Kahramanın Dönüşü
15 Temmuz’daki darbe girişimi ve ardından gelen destansı direniş, hesapların üstünde bir hesap olduğunu dosta düşmana gösterdi ve darbeciler dâhil herkesi şaşırttı. Tarihte eşine az rastlanır bu mücadele; birçok alanda yeni değerlendirmelere, sorgulamalara, arayışlara da kapı açtı. Daha ihanet kalkışması duyulur duyulmaz yiğit ve fedakâr insanların öncülüğünde sokaklara, meydanlara koşan halk; sadece kendisiyle göz hizasında durmaktan inatla kaçınan kirli ve kibirli aydın tayfasına değil, kötülüğe, zorbalığa, buyurganlığa arka çıkan herkese haddini bildiren temiz ve açık bir rest çekti.
*
Epeyce bir süredir kahramanın ve kahramanlığın öldüğünü, büyük anlatıların çöktüğünü, dinî ve siyasal önerilerin çekim gücünü yitirdiğini büyük bir iştiyakla dillendiren düşünsel ve sanatsal kabuller de bu arada bir kez daha yerle yeksan oldu. Genelde Batılı paradigmaya boyun eğen, düşkünlük ve eziklikle yaralanmaya doymayan bu oryantalist fikriyat ve estetiğin düşüşünün neler getireceğini hep birlikte göreceğiz.
Umudumuz odur ki ölgünlükten, goygoyculuktan, öykünmecilikten başını kaldırıp bazen gözünün önünü bile göremeyen, evini geleneksel ve modern hurafelerden temizleme konusunda isteksiz ve kılavuzsuz kalan, derdini ve yarasını fehmedecek duruş ve donanıma yeterince sahip olmadığı için vadilerde şaşkın şaşkın dolaşmayı kanıksayan edebiyat ve sanat kamusu da bu vesileyle dirilip silkinir. Kahraman döndü çünkü, kahramanlar döndü. Bu kez gizlenmeleri, itilmeleri, unutulmaları mümkün olmayacak şekilde göze göründüler daha doğrusu. Halkımız, kardeş ve mazlum coğrafyalardaki dua ve dilekler eşliğinde, kendi şiirini, öyküsünü, destanını, güncesini, romanını elbirliğiyle kendi yazdı.
Adorno'nun, birçok vesileyle karşılaştığımız, “Auswitch'ten sonra şiir yazılamaz.” dediği durumu da aşan bu dönüm noktası, bir süredir bir grup arkadaşımızla hazırlığı içinde olduğumuz dergi düşüncesine de noktayı kendisi koydu. Tabiri caizse adını, tarihini, çizgisini de kendisi getirmiş oldu. Bu ilk sayımızda direnişe ışıklar düşüren yazı ve şiirlerin epeyce bir yekûn tuttuğunu okuyucularımız da görecektir. Bundan sonra da edebiyatın, sanatın nitelik taşıyan ve değer aşılayan bütün birikimine ve büyük insanlık denizine açık olacağız elbette. Fakat elimizden geldiğince, gücümüz yettiğince muhkem bir duruşla, canlı ve cesur bir kardeşlik bilinciyle yol alacağız. Temel insanî değerlerin, dahası sağlam bir maya tuttuğuna hep birlikte şahitlik ettiğimiz müslümanlık perspektifinin içinde söz almaya gayret edeceğiz. Klişeleri ve kompartımanları aşmanın, edebiyatla düşünce, inançla estetik arasında daha sağlam ve işlek köprüler kurmanın derdini taşıyacağız.
*
Bu bağlamda öncelikle bizim kulağımıza küpe olsun diye not düşüyoruz: Çizgimiz, “güzel söz” ile “kötü söz”ün bitimsiz mücadelesinde taraftır. Mavallara, şımarık ve sapkın nutuklara, şeytanlaşanların zehirli fısıltılarına ve iğvalarına, kurumlu kuramlara, bürokratik sanatsal efelenmelere karnı toktur. Merkezinde adalet, hakkaniyet ve merhamet vardır. Koluna girdiğimiz değerler dizgesi, ayartmaya değil uyarmaya gayret eder. Avutmayı değil, ayıklığı savunur. Bilinci, hakkı ve sabrı örgütler. Kendi varlığını başkalarının yokluğu üzerine kurmaz. Ekini ve nesli bozanlarla aynı kaptan yemez. Birlikte güzelleşmeye ve irtifa kazanmaya çağırır.
Kökü yerde, dalları gökte salınan o güzellik ağacının dibinde kalemlerimizi bu dileklerle çatıyoruz.
*
Direnişle gelen dergimiz Temmuz, çok kısa bir sürede ve heyecanla hazırladığımız ilk sayısı ile karşınızda. Muhtemel eksiklik ve hatalardan dolayı özür diliyor, katkıda bulunan bütün dostlarımıza teşekkür ediyoruz. Dua ediyor, dua bekliyoruz. Şehitlerimizi rahmetle anıyor, “Temmuz Direnişi”ni ve yeryüzünün birçok bölgesinde cehdeden, güzel işlerin arısı olan kardeşlerimizi selamlıyoruz.
Daha güzel sayılarda buluşmak dileğiyle. Allah’a emanet olunuz.
