1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. İngiltere Başbakanı Starmer “Irak savaşından ders çıkardık” diyor ama…
İngiltere Başbakanı Starmer “Irak savaşından ders çıkardık” diyor ama…

İngiltere Başbakanı Starmer “Irak savaşından ders çıkardık” diyor ama…

Starmer'in "Irak'tan ders aldık" söylemi bir palavradan, bir aldatmacadan ibaret.

03 Mart 2026 Salı 13:07A+A-

KEREM SÖZER / HAKSÖZ-HABER


 

Avrupa Birliği ülkelerinin Amerika’dan gelen taleplere itiraz edebilecek kabiliyet ve cesaretten tümüyle yoksun olduklarını aşikâr eden gelişmeler birbiri ardına sökün ediyor. İngiltere de bu kabiliyet ve cesaret yoksunluğunun başını çekiyor.

Trump-Netenyahu ikilisinin Amerika ve İsrail’in yıkıcı savaş teknolojisini bir cepheden diğerine sürükleme stratejisinin nerede ve ne şekilde duracağı elbette belli değil. Üstelik Amerika ve İsrail en yakın müttefiki olan Avrupa Birliği ülkelerini adam yerine bile koymadan her dehşetli plana ortak ederek peşinde takıp sürükleyeceğini gayet iyi biliyor. Üstelik bu dehşetli planlar, birbiri ardına açılan cepheler, küresel çatışma ve kaosu kronik hale getirecek agresif askeri politikalar Avrupa Birliği’nin ticari, diplomatik ve güvenlik gibi alanlarda ciddi risklere hatta kayıplara sürüklese bile.

Cenevre’de ilk etabı tamamlanan ve Viyana’da devam edeceği ilan edilen müzakerelerin ortasında Amerika ve İsrail eşi benzeri görülmemiş düzeyde kapsamlı bir terör saldırısıyla İran’ın üzerine devasa bir bombardımana girişti. İlk etapta İran’ın dini-siyasi lideri Ali Hamaney ve ailesi kendi evlerinde topluca katledildi. Eş zamanlı olarak İran’ın askeri-siyasi lider kadrosu öldürüldü, nükleer tesisler, savunma sanayii ve askeri üsleri imha etmeye matuf yoğun bir füze saldırısına tabi tutuldu. Bu esnada bir kız okuluna yapılan saldırıda 135 kız çocuğu da paramparça edilerek katledilmişti. 

28 Şubat cumartesi günü haber bültenleri Amerika ve İran’ın bir perdeleme ve hile olarak kullandığı müzakere sürecinin tam ortasında ilan edilmemiş bir savaşın daha doğrusu bir devlet terörünün, modern zamanlarda bir barbar istilasının sebep olduğu yıkım ve katliamların ayrıntılarını kamuoyuna ulaştırmaya çalışıyordu. Trump-Netenyahu ikilisinin giriştiği dehşetli devlet terörü ciddi bir itiraz ve kınamaya sebep olmaksızın neredeyse olağan bir gelişmede olağan üstü askeri başarı hikayesi olarak takdim ediliyordu dünya kamuoyuna. İran halkı özgürleşecek, molla rejiminden kurtulacak, bölge İran tehdidinden azade kılınacak, belki Rıza Pehlevi gibi bir soytarı için iktidar yolu açılacak vs. vs…

Peki, bu süreçte uluslararası hukuku denetlemek ve demokrasi standartlarını yükseltmek için kriter üzerine kriter üreten Avrupa Birliği ülkeleri ne yapıyor? Evet, tahmin edildiği üzere Rıza Pehlevi’nin rezil ve sefil bir palyaço olarak sergilediği rolden geri kalmayacak bir pozisyon alıyordu Avrupa Birliği de. Almanya’nın Gazze yıkım ve soykırımında İsrail’den daha Siyonist politikalar izlediği günler hepimizin hatırındadır. Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in henüz dün itiraf ettiği oportünist duruş şu cümleyle tarihe geçiyordu: "Amerika ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının uluslararası hukuka uygun olup olmaması bizim için ikincil öneme sahiptir."

