"Onlar O’ndan önce söz söylemezler ve hep O’nun emriyle iş görürler"

"Onlar O’ndan önce söz söylemezler ve hep O’nun emriyle iş görürler"

"Onlar O’ndan önce söz söylemezler ve hep O’nun emriyle iş görürler." (Enbiya/27)

لَا يَسْبِقُونَهُ بِالْقَوْلِ وَهُمْ بِاَمْرِه۪ يَعْمَلُونَ ﴿٢٧﴾

27- Onlar O’ndan önce söz söylemezler ve hep O’nun emriyle iş görürler.

Hiçbir kul; Allah’ın önüne sözle bile geçemez. Çünkü onlar, o melekler, o peygamberler herkesten çok Rablerine teslim olan, herkesten çok O’na kulluk eden varlıklardır. Onlar asla kendi sözlerini Allah sözünün önüne geçirmezler. Onlar Rablerinin emriyle hareket ederler. Emir olunmadıkları hiçbir şeyi söylemezler, hiçbir şeyi yapmazlar. 

Zaten ne Îsâ (a.s), ne Üzeyr (a.s) ne de melekler sözle böyle bir şey söylememişlerdir. Bizler Allah’ın oğulları kızlarıyız, bizler de tanrılarız, bizlere de kulluk etmek, bizim arzularımızı, bizim yasalarımızı da uygulamak zorundasınız dememişlerdir. Öyleyse nasıl oluyor da bu insanlar onların demedikleri bir şeyi onlar namına söylemeye çalışıyorlar? Nereden alıyorlar bu yetkiyi? 

Aslında bunların derdi şuydu. Üzeyr Allah’ın oğludur, Îsâ Allah’ın oğludur derken bu adamlar esasen Allah’a karşı torpilli varlıklar bularak, işledikleri şeylere  kılıflar bulmaya çalışıyorlardı. Allah’a veliahtlar bulmaya çalışıyorlardı ki böylece Allah’a yaklaşabilme, O’na torpil yaptırabilme imkânı bulabilsinler. Öyle ya bir insana çocuğundan daha yakın birisi olmayacağına göre, ya da adam çocuğunun hatırından çıkamayacağına göre, bunlar da sanki Allah’ı insan gibi, kendisine çocuğu vasıtasıyla yaklaşılabilecek bir varlık bildiklerinden ötürü torpil yaptırma derdiyle bu herzelere yöneliyorlardı. Bu varlıkların yarın Allah huzurunda şefaatte bulunarak kendilerini kurtaracaklarına inanıyorlardı. İşte bu yüzden bu sapıklıkların içine giriyorlardı. 

BASAİRUL KUR’AN

​Tefsîr-i Kebîr’de bu ayet, meleklerin Allah’a olan mutlak bağlılıkları ve masumiyetleri ekseninde şu temel başlıklarla açıklanır:

​1. "O'ndan Önce Söz Söylemezler" (Edeb ve İtaat)

​Râzî, bu ifadeyi meleklerin muazzam bir edeb ve saygı içinde olduklarının kanıtı olarak sunar.

​Öne Geçmeme: Melekler, Allah bir hüküm vermeden veya bir emir buyurmadan önce asla kendi başlarına bir fikir beyan etmezler, bir iddiada bulunmazlar veya bir işe girişmezler.

​Akıl ve İrade Dengesi: Onlar kendi heva ve heveslerine göre konuşmaktan tamamen uzaktırlar. Sözleri, yalnızca Allah’ın konuşmasına ve bildirmesine tabidir.

​2. "Hep O’nun Emriyle İş Görürler" (Mutlak Teslimiyet)

​Ayetin bu kısmı, meleklerin iradelerinin ve amellerinin tamamen ilahi emre endeksli olduğunu gösterir.

​Kendi Başına Buyruk Olmamak: Râzî’ye göre bu vurgu, meleklerin ilah veya Allah'ın ortakları olduğu  yönündeki müşrik inancını kökünden sarsar. Çünkü bir ilah, kendi iradesiyle hareket eder; oysa melekler sadece ve sadece kendilerine verilen emirleri harfiyen yerine getiren memurlardır.

​Kozmik Düzen: Kainattaki her bir doğa olayı, vahiy getirilmesi veya can alınması gibi görevler, meleklerin kendi seçimi değil, tamamen Allah'ın "Ol" emrinin birer uygulamasıdır.

​3. Meleklerin Masumiyeti (İsmet Sıfatı)

​Fahruddin er-Râzî, bu ayeti meleklerin günahsızlığı (ismet) konusuna delil olarak getirir:

​Melekler Allah'ın önüne geçerek söz söylemediklerine ve yalnızca O'nun emriyle hareket ettiklerine göre, onların Allah'a isyan etmesi, günah işlemesi veya kendi başlarına yanlış bir karar vermesi imkansızdır.
 ​Dolayısıyla bu ayet, meleklerin tamamen masum ve taat üzere yaratılmış varlıklar olduğunun en büyük kanıtlarından biridir.

​Özetle:

​Râzî'ye göre bu ayet, melekleri ilahlaştırarak onlara yalvaran veya onları Allah'ın kızları sayan cahiliye zihniyetine verilmiş aklî ve naklî bir cevaptır. Melekler, Allah karşısında o kadar büyük bir saygı ve mahviyet (hiçlik) içindedirler ki, O emir vermeden ne bir söz söyleyebilirler ne de bir adım atabilirler.

TEFSİR-İ KEBİR

HABERE YORUM KAT
2 Yorum
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir