IŞİD’in Suç Ortakları

Doğrusu bu yalın gerçekleri görme(zden gel)mek gerçekten aşağılık bir ruh halini yansıtıyor. Hatta, eğer kanaatimiz doğru ise CIA ve/veya IŞİD’in saldırı ile amaçladığının, aynı zamanda bu koroya katılanların da ortak amaçları olduğunu, bilinçli olarak/tezgaha katılarak yada bilinçsizce/fırsatçılıkla bu ortak amaçla CIA ve IŞİD ile işbirliği yaptıklarını ortaya koyuyor.

Bu tezvirat ister tezgah olsun isterse fırsatçılık, yaptıklarının haksızlık olduğunu bile bile yapıyorlar. Zira Türkiye’nin Suriye’den başarısız olarak çıkmasını ve bu vesile ile Erdoğan’ın devrilmesini ve Türkiye’de Esedvari bir diktatörlük rejimi kurarak muhafazakar kesimi 1923’lerde olduğu gibi eze eze sürü gibi gütme; aynı zamanda Esed’in iktidarını koruyup Sünnileri eze eze yönetmeye devam etmesini, Suriye’nin kuzeyinde bir PKK/PYD koridoru ile arkasında Şiaperest İran koridoru oluşturulmasını ve Türkiye’nin Ortadoğu ile fiziki irtibatının tamamen kopartılmasını ve batının emir eri ve jandarması olmaya devam etmesini, ABD, İran ve Esed’ten daha hırsla istiyorlar.

Kendi Ölülerinin Kanını İçen Keneler

Bunların değil karşı taraftan ölenlere, kendi taraflarından ölenlere bile bir nebze olsun merhameti ve acıması yok. Hatta mümkün olsa kendi kesimlerinden daha fazla ölüm olsun istiyorlar. Amaçları her zaman olduğu gibi üzüm yemek değil bağcıyı dövmek.

Ölümlerin İslamcı ve Müslüman halktan değil, kendi kesimlerinden olmasını hassaten istiyorlar. Gerçi ölenlerin çoğu Türkiyeli değil Ortadoğulu ama, yaşam tarzları bizim laiklerle aynı olduğundan aynı kesimden sayılırlar. Bizim muhafazakar Ortadoğululara sahip çıkmamıza tu kaka diyenler, Esed ve benzeri kendileri gibi olanları baş üstünde tutuyorlar nedense. Bu tür saldırılarla kendilerinden ne kadar fazla ölü olursa o derece de seviniyorlar. Tıpkı Kürtlerin ve kendi mensuplarının ölümleriyle beslenen bir kene gibi semirip bu günlere erişen PKK gibi mantıkları, kendi kesimlerinden ne kadar ölü, o kadar davalarının güçlenmesi mantığındalar.

Öyle ki İslamcı ve Müslüman halka yönelik saldırı ve ölümler olursa, sevinmek yerine üzülecekler, zira bu davalarına zarar verecek, Erdoğan’ı güçlendirecek diye düşünüyorlar. Her ne kadar sıkıştıklarında en iyi Müslümanların kendileri olduğunu iddia edecek kadar kemiksiz de olsalar, bunlarda değil Müslümanlık, insanlığın bile zerresi yok, tam bir İslam düşmanı şeytan haline gelmiş durumdalar.

Yarası Olan Gocunsun

Bu alçak saldırıdan yarası olan gocunsun, bizler değil. Zira bizler yılbaşı, içki ve kumar konusunda geçmiş yıllarda hangi eleştirileri yapmışsak, bu yılda aynısı yapmışız ve kendilerine gelince fikir ve ifade özgürlüğü diyerek yırtınanların, bizim fikir ve ifade özgürlüğümüzü boğmaya çalışmaları da ayrı bir tenakuz. Bu nedenlerle bu saldırı ile ilgili en ufak bir sorumluluk hissetmiyor, bilakis bu saldırının yukarıda açıkladığımız nedenlerle İslam düşmanı güruhun suç ortaklığıyla işlenmiş olduğunu, asıl gocunması gerekenlerin onlar olduğunu düşünüyoruz.