İngiltere cephesinde ise durum biraz daha çetrefil cümlelerle izah edilse de utanç verici çelişki ayan beyan ortada duruyordu elbette. Amerika’dan gelen İngiltere’ye ait kimi askeri üslerin “savunma amaçlı saldırılar” için kullanılması yönündeki talebine olumlu cevabın biraz gecikmesi neredeyse derin bir krize sebep oluyordu. Sağlam iki müttefik olarak bilinen Amerika ve İngiltere arasında şimdiye dek böyle bir tereddüt yaşanmamış anlatıldığına göre.

e05b896e-a669-4478-82c1-5bfa7b9df7c0.jpgİngiltere Başbakanı Starmer son saldırılar karşısında İngiltere’nin duruşunu nasıl izah ediyor? Başbakan Starmer İngiltere Parlamentosunda yaptığı konuşmada “hepimiz Irak savaşının hatalarını hatırlıyoruz ve bunlardan ders çıkardık. İngiltere'nin hamlelerinin hepsinin bir hukuki temeli ve iyi düşünülmüş bir planı olmalı" dedi, demesine amma ve lakin hemen arkasından da şu tuhaf cümleyi ilave etti: “Bu hükümet gökyüzünden rejim değişikliğine inanmıyor." Anlayan izah etsin bu beyanatı: Hangi dersleri çıkarmış İngiltere? İngiltere ve Amerika orduları Irak’ı cehenneme çeviren saldırılara girişirken elbette hiçbir hukuki temele dayanmıyordu. Bir dizi dezenformasyon faaliyeti eşliğinde devasa silah teknolojisine yaslanan zorbalıkla Irak’ı kendi çıkarlarına göre tanzim etmeye odaklanmışlardı. İşgal ve katliamlardan pişman mı oldular, Irak halkından özür dileyip acı ve kayıpların tazmini için güvenilir bir komisyon mu kurdular? Yok, hiç biri olmadı ve olmayacak, "Ders aldık" söylemi bir palavradan, bir aldatmacadan ibaret.

İngiltere’nin en yakın ve sağlam müttefiki olarak tanımladığı ancak pek çok açıdan bel bağladığı Amerika’ya karşı direnebileceği bir zemin kalmamış durumda. En iyi ihtimalle olumlu cevabını birkaç saat geciktirebiliyor. Bir de “Amerika ve İsrail’le beraber savaş uçaklarımızı İran üzerinde uçuruyoruz ama saldırılarda hiçbir rol oynamıyoruz” şeklinde bir beyanatta bulunuyor. Saldırılara katılmaması, bombardıman yapmaması önemsiz değil, önemli elbette. Fakat bu pozisyonu izah etmek için kırk dereden su getirmeye, Amerika ve İsrail’in ölümcül suçlarını örtmek için özel önem vermesine, İran’a yönelik saldırılarda Ali Hamaney’den askeri yetkililere ve orta okul öğrencisi kız çocuklarının katledilmesine değin uzayıp giden devlet terörüne dair en küçük bir imada dahi bulunamaması İngiltere’nin hem genlerine işlemiş sömürgeci ruhuna hem de Amerika-İsrail ittifakı karşısında günden güne küçülen, ezilen, daha bir sefil çukura sürüklenen acziyetine de işaret etmektedir. 

Asalet, İngiliz siyaset geleneğinin sandığı ve kurguladığı gibi sıfatlarla, törenlerle, mekanlarla edinilen iğreti ve suni bir rütbe değildir. İnsanlığa karşı suç işlemeyi karakter edinmiş toplumlar, suçlarıyla yüzleşip samimi bir pişmanlık göstermeyenler için asalet de merhamet de adalet de erişilmesi mümkün olmayan bir ütopya olarak kalacaktır elbette.

HABERE YORUM KAT