1. YAZARLAR

  2. Ali Değirmenci

  3. Binlerce Teşekkür Size

Binlerce Teşekkür Size

Ağustos 2003A+A-

Tarih değişti, hayatın akışı değişti sizinle.

Sizinle, yüzyılların sinikliğini, ezikliğini, yanlış kabullerini taşıyıp gelen ve ister istemez hepimize kendini dayatan koca bir gelenek değişti.

İslam'ın direnen, dönüştüren ve aydınlığa çıkararak onur bahşeden güzel ve anlamlı yüzü, evlerden okullara, çarşılara, alanlara taştı sizin emeklerinizle.

Sizin çığlığınız ve çağrınızla gün ışığına çıktı kutsal mesajın cıvıldayan, hayata çağıran sesi sedası. Yeryüzü bir mektep oldu. Açık alanlarda nice dersler işlendi, nicelerine ders verildi. Anne ve babalarınızı, yaşayarak, güzel ve adanarak yaşamayı örneklendirerek uyardınız, uyandırdınız. Erkekleri, kardeşlerinizi, akrabalarınızı, hocalarınızı, arkadaşlarınızı hayatın direnen ve haykıran kalbine götürdünüz sevimli bir ısrarla. Umuda ve inanca yeniden can kattınız.

Utangaç ve mağlup bakışların yerini, sorgulayan ve sınayan, kararlılık ve cesaret aşılayan onurlu çehreler aldı. Dil uyandı ve din gerçek sesini buldu. Öğrendiniz. Öğrettiniz.

Nice ayrıntı, nice tartışma konusu biranda anlamsızlaştı sizin gitgide büyüyen gayretlerinizle. Ve nice kavram, nice unutulmuş ilke ve değer, sahih ve güncel anlamlar kazandı sizin şahitliğinizde.

Kur'an'ın aydınlığında kolektif bir salih amele dönüşen çabalar eşliğinde; korku ve zillet, inine döndü aramızdan uzaklaşıp. Erdem ve izzet yeniden yakıştı hep birlikte göğsümüze. Sahte muskalar bir bir düştü üzerimizden. Dünya yeniden bize kulak verir oldu. Bizimle sevinir, bizimle üzülür oldu Allah'ın arzı. Sömürüye, kirlenmeye, yozlaşmaya, emperyalizme karşı İslam, sancağı yeniden aldı eline. Omuzlarımız, yüreklerimiz, dualarımız birbirine yaklaştı, birbirine karıştı. Salih ve saliha bir damar buldu kendine hayat.

Sesi haram addedilen, evde kalma ya da zengin bir koca bulma korkusuyla, endişesiyle yaşayan, yürürken üç beş adım geriden gelen, sokağa çıkmaktan ürken kızların, kadınların yerine; güne sıkılmış bir yumruk gibi başlayan, fakülte koridorlarını ya da alanları çınlatan, hakkını ve iffetini kendi savunan, cuntacılara ve çetecilere korku salan, ışığı ve iyiliği biriktirip yayan, konuşan, kavga veren, dosta düşmana 'helal olsun' dedirten kızlar, kadınlar Kazandı bu ülke. Kimliğini, kişiliğini kazandı. İbrahimlerini, Hüseyinlerini çoğalttı ve yeniden çağırdı mücadele vadilerine Zeyneplerini, Ayşelerini, Fatımalarını. Abiler, ablalar değişti sizinle; anneler, babalar, sokaklar, anlayışlar değişti.

Binlerce teşekkür size...

Binlerce yılın sinesinden süzülüp gelenleri; on yılda, on beş yılda silkelediniz. Değiştirdiniz, güzelleşirdiniz. Nice az topluluğun, inançlı ve kararlı olunduğunda, nice büyük ve meşakkatli işlerin üstesinden gelebileceğini gösterdiniz herkese. Nice azı çok kıldınız, çoğalttınız.

Gözlerde büyütülen, korkulan, önünde eğilinen nice sahte kralı, kuralı yere çaldınız. Geceyi ısıttınız, gündüzü bereketli kıldınız.

Sizin aydınlığınız, ışığınız gözlerini kamaştırıyordu karanlıktan beslenenlerin. Sizin metanet ve kararlılığınız zulmün egemenliğini, buyurganlığını sarsıyordu. Sizin onuru ve adaleti kuşanıp özgürlük talebini yaygınlaştırmanız, onların yüreğine korku salıyordu.

Çünkü, her şeye rağmen, Kur'an'ın dirilten mesajı yürüyordu sizinle. Çünkü Rasul'e bey'at eden ellerin sıcaklığı, heyecanı vardı; yumruk olan ya da mukavim bir takva eşliğinde duaya kalkan ellerinizle. Çünkü karanlığın gücü azalıyor ve giyotin köreliyordu, sizin salih amellerinizle.

Ataları yeterince uyanmamış ve uyarılmamış olan bir halk, ışığınıza, çağrınıza kucak açıyordu sizin. Yürekleri ateşe vermekteydi, özgürlük ve direniş çağrısı. Ve binlerce el, 'yed-i beyza' gibi üzerine yürüyordu karanlığın, korkaklığın, göz boyayıcıların, yalancıların. Kirin, esaretin, kıyımın, ilkel ve iğrenç ikna odalarının... Halka halka, halkın içinde halkalanmaktaydı, güzel bir geleceğin muştusu.

Hayat bilgisi dersi verdiniz her yerde. Mazlumlara sevgi ve merhametle yaklaştınız. Sahip olduğunuz her şeyi infak ettiniz. Dirençli ve muttaki yüreğiniz herkesi kuşattı.

... Ne hüzün kavursun içinizi sizin, ne de buruk ve gözyaşına belenmiş bakışlar. Daha gencecikken, denenmiş ve şefkatli öğretmenleri oldunuz çünkü siz binlerce insan. Bereketli başaklar gibi yaydınız yüreğinizi ve bilincinizi, mazlum halkların ve ümmetin üzerine. Yaşayarak, hakkını vererek, bedelini ödeyerek edindiğiniz kazanımlarınızı hiç çekinmeden paylaştınız.

Sizin belki el yordamıyla fakat onurla yürüdüğünüz yol elbette öksüz, kimsesiz kalmayacak. Sizi hep özleyeceğiz. Hayır! Sizi özlemek istemiyoruz!.. Yılgınlığı reddeden ve "uyan, diren, özgürleş" haykırışlarıyla direnişi ateşleyen soluğunuz, çabalarınız hiç eksilmesin yanımızdan, yakınımızdan.

Biz sizin imanınıza, hayatınıza, ahlakınıza ve mücadelenize şahidiz.

Rahmet üzerinize olsun. Yüce Allah sizi öncülerin yoldaşı kılsın. Sizi ahirette cennet yurdunun bitimsiz nimetleri ve güzellikleriyle rızıklandırsın.

Güncemize yine dostluk ve direniş düşsün. Ve hayat bukağılarından kurtulsun.

Evet...

Binlerce teşekkür size...

Ve binlerce şükür,

Ve sonsuz hamd ü sena Rabbimize...

Bu yazı toplam 1859 defa okunmuştur.
BU SAYIDAKİ DİĞER YAZILAR