1. YAZARLAR

  2. Selçuk Sedat Yıldırım

  3. İki Yiğit Bacımızın Ardından

Selçuk Sedat Yıldırım

Yazarın Tüm Yazıları >

İki Yiğit Bacımızın Ardından

Ağustos 2003A+A-

İslami kimliğin ve mücadele örnekliğinin yeterli bir netlikte var olmadığı ortamlarda, İslami kimliği oluşturmak ve örneklemek, bunu süreklilik içerisinde devam ettirmek, özellikle de ilklerden olmanın da getirdiği sıkıntı ve zorluklara katlanarak insanlara örnek kimlik sunmak hayati önemi haiz bir görevdir. Bu ise ancak bilgiyi inanca, inancı eyleme dönüştürerek, ilkeli ve süreklilik içerisinde yeni gelen nesle aktararak yapılabilecek bir iştir.

Müslüman halkın, darbeci yönetimin okullarına tavır koyarak özellikle kız çocuklarını okullara göndermedikleri bir ortamda, haksızlıklara, zulme, tuğyana, karşı İslami duruşun, edilgen ve kaçarak değil, bizzat hayatın içerisinde var olarak, mücadele edilmesi gerektiğini bilerek eğitimlerini devam ettiren az sayıda Müslüman vardı. İşte bunlardan bir tanesi de Macide Abla'ydı.

Mücadelesi 1980'li yıllara dayanan, o günden bu yana da hiçbir zaman çizgisinden taviz vermeden mücadeleye devam eden Macide Abla'nın hayatı her Müslümanı imrendirecek güzellikteydi. Kendisinden sonra gelenlere güzel örneklikler oluşturmuştu. Ve bunu da başarılı bir biçimde yapmıştı. Özlem bacımız da bu başarının örneklerindendi.

Özlem bacının gayret ve çabalarını da hep gıpta ile takip ettik. Macide Abla gibi O'da kendisini inancına ve ilkelerine adamıştı. İnandığı değerler yolunda hiç durmaksızın çalışmalarına, gayretlerine duyarak, izleyerek, okuyarak şahid olduk.

Oligarşinin baskı ve dayatmalarına karşı bu güne kadar sergilenen kirli ve bulanık tavırların aksine her ikisi de gayet açık ve net bir şekilde karşı duruşu sergilediler. Özellikle 28 Şubat'ta Müslümanlara karşı, sıkıyönetim havası oluşturulan bir ortamda ilkeli ve kararlı tavırlarıyla, hasret kaldığımız bir örnekliği sergilediler.

Resmi ideolojinin Müslümanlara karşı giriştiği bazen çirkin ve ahlaksız, bazen de olabildiğince sert ve baskıcı tavırlarına karşı tavizsiz davrandılar. İffet, onur ve adaletin temsilcisi oldular. Kur'an onların hayatlarını yönlendirdi. Onları bizlere güzel örnek olarak sundu. Yaşamlarında da ölümlerinde de bizlere nasıl yaşanması ve nasıl ölünmesi gerektiğini bir kez daha hatırlattılar.

Hiçbir sorumluluk yüklenmeden sadece masa başında oturarak fikir üretenlere, geleneksel ve modern hurafelere, rejimin cari zulmüne karşı, Türkiye'deki başta başörtüsü zulmü olmak üzere YÖK'ten F tipi cezaevlerine kadar ve Filistin'den Irak'a kadar tüm haksızlık, zorbalık ve zulme karşı yazarak, konuşarak, ellerinde pankartlarla slogan atarak hep önde oldular. Nerede olunması gerekiyorsa oradaydılar. Cesurdular; icabında polis karşısında dayak yiyen, coplanan erkek kardeşlerine siper oluyor, onları polislerin coplarından korumaya çalışıyorlardı.

Onların gayretleri, çabaları, cesaretleri hepimizi yüreklendiriyordu.

Onları kaybetmek gerçekten zor geldi hepimize. İki adanmış bacımızı, iki yiğidimizi kaybetmiştik.

Rabbimizin "Andolsun, biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki: Biz Allah'a aitiz ve şüphesiz O'na dönücüleriz." (2/155-156) ayetlerini hatırlayıp sabrederek, dosdoğru yürümeye devam etmemiz gerektiğinin bilincinde olarak ve bacılarımızın bize bıraktığı güzel örneklikle, onların yüklerini de omuzlayarak daha fazla gayretle, birbirimize daha fazla kenetlenerek devam edeceğiz inşallah.

BU SAYIDAKİ DİĞER YAZILAR