İslam’a aykırı hiçbir düşünce, söz, tavır, fiil vs.’yi asla tasvip etmiyoruz ve bunların ortadan kalkması için Kur’an’ın ve peygamberimizin usullerince mücadele – cihat ediyoruz. Cihadımız - mücadelemiz zora ve zorbalığa değil, açık tebliğe, emri bil maruf nehyi anil münker esasına, hikmetle ve güzel öğütle mücadeleye dayanıyor. Tıpkı niyeti bağcıyı dövmek değil üzüm yemek olan tüm ıslahatçı Peygamberler ve Salihler gibi.

Lakin birileri bizim çabalarımızdan rahatsız oluyor, barışçıl tebliğ ve uyarı çalışmalarımızı terk etmemizi, günaha günah demememizi, Allah’ın emirlerini insanlara tavsiye etmememizi istiyorlar ve bu saldırı gibi fırsatlardan istifade ile manipülasyon ve olumsuz algı oluşturuyorlar. Hatta onlar biz eleştirmeyelim ve saldıralım ki, bir taşla birkaç kuş vursunlar istiyorlar.

Yılbaşına Değil Müslümanların Yılbaşı Kutlamalarına Karşıyız

Bu arada, yılbaşına yönelik eleştirilerin çığırından çıkarak, Hristiyanlığa ve Noel baba gibi sembollerine yöneltilmesini ve Noel baba kostümlü kişilerin başına silah dayama gibi eleştiri sınırlarını aşan protesto eylemlerinin de yanlış olduğunu düşündüğümü ifade etmeliyim.

Zira biz Hristiyanların Noel baba ve yılbaşı gibi kendilerine has olan değerlerine değil, Müslümanların onlara özenerek bunları kutlamasını ve Hristiyanlıkta da yasak olan sarhoşluk, kumar ve fuhşiyat uygulamalarını eleştiriyoruz. Hristiyanların kendi dinleri ve adetlerince sarhoşluk, kumar ve fuhşiyata sapmadan bu değerlerini yaşamaları ve yaşatmalarından rahatsız olmamız için bir gerekçe yok.

Üstelik Müslüman olduğunu iddia edipte Hristiyanlar gibi yada Hristiyanların bile tasvip etmediği şekilde kumar ve fuhşiyat bulaştırarak yılbaşı kutlayanların (tezviratçı koronun içten içe arzuladığı gibi) başına silah dayamıyoruz ve sadece fikir ve ifade özgürlüğü kapsamında eleştiriyoruz, hepsi bu. Eğer bunu yapmak suçsa, bu suçu ne pahasına olursa olsun işlemeye devam edeceğimizi de peşinen deklare ediyoruz.

Birileri Rahatsız Oluyor Diye İslami Mücadeleden Vaz Geçmeyeceğiz

Kim ne derse desin, neye mal olursa olsun, 5.Maide Suresi 54. ayette buyurulduğu üzere, hiçbir kınayanın kınamasından çekinmeden İslami mücadelemizi sürdüreceğiz inşallah.

Kimse Türkiye’de ne Diyanetin ne de İslami camiaların bu güne kadar bunun dışına çıktığını, zora ve zorbalığa yöneldiğini ve bu amaçla teröre bulaşığı iddia edemez. Asıl zora ve zorbalığa uğrayanlar bizlerdik yıllarca, son yıllarda biraz nefes aldık. Şimdi elimize imkan da geçtiği halde zor ve zorbalığa başvurmadık ve vurmayacağız. Zira biz dinde zor ve zorbalığın Kur’ana ve sahih sünnete aykırı, hikmetle ve güzel öğütle davet ile kötülüğü en güzel şekilde engellemek suretiyle ıslahın da emri olduğunun idrakindeyiz.

Bu gerçeklere vakıf olduğu halde bizleri IŞİD ile bir gören alçaklara söyleyecek söz bulamıyor, başınıza IŞİD düşsün diyoruz.

