
Umran dergisinin Nisan 2026 sayısı çıktı
Umran dergisi Nisan 2026 tarihli 380. sayısında şer ittifakının İran’a saldırısını merkeze alan bir manşetle çıktı!
Dergide, Gazze’deki soykırımın suç ortaklarından ABD’nin, yerleşimci kolonyalizm projesi İsrail’le birlikte İran’a saldırılarının gerek bu ikili ile sınırlı olmayan Batı ittifakını gerekse dünyayı daha kötü bir duruma soktuğu üzerinde duruluyor.
Dünya ve Türkiye Gündemi
Derginin gündem sayfaları Burhanettin Can’ın ABD-İsrail ve İran savaşını hibrit savaş kapsamında değerlendiren yazısıyla başlıyor. Küresel düzlemde ABD-İsrail şeytani birlikteliğine karşı açık ve kesin bir tavır alındığını belirten Can, İran’ın kendisinden beklenmeyen bir direniş sergileyerek dünya kamuoyunu şaşırttığını vurguluyor.
Celalettin Vatandaş ise geçen ay hayatını kaybeden Jürgen Habermas konulu “Habermas Üzerine Bir Not: Konuşmanın Teorisi, Sessizliğin Pratiği” yazısında, Batı merkezli ve kolonyal körlüğe sahip Habermas’ın Gazze soykırımı sürecinde İsrail ile dayanışma sergilemesi üzerinden düşünürün tekliflerini sorguluyor.
Mehmet Beyhan “Rekabetin Ahlaki Zemini Üzerine” başlıklı yazısında kurucu rekabetin sunabileceği imkânlara değiniyor.
Ortadoğu’dan dünya meselelerine uzanan çevirilerde ise şu metinler var: Emel Saad “Lübnan Devletinin Tabiatının Yeniden Tanımlanmasına Doğru”, Semir Ataullah “Lübnan’ın ve Filistin’in Sesi: Ahmet Ka’bûr”, Muhsin Kediver “İran’a Saldırı ve Görevimiz”, Abdülkerim Suruş “Mücteba Hamaney’e Mektup’tan”, Rıdvan Seyyid “Heykeller ve Halidiler, Araplar ve İran” ve Said Muhammed “Jürgen Habermas: Felsefesinin Ölümüne Şahit Olan Diyalog Kâhini”.
Yırtıcı Hegemon, İran’ın Direnci ve Batı’nın Dekompozisyonu
Ortadoğu’daki askerî tırmanmanın daha fazla yıkım ve daha büyük bir ekonomik kriz getireceği muhakkak. Petrol fiyatlarındaki her yükseliş, özellikle kırılgan ekonomiler için sadece bir maliyet artışı değil, aynı zamanda ekonomik baskının ve borç sarmalının başlangıcıdır. Artık herkes yarım asırlık neoliberal dönemin sakladığı şu gerçeği anladı: Kapitalizm, ders kitaplarında anlatılanın aksine sadece piyasa ve sözleşmelerden ibaret değildir; özünde savaş, kölelik ve devlet şiddetini barındıran siyasi bir yapıdır. Dolayısıyla bir tahakküm ilişkisi olan sömürgecilik, günümüz dünya politikasını anlamlandırmak için gerekli olan anahtar kavramların başında gelir.
Kendisinden beklenmeyen ölçüde direniş gösteren İran’ın saldırılarının çoğu sabit hedeflere yöneldi; özellikle bölgedeki ABD hava üsleri ile İran’a potansiyel düşman görülen ya da ABD ile bağlantılı ülkelerdeki sabit hedeflere. Batı’nın “tabii çekirdeği”ni oluşturan ABD, İngiltere ve Fransa arasındaki ayrışmalar Batı’daki dekompozisyon (parçalanma) sürecinin hız kazandığının işareti. Avrupa’daki kültürel ve dinî kırılma hatlarının jeopolitik sonuçları da dikkat çekiyor. Özellikle Protestan kuzey ülkeleri ile Katolik-Latin güney arasında derin bir zihniyet farkı oluştuğu inkâr edilemiyor.
Derginin bu çerçevede hazırlanan dosyasına Mustafa Aydın “Üçüncü Dünya Savaşı Yok Çağdaş Haçlı Seferleri Var”, Metin Alpaslan “ABD-İsrail ve İran Savaşı’nın Bölgesel ve Küresel Etkileri”, Kürşad Atalar “ABD-İsrail İran’a Karşı: Şimdi Ne Olacak?”, Ömer Behram Özdemir “ABD-İsrail ve İran Savaşı’nda Gidişat Ne Vaat Ediyor?”, Mehmet Furkan Ören ise “Devam Eden Savaşın Teo-Politiği Üzerine” başlıklı yazılarıyla katkı sunuyor.
Düşünce Dünyamız, Kültür ve Sanat
Derginin kritik bölümü Gülşen Özer’in, İslâm düşüncesinin çağdaş dönemde yeniden yorumlanması ve ihyası konusunda önemli katkılar sunan merhum Seyyid Muhammed Nakib el-Attas’ın hayatını ve düşüncelerini anlattığı yazısıyla başlıyor.
Kâmil Yeşil’in “Samiha Ayverdi’nin Pozitivist Spiritüalizmle Mücadelesi” başlıklı metni Ayverdi’nin romanlarına ve mektuplarına nasıl yaklaşılması gerektiği noktasında bir perspektif sunuyor.
Kaan Küçük’ün “Ali Şeriati’yi Nasıl Okumalıyız?” yazısı ise Şeriati’ye değinen birkaç metinden ve iki kitaptan yola çıkarak Şeriati’nin düşüncelerinin nasıl ele alınması gerektiğine odaklanıyor.
Aytaç Ören “Yaşayan İslâm” bölümündeki “Cuma Kayıtları” yazı dizisini “Savaşta Oyun Oynayan Çocuklar” metni ile sürdürüyor.
Derginin kültür sanat bölümü Günay Bulut’un “Rachel Corrie’nin Günlükleri” başlıklı yazısıyla başlıyor. Bulut, Corrie’nin günlükleri üzerinden 1990’lardan sonra olup bitenlere, ailesinin Ayşenur Ezgi Eygi ailesine destek sunması gibi hadiselere dikkat çekiyor.
Ahmet Örs “İnsan Ancak Böyle Doğar” yazısında hikâyeci Mustafa Başpınar’ın denemelerine değiniyor ve şöyle diyor: “Peşin peşin söylemek gerekir ki Mustafa Başpınar, yaşadığı dünyanın sorunlarını paylaşan, onları düşünen, onlar konusunda acı çeken, gördüklerinin acılarını paylaşan ve onların mutluluğunu isteyen bir yazardır.”
Ahmet Salih Çelebi ise “Hakkaniyetli Bir Yönetmen: Mecid Mecidi” yazısında yönetmenin ABD-İsrail ikilisinin İran’a saldırısını kınayan açıklaması üzerinden filmlerinde geniş yer tutan çocuk duyarlılığını öne çıkarıyor.

www.umrandergisi.com.tr








HABERE YORUM KAT