
"Onlara apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman..."
Onlara apaçık olan ayetlerimiz okunduğunda, o küfre sapanlar, iman edenlere derler ki: "İki gruptan hangisi, makam bakımından daha iyi, topluluk bakımından daha güzeldir?" (Meryem/73)
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُٓواۙ اَيُّ الْفَر۪يقَيْنِ خَيْرٌ مَقَامًا وَاَحْسَنُ نَدِيًّا ﴿٧٣﴾
73- Onlara apaçık olan ayetlerimiz okunduğunda, o küfre sapanlar, iman edenlere derler ki: "İki gruptan hangisi, makam bakımından daha iyi, topluluk bakımından daha güzeldir?"
Apaçık ayetlerin okunmasına karşılık, kafirler onların sunduğu mesaja inanacakları yerde müminlere, kendilerinin haklı ve doğru olduklarını göstermek için şöyle sorular yönelttiler: "Kimin daha güzel ve büyük evleri var? Kimin hayat standartları daha yüksek? Kimin daha muhteşem ve şâşaalı meclisleri var? Eğer siz mahrum olduğunuz halde bütün bunlara biz sahip isek, o zaman kendiniz için, çok mutlu bir dünya hayatı yaşayan bizler mi, yoksa fakir ve zavallı bir hayat yaşayan sizler mi doğru yoldasınız. Buna karar verin.
Kureyş kabilesinin şu burnu büyük şeflerine bakınız. Yüce Allah’ın ayetleri kendilerine okununca yoksul mü’minlere dudak bükerek şöyle derler; “Hangimizin sosyal konumu daha üstün, hangimizin itibarı daha yüksektir? Muhammed’e inanmayan kodomanlarınmı, yoksa O’nun etrafında halkalanan yoksulların mı? Söyleyin bakalım bu iki kesimin hangisinin sosyal konumu daha üstün, hangisinin itibarı daha yüksektir? Nadir b. Haryis’in, Amr b. Hışam’ın, Velid b. Mugıre’nın ve kodaman dostlarının mı, yoksa Bilâl’in, Ammar’ın, Habbab’ın ve gariban yoldaşlarının mı?
Bu inanç sisteminin süsten, gösterişten, debdebeden ve diğer baştan çıkarıcı avantajlardan soyutlanmış bir yalınlıkta ortaya çıkması rastgele değildir; bu durum yüce Allah’ın hikmetinin sonucudur. Güdülen amaç şudur: Bu inancın sırf kendisini isteyenler, insanların alkışlarını ellerinin tersi ile bir yana iterek yüce Allah’ın rızasına göz dikenler, insanların karşılarında takla attıkları değerleri ve baştan çıkarıcı avantajları hiçe sayabilenler ona gelsinler. Buna karşılık mevki, çıkar, gösteriş, debdebe, servet, refah ve lüks hayat düşkünleri ondan uzak dursunlar.
FİZİLALİL KUR’AN
Ayette geçen "Makam" (mevki) ve "Nadiyye" (toplantı yeri/meclis) kelimeleri üzerinden, kendi görkemli evlerini, zenginliklerini ve kalabalık meclislerini bir haklılık delili olarak sunmaktadırlar.
Onlar şöyle düşünüyorlardı: "Eğer Muhammed’in dini hak olsaydı ve Allah onlardan razı olsaydı, onları bu kadar fakir ve zelil bırakmazdı. Bize bu kadar mülk ve iktidar verdiğine göre, asıl doğru yolda olan ve Allah katında değerli olan biziz."
Râzî, bu mantığın büyük bir yanılgı olduğunu; dünya nimetinin bir imtihan olduğunu ve Allah'ın istidrac (derece derece helake yaklaştırma) olarak da kafirlere verebileceğini vurgular.
Hakiki üstünlük, dünya süsüyle değil, iman ve ahlakla ölçülür.
Râzî burada şunu savunur: Allah, dünyayı sevene de sevmeyene de verir; ancak ahireti ve hidayeti sadece sevdiklerine verir. Dolayısıyla "Kimin meclisi daha güzel?" sorusu, ahireti inkar eden ve sadece görünen dünyaya hapsolmuş bir aklın hezeyanıdır.
TEFSİR-İ KEBİR




HABERE YORUM KAT