1. HABERLER

  2. İSLAM

  3. KUR'AN

  4. (Peygamber) dedi ki: 'Rabbim yerde ve gökte söylenen her sözü bilir’
(Peygamber) dedi ki: 'Rabbim yerde ve gökte söylenen her sözü bilir’

(Peygamber) dedi ki: 'Rabbim yerde ve gökte söylenen her sözü bilir’

(Peygamber) dedi ki: 'Rabbim yerde ve gökte söylenen her sözü bilir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.' (Taha: 4)

01 Haziran 2026 Pazartesi 08:07A+A-

enbiya-4.jpg

(Peygamber) dedi ki: 'Rabbim yerde ve gökte söylenen her sözü bilir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.' (Enbiya: 4)

Bu, Peygamber (s.a) tarafından onların karşı propagandalarına verilen cevaptır. Onların her sözüne misli bir cevap vermek yerine Peygamber (s.a) "Sizinle Rabbim ilgilencektir, çünkü O herşeyi duyar ve bilir" demekle yetinmiştir.

Bu noktada Hz. Peygamber -salât ve selâm üzerine olsun- kendisi ile onlar arasındaki meselenin çözümünü Rabb’ine bırakıyor. Yüce Allah kendisine onların, gizlice yaptıkları konuşmaları haber vermişti. Onları, Kur’andan ve onun güçlü etkisinden korunmak için düşündükleri hilelerden haberdar etmişti.

Yeryüzünün herhangi bir köşesinde geçen hiçbir gizli konuşma yoktur ki, Allah ondan haberdar olmasın. O göklerde ve yerde söyleneni bilir… Onların aralarında gizlice tasarladıkları her planı bilir ve peygamberine haber verir. Çünkü O, her şeyi bilir.

Evet göklerde ve yerde gizli ve açık kim ne konuşuyorsa Rabbim onu bilir. Sizin gece gündüz neler konuştuğunuzu, neler planladığınızı da, bu tavırlarınızın karşılığı olarak size nasıl bir ceza vereceğini de bilen O’dur. Yâni ben sizin bu iftiralarınıza, bu saçmalıklarınıza cevap verecek değilim. Sizin muhatabınız ben değil Rabbimdir. Çünkü ben Rabbimin elçisiyim. Bu söylediklerimin hiçbirisi benden değil, Ondandır. 

Evet onların terbiyesizce, seviyesizce, küstahça takındıkları alaylı tavırlarına Rabbimiz tarafından verilmiş en güzel bir cevaptır bu.

BASAİRUL KUR’AN

Zemahşerî’nin bu ayete dair öne çıkan açıklamaları:

1- "Ey Muhammed, onlara de ki: Sizin gizlediğiniz her şeyi Allah bana haber veriyor." Zemahşerî, bu emrin doğrudan Allah'tan peygamberine bir koruma ve ne söyleyeceğini dikte etme gücü verdiğini belirtir.

2. "Yerde ve Gökteki Sözlerin Bilinmesi" (İlim ve İhata)

Zemahşerî, ayetteki "Yerde ve gökte söylenen her sözü bilir" ibaresini tefsir ederken belagattaki ihata (kuşatıcılık) ilkesine değinir:

Müşrikler kendi aralarında "Bu da sizin gibi bir insan değil mi? Şimdi siz göz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?" (Enbiyâ, 3) diyerek seslerini kısıyor, gizlice fısıldaşıyorlardı. Zemahşerî der ki:

Allah, yerde insanların fısıltılarını bildiği gibi, gökteki meleklerin veya görünmez varlıkların en yüksek sesli ya da en gizli konuşmalarını da aynı anda bilir. Kulakların duymayacağı kadar alçak sesle konuşulan fısıltılar ile gök gürültüsü gibi açık sözler Allah'ın ilminde eşittir. Müşriklerin fısıltılarını gizleyebileceklerini sanmaları, onların Allah'ın ilmini hakkıyla takdir edememelerinden kaynaklanan büyük bir cehalettir.

3. Es-Semî’ ve El-Alîm İsimlerinin Tehdit Boyutu

Zemahşerî, ayetin sonundaki "O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir" (Ve hüve's-semîu'l-alîm) cümlesinin sıradan bir bilgi aktarımı değil, çok ciddi bir tehdit ve azap uyarısı olduğunu vurgular:

Zemahşerî'ye göre bu isimlerin ayet sonunda yer alması, "İşittiği ve bildiği bu çirkin amellerin cezasını size mutlaka ve eksiksiz olarak verecektir" anlamına gelen edebi bir uyarı tarzıdır.

Zemahşerî’nin Genel Özeti: Müşrikler, Peygamber’in getirdiği vahyin etkisini kırmak için arkasından gizli komplolar kuruyorlardı. Bu ayet, onların gizlilik duvarını paramparça etmiştir. Çünkü gizledikleri sözler, Allah'ın peygamberine vahşiyen bildirmesiyle deşifre edilmiş ve onların "beşerî gizlilik" algısı, Allah’ın "sonsuz ilmi" karşısında aciz bırakılmıştır.

EL KEŞŞAF TEFSİRİ

HABERE YORUM KAT