
İhya-Der Kararı Protesto Edildi
İhya-Der başkan ve üyelerine verilen cezalar, Mustazaf-Der İstanbul Şubesi tarafından yapılan ve birçok STK'nın destek verdiği basın açıklaması ile kınandı. Yapılan açıklamalarda, İhya-Der'in düzenlediği kutlu doğum etkinleri nedeniyle cezalandırıldığı be
İhya Eğitim, Kültür ve Yardımlaşma Derneği (İHYA-DER)'in Genel Başkanı Fatih Demirtaş ile 18 dernek üyesine verilen cezalar, İstanbul'da düzenlenen basın açıklaması ile kınandı. Mustazaf-Der İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen basın açıklamasına birçok sivil toplum kuruluşu temsilcisi ile dernek gönüllüsü katıldı.
"STK'lara gözdağı, Bu kin İslam'a mı?, İhya-Der'in yanındayız, Ergenekon'a rağmen İhyaya devam, Suç: peygambere saygı cezası:150 yıl, İslam'ı yaşamak suç mu? Filistinlilere gıyabi cenaze namazı suç oldu" dövizlerinin taşındığı basın açıklamasında sık sık tekbirler getirildi.
Kaya: Verilen karar açık bir hukuksuzluktur
Basın açıklamasında ilk konuşmayı Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya yaptı. Verilen kararın açık bir hukuksuzluk ve zorbalık olduğunu söyleyen Kaya, bu uygulamanın ise ne yazık ki, ilk hukuksuz karar olmadığını ve gelecekte de bu tarz dayatmalarla karşılaşmanın muhtemel olduğunu belirtti. Düzenin muhalif gördüğü tüm kesimleri ve en başta da Müslümanları bu tarz baskılarla sindirmek, yıldırmak istediğini, bu kararın da bu tavrın bir yansıması olduğunu belirten Kaya şunları söyledi: "Bu hukuksuz gelenek İstiklal Mahkemeleri ile başlamış, sıkıyönetim mahkemeleri, darbe süreçlerinde tesis edilen askeri mahkemeler ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri ile devam etmiş ve bugünlere gelmiştir. Bu manzara açık bir yargı diktatörlüğü manzarasıdır. Başbakan bile bu durumdan şikayet ediyor. Dün izlemişsinizdir, Başbakan 'yargı bizi boğuyor' diye bir açıklama yaptı. Başbakanın söylediği doğrudur. Yargı oligarşisi bilhassa halkın lehine herhangi bir adım atmak istediğinde seçilmişleri dahi baskı altına alıyor. Ama asıl olarak halkı, mazlum kesimleri, muhalifleri, özellikle de Müslümanları nefessiz bırakmak, boğmak istiyorlar. İhya-Der örneğinde görüldüğü üzere bu tarz cezalarla sindirme politikaları uygulanıyor."
Göktaş: Muhammedi sevdayı görmüyorlar mı?
Birilerinin bilinçli bir şekilde düzenlenen İslami faaliyetleri görmezlikten geldiğini belirten Doğruhaber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Göktaş da, verilen kararın kasıtlı olduğunu söyledi. İhya Der'e verilen kararı Mısır'ın Gazze'de ördüğü duvara benzeten Göktaş, "Birileri sanki tek parti dönemi devam ediyormuş gibi, hiçbir saltanatları yıkılmamış gibi zannediyor ve mısırın Gazze'ye yaptığı gibi Elazığ'ımızın ve Malatya'mızın da etrafına duvar örmeye çalışıyor. Filistin için etkinlik düzenlemek, peygamberi anmak suçmuş. Hâlbuki son yıllarda Türkiye'de onbinlerce etkinlik düzenleniyor. İhya-Der'e bu kararı verenler bu etkinlikleri görmüyorlar mı, etraflarında duvar mı var ki bu Muhammedi sevdayı görmüyorlar da böyle gülünç gülünç kararlar veriyorlar? Yarın verdikleri bu kararı gördüklerinde eğer kızaracak yüzleri varsa utanmayacaklar mı?" ifadelerini kullandı.