Zorbalığa Uğramayı İsteyen Hastalar Güruhu

Biz ne kadar zor ve zorbalıktan uzak durursak, bu azgın güruhta o nisbette bizlerin kendi kesimlerinden birilerine karşı zor ve zorbalık yapmasını şiddete arzuluyor, bulamayınca kendileri bir şeyler uyduruyorlar. Tıpkı her ramazandaki oruç tutmadı dövüldü gibi asparagas haberler yada falan kadın şort giydi dövüldü gibi istisnai vukuatlarla suçlu oldukları halde güçlü olmak için kumpaslar kuruyorlar.

Nitekim yılbaşı saldırısını da bu amaçla manipüle etmek için (amma tezgaha ortak olarak amma fırsatçılık yaparak) akıl almaz kıvraklıkta akıl oyunları yapıyor, saldırının suçunu bizlere atarak, yaşam tarzına saldırı tezviratı ile İslami mücadelemizde İslamcıları ve Diyaneti pasifize etmek istiyorlar.

Onların mantığıyla bakarsak, IŞİD bu saldırı ile laik modernlerin iç savaş çıkaracağını hesap ederek bu saldırıyı yaptı yada laik modernler IŞİD’in saldırısına zemin olacağını bile bile yılbaşı kutlamaları yaparak bu saldırıya zemin hazırladılar, suçlu laik ve modernlerdir dersek haklı olmaz mıyız?

Yine Geldik Laikliğin Faziletlerine

Dedik ya fırsattan istifade çıkınlarında ne kadar eski varsa çıkarıp pazarlamaya çalışıyorlar. Bu saldırıların Kemalizm’in ve laikliğin önemini ortaya koyduğunu ve dolayısıyla Türkiye’de muhafazakar kesim dahil laiklik ve Kemalizm’in yeniden keşfedileceğini umduğunu açık açık söyleyenlerde çıktı saldırı sonrası.

Bu sütunlarda 18 Kasımda yayınlanan “Laikliğin Faziletleri Üzerine” isimli yazımızda bu tür uçuk iddialara ayrıntılı olarak cevap verdiğim için tekrar etmek istemiyorum. Kısaca, IŞİD ve benzeri örgütler ve bu tür saldırılara uygun zemin varsa, bunun sebebi Kemalizm ve laikliğin Müslümanları sağlıklı din eğitiminden alıkoyması, laikliği ve Kemalizm’i din olarak dayatması ve Müslümanlara dinlerini özgürce yaşayacakları alan bırakmaması olduğu gerçeğini hatırlatmakla iktifa ediyorum. Bu nedenle tekrar Kemalizm ve laikliğe sarılmak, iyileşmeye yüz tutan hastayı tekrar komaya sokmak anlamına gelecektir.

İç Savaş Meraklıları

Saldırı sonrası içlerinde bir Cumhuriyet Gazetesi muhabirinin de olduğu Kemasolcu bir grup genç kahve kahve dolaşarak gericiliğe karşı savaş çağrısında bulunmuşlar. Üstelik apaçık bir iç savaş tahriki suçu olan bu faaliyet karşı mahallede bir kahramanlık destanı olarak reklam ediliyor. Alimallah ya bizim mahalleden birileri benzer bir faaliyette bulunsalardı, demek ki yakışıyor hampama.

Anlamak mümkün değil bu kendilerine demokratların mantığını. İslamcıların ve Diyanetin her yıl olduğu gibi bu yılda yaptığı (ve geçen yıllara göre dozu daha düşük olan) yılbaşı kutlamalarını hedef alan (ki bu kutlamaları halkın muhafazakar kesiminden de ciddi katılımlar söz konusu ve özellikle Diyanetin çabaları, çoğu en azından Cuma cemaati olan bu kesimi etkilemeye yönelik) faaliyetler toplum kesimlerini birbirine karşı kışkırtma suçu oluyor da, birilerinin kahvelerde toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı alenen kışkırtması nasıl suç olmuyor?

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum