İran Devrim Muhafızları Ordusu'na yakın bazı haber ajansları ile İran Meclisi milletvekilleri, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında New York'ta ABD Başkanı'nın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile "görüşmesi ve müzakere etmesi" nedeniyle sert şekilde eleştirdi.
ABD'nin baskılarının arttığı, özellikle de İran'a yönelik "ekonomik dışlama" planının başlatılmasının ardından böyle bir görüşmenin Washington'ın çıkarına olduğunu savunuyor.
İran Radyo ve Televizyon Kurumu'na bağlı IRIB salı akşamı Arakçi'nin "Amerikan tarafının ısrarı üzerine" Witkoff ile görüştüğünü ve görüşmenin amacının Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için İran'ın "şartlarını iletmek" olduğunu bildirdi.
Bu açıklamanın ardından Devrim Muhafızlarına yakın Tesnim Haber Ajansı, "Sayın Arakçi! Bundan daha çocukça ve bayağı bir gerekçeniz yok muydu?" başlıklı bir yazı yayımladı. Ajans, görüşmenin amacına ilişkin yapılan açıklamayı reddederek Arakçi'den İran halkından "özür dilemesini" istedi.
Ancak Tesnim, bugün yayımladığı haberinde, İran'ın savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için öne sürdüğü şartların "daha önce" arabulucular aracılığıyla ABD'ye iletildiğini ve dolayısıyla bu şartların yeniden iletilmesinin Amerikan tarafıyla temas kurulmasını gerekçelendiremeyeceğini yazdı.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, İran'ın ABD ile savaşı durdurmak ve müzakere etmek için öne sürdüğü "şartları" Katar üzerinden ilettiğini ve ABD Başkanı'nın yanıtını beklediğini açıklamıştı.
Fars Haber Ajansı da "Arakçi'ye Witkoff ile görüşmesinin nedeni hakkında üç soru" başlıklı bir yazıda Tesnim'e benzer bir gerekçe ortaya koyarak, Tahran'ın şartlarının daha önce arabulucular aracılığıyla iletilmiş olması dikkate alındığında bu temasın neden gerekli olduğunu sordu.
Fars ayrıca Amerikan tarafıyla görüşmenin petrol piyasasındaki baskıyı azaltarak Donald Trump yönetimi üzerindeki ekonomik baskının hafiflemesine yol açabileceğini öne sürdü ve ABD'nin İran'ın şartlarını kabul ettiğini açıklamasından önce neden böyle bir temas kurulduğunu sordu.
Arakçi'nin açıklamalarına rağmen, bu temasın nasıl gerçekleştiğine ilişkin sonraki anlatımlar farklılık gösterdi. Steve Witkoff, İran ve ABD heyetlerinin gün boyunca "arabulucular aracılığıyla" uzun görüşmeler gerçekleştirdiğini ve arabulucuların iki taraf arasında gidip geldiğini açıkladı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de Amerikan tarafıyla temasın Katarlı arabulucu üzerinden ve Tahran'ın şartlarını iletmek amacıyla gerçekleştirildiğini söyledi.
Devrim Muhafızları Ordusu'na yakın medyanın yanı sıra İran Meclisi'nden bazı milletvekilleri de Arakçi ile Witkoff arasındaki görüşmeyi eleştirdi ve Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi'nin görüşmenin nedenine ilişkin açıklamasını ikna edici bulmadı.
Hüseyin Ali Hacı Deligani, Fars Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, bu görüşme nedeniyle Meclis'in Arakçi hakkında görevden alma süreci de dahil olmak üzere tüm denetim araçlarını kullanacağını söyledi.
Hacı Deligani, "Daha önce Arakçi'nin Dışişleri Bakanlığı görevine layık olmadığını söylemiştik" dedi.
Meclis Ulusal Güvenlik Komisyonu üyesi İbrahim Rızai, "Dışişleri Bakanı, saldırgan düşmanın temsilcisiyle yaptığı görüşmenin hangi izin ve politika doğrultusunda gerçekleştirildiğini açıklamalıdır" dedi.
İran Dışişleri Bakanı’nın ABD’li yetkililerle New York’ta yaptığı görüşmeye verilen tepkiler anlık tepkilerden ziyade İran siyasetinde savaş yanlısı taraflarla müzakere sürecini yürüten taraflar arasında daha köklü görüş ayrılıklarının olduğunu görmemiz gerekiyor.
İran medyasında çıkan tarışmaların yanısıra Haziran'da ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat muhtırasını Temmuz'da Hürmüz Boğazı'ndaki saldırılarla sonlanmıştı. 6-7 Temmuz gecesi gerçekleşen saldırılarda, aralarında bir Katar gaz tankerinin de bulunduğu üç ticari gemi zarar gördü. İran’a tekrar saldırmak için fırsat kollayan ABD'nin, yaptırımlarına ve karşılıklı misillemelere yol açtı. New York Times'ın 13 Eylül'de yayımladığı habere göre saldırıları, Cumhurbaşkanı’nın, Devrim Muhafızları'nın ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nin bilgisi dışında sert çizgili bir grup düzenledi. Haber, adı açıklanmayan İranlı ve Muhafızlar mensubu kaynaklara dayanıyor.
Aynı haberde Pezeşkiyan'ın o sırada Ali Hamaney'in haftalar süren cenaze törenleri kapsamında Irak'ta bulunduğu, saldırıyı öğrenince Tahran'a döndüğü ve DMO komutanı Ahmed Vahidi'yi arayarak hesap sorduğu belirtildi. Vahidi ise saldırıyı ne yetkilendirdiğini ne de önceden haberdar olduğunu söyledi. Resmi soruşturmanın saldırıyı, müzakere karşıtlığıyla bilinen ve Mücteba Hamaney'in lider seçilmesinde rol oynayan nüfuzlu eski DMO istihbaratçısı Hüseyin Taeb'e bağladığı kaydedildi. İran saldırıları hiçbir zaman resmen üstlenmedi, ancak ABD'ye "başıboş unsurların" sorumlu olduğunu iletti.
İran içinde yaşanan çekişme, yalnızca meclis ve medya düzeyinde değil, devlet kurumları ile hükümet arasındaki ilişkilere de yansıdı. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın katıldığı bir açılış programında devlet televizyonu muhabirinin ifadesine tepki göstermesinin ardından televizyon yayınının kesilmişti. Olay, hükümet ile devlet yayın organları arasındaki gerilimin bir örneği olarak dikkat çekti.
Benzer bir tablo Şubat 2025'te de yaşanmıştı. Pezeşkiyan, "Tebriz Kültür Haftası" kapanış programında sahnedeyken Türkçe şiir okuduğu gerekçesiyle yetkililer tarafından uyarılmıştı. Olay, İran yönetimi içinde farklı güç merkezleri arasındaki sürtüşmenin müzakere tartışmasından önce de mevcut olduğunu gösteren örnekler arasında anılıyor.