Şahin: Bu mantık Nemrud'un mantığıdır
Yaşanan hukuksuzluğun geçmişten günümüze devam eden bir süreç olduğunun altını çizen Mustazaf-Der İstanbul Şube Başkanı Sait Şahin ise verilen kararın altında Nemrud'i bir mantık olduğunu belirtti. Şahin sözlerini şöyle sürdürdü: "İhya Der için verilen bu Karar Müslümanlar hakkında alınan ilk mantıksız karar değildir. Bu Müslümanların çağımızda yaşadığı ilk zulüm değildir. Bu hazreti âdemden günümüze gelen, bir takım zalim kulların egemenliği ele geçirdiği zamanlarda mazlum Müslüman halklara reva gördüğü bir zulümdür. Bu mantık Nemrud'un mantığıdır. Bu İsmi konulmamış bir ilahlık taslamadır. Bu gün dünyanın birçok yerinde Müslümanlar zulüm görmektedirler. Çektikleri zulümlerin hepsini inançlarından dolayı çekmektedirler. İhya Der için verilen bu acımasız karar zulmün ta kendisidir"
Kutlu Doğum programına ceza
Mustazaf Der İstanbul Şubesi adına basın açıklamasını okuyan dernek sözcüsü Murat Karınçu da Türkiye'de hukukun İhya-Der'e verilen kararla öldüğünü söyledi. "Bir ülkede, hak ve hukuk dağıtması gereken yargı sistemi, haksızlığın ve zulmün sebebi olmuş ise, bu ülkede adalet ölmüştür" diyen Karınçu, Mazlumların, kendi haklarını elde etmek için umut kapısı olarak gördüğü makamların zalimleştiğini ve zayıflar, acizlerin, mağdurların devlet kurumları eliyle zulme uğradıklarını dile getirdi.
İhya Der'e, verilen ağır cezanın, bu ülkede devlet kurumlarına yerleşmiş derin ideolojik zihniyetin bir ürünü olduğunu belirten karınçu, şunları söyledi: "Bu karar İstiklal mahkemelerine sevdalı, inanç düşmanı, adalet postuna bürünmüş kurtların, masumlara saldırıp yaşamlarını parçalamalarıdır. Devlet kademelerine yerleşmiş İslam düşmanlarının, Müslümanlara yaşam hakkı tanımama zulmüdür"
Malatya 3.Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği kararı hatırlatan karınçu, "Filistin'de öldürülenler hakkında gıyabi cenaze namazı kılmak. İsrail'in gerçekleştirdiği katliamları protesto etmek amacıyla gösteri düzenlemek ve bu amaçla düzenlenen gösterilere katılmak. Hz. Muhammed'i (sav) anmak için 'Kutlu Doğum Programları' tertip etmek. Mekke'nin fetih yıldönümünde düzenlenen geceye katılmak suretiyle örgütsel faaliyette bulunmak suçlarından İhya-Der Başkanı Muhammed Fatih Demirtaş'a 15 yıl, 18 kişilik üye ve temsilcilerine de 7,5'ar yıl olmak üzere toplam 150 yıl ceza verildi" dedi.
Operasyon müdürü Ergenekoncu
İhya-Der'e yönelik operasyonu gerçekleştiren Elazığ Özel Harekat Şube Müdürünün Ergenekon davasından tutuklu bulunduğunun altını çizen Karınçu veriler kararların ve gerçekleştirilen operasyonların karalama amaçlı olduğunu söyledi. Karınçu sözlerini şöyle sürdürdü: "Cumhuriyet tarihi boyunca ve yakın tarih olan 28 Şubat süresince, ortaya konan hukuksuz zulümlerin bir çırpınışı söz konusudur. Çünkü İhya-Der'e yapılan operasyonun hazırlıklarını başlatan Elazığ Özel Harekat Şube Müdürü Erhan Atabey daha sonra Ergenekon Terör örgütünden dolayı tutuklanmıştır. Bu da İhya-Der'e yönelik bu operasyonun merkezi düğmesini gösteriyor. Devlete yerleşmiş bu terör örgütünün polis içindeki ayağı tutuklanmış ise, yargı içindeki ayağı da tutuklanmalı. Yargı bu teröristlerden temizlenmeli ve İhya-Der dosyası tekrardan adil bir yargılanmaya açılmalı. Adalet Bakanlığı müfettişleri derhal dosyayı ve mahkeme sürecini incelemeye tabi tutmalı ve yaşanılan hukuksuzluklara son vermeli"






