1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Irak zorlu bir sınavla karşı karşıya: Hükümet silahlı gruplarla çatışacak mı?
Irak zorlu bir sınavla karşı karşıya: Hükümet silahlı gruplarla çatışacak mı?

Irak zorlu bir sınavla karşı karşıya: Hükümet silahlı gruplarla çatışacak mı?

Gazeteci Taha Emin, Irak’ın ABD ile İran arasındaki gerilimde egemenliğini korumaya çalışırken silahlı gruplarla çatışma riskiyle karşı karşıya kaldığı kritik dengeyi yorumluyor.

04 Nisan 2026 Cumartesi 01:05A+A-

Irak Zorlu Bir Sınavla Karşı Karşıya: Hükümet Silahlı Gruplarla Çatışacak mı?

Taha Emin / Fokus+


 

Irak hükümeti, bölgede savaşın genişlemesiyle birlikte karmaşık bir egemenlik sınavıyla karşı karşıya kaldı. Askeri baskılar ile iç bölünmelerin kesiştiği bu süreçte Bağdat, Washington ile Tahran arasında kırılgan bir dengeyi korumaya çalışıyor. 

İran bağlantılı Iraklı silahlı grupların sahaya daha aktif şekilde dahil olması ve buna karşılık ABD’nin artan askeri yanıtları, devleti tırmanışı kontrol altına alma ile iç çatışmaya sürüklenmeyi önleme arasında zor bir denklemin içine itiyor. 

Hükümetin karşılık verme hakkı tanıyan kararları ve askeri karar alma merkezlerinin çoğalmasına yönelik yargı uyarıları arasında, Bağdat ile Haşdi Şabi arasındaki ilişkiyi yeniden şekillendirebilecek bir krizin ana hatları ortaya çıkıyor. 

Sahada gerginliğin artması 

Gerilimin tırmanmasıyla birlikte, güvenlik gelişmeleri sahada oldukça karmaşık bir tablo ortaya koydu.  

Anbar vilayetindeki Habbaniye askeri üssüne, ABD tarafından gerçekleştirildiği bildirilen bir saldırı düzenlendi.  

Söz konusu saldırıda 20 Iraklı asker öldü ve yaralandı. Saldırının niteliği konusunda çelişkili açıklamalar ortaya çıktı. 

Irak merkezli El-Meda gazetesinde yer alan bir haberde, hedef alınan noktada ordu ile Haşdi Şabi güvenliği arasında ortak bir karargah bulunduğunu belirtti.  

Bu durum, iki taraf arasındaki operasyonel ortaklığın boyutunu ortaya koyarken, istenmeyen çatışma riskini de artırıyor. 

Irak Savunma Bakanlığı ise, saldırının askeri bir sağlık merkezi ve hizmet tesislerini hedef aldığını duyurdu ve bunu açık bir ihlal olarak nitelendirerek, karşılık verilmesi gerektiğini vurguladı. 

Öte yandan Monte Carlo Radyosu, İran’a yakın grupların Irak içi ve dışında ABD hedeflerine yönelik 23 insansız hava aracı (İHA) saldırısı düzenlediğini aktardı. 

Washington ise, Haşdi Şabi mevzilerine yönelik saldırılarla karşılık verdi. Bu saldırılarda Irak ordusuna mensup unsurların da aralarında bulunduğu ölü ve yaralıların olduğu bildirildi. Gelişmeler, durumu daha da karmaşık hale getiriyor ve çatışma çizgilerini belirsizleştiriyor. 

Devlet denklemi 

Gerilimin hızla tırmanması karşısında Irak hükümeti, silahlı grupları kontrol altında tutmak ile egemenliği korumak arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. 

Ulusal Güvenlik Bakanlar Konseyi’nin son toplantısının ardından yayımlanan hükümet açıklamasında, Haşdi Şabi de dahil olmak üzere güvenlik güçlerini hedef alan saldırılara karşı karşılık verme ve meşru müdafaa hakkı ilkesinin benimsendiği duyuruldu.  

Söz konusu açıklamada savaş ve barış kararının anayasal çerçevede yalnızca devlete ait olduğu vurgulanırken, bu çerçeve dışında hareket eden tarafların yargılanacağı ifade edildi. 

Karar ayrıca, iki taraf arasındaki baskıyı dengelemek amacıyla ABD maslahatgüzarı ve İran büyükelçisinin çağrılmasını ve onlara protesto notlarının iletilmesini de içeriyor. 

Güvenlik uzmanı Fadıl Ebu Reghef, Irak hükümetinin, gerilimin tırmanışını kontrol altına almak için iki paralel yol izlediğini dile getirdi. 

Konuya ilişkin Fokus Plus’a konuşan Reghef, ilk yaklaşımın, ABD’nin çıkarlarına yönelik saldırıların sorumluluğunu üstlenen bazı gruplarla dolaylı iletişim kanalları açmayı içerdiğini söyledi. 

İkinci yaklaşımın ise bu operasyonlara karışanları yargılamak için yasal ve adli mekanizmaları harekete geçirmeye dayandığını belirtti. 

Reghef, sonuç olarak Bağdat’ın bölgesel çatışma denklemine doğrudan dahil olmaktan kaçınmaya çalıştığını ekledi. 

Diğer yandan, Irak Haber Ajansı (INA), Bağdat ile Washington’un terör saldırılarını önlemek ve Irak topraklarının herhangi bir saldırı için kullanılmasını engellemek amacıyla üst düzey bir koordinasyon komitesi kurulması konusunda anlaştığını duyurdu.  

Açıklamada Irak’ın çatışma alanının dışında tutulmasının hedeflendiği de vurgulandı. 

Bu ifade dikkat çekici bir anlam taşıyor. Zira hükümetin, doğrudan isim vermese de, terör eylemi olarak sınıflandırılan saldırıların varlığını kabul eden bir söylemi benimsediğini gösteriyor. 

Bu da, bazı silahlı grupların doğası ve devam eden tırmanıştaki rolleri konusunda yorumlara kapı açıyor. Ancak bu hassas denge ciddi riskler barındırıyor.  

Monte Carlo Radyosu’nun uzmanlara dayandırdığı değerlendirmelere göre, karşılık verme hakkı tanınması bazı gruplar tarafından operasyonlarını genişletmek için bir kılıf olarak yorumlanabilir. Bu durum ise hükümetin güvenlik sahasındaki kontrol kapasitesini zayıflatabilir. 

Bölgesel baskılar 

Silahlı grupların faaliyetlerinin artmasıyla birlikte Bağdat'a Arap komşularından gelen baskı artıyor.  

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Katar, Bahreyn ve Ürdün'den oluşan altı Arap ülkesi ortak açıklama yaparak, ister doğrudan ister İran destekli silahlı gruplar aracılığıyla olsun, Irak topraklarından komşu ülkelere yönelik saldırıları şiddetle kınadı. 

Söz konusu ülkeler 25 Mart tarihli açıklamalarında, Irak hükümetine bu saldırıların durdurulması için derhal adım atma çağrısı yaparken, gelişmelerin bölgesel güvenlik ve ikili ilişkiler üzerindeki olası sonuçları konusunda uyardı. 

Açıklamada ayrıca bu ülkelerdeki hayati tesisler ve altyapının hedef alındığı belirtilirken, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa haklarının saklı olduğu vurgulandı. 

Bu tutum, Irak’ın bölgesel bir çatışma platformuna dönüşebileceğine yönelik artan endişeleri yansıtırken, Bağdat’ı Arap ülkeleriyle ilişkilerini koruma ile silahlı grupların sınır aşan faaliyetlerini engelleme arasında zor bir diplomatik sınavla karşı karşıya bırakıyor. 

Çatışma riski 

Savaşın sürmesiyle birlikte, askeri karar alma merkezlerinin çoğalması iç çatışma riskine dair endişeleri artırıyor. 

Irak Haber Ajansı'na göre, Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan, savaş ilanının yalnızca devlete ait egemen bir karar olduğunu ve parlamentonun üçte iki onayını gerektirdiğini belirterek, silahlı grupların tek taraflı adımlarının anayasa ihlali anlamına geldiği uyarısında bulundu. 

Zeydan, bu tür kontrolsüz adımların güvenlikte kaosa yol açabileceğini, Irak’ı uluslararası yaptırımlar ya da izolasyon riskiyle karşı karşıya bırakabileceğini ve askeri kararların çakışması nedeniyle iç çatışmaları tetikleyebileceğini ifade etti. 

Güvenlik uzmanı Ebu Reghef ise, hükümet ile Haşdi Şabi arasında bir çatışma ihtimalini düşük gördüğünü belirterek, Haşdi Şabi’nin başkomutana bağlı resmi bir yapı olduğunu, buna karşılık örgütsel, hukuki ve operasyonel olarak bu yapıdan bağımsız hareket eden bazı silahlı gruplar arasında ayrım yapılması gerektiğini vurguladı. 

Irak Parlamentosu üyesi Sinan el-Cumeyli de, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, güvenlik kararının yeniden devletin elinde toplanmasının çoklu güç merkezlerini önlemek açısından zorunlu hale geldiğini ifade etti. 

Buna karşılık Irak’taki Ketaib Hizbullah örgütü, toprağı ve kutsal yerleri savunmanın, düşmanlarla aynı çizgide olanların onayına ihtiyaç duymadığını açıkladı. 

Örgütün güvenlik sorumlularından Ebu Mücahid el-Assaf, bazı hükümet ve yargı organlarını hain ve fitne çıkarmakla suçlayarak, düşmanla işbirliği yapmak veya başka bahanelerin arkasına saklanmakla itham etti. 

Silahlı grupların tepkileri, özellikle Ketaib Hizbullah’ın yargı kurumuna yönelik eleştirileri, devlet kurumları ile bu yapılar arasındaki uçurumun genişlediğini ortaya koyuyor. 

Öte taraftan, Ebu Reghef, bazı silahlı grupların devlet çerçevesi dışında hareket ettiğini ve hükümetin kontrolünden bağımsız kararlar aldığını belirtti. 

Bu grupların, ABD hedeflerine yönelik gerçekleştirdikleri saldırıların, Haşdi Şabi’yi olumsuz etkileyebileceğinin farkında olduklarını söyledi. 

Söz konusu durumun daha fazla tırmanmayı önlemek için davranışların rasyonelleştirilmesini gerekli kıldığını ifade etti. 

Güvenlik uzmanı, hükümet ile Haşdi Şabi arasında fiili bir gerilim bulunmadığını, zira bu yapının resmi güvenlik sistemi içinde yer aldığını ve idari, mali ile operasyonel olarak devlete bağlı olduğunu vurguladı. 

Diğer silahlı grupların ise ayrı yapılar olarak Haşdi Şabi’yi temsil etmediğini ve onun kararlarını yansıtmadığını kaydetti. 

Irak, devlet otoritesini tesis etmek ve kontrolsüz silahı sınırlandırmak ile çoklu güç yapısına sürüklenerek iç çatışma riskini artırmak arasında kritik bir yol ayrımında bulunuyor. Bölgesel gerilim, manevra alanını daraltırken tüm senaryoları açık bırakıyor. 

 

HABERE YORUM KAT