
İşte küfürlerinize karşılık size vaad edilmiş olan cehennem. Haydi dünyada inkâr ettiğiniz, örtüp örtbas ettiğiniz, hiçbir zaman gündemlerinize almadığınız o cehenneme girin bakalım. Kâfirlerin cezası cehennemdir. Çünkü onlar yeryüzünde her şeylerini bitirmişlerdir. Halbuki dünyada kendilerine söylenmişti bu cehennem. Kitapları ve elçileri vasıtasıyla uyarmıştı Rabbimiz onları.
Bu aldatıcı dünya hayatı insanlardan kimilerini aldatıyor. İnsanlardan kimilerini Allah’a kulluktan koparıp azgınlaştırıyor, secdesizleştiriyor. İnsanlardan kimilerini tâğutlaştırıp Allah’la, elçileriyle ve müminlerle savaşmaya sevk ediyor. İnsanlardan kimileri bu dünyaya aldanarak, parasına puluna, makamına ekonomik ve siyasal gücüne, devletine saltanatına güvenerek bu dünyada bu dünyanın sahibine hayat hakkı tanımamaya çalışıyor. Allah kullarına hayat hakkı tanımamaya çalışıyor.
Evet böyle kâfirler, zalimler bu dünyada Allah’ın verdiği imkânları kullanacaklar, Allah’ın lütfu olarak saltanat içinde bir hayat sürecekler. Ama bu hayat çok kısa sürecek. Kısa bir süre sonra hayat bitecek, ve işte Allah’ın takdir ettiği bir sonla karşı karşıya gelecekler. Ateşten bir elbise, karınlarındakileri, derilerini tamamen yakıp eritecek bir kaynar su dökülecek üzerlerinden ve gamdan, kederden her ne zaman kahrolup çıkmak isterlerse tekrar iade edilecekleri sürekli bir azap.
Çünkü sizler dünyada zalimdiniz. Çünkü sizler haksızlık yapıyordunuz. Allah’ın hakkını, Allah’ın kitabının hakkını, Peygamberin hakkını vermiyordunuz. Çünkü siz olmamanız gereken yerde oluyordunuz. Kendinizi Rabbinize kulluk makamından uzaklaştırıp küfür ortamında, şirk ortamında tutarak kendi kendinize zulmediyordunuz. Secde etmeniz gereken makama secde etmeyip kendinize, ya da başkalarına secde ediyordunuz. Allah’a değil de başkalarına hamd ediyordunuz. Allah yasalarını değil de başkalarının yasalarını uyguluyordunuz. Rahmânın zikrine karşı kör ve sağır kesiliyordunuz. Hayat programınızı vahiyden almıyordunuz. Rahmânın sizin için, sizin cennetiniz için, sizin kurtuluşunuz için açtığı rahmet kapılarını kapatıyordunuz. Haydi şimdi bu yaptıklarınıza karşılık tadın bakalım Allah’ın azabını! denilecek.
BASAİRUL KUR’AN
Zemahşerî’nin bu ayete dair tefsirindeki temel tahliller ve öne çıkan noktalar şunlardır:
1- Zemahşerî, ayette geçen "min ġammin" (مِنْ غَمٍّ) ifadesinin konumunu iki farklı açıdan izah eder:
Çıkma İsteğinin Sebebi: İfadedeki "min" edatı sebep bildirebilir. Buna göre anlam: "Uğradıkları, ciğerlerini dağlayan o boğucu gam ve dayanılmaz kederden dolayı oradan çıkmak isterler" demektir.
Buradaki "min ġammin" ifadesi "minhâ" (oradan) zamirinden bedel veya onu beyan edicidir. Yani cehennemin kendisi, baştan başa tek bir "gam ve keder mekânı" olarak nitelendirilmektedir.
2- "Geri Döndürülme" (أُعِيدُوا فِيهَا) Eyleminin Niteliği
Zemahşerî, cehennemliklerin çıkma çabasını ve aldıkları tepkiyi şu sahne ile tasvir eder:
Sürekli Bir Devir-Daim: Ateşin alevi veya tazyiki onları yukarı doğru savurduğunda ya da tırmanarak çıkmaya çalıştıklarında, tam kurtulacaklarını sandıkları anda görevli melekler (Zebânîler) demirden topuzlarla (makâmi' - bir önceki ayette geçen) başlarına vurur ve onları tekrar dip noktaya fırlatırlar.
3- "Tadın Yangın Azabını" (وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ) Hitabındaki İncizaz ve Belâgat
Zemahşerî, ayetin sonundaki bu ibarede bir ilksöz/söylem değişimi (iltifat sanatı veya takdir) bulunduğuna dikkat çeker:
Ayette doğrudan "Tadın!" denilmektedir. Zemahşerî’ye göre burada söylenmeyen fakat takdir edilen bir söz vardır: "Kendilerine 'Tadın yangın azabını!' denilerek / denilmek suretiyle geri çevrilirler."
"El-Harîk" Kavramı: Normalde ateş yakıcıdır (mührik); fakat ayette azap "al-Harîk" (yakıcılığı son derece şiddetli olan, tutuşturucu yangın) olarak nitelendirilmiştir. Zemahşerî, bunun azabın şiddetini ve sürekliliğini vurgulayan bir abartı/mübalağa kalıbı olduğunu belirtir. Ayetin sonundaki bu hitap, fiziksel acının üzerine psikolojik bir aşağılama ve azarlama ekler.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ




