1. YAZARLAR

  2. M. Nedim Hazar

  3. Kızımın başörtüsü
M. Nedim Hazar

M. Nedim Hazar

Yazarın Tüm Yazıları >

Kızımın başörtüsü

13 Kasım 2010 Cumartesi 16:32A+A-

Biliyorum bıktınız artık bu tartışmadan. Ve biliyorum lafa 'Annemin başörtüsü' şeklinde giriş yapanlardan da çok haz etmiyorsunuz. Ancak bir meselenin yanlış tartışıldığını düşündüğüm için nicedir ısrarla uzak durmaya çalıştığım bu topa tekrar giriyorum.

Hayrünnisa Gül Hanımefendi'nin "Bu konuda yaşanan bir cehalet varsa biz bunu da ortadan kaldıracağız. İlkokul öğrencisinin kendi isteği ile başörtüsü takması gibi bir şey söz konusu olamaz. Bu konuda karar verecek yaşa geldiğinde kararını verir." şeklindeki açıklamalarından sonra ortalık yine karıştı.

İlk olarak şu hususta anlaşalım. Yıllardan beri üniversitelerde uygulanan ve 'zulüm'den başka hiçbir açıklaması olmayan yasağı kaldırmak kimse için 'lütuf' değildir. Bir kısım ulusalcı zevatın bunu çok iyi bilmesi lazım. Kimse kimseye iltimas geçmiyor, özgürlük bağışlamıyor. Bu nedenle kimse 'Marabaya köy bağışlayan ağa' tribine girmesin. Dolayısıyla 'Üniversitede türbana özgürlük ama siz de ilkokulda yasağa garanti verin' gibi ucube bir mantık içinde olmasın. Özgürlük kimsenin babasının malı değildir, ki bağış şeklinde olsun!

Saniyen...

'İlkokulda başörtüsü' tartışmasında klasik laikçi kesim ile muhafazakâr kesim arasında çok ciddi anlamda bir 'makas' farkı var. Laikçi kesim 'ilkokul ve örtü' dendiği an zihinlerinde '5 yaşında kız çocuğu' beliriyor. Dindar kesim ise 'orta 2/orta 3 döneminde, yani 13-15 yaşlarında kız çocuğu olarak algılıyor profili.

Arada çok ciddi bir 'rüşt' farkı vardır ki, inançlı kesimi bundan dolayı suçlayanlar, yanlış yeri hedef olarak gösteriyorlar. Sorunlarını 'Kutsal kitap' ile çözmeliler bence.

Üçüncü olarak; meselenin bir diğer yönü ise 'örtünmenin başlama şekli' olduğunu düşünüyorum. Laikçi kesim zihninde şöyle bir kurgu yapıyor: Dinci ebeveyn minicik kızlarını zorla kapatıyor, gerekirse baskı yapıyor, hatta şiddet uyguluyor.

Dindar bir ailenin iç halini bilmeyenler, 'mahalle baskısı' tartışmasında da bu nedenle çuvallayıp duruyorlar.

Lakin ben bu durumu yadırgamıyorum. Normal buluyorum hatta.

Gelin görün ki, mesele hiç de öyle değildir.

Laikçilerin zannettiğinin aksine, bir Müslüman için doğan her çocuk 'ateist' değil, İslam fıtratı üzerine doğar. Ve çocuk küçüklükten itibaren ebeveynini izler. Zannedildiği gibi bu ebeveynlerin hepsi cahil ya da 'softa' olmayabilir. Hatta dindar her Müslüman'ın evinde, büyükler namaz kılarken, küçük çocuklarının arkalarında kendilerini taklit ettiğini görürler. Her dindar evinde küçükler için mini bir seccade de bulunur bu sebeple. Biliyorum; bu durumu evinde 'kıble ne taraf' bilmeyenlere anlatmak zordur.

Hadi kendimden örnek vereyim, üstelik itiraf ile beraber. Evet, ben kızımın kapanması konusunda baskı yaptım. Ama CNNTürk'ün sabahçı hanımefendisinin zannettiği gibi kapanması konusunda değil, kapanmaması konusunda!

14 yaşına geldiğinde kızım bir gün sokağa çıkarken başını örttü. Şaşırdığımı görünce, 'Artık örtüneceğim.' dedi. Açık söyleyeyim, biraz panikledim. Sonra oturup anlattım, 'Kızım bak, okulda açmak zorunda kalacaksın, örtülü olduğun için psikolojik baskı göreceksin, belki eğitimini, belki gelecek yaşamını etkileyecek derecede dışlanacaksın.' dedim.

Sonra kızımın bana verdiği cevap, 'aile baskısı, siyasi örtünme' gibi saçma sapan argümanlar ile bu kızlara saldıranlara ders niteliğindeydi. Kızım bütün bunların farkında olduğunu, ancak Allah için örtünmek istediğini söylediğinde, bana saygı duymaktan başka bir şey kalmadı.

Şimdi lise 3'e gidiyor kızım. Ve okulun kapısına kadar örtülü gidip, içeri girerken açmak zorunda kalıyor. Ve ben bundan rahatsız oluyorum. 'Cahil' denilen sınıfa girer miyim bilmiyorum ama 'cehalet'in idrak kilitlenmesinden kaynaklandığı günümüzde, insanın kendini daha 'ötekileştirebilmesi' bana çok ibretli geldi.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